Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye'de her şey kişiye özeldir

<B>AÇIKÇA </B>söylemek gerekirse <B>‘‘Kişiye özel hukuk olmaz’’</B> tartışmalarını ben komik ve ikiyüzlü buluyorum.

Çünkü Türkiye'de her şey kişiye özeldir aslında. Ülkede demokrasinin bir türlü yerleşmemesinin nedenlerinden bir tanesi de budur.

Gücü olan, parası olan için hukuk bir başka işler, koruması olmayan milyonlarca insan için başka olur yaptıklarının sonucu.

Bunu çocuklar bile biliyor, hissediyor, memleketi idareye soyunanlar ise bu gerçekten haberdar değilmiş gibi davranıyorlar.

Örneğin Sayın Cumhurbaşkanı zaman zaman konular hakkında sanki yurttaşlık bilgisi kitabından alıntı yapar gibi konuşuyor.

Dedikleri teoride doğru ancak dediklerinin Türkiye gerçeği ile alakası yok, bu yüzden de argümanları havada kalabiliyor bazen.

Tüm yaşamları boyunca kendilerine özel davranılmasına alışmış, otoriteden bunu talep eden, bu davranışı görmeyince de sinirlenen köşe yazarları da bu arada, işlerine şimdi böyle geldiği için ‘‘Kişiye özel hukuk olmaz’’ diyerek sözde ahlaki çıkışlar yapıyorlar.

Bunlar ikiyüzlülüktür ve aslında bu tavrın memlekete zararı büyüktür.

* * *

Bu memlekette polis Meclis'in içine kadar girip, halkın oylarıyla seçilen milletvekillerini tutuklamadı mı? Bu insanlar rasyonel açıklaması katiyen bulunmayan bir şekilde hala daha hapiste değil mi?

Leyla Zana'nın hapis yerine TBMM'de olması, meseleler hakkında konuşması memlekete daha yararlı değil mi?

Asıl toplum mühendisliği bu gerçeği görmekten geçmiyor mu?

Peki bu insanlara yapılanlar ‘‘kişiye özel’’ muamele değil miydi? Bu kişiye özel muamele sürerken Türkiye'de kim ne kadar sesini çıkardı, itiraz etti, köşeler yazdı.

Hangi ‘‘resmi’’ politikacı sesini çıkardı bu uygulamalara.

YÖK'ü protesto ederken dövülen öğrencinin yerine bir gazeteci dövülseydi basın ortalığı birbirine katmaz mıydı?

Bırakın Allah aşkına bırakın.

İşinize gelince susun bunlara, işinize gelince demokrat olun, işinize gelince olmayın, yanıp dönün durmadan. Bu tür tavırları sergileyenler hem siyaset kurumunu çürüttüler bu memlekette, hem de medyayı çürütmeyi sürdürüyorlar.

Sadece birkaç çarpıcı örnek olsun diye hatırlattım o olayları. Bizim tarihimizde adaletin kişiye özel işletildiğine dair daha birçok örnek vardır. Aslında hukuku siyasallaştıranlar, AKP'ye karşı olduklarını söyleyen insanlardı zamanında ve şimdi de o yaptıklarının acı sonucuna katlanmak, toplumsal tepkinin yarattığı koşullara uyum sağlamak zorundadırlar.

Ve meseleye böyle baktığınızda Recep Tayyip Erdoğan düşünülerek eğer bir hukuk düzenlemesi yapılacaksa şunu da bilin ki bu tarihimizin ilk haklı nedene dayalı kişiye özel düzenlemesi olacaktır.

* * *

Ben AKP'li değilim.

Bazı okurlarımın sandığı gibi iktidar oldukları için onlarla ilgili olumlu görüş bildiren gazetecilerden de değilim. Bu yanlış anlamayı önlemek için eski yazılarımı yayınladım birkaç gün, onları atlayanlar bugünlerde bu tür suçlama getirmeye çalışıyorlar bana. Tutmaz bu suçlama, çünkü teorik temelini kurarak açıkladığım nedenlerle AKP'ye yönelik sağlam duruşumu çok önceden sergiledim.

Ve Yeni Şafak gazetesinde Kronik Medya'yı hazırlayan arkadaşlar kapsamlı bir araştırma yapmışlar, kim seçim öncesinde ne dedi, seçim sonrasında ne dedi diye AKP iktidarı konusunda.

Bakın vardıkları sonuç ne:

‘‘Serdar Turgut büyük basında seçimden önce ‘AK Parti iktidarı Türkiye'nin hayrınadır' değerlendirmesini yapan, bunu bu ölçüde net bir biçimde yapan tek köşe yazarı.’’

Dolayısıyla benim gönlüm rahat.

Neyi neden dediğim belli, hangi gerekçelerle neyi söylediğim ortada.

Bekleme marjım var. Tespitlerimin yanlış çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecek.

İnşallah yanlış çıkmam çünkü o takdirde Türkiye’de geleceğin kurtarılması çok daha zor hal alacak, bir büyük fırsat kaçırılmış olacak.

Kronik medyada yapılan değerlendirmede başlık ‘‘Meğer Serdar Turgut Yalnızmış’’ idi.

Evet yalnız hissediyorum kendimi ama korkmuyorum çünkü yıllardan beri ilk kez bu enkazdan memleket için hayırlı bir şeyleri kurtarabileceğimiz hissi yerleşti kalbime.

Tabii ‘‘huzursuzluk arayanlar’’ işlerin doğal mecrasında gitmesine izin verecekler mi, önümüzdeki günlerin en bilinmeyen meselesi bu.

Bu memleketteki açlar ve işsizler için sidik yarışına benzeyen siyasi kavgaları bırakın çağrısını yapsam acaba bir etkisi olur mu, bilmiyorum ki?
X
YAZARIN DİĞER YAZILARI