Utangaç çocuklar

Utangaçlık bir çocuğun mizacı olabileceği gibi, sosyal kaygı bozukluğu ile bağlantılı da olabilir. Bu nedenle iyi araştırılması gerekir.

Haberin Devamı

Danışan: Oğlum çok utangaç. Geçen sene ilkokula başladı ama çok zorlandı. Her gün okula giderken karnı ağrıdı. Doktora gittik, tahlil de yaptırdık, her şey normal. Karın ağrısı heyecandan oluyormuş. Ben de öyle tahmin etmiştim, çünkü sadece okula gideceği sabahlar oluyor. Okulların açılmasına az kaldı ve bu sene de bu geçmezse diye endişeleniyorum. Ne yapmam lazım?
- Dr. Başak: Yeni yapılan bir araştırmada, fiziksel bir neden olmadan kronik olarak karın ağrısı yaşayan çocukların, diğer çocuklara nazaran ileri yaşlarda kaygı bozukluğu yaşama risklerinin daha yüksek olduğu bulundu. Karın ağrısı geçse bile kaygının geçmediği saptanmış. Bu nedenle bunun önlemini şimdiden almak istemeniz çok iyi olmuş.
Danışan: Çünkü şimdiden birçok sıkıntıya neden oluyor. Okula gitmek istemiyor, arkadaşlarının evine gitmek istemiyor, yeni ortamlarda utangaçlık yapıp bir köşede oturuyor. Neden böyle kaygılı bir çocuk oldu anlamıyorum.
- Dr. Başak: Kaygının nedeni birçok faktöre bağlı olabilir; kalıtımın önemli bir rol oynadığını söyleyen araştırmacıların yanı sıra mizacın, öğrenmenin, travmaların da rol oynayabileceği söyleniyor. Bunun yanında, bazı psikologlar, kaygılı çocukların genellikle her şeyi iyi yapmaya çalışan “iyi çocuklar” olduğu fikrini paylaşıyor.
Danışan: Benim oğlum da çok iyi bir çocuk. O kadar hassas ki... Herkesin gözlerinin içine bakar, hata yapmaktan ödü kopar. Bu kadar hassas ve utangaç olması hoşuma gitmiyor. İleride ezilebilir, mutsuz olabilir.
- Dr. Başak: Utangaçlık ve sosyal kaygı çocuklar ve ergenler arasında sık görülür. Harvard Üniversitesi profesörü Dr. Kagan, anaokulundan 8’inci sınıfa kadar olan çocukların yüzde 15’inin çok utangaç olduğunu, sadece yüzde 25’inin sosyal ve dışa dönük olduğunu söylüyor. Utangaçlık çocuğun mizacı olabileceği gibi, sosyal kaygı bozukluğu ile bağlantılı da olabilir. Bu nedenle iyi araştırmak gerek.

SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU

Danışan: Benim oğlumda sosyal kaygı bozukluğu olabilir mi?
- Dr. Başak: Sosyal kaygı bozukluğu olan çocukların şikayetleri ve problemleri yetişkinlere nazaran daha karmaşık biçimde kendini gösterebilir. Bu nedenle teşhis koymak daha zordur. Çünkü çocuk birçok korkuyu aynı anda yaşayabilir ve bu da hangisinin sosyal ortamlardaki korkusunun gerçek nedeni olduğunu anlamamızı zorlaştırır. Ayrılık kaygısı, yaygın kaygı, spesifik bir fobi veya sosyal kaygı, birbirinin içine girmiş de olabilir.
Danışan: Peki utangaçlık hangi kategoriye girer?
- Dr. Başak: Bir kategoriye sokmak yerine, utangaçlık ve sosyal kaygıyı geniş bir yelpazede incelemek gerek. Bazı çocuklar utangaçtır, çoğunlukla bir köşede oturur ama kendisinden istenen görevleri yerine getirebilir. Çok fazla olmasa da arkadaşları vardır. İyi tanıdığı arkadaşlarının evine gider ve eğlenebilir. Yeni şeyleri denemekte çok istekli olmayabilir ama biraz destek gördüğünde deneyebilir. Yeni ortamlara adapte olmakta ilk başta zorluk çekse de yeterli zaman verildiğinde uyum sağlar. Aile için bu çok önemli bir problem gibi gözükmeyebilir. Bu çocuk utangaç olabilir ama sosyal kaygısı çok hafiftir. Başka bir örnek; çocuk utangaçtır ama bu hayatında bazı ufak tefek sıkıntılara neden olabilir. Çocuklarla oyun oynarken daha ürkek olabilir. Kendi başına oynamayı tercih edebilir. Anne-babası çok daha dışa dönük, bol arkadaşları olan, sık sık misafir ağırlayan kişilerse ve çocuklarının da misafirleri ile ilişki kurmasını isterlerse, bu hem çocuk için hem de aile için sıkıntı yaratabilir. Çocuk daha fazla eleştiri görebilir ve bu çocuğun mutsuz olmasına, içine kapanmasına yol açabilir.
Danışan: Yani bazı çocukların daha içine kapanık olmasını kabullenmek çocuğun ruh sağlığı için gerekli.
- Dr. Başak: Kesinlikle. Çocuğunuzun kaygısı, hayatını olumsuz şekilde etkilemiyorsa onun mizacının farklı olduğunu kabullenmek çok önemli. Böylelikle çocuğun kendini eksik, hatalı hissetmesine ve daha da içine kapanmasını engellersiniz. Kendine güvendikçe sosyal ortamlara girmesi de kolaylaşır. Bazı çocuklar ise sadece spesifik ortamlarda kaygı duyarlar. Örneğin, arkadaşlarıyla gayet sosyaldir, oyunlara katılır ama bir performans sergilemeleri gerektiğinde kaygıları tavan yapar.

KAYGININ DERECESİ NASIL ANLAŞILIR?

Danışan: Tam beni anlattınız. Hiç oğlum gibi utangaç değilim, fazlasıyla arkadaşım var ama ne zaman işte bir sunum yapmam gerekse, bir gün öncesinden karnıma ağrılar girmeye başlar.
- Dr. Başak: Buna da “beklenti kaygısı” denir. Bir performans sergileyeceğinizi, bilmediğiniz kalabalık bir ortam içine gireceğinizi düşündükçe yaşadığınız kaygıdır. İnsan o durumu düşündükçe endişelenir, çünkü durumla ilgili kafasında korkutucu senaryolar vardır.
Danışan: Demek bende de sosyal kaygı varmış.
- Dr. Başak: Biraz önce de söylediğim gibi, sosyal kaygı geniş bir yelpazede çeşitlilikler gösterebilir. Bazı insanlar sadece yeni bir ortamda orta derecede rahatsız olurken, bazıları kaygının tüm fiziksel semptomlarını (el terlemesi, kalp çarpıntısı, yüz kızarması) yaşayacağı için ortamlardan kaçınmayı tercih eder, bazıları ise panik atak yaşayacak kadar kaygı yaşar.
Danışan: Oğlum çok küçük olduğu için şu an yaşadığı kaygının derecesini tam olarak bilemiyorum.
- Dr. Başak: Yaşadığı problemlere odaklanırsanız, oğlunuzun durumunu daha iyi anlayabilirsiniz.
Utangaç ama kendine güvenli davranıyor mu?
Utangaç ve bu nedenle okulda başka problemler de yaşıyor mu?
Sadece bazı ortamlarda mı utangaç, yoksa birçok ortamda mı?
Okula giderken ağlıyor mu?
Sınıfta sorulara cevap verebiliyor mu?
Gösterilerde rol alabiliyor mu?
Teneffüslerde arkadaşlarıyla oyunlara katılıyor mu?
Okulun tuvaletlerini kullanabiliyor mu?
Susadığında, tuvalete gitmek istediğinde yerinden kalkıp ihtiyaçlarını giderebiliyor mu?
Karın ağrısına ek olarak başka şikayetler de gözlemliyor musunuz?
Utandığı için sevdiği şeyleri yapmaktan vazgeçiyor mu?
Bütün bu soruları araştırdığınızda onun sosyal kaygısının derecesini daha iyi anlayabilirsiniz.

Haberin Devamı

KAYGI TEDAVİSİ

Haberin Devamı

Danışan: Utangaçlık ve kaygı, kendi kendine geçer mi?
- Dr. Başak: Çocuk korkularının çoğu normaldir ve yaygındır; karanlıktan, yüksek sesten korkmak gibi. Bunlar zaman içinde azalır. Örneğin 4 yaşında karanlıktan korkan bir çocuk, 6 yaşına geldiğinde artık korkmayabilir. Ama korkuları sosyal alanda, akademik alanda, aile ilişkilerinde normal gelişimine zarar veriyorsa tedavi edilmelidir. Yoksa yeni problemler doğabilir. Tedavisi, doğru yapıldığında çok kısa sürer. Kaygı bozukluları en yaygın görülen bozukluklardır ve kognitif terapi teknikleri, kaygının tedavisinde çok başarılıdır. Kaygı ile çalışırken amaç; korku yaratan düşüncelerin farkına varmalarını ve bunları değiştirmelerini sağlamak, düşüncelerinin davranışlarına nasıl yön verdiğini görmelerine yardım etmektir. Tedavi sırasında anne-babalar da aktif olarak rol alır ve çocuklarının korku yaratan düşünceler ve durumlarla baş edebilmelerine destek olabilmek için gerekli yöntemleri öğrenirler.

Yazarın Tüm Yazıları