GeriAhmet HAKAN Türkiye’nin en elektrik yaratan isimleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’nin en elektrik yaratan isimleri

Dost sohbetlerinin konusu onlar, düşman atışmalarının kahramanı onlar. Sahneye çıktıkları an ortamı dalgalandırıyorlar. İsimleri geçtiği an yüzleri inceden bir tebessüm kaplıyor, dudaklara ironik bir kıvrım konduruluyor... Nefret edenleri de çok sevenleri de... Ortak özellikleri ise şu: Kayıtsız kalınamıyor kendilerine...

Tam bitti bitecek derken kafayı çıkarıveriyor

Cem Yılmaz

Şaka maka yıllardır kendisine rakip aranıyor, “artık bitti, eskisi kadar güldürmüyor” diye hakkında tezvirat yapılıyor, tükenişine dair tezler uyduruluyor... Kısacası yıllardır “ha düştü / ha düşecek” diye izleniyor. Fakat o her defasında hep gündemde... Bazen film yapıyor, o yoksa gösteriye devam ediyor, o yoksa reklam filmi çekiyor, o yoksa evlenip çoluk çocuğa karışıyor... Ortada hiçbir şey yoksa gösterisini sinemaya uyarlıyor. Yaptığı her çıkış, tükendiğine dair tezler ortaya koyanların ellerini boşa çıkarıyor. Sonuç? Türkiye onunla yaşamaya alışmak zorunda.

Nefret edenler etsin, ona sevenleri yetiyor

Melih Gökçek

Hesabı hep şu: “Nefret edenlerim benden daha fazla mı nefret edecek? Varsın etsin, bana sevenlerim yeter”. Bu hesapla hareket ederek nefret edenlerinin kendisinden daha da nefret etmesine, sevenlerininse kendisini daha da sevmesine yol açıyor. Bu hesap ona hem seçim kazandırıyor, hem de Türkiye çapında elektrik yaratmasına yol açıyor. Elektrik yaratmasının bir nedeni de şu: En alengirli politik mevzuları bile bir çocuk iddiasının peşindeymiş gibi savunuyor. İşin içine iddia girince de ortamın elektriklenmesi kaçınılmaz oluyor.

Az zamanda büyük elektrikler yarattı

İdris Naim Şahin

Onunla tanışalı çok olmadı, fakat öyle bir daldı ki âleme şimdi ulusumuzun bütün çocuklarının, hakkında söyleyeceği en az üç cümlesi var. Nasıl oldu da böyle oldu? Komik desen değil, esprili desen değil, sıradışı desen değil... Hatta hep ‘olumsuz malzemeler’le anılıyor: “Biber gazı” deniyor, o akla geliyor. “Tazyikli su” deniyor, o akla geliyor. “Cop” deniyor, o akla geliyor... Peki nedir bunlara rağmen onu bu denli elektrikli kılan? Galiba şu: Saf bir tarafı var. Mesela ‘takla’ lafının nereye gideceğini bilememesi, mesela Angelina karşısındaki rahat tavrı ve mesela kürsüde ‘Hekimoğlu’ söylemesi...

Tükenmez bir gündem yaratma potansiyeli

Hülya Avşar

“Çok eskidi, demode oldu, artık gündem yaratamaz” dendikçe o ne yapıp ne edip mutlaka ortalığı karıştırabiliyor. Şunun farkında: Bizim gibi ülkelerde zekadan çok kurnazlık iş yapar... O da işi oradan tutturuyor... Bunca sene geçmesine rağmen hâlâ çaresizce gündem olmak için çırpınmaya geçmediyse bunda kurnazlığının payı büyük... Bir de irfanı var: Hem elektriklenmenin nerelerde ortaya çıkacağının doğal bilgisine sahip, hem de nerede yavaşlayıp hızlanacağına dair müthiş bir sezgiye... Kısacası: Hiç heveslenmeyin. Onda bu kurnazlık olduğu müddetçe, gündem potansiyeli hiç bitmez.

Çetin biri olduğunu kanıtlamanın rahatlığı

Aziz Yıldırım

O artık sınanmış ve sınamış bir kahraman pozisyonda... Kendisi çetin sınavlardan geçti, etrafındakileri de çetin sınavlardan geçirdi. Şimdi bu büyük deneyim çerçevesinden bakıyor hayata, yaptığı işe, camiasına... Ama değişmeyen bir şey var: Elektrik yaratma kapasitesi... O hep üst noktadaydı. Hapisten önce de, hapiste de, hapisten sonra da... Sadece elektrik yaratma biçiminde bir değişim oldu: Hapisten önce pervasız, hapiste destansı, hapisten sonraysa aşırı duygusal...

Hep kendine özgü, hep kafasına göre

Adnan Oktar

Yeri: Yeryüzünün en disiplin isteyen makamlarından biri... ‘Hoca’ konumunda... Ama öyle sıradan bir hocalık değil yaptığı... ‘Camia lideri’ konumunda... Misyon sahibi pozisyonunda... Fakat o sanki yeryüzünün en disiplin istemeyen makamlarından birindeymiş gibi... En olmayacak tavırlarda... Fakat bundan daha ilginci en olmayacak tavırlarda olmasına rağmen etrafında bu en olmayacak tavırları asla yadırgamayan birileri hep oluyor... Başarısı işte burada... Biz iki arkadaşımızı aynı anda idare edemezken o her dönem ama her dönem bir dizi kendine inanmışı gayet güzel idare edebiliyor.

Onu güçlü ve çekilmez kılan şeyler

Fatih Terim

Yıllar onun için şöyle geçti: Başaramadığında yerin dibine batırıldı, başardığında göklere çıkarıldı... Kişiliği, mizacı, karizması, imajı, tavrı, duruşu... Her şeyini işte bu gelgitler belirledi... Başarırken aldığı övgüleri işitirken başaramadığında aldığı yergileri unutmadı. Başaramazken aldığı yergileri işitirken başardığında aldığı övgüleri unutmadı... Bu durumun sağladığı adrenalinle hayata tutundu. Bu denli güçlü olması da, bu denli çekilmez olması da bundandır.

Sanatına yabancı olanlar bile avucunda

Fazıl Say

En son yüce Türk milletine mektup yazdı. Milleti bir karşılık verecek mi, bilinmez ama kesin bir şey var: Ona kayıtsız kalamayanların sayısı, klasik müziğe kayıtsız kalanların sayısını bine katlar... Klasik müzikte bir çığır açtı mı bilinmez ama klasik müzikçiler arasında çığır açtığı kesin: Türkiye’de hiçbir klasik müzikçi onun kadar mücadeleci, onun kadar tartışmalı, onun kadar agresif, onun kadar tepkisel, onun kadar gündemci olmadı. Sanatını icrada gösterdiği müthiş performansın tüm kredisini, sosyal medyada çalakalem yazılarının gücünü artırmak için kullandı... Başardı da... Artık ona bigane kalamıyoruz.

X

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku