GeriAhmet HAKAN Ünal Aysal’ın hesabı Başbakan’ın gazabı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ünal Aysal’ın hesabı Başbakan’ın gazabı

GALATASARAY Başkanı Ünal Aysal şöyle demiş:<br><br>“Galatasaray’ın 25 milyon taraftarının 20 milyonunun AK Parti’ye oy verdiğini tahmin ediyorum.”

Son seçimde AK Parti’nin aldığı oy miktarına bakalım: 21 milyon 399 bin 82.
Eğer Ünal Aysal’ın dediği doğruysa AK Parti’ye giden oyların tamamına yakınının Galatasaray taraftarlarından gittiğini söyleyebiliriz.
Kısacası...
Nereden baksan saçma bir hesap...
Nereden baksan mübalağalı bir çaba...
Nereden baksan gülünç ama bir o kadar da acıklı bir gayret...
* * *
Peki Ünal Aysal neden böyle yapıyor?
Neden Başbakan’ı memnun edeceğim diye milleti kendine güldürmeyi göze alıyor, alabiliyor?
Neden Başbakan’ı etkilemek için takımının bütün taraftarlarını bir anda AK Parti defterine kaydediyor?
Neden olacak?
Stat açılışında küçük çapta bir protestoya maruz kaldı diye Galatasaray’a bozulan Başbakan Erdoğan’ın gazabından kurtulmak istiyor da ondan...
Dikkat edin lütfen...
“Gönlünü almak istiyor” demiyorum, “gazabından kurtulmak istiyor” diyorum.
* * *
İki duam var benim:
BİR: Allah kimseyi Başbakan’ın gazabından korunmak için gülünç durumlara düşürmesin.
İKİ: Allah ülkemizi başbakanların kişisel gazaplarının hesaba katıldığı bir ülke olmaktan çıkarsın.

Fener dik durdu

ÖNLERİNE bir fırsat gelmişti.
“Küme düşürmeyin, silin birkaç puanımızı da bu iş bitsin” diyebilirlerdi.
Buna yatabilirlerdi.
Daha büyük bir beladan kurtulmak için küçük bir belaya razı olabilirlerdi.
“Bir defaya mahsus” uygulamanın arkasına saklanarak küme düşme gibi büyük bir cezadan yırtabilirlerdi.
Hiçbirini yapmadılar.
Mücrimlere özgü bir tutum almadılar.
İdareciliğe, orta yolculuğa çanak tutmadılar.
“Küme düşme kalkmasın” dediler.
“Puanımızı kafanıza göre silemezsiniz” dediler.
Mertçe çıkıp, “Bizi adam gibi yargılayın” dediler.
“Suçluysak küme düşürün, suçsuzsak dokunmayın” dediler.
Puan sildirme onursuzluğuna razı olmadılar.
* * *
Mademki klas duruşun hastasıyız...
O halde Fener’in bu duruşuna şapka çıkarmak boynumuzun borcudur.

Bir değişim

AK Parti’nin ilk dönemlerinde... AK Parti’ye oy verenler ortaya çıkmazdı.
Kendilerini belli etmezlerdi.
Hatta bu yüzden “Kim bu iki kişiden biri?” diye geyik çevrilirdi.
* * *
AK Parti’nin son dönemlerinde bu gelenek tersine çevrildi.
Artık “Ben oyumu AK Parti’ye verdim” demeye acayip heves ediliyor.
Hatta o kadar ki...
Bu sefer de “Hepiniz oyunuzu AK Parti’ye verdiyseniz diğer yüzde 50 nerede?” geyiği çevriliyor.

Rus gelinler demecinde takıldığım dört nokta

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu şöyle demiş:
“İki ülke ilişkilerini daha da geliştirmek için Türk-Rus evliliklerini arttırmak önemli. Rus aile kültürü, Türk aile kültürüne çok yakın. Rus gelinler eşlerine çok bağlı, saygılı. Danışmanlarımdan biri de Rus gelin aldı.”
Ardından küçük bir istatistik vermiş:
“2011 verilerine göre sadece geçen yıl Manavgat’ta bin 208 nikah kıyıldı. Bunların 243’ü yabancılarla, yarısından fazlası ise Ruslarla yapıldı. Rus bayanların çoğu gönlünü Türk erkeklerine kaptırdı.”
* * *
Ben bu açıklamalardan dört sonuç çıkardım:
BİR: Ahmet Davutoğlu’nun sanal alemde ve sözlüklerde dönen “Türk kızları gitsin Rus kızları gelsin” türü geyiklerden hiç haberi yok.
İKİ: Dışişleri Bakanımız maalesef “kadın” yerine “bayan” demeyi tercih ediyor.
ÜÇ: Bakan Bey’in “evlendi” ya da “hayatını birleştirdi” gibi tanımlar yerine “aldı” sözcüğünü tercih etmesi de dikkat çekiyor.
DÖRT: Bir Türk ile bir Rus’un evlenmesini “Rus bayanların gönüllerini Türk’e kaptırması” cümlesiyle açıklıyor ve “karşılıklılık” ilkesini ihmal ediyor.

Herkesin mazlumu kendine

BİR kesimimiz...
İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu’na yapılan haksızlıklara, işkencelere, zulümlere odaklanıyoruz.
Bir kesimimiz ise...
Ahmet Şık’a, Nedim Şener’e, Soner Yalçın’a, Mustafa Balbay’a yapılan haksızlıklara, zulümlere odaklanıyoruz.
* * *
Bir kesimimiz...
Pankart açtılar diye örgüt üyesi yapılan, protesto gösterisi yaptılar diye hayatları karartılan gençlere odaklanıyoruz.
Bir kesimimiz ise...
Kayseri’de bir maçta İsrail takımını “Kahrolsun İsrail” sloganıyla protesto ettiler diye tutuklanan gençlere odaklanıyoruz.
* * *
Kısacası tam bir mazlumlardan mazlum beğenmek durumuyla karşı karşıyayız. Oysa bir zamanlar Mazlum-Der’in ne güzel sloganları vardı:
- “Zalime de, mazluma da kimlik sorulmaz”.
- “Kim olursa olsun zalime karşı...”
- “Kim olursa olsun mazlumdan yana...”

Kar öğütleri

-  Mümkünse mahalleden fazla uzaklaşma.
-  Sabahın erken saatlerinde henüz ayak değmemiş karların üzerinde yürü.
-  Yumurtalı ekmek olayına dal.
-  İçinden kar geçen filmler seyret.
-  Battaniyeyi hep bir köşede hazır tut.
-  İçindeki çocuğun dışarı çıkmasına izin ver.
-  Bir sobaya sokulup Hazreti Ali’nin Cenkleri türü kitaplardan birini oku.

Kökü dışarıda bir örgüt

SINIR Tanımayan Gazeteciler Örgütü, basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye’yi 148. sıraya düşürdü.
Buna göre...
Uganda’nın bile gerisindeyiz.
* * *
Bense şunları merak ediyorum:
- Acaba ne zaman bir yandaş kalem, “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü”nü, AK Parti hükümetini yıpratmak için çalışan, kökü dışarıda bir örgüt olarak nitelendirecek?
- Acaba ne zaman bu örgütle İsrail arasında bir bağ kurulacak?
- Acaba ne zaman bu örgüt’ün Ergenekon’un uzantısı haline geldiği iddia edilecek?
- Acaba ne zaman bu örgütün gizli ajandasından “AK Parti iktidarını bitirme planı” başlıklı bir doküman çıkarılacak?

X

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku