GeriSpor Türkiye sizinle gurur duyuyor!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye sizinle gurur duyuyor!

Doğrusu İlker Yılmaz’ın çocuğu olup da, pazartesi günü okula gitmek istemezdim. Neden diyeceksiniz? Çünkü arkadaşlarımın “şakalarını” tahmin edebiliyorum. Haa, İlker Yılmaz’ın kim olduğunu söylemeyi unuttum size: “Burnuna çektiği sütü en uzağa fırlatma” dalında dünya rekortmenimiz! Bir çeşit ulusal gururumuz yani...

Atina Olimpiyatları’nda 10 madalya aldık. Göğsümüzü kabartan bu çocuklarımızı (şimdilik) biner, bin beş yüzer Cumhuriyet Altını ile ödüllendirdik. En büyük ödülü de altın madalyayı dünya rekoru kırarak elde eden halterci kızımız Nurcan’a (Taylan) verdik.

Halbuki “burnuna çektiği sütü gözünden 2 metre 79 santime fışkırtarak” kendi branşında (İngiliz’in 2 metre 61 santimlik başarısını gölgede bırakarak) bir dünya rekoru kıran İlker Yılmaz, sadece gazetelere haber olmakla ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmekle yetinmek zorunda.

Gazeteler bu haberi “Sakın denemeyin” diye uyararak verdi.

Gerçekten de herkese nasip değil böyle bir uluslararası başarıya imza atmak.

Bir defa Allah vergisi bir yetenek gerekli. Milli sporcumuzun kabiliyeti, tamamen tesadüf sonucu ortaya çıkmış. Arkadaşlarıyla bir gün havuzda yüzerken gözünden kabarcık çıktığını fark etmiş. Merak edip doktora gitmiş, “Telaş edecek bir şey yok” demiş doktor, “Gözyaşı torbandaki delik büyük de ondan...”

Demek ki, (1) deliğinizin büyük olması gerekiyor, öncelikle.

Sonra, televizyonda “gözünden süt fışkırtan” bir adam görmüş Yılmaz, “Ben de yaparım!” demiş.

Demek ki (2) gözlemci olacak, yurt dışındaki gelişmeleri yakından izleyeceksin. (3) Cesur olacaksın, kararlı olacaksın, tabiri şeyse, gözüpek olacaksın!

”Ben de yaparım, düşüncesiyle burnuma su çektim ve gözümden fışkırtmaya çalıştım. İlk denemede başarılı oldum.” diyor Yılmaz.

Ve (4) çok çalışarak kendini geliştireceksin. Sudan süte geçmiş Yılmaz, ardından da bizleri gururlandıran rekoru gelmiş.

Guinness’e girebilmek için Yılmaz’ın “burnuna çektiği sütü en uzağa fışkırtma rekor denemesini” ciddî bir heyet izlemiş ve zapta geçmiş.

Kimlerden oluşuyormuş bu heyet?

(1) Rekor denemesinin yapıldığı otelin bir yöneticisi
(2) Bir avukat
(3) Bir din görevlisi

Denemenin ve başarının (1) ticarî yani cismanî (2) hukukî yani resmî ve (3) dinî yani ulvî olmasını temin açısından böyle bir heyetin teşkil edildiğini sanıyorum ki, öyledir.


Gençlik ve Spor Bakanlığı sıfatı kesmediği için zahir, Hükümet’te “Spor’dan Sorumlu Devlet Bakanı” etiketi altında yer alan Mehmet Ali Şahin, yakında bir açıklama yapacaktır muhtemelen. Biliyorsunuz bu bakan, Atina’da başarılı olan her sporcuyla beraber, hatta sporcudan önce televizyon ekranlarına çıkarak bu alanda kendi dalında bir rekora imza atmıştı.

Sayın Bakanım’dan şu mealde bir açıklama bekliyoruz:

- İlker Yılmaz burnuna çektiği sütü gözünden fışkırtma dalında büyük bir rekora imza atarak Türkiye’nin gururu olmuştur. Kendisine teşvik olarak bir adet Montofon inek verilecektir!

Ardından bir tören. Başbakan, ipini tuttuğu Montofon’u (ki bol sütlü memelerinin Türk erkeklerini tahrik etmemesi için örtülü olmasında fayda vardır) milli rekortmenimize teslim ederken...

“Bu başarının, tıpkı halterde, baskette olduğu gibi, başka gençleri de teşvik ederek ülkemizde yeni ve büyük sporcuların altyapıdan yetişmesine, olmadı başka ülkelerden parası mukabilinde getirilerek burada millileştirilmesine vesile olacaktır.”

Şak, şak, şak!

”Bu sporun başka dallarının de gelişeceğini ve Pekin Olimpiyatları’nda ülkemizin başarıyla temsil edilerek Şanlı Bayrağımız’ın defalarca göndere çekileceğini umuyorum.”


Şak, şak, şak!

(Rizeli Başbakan böyle konuşur tabii ki, hemşerilerine güveniyor çünkü. Laz burnuna kaç litre süt çekilir düşünsenize...)

Bu spor dalında hangi branşlar olabilir, sizin hayal gücünüze bırakıyorum artık. İster tam yağlı - yarım yağlı - yağsız süt dallarında, ister inek sütü - koyun sütü - keçi sütü... Tabii rakı, çay, ayran ile de denenebilir... Sonra illâ burnunuza çekeceksiniz diye bir kural da yok...

*

Bu arada, size bir soru.

Guinness Rekorlar Kitabı Türkiye Fahri Temsilcisi Prof. Dr. Orhal Kural’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye halihazırda meşhur kitapta on rekorla temsil ediliyormuş.

Bilin bakalım Türkiye’nin şu ana kadar kırılamamış 10 Guiness rekoru neymiş?

Söyleyeyim mi?

Birincisi ciddî ve önemli:

* Bilkent Üniversitesi tarafından yapılan dünyanın en küçük mikrofonu.

Sonra:

* Dünya Kupası’nda Hakar Şükür’ün attığı en hızlı gol

* Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu’nun halter rekorları

Eh, bunlar da fena değil. Daha, daha!

* Ekmek tüketiminde dünya birinciliği (Yani kötü beslenme rekoru)

* 81 sessiz harften oluşan bir Kafkas dilini dünyada tek konuşan kişi (1992 yılında öldü)

* Selçuk Efes'te 20 bin kişinin deve güreşini izlemesi (Vay ...)

* Türkiye'de en büyük mikrop bulunması (Boyu kaçmış acaba!)

* En değersiz paranın TL olması (1 Ocak’ta kaybedeceğiz bu şerefi.)

* En uzun burun (Heeey!)

Ve, üstelik, ayrıca:

* En uzun çamaşır ipi !!!

İnşallah, yakında bu rekorlara “en uzun mangal”, “en uzun peynirli pide”, “en çok çocuğu sünnet etme”, “bir seferde en çok fabrika temeli atan başbakan” gibi yenilerini de ekleyeceğiz.

False