Tophane’den bildiriyorum

Tophane’de yaşanan sergi baskınını bir de benden dinleyin...

Haberin Devamı

15 yıldır Cihangir’de, bunun bir kısmını saldırının olduğu Kadirler Yokuşu’nda yaşamış biri olarak bölgenin insanını iyi bilirim.

Cihangir’le Tophane arasını Cihangir İlkokulu’nun bulunduğu Türkgücü Caddesi bıçak gibi keser.

Bu sokağın sonunda Tophane’ye inen yokuş başlar, oradan aşağısı başka bir kültür yukarısı Cihangir bambaşka bir kültürdür.

Geçmişte Cihangir meydanını basıp taksici bıçakladıkları da oldu Tophaneliler’in, 1 Mayıs’ta polisten önce göstericileri dövdükleri de...

Tophaneli olmanın tarihsel bıçkınlığını zaman zaman gösterseler de...

Yokuşun başı Cihangir’deki bütün kadınları fahişe, bütün erkekleri gay olarak görseler de Alalhı var söylediğim bir-iki vandallık dışında fazla vukuatları yoktur.
Şimdi Tophane de hızla değişiyor...

Özellikle son 5 yılda Cihangir’e sığmayan Beyaz Türkler, kirası da düşük, dükkanı da ucuz olan yokuştan aşağı Tophane’ye inmeye başladı.

Tek tük butik dükkanlar açıldı, sanat galerileri görülmeye başlandı.

Tophaneliler’in elindeki binalar, daireler el değiştirdi, hâlâ da değiştiriyor.

Bugün Boğazkesen’de, Kadirler Yokuşu’nda 10’a yakın sanat galerisi var, bundan 10 yıl sonra sanat hayatının kalbinin attığı mükemmel yerler olacak oraları.

Ama bugün bir yandan da hâlâ semtte eski hayatlarını sürdüren bıçkın Tophaneliler var...

Sahile yakın Tophane Tayfun kulübünün orada küçük bir bölgede kaldılar.

Bir yandan Tomtom’dan İtalyan Konsolosluğu’nun oradan, diğer yandan Galatasaray ve Çukurcuma’dan, öteki taraftan Cihangir’den kuşatılmış bir ada orası.

Tophaneli bir avuç bıçkın ne kadar buralarda içki içmeyin deseler de, ne kadar direnseler de değişime onlar da yenilecek...

Yani Tophane’deki saldırıyı “Yobazların Beyaz Türkler’in hayat tarzını tehdit ettiği” şeklinde yorumlamak doğru değil...

Tam tersine Beyaz Türkler ‘yobazların’ hayatını değiştiriyor orada.

Arada böyle değişime sopalarla direnmeye çalışan vandallar da çıkıyor işte...

Tophane’de yaşananların bundan öte abartılacak bir yanı yoktur.

Haberin Devamı

Tekzip meselesi...

Şu tekzip yayınlatma meselesi komediye dönüştü.

Tekzibi yayınlatan gazetedeki köşenin sahibini yerden yere vurmak için tarihi fırsat yakaladığını düşünüp saydırıyor da saydırıyor...

Dün Günaydın’da Öncel Öziçer’in köşesinde Seray Sever’in bir tekzibini okudum.

Seray Sever, Öncel Öziçer’i kulaktan dolma bilgilerle yazan bir yazar olduğunu söyleyip eleştiriyor.

Sonra dönüyor kendisini öven bir yazı yazdığı için Yüksel Aytuğ’a “Başarılı TV eleştirmeni” diyor...

Sinan Özedincik’i “Çok iyi bir iş kadını” diye yazdığı için “Başarılı ekonomi yazarı” ilan ediyor.

Sinan’la Yüksel’e sözüm yok...

Hatta Seray da bu konuda yerden göğe haklı olabilir...

Ama beni şaşırtan ünlülerin kendini eleştirenleri başarısız, övenleri ise başarılı bulması.

Daha da şaşırtanı bunu tekziplerin de açıkça belirtmekten çekinmemeleri...

Haberin Devamı

Şaban’ı kestiler

Şimdi diyeceksiniz ki Takvim’e taktın, vallahi takmadım ama ne yapayım her dakika bir bombaları var.

Dün Bursa’da öldürülen travestiyle ilgili birinci sayfaya başlık atmışlar:

“Şaban’ı kestiler”...

Sanki tavuk ya da koyun kestiler de onu duyuruyorlar...

Ölen bir insan arkadaşlar ama Takvim’e göre ölen travesti olunca tavukla eşdeğer oluyor anlaşılan.

Haber ayağa gelince

Geçen yıl Taylan Kümeli, Gökhan Arsoy’la beraber olduğunu söylemişti.

Gökhan Arsoy bu kadar net değildi.

Sonra baba Göksel Arsoy’un ilişkiye itiraz ettiğini öğrendik, ortalık karıştı...

Falan, filan...

Bir yıl sonra, önceki akşam Adile Sultan’da otururken bir de ne görelim; Kapıdan baba-oğul Arsoy’lar ve Taylan Kümeli girdi.

Arsoy’larla ayaküstü el sıkışırken, Taylan Hanım belki de eski haberlerin tesiriyle gergindi...

Yazarın Tüm Yazıları