GeriErdem KIRIM TIR farkı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

TIR farkı

Madonna 112 TIR’la gelmiş İstanbul’a. Ben yüzlerce TIR yerine tek bir minibüsle bile gelse Ajda’yı tercih ederim

Bu hafta, ister istemez iki starı karşılaştırmak zorunda kaldım. Ama seslerini değil, fiziksel özelliklerini. Tamamen teknik olarak yani... Starlardan biri lokal; Ajda Pekkan. Diğeri, yani uluslararası olanı tahmin ettiğiniz gibi Madonna.
Ajda Pekkan, 19 Mayıs’ta Kıbrıs’ta sahneye çıkacaktı. Fakat sağanak yağmur nedeniyle bu konser iptal edilmişti. Pekkan’ın 83 kişilik ekibi ve dört TIR’lık teknik malzemesinin ulaşımı için yapılan harcama boşa gitmişti. Burada dört TIR’a dikkat ettim. Ajda konsere gidiyor, dört TIR, Madonna Türkiye’ye geliyor kimine göre üç uçak, 45 TIR, kimine göre 112 TIR. Bunlar sadece teknik malzeme.
Nedense böyle büyük gösterilerde, konserin haşmetini anlatmak için TIR sayısı söylenir. Bugüne kadar duyduğum en yüksek rakam Madonna’nınki. İşim olmasa, TEM kenarında piknik yapar, tek tek sayardım. Neyse, bize verilen sayılara inanmak zorundayız. Kişisel bir görüş; Ajda yüzlerce TIR yerine tek bir minibüsle bile gelse, Madonna’ya tercih ederim.

Erkekseniz bugün kaçın!

Çünkü Shopping Fest bugün başladı. Bütün AVM’ler, dükkânlar, mağazalar, sizi içeri çekebilmek için binlerce tuzak hazırlamış durumda. Müzik gösterileri, kadınları baştan çıkaran indirimler, hediyeler, söyleşiler kimseye kaçma şansı tanımaz.
Eşini ya da sevgilisini ‘Deniz kenarı, piknik, trekking’ gibi ucuza kapatacağınız bir hafta sonu programına ikna edemeyen erkekler yanar derim. Çünkü bir hafta boyunca özellikle Trump Towers’taki hazırlıklara şahidim. Alışveriş miktarına göre Duran Duran konseri için bilet bile dağıtıyorlar. Kısacası, içeri girenin dışarı boş çıkma ihtimali bence sıfır. Bütün mağazalar da, bugün sabah 02.00’ye, festival boyunca da 23.00’e kadar açık. “Uyarmadı” demeyin.

Ruslar için yaptılar Türkler geldi

Rixos otellerini bilmeyen yoktur. En azından önünden geçmişliğimiz vardır. Bu otellerin yapılmasında en büyük amaç, Rus, özellikle de zengin olanlarını ağırlamaktı. Bütün sistem ona göre yapılmıştı. İçlerinde en pahalılarından yani Premium lakaplısı, geçen yaz dünyaca ünlü DJ’ler getirip konukları eğlendirmişti. Fakat işler, planlandığı gibi gitmedi. Türkler, bu otellere Ruslar’dan fazla gelmeye başlayınca, her şey değişti. DJ gitti, dansöz geldi. Otelin programına Hüner Coşkuner, Selami Şahin, Gönül Yazar gibi alaturka söyleyen sanatçılar alındı. Türklerin kalma oranı yüzde 60 olunca, eğlence de böyle oldu anlayacağınız. Geçen yaz, Bodrum’daki bu otelde kalan Mesut Özil, şampiyon oldukları takdirde, Real Madrid’i buraya getireceğine söz vermiş. Futbolcu sözünü tutar, takımı getirirse ilginç görüntüler olur: Mesela Ronaldo’nun elinde rakı kadehi, Gönül Yazar’la birlikte hicazkâr söylerken çekilen fotoğraf çok konuşturur.

Bu da ultrasonic parti

Özellikle iletişim gruplarının partilerini bugünlerde her yerde görmek mümkün. Vodafone, Blackberry Porsche Design, Reina’da, Samsung Galaksi S3 Savarona’da geçen haftalarda tanıtılmıştı. Telefoncuların bu çıkışlarından bilgisayarcılar da etkilenmiş olsa gerek ki, onlar da Ulus 29’da ortaya çıktı. Tanıtımını yaptıkları ürünler, anladığım kadarıyla diz üstü bilgisayar ve kulaklıklar. Teknoloji diliyle yazılımıysa, “Beats Audio kulaklıklar ve ikinci nesil Intel Core işlemcili HP Ultrabook’lar.
Partide neler olduğu resmi açıklaması şöyle: “HP’nin yeni yüzüyle sil baştan değişen teknoloji ve stil trendleri; incelen, inceldikçe güçlenen Intel Ultrabook serisinin sıra dışı tasarımı ve Beats Audio ses teknolojisi ile geceye damgasını vurdu.”
Sanat ve cemiyet hayatından 200’ü aşkın davetli Oben Budak’ın müzikleriyle eğlendi. Davetlilerden birkaç örnek isim verip konuyu kapatalım: İvana Sert, Hakan Akkaya, Deniz Berdan, Arzu Kaprol, Tanem Sivar, Kenan Ece, Mehmet Turgut, Fettah Can, Zeynep Mansur, Neslihan Yargıcı, Ezra Çetin, Gökhan Mumcu ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu Basın ve Kültür Ataşesi Daniel Stork.

Kuzey Kıbrıs’ın ilk filmi

Aslında çok şaşırdım ‘Kuzey Kıbrıs’ın ilk 35 mm’lik filmi çekildi’ başlıklı haber geldiğinde. Gönüllülük esasıyla çekilen bir film. Ada dışında da ilk defa Türkiye’de gösterilecek. Filmin adı ‘Anahtar’. Gidersiniz, bu gözle de seyredin. Beğenmesiniz bile insaflı eleştirmeniz güzel bir hareket olur.

 Bu sergiye mutlaka gidin

Mario Testino fotoğraf sanatının dünyaca ünlü ustalarından biri. Ünlü markaların kampanyalarını da çeker. Burberry de bunlardan biri. Sanatçı, 1998’den beri, bu firmanın işlerini fotoğraflıyor. Testino, geçenlerde açtığı bir sergiyle, yine adından söz ettirdi. ‘Private View’ adındaki sergi Pekin Sanat Müzesi’nde olmasaydı, gidip görmenizi tavsiye ederdim. Sergide sanatçının kişisel çalışmaları dışında, kampanyalar için de çektiği fotoğraflar var. Bu sergiyi, aynı tarzda İstanbul’da da yaparsa epey ilgi görür tahmin ediyorum.

X

Düğün gibi yıldönümü

Reina’nın sahibi Mehmet Koçarslan ve eşi Müge Hanım’ın 20’nci evlilik yıldönümleri sebebiyle, ortağı Ali Ünal Suada’da muhteşem bir davet verdi. Kenan Doğulu da ‘genç çifti’ tebrik edenler arasındaydı.

Nedense düğünlerden hiç hoşlanmam. Elimden geldiği kadar kaçarım. Geçen salı akşamı, Suada’ya gittiğimde, düğün gibi bir partiyle karşılacağımı bilmiyordum. Hatta o kadar rahat gittim ki, altımda jean, üstümde spor gömlek. Tekneden inip smokiniyle Mehmet Koçarslan’ı ve şık tuvaletiyle eşi Müge Koçarslan’ı görünce, geri dönmek istedim. Fakat göz göze gelince, teslim olmaktan başka şansım kalmamıştı. Koçarslan’ın ortağı Ali Ünal’a sığındım. ?öyle köşelere, kimsenin göremeyeceği bir yerlere monte eder diye düşünürken, tam salonun ortasına bıraktı beni.
Koçarslan çiftinin evliliklerinin 20’nci yıldönümü için, dostları Suada’da bir davet verdi. Güzel bir sahne kurulmuş, inanılmaz şık ve kaliteli bir dekorasyon hazırlanmıştı. Fellini, salonu görse, hemen bir film çekerdi. A46 yapmış dekorasyonu.
İstanbul sosyetesinin her nesli, salona dağılmıştı. Ben hariç, herkes çok şıktı. 
Koçarslan çifti merdivende gözüktüğü zaman, evlilik yıldönümünden daha çok, bir düğünde zannettim kendimi.
Konuklar arasında bulunan Kenan Doğulu çıktı, “Genç çifti kutlarım” dedi, şarkısını söyledi. Ertesi gün konseri olduğu için, salondan erken ayrıldı. Sonra gecenin bombası Ajda sahnedeydi. DJ David ?aboy ile iyi bir ikili oluşturmuşlar. Ajda, bir ara David’i göremediği için paniklese de, beş şarkısıyla geceyi şenlendirdi. En son Sinan Akçıl çıktı sahneye; arkasında dansçı kızları. Sağlam bir gösteri yaptı. Pek çok kişiyle aynı fikirde olduğum için bana kızmasın ama ben de şarkı söylemek yerine, bestelerine ağırlık verse, vatana ve millete daha faydalı olur diye düşünüyorum.
Galatasaray’ın iki eski başkanı Mehmet Cansun ve Faruk Süren de davetteydi. Cimbom’un yönetiminden de isimler vardı. O kadar uğraştım, yeni transfer, bomba haber var mı diye. Zorla,“İki transfer daha olacak” lafını kaptım. Bu yazı çıkana kadar, belki de gerçekleşir.

Halikarnaslı yazlar başlıyor

Bodrum’a giden herkes hayatının bir döneminde mutlaka Halikarnas Disco’yu tatmıştır. Yıllar öncesinin en popüler mekânlarındandı. Gece yarısı gidilir, çoğunlukla köpük saldırısına karşı konulur, ardından da hemen yakındaki Mavi’de güzel müzik dinlenerek gece bitirilirdi. Epeydir ses seda çıkmayan mekândan geçen gün haber geldi: ‘Yaşayan efsane Halikarnas sezonu açtı’ diye.Çarşamba gecesi büyük bir partiyle yeniden görücüye çıktı Halikarnas. Mekânın yeni tasarımı, Mick Jagger’ın kızı Jade Jagger’a ait. Kapasite 5 bin kişi. Aynı anda bu kadar kişi nasıl eğlenir canlandıramadım kafamda. Uzaktan da olsa bir kere

Yazının Devamını Oku

Ramazan öncesi son dedikodular

Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala size Agayacht’tan Fatih Terim’in organik tarım girişimine kadar ortaya karışık ‘neler olup bitiyor’ tabağı hazırladım.

AGAYACHT BUNLAR

İşadamı Ali Ağaoğlu’nun lüks otomobil tutkusunu hepimiz biliyoruz. İstanbul’da Aga plakalı lüks araçlarına sık sık rastlarız. İş hayatından bunalmış olmalı ki, Ağaoğlu, kendini bu yaz tatile adamış gibi. Bodrum’da kafa dinliyor. Denizle bu kadar iç içe olunca da, lüks tutkusu bu kez denizlere kaymış: Üç tane motor yat almış. Biri kendine, biri eşi Semra Ağaoğlu’na, diğeri de kardeşi Hüseyin Ağaoğlu’na. Teknelerden biri, geçen hafta Bodrum’a geldi. Hatta bu yat o kadar şanslıydı ki, meşhur Mandarin partisinde İsrailli model Bar Refaeli’ye tahsis edildi. Yatlardan ikincisi Çeşme’de, diğeri ise İstanbul’da. İsimlerini öğrenemedim. Aga 1, Aga 2, Aga 3 olma olasılığı hayli yüksek.

SAĞLIKLI YAŞAM FATİH HOCA’DAN SORULACAK

Fatih Terim’in damadı Ahmet Baran Çetin çalıştığı şirketten istifa etti diye haber geldi. Nedeni olarak da, İmparator’un kendisine organik tarım işini tavsiye etmesi. Üstelik söylenene göre, Çetin bu işe Fatih Hoca ile birlikte girecek. Yani hocamız yakında organik tarım işinde haberiniz olsun. Bir ay içinde de şirketin tanıtım çalışmaları yapılacak. Hocam, yetiştirdiğin ürünlerden bizim futbolculara da yedir de, Şampiyonlar Ligi’ni dağıtsınlar.

MOON BEACH’E KIBRIS ARASI

Süreyya Yalçın’ı bilirsiniz. Geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden işadamı Faruk Yalçın’ın kızı. Yaz başından beri Bodrum, Moon Beach’e demir atmış şekilde, tatilini geçiriyor. Bu keyif, ramazana kadar devam edecek. Ramazanı ise Kıbrıs’ta geçirmeyi planlıyor. Bayramda, kendisini yine Moon Beach’te görebilirsiniz.

TEATRAL BİR DÜĞÜN

Levent Kırca ile eski eşi Oya Başar’ın oğlu Umut Kırca yarın Bodrum’da Grand Yazıcı Otel’de 500 kişilik bir davetle evleniyor. Sessiz sedasız bir düğün olacağını söylüyorlar. Tabii, 500 kişi ses çıkarmadan nasıl düğüne girecek, merak konusu. Gelin hanımın adı Zeynep. Kendisi de sanatçı bir aileden. Düğünün bütün masraflarını Oya Başar ve sevgilisi üstlendi diye duydum. Gelin Amerikalı olsaydı

Yazının Devamını Oku

İstanbul’daki Türkbükü

İstanbul’da geçen yıldan beri Bodrum ve Çeşme’ye gidecek vakit bulamayan ünlüleri kurtaran bir mekân var: Sedef Adası’ndaki Elio.

Geçen yıl Sedef Adası’nda devreye giren Elio, şehrin sosyetesinin ilgisini çekmeyi başarmıştı. İlk başlarda, hevesleri geçer diye düşünmüştüm. Fakat bu yaz da ilginin devam ettiğini görünce, ne oluyor diye devreye girdim. Bodrum ve Çeşme’ye gidecek vakit bulamayan ünlüler için ideal oldu burası. Teknelerine atlayıp bu güzel adaya gidiyorlar. İlgi öyle büyük ki, geç gelenler, teknelerini bağlayacak tonoz bile bulamıyor. Üst taraftaki restoran kahvaltı, yemek olayları için. Quick China ile suşi sorunu da çözülmüş. Ormanın içinde yataklar, oturma grupları, sahilde şezlonglar tam keyif merkezi olmuş. Akşamüstleri Elio Sedef, happy hour partileri de düzenliyor. İşte bu saatlerde, civar adalardan da tekneler geldiği için, tam şenlik görüntüsü oluyor.

Bu düğünü sevdim

Eroğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Eroğlu’nun oğlu Erdem Eroğlu ve Cansu Güçlü, geçen hafta evlendi. Kendileriyle hiç tanışmadım. Mutluluklar dilerim. Magazin diliyle yazmam gerekirse, Çırağan Sarayı’ndaki muhteşem düğünle dünya evine girdiler. Düğüne de gitmedim. Fakat bu düğünü diğerlerinden ayıran çok güzel ve farklı bir özellik ortaya çıktı. Gecenin solisti Şevval Sam’dı. Bu düzgün sanatçının, son zamanlarda sahneye çıkmasını engelleyen, programlarını iptal eden o kadar çok mevki makam sahibi vardı ki, bu düğün ilaç gibi geldi. Sadece bu nedenden dolayı bile düğün sahiplerini kutluyorum.

Kara boşaltıyorlar

Başlık anlaşılmaz gibi duruyor ama açalım. Nasıl genelde deniz doldurulup üstüne bina yapılıyorsa, anlatacağım otel de, tam tersi, karayı oyup denize dönüştürüyor. Alaçatı’da butik bir otel. Adı Antmare. Henüz iki yıllık. Güzel, şirin ve bir otel. Otelin bahçesinde altında bahçe bulunan köprüyü görünce, işletmecisine “Bu nedir?” diye sordum. Siz de görseniz sorardınız. “Altını kazıp denizle birleştireceğiz. Köprüsü şimdiden hazır” dediler. Hava çok sıcaktı. Bir soğuk bira içip, yeniden sordum. Aynı yanıtı alınca yazdım. İlginç geldi bana. Yakında Rize ve Alaçatı kardeş ilan edilirse pek şaşırmam.

Çakma taş evler

Alaçatı’da yürürken, yanımdaki mimar arkadaşa “Buranın taş evlerine bayılıyorum. İçleri serin olur” dedim. Yüzüme bakıp “Onların çoğu taş değil. Normal betonun üstüne ince taşları kaplayıp taş ev süsü veriyorlar” dedi. Aklınızda olsun, taş ev diye satın almaya kalkmadan önce, keserle bir duvarını indirip kontrol etmenizde fayda var.

Yunan adalarında Türkçe broşür

Yazının Devamını Oku

Bodrum’dan hafif izlenimler

Geçen hafta Alaçatı gündemine bakmıştık bu hafta da Bodrum’daki son durumu ele alalalım

 
Türkbükü civarlarında ‘bir lahmacun + ayran 50 lira’ haberleri çok konuşuluyor. Gazetelerden bu haberin kupürünü kesip restoranının camına asan bir kebapçı , altına da “Bizde 4 lira” diyerek, tatilini geçiren ve açlıktan ölmek üzere olan yerli-yabancı turistlere yardımcı olmaya çalışıyor.

BAŞKANLARINI İSTİYORLAR

Tutuklanan Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un posterini hemen her sokakta altında ‘Başkanımızı istiyoruz’ yazısıyla birlikte bulabilirsiniz. Bu afiş, meraklı turistlere, “Yakında seçimler var, adayımızın resmi” diye açıklanıyor. Bu arada, yabancı turist sayısında gözle görülür bir azalma var. Yerli turistlerse yavaş yavaş Bodrum ve civarını doldurmaya başladı.

YALIKAVAK YÜKSELİYOR

Bodrum’un dayanılmaz sıcağından kurtulmak için tek çare olarak görülen Yalıkavak ve yakınlarında işler yolunda. Yörede gittikçe artan plaj ve eğlence mekanlarının artması da bunu belirtisi. Bölgeye son gelen mekan, Palmalife bünyesinde açılan Billionaire Club. Eva Herzigova’nın açılışını yaptığı Tarkan’ın konser verdiği gecede o kadar çok havai fişek atıldı ki, Yunan silahlı kuvvetlerinin alarma geçtiği söylentisi kulaktan kulağa yayıldı.

Bir beldede kalıp komşu beldede yüzmek

İsim vermeye gerek yok, giden herkes görür. Bir otelin internetten sayfasını inceliyorsunuz. Muhteşem deniz, tesisler, yeşillik... Tatil için aradığın her şey... Sonra otele gidiyor bir bakıyorsunuz ki deniz yok.... “Hocam denize ne oldu?” Cevap: “Hemen aşağıda, 8 kilometre uzaklıkta, servisimiz sizi götürür.” Güzel sistem. Yakında Bodrum’daki otelde kalıp Marmaris’teki plajda denize girersiniz şaşırmaca yok. Çünkü bu sistem gittikçe yayılıyor.

Yazının Devamını Oku

Alaçatı raporu

Geçen hafta, gözlemleri çok sıkı bir elemanı Alaçatı’ya gönderdim. Sezon henüz tam başlamamışken, bir rapor istedim. Bu rapor, tatil için Alaçatı’yı gideceklere son derece faydalı olacak.

Baştan söyleyelim, burada yazılanlara kızmaca, darılmaca yok. Ne görüldüyse, ne duyulduysa o.  İlk önce fiziki şartlardan bahsedelim. Son yıllarda yıldızı parlayan Alaçatı yöresi, toz toprak içinde. Belediye, çalışmak için kış yerine haziran ayını seçmiş.
Sosyetik kızlarımızın telefon konuşmalarının, “Güneşimiz bol olsun” diye bitmesine asla şaşırmayın, hazırlıklı olun. İlk defa karşılaştığınız birinin  selamı da “İyi yazlar”. Bunu da unutmayalım.
Fiyat konusunda, köfteyi baz aldım. Ortalama bir mekânda üç ızgara köfte, bir pide ve dört meşrubat 140 lira. Yani dört kişi bu fiyata yarı aç çıkarsınız. Oysa Bodrum’a gitseniz, dört kişi birer lahmacun-ayran, 200 lira gibi ‘uygun’ bir fiyata karnınızı doyurursunuz. Butik otel fiyatları oda-kahvaltı 250-350 lira. Temmuz ve ağustosta bu fiyatlar kesinlike ikiye, üçe katlanır.
İstanbul’dan sonra Ege ve Akdeniz kıyılarını tek tek ele geçiren Emre Ergani, Alaçatı’da da Aqua Beach Club’ı temmuz başında işletmeye başlıyor.
Çarşı içinde Roka adlı mekânın çok müdavimi var. Burası bir şekilde çok tutuluyor. Çarşı içindeki sevimli bar Salça, karnınızı doyurduktan sonra gidilebilecek yerlerden biri. Okan Beach, Alaçatı 11, Babylon her yıl olduğu gibi, bu sene de ilgi görecek. Supperclub, Alaçatı’da 29 Haziran Cuma gecesi görücüye çıkmaya hazırlanıyor.
Konserler de başlamış. Fakat pek parlak geçtiği söylenemez. Can Bonomo için geçen cuma satılan bilet sayısının sadece 5 (beş) olduğunu duyunca çok şaşırdım. Umarım bir yanlışlık vardır.
Alaçatı’nın uluslararası festivalini de atlamayalım. Sokak aralarında yazdıklarım olurken, Alaçatı Beach Resort’ta, Buika konseri, sağlam bir kalabalıkta gerçekleşiyordu.

Yazının Devamını Oku

Sosyetenin suçu ne

“Gerçek sosyete kim” gibi kadim bir soruya yanıt aramak benim işim değil. Ama bu son operasyona adı karışanların sosyete olmadığı kesin.

Hafta içinde geleneksel uyuşturucu operasyonlarından biri daha yapıldı. Birtakım gözaltılar da, sürecin doğal bir parçası olarak gerçekleşti tabii. Tanınmış, tanınmamış isimlerin ‘şube görüntüleri’ gazete sayfalarına, ekranlara yansıdı. Haberin veriliş şekli, bazı gazeteler için yine aynıydı: “Sosyeteye uyuşturucu baskını.” Haberleri okuyorum, isimlere bakıyorum. Sosyete diye tanımladığımız hiçbir isim yok. Müzik dünyasından tanıdığımız bir isim ve bir de adını ilk defa bu olayla öğrendiğim, eski bir yarışma güzeli. Geri kalanlar, sıradan, kendi hallerinde insanlar. “Gerçek sosyete kim?” gibi kadim bir soruya burada yanıt aramak benim işim değil. Sosyologlar bile bu soruya aynı cevabı veremiyorlar. Ama bu son işe adı karışanların sosyete olmadığını herkes bilir.
Herhangi bir olaya, bir ünlünün adı karıştı mı, klişe başlık hazır: ‘Sosyetede ...... paniği’. Geri kalan, boşluğu doldurmak. Bu başlıktaki haberleri okuyanlar da, sosyetenin hayatı panikte geçiyor zanneder.

Her kadın mankenliği tadacak

Manken denince, şüphesiz aklımıza bir deri bir kemik kızlarımız gelir. Bu, ülkemizde pek geçerli olmasa da altın kural budur. ‘Manken yarışması’ diye mail bir elime geçince, yine böyle kızların yarışacağı bir olay zannettim. Fakat değilmiş. Bu kez XL beden manken seçiliyor. Ben yeni öğrendim fakat yarışma üç yıldır yapılıyormuş. Bu yılkine, 120 büyük beden manken katılmış. Şu anda finale 15’i kalmış durumda. Banu Noyan liderliğinde 13 kişilik bir jüri XL güzelimizi seçecek. Bu yarışmadan sonra, “Manken gibisin” iltifatı, her beden kadına uygulanabilir.

Biraz dedikoduya ne dersiniz

Billionaire Club ve Cipriani Restaurant, yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaparak Yalıkavak Marina’nın içinde, Bodrum’a merhaba demeye hazırlanıyor. Bu kadar yatırım yapılınca, açılış için de bu rakama uygun bir isim getirmeyi planladılar. En çok geçen isim, Rihanna’ydı. Ama bu esmer bomba üç milyon dolar isteyince, firma biraz yutkunmuş. Sağda solda yeni isim olarak Jennifer Lopez ve Eva Herzigova ile görüşülüyor söylentileri dolaşıyor. İş, yerli bir sanatçıya kadar giderse hiç şaşmam. Çünkü istenilen rakamlar feci.
Yıldızı ‘Yalan Dünya’ ile parlayan Gupse Özay (Nam-ı diğer Nurhayat), şöhreti yakalayanların yaptığı ilk işlerden biri olan Bodrum’da ev alma olayına girmiş. Araştırma yaptığı bölgenin Gündoğan olduğu, yaz sonuna kadar tapusunu eline alacağı söyleniyor.

Yazının Devamını Oku

Kenan Doğulu taktik değiştirdi

Yen albümünü çıkarmaya sayılı günler kala Kenan Doğulu yazılı ve görsel medya yerine sosyal medyaya yüklendi

‘Aşka Türlü Şeyler’, Kenan Doğulu’nun yeni çıkacak albümünün ismi. Doğulu, genelde albümü çıkmaya yakın, yeni imajı ve görselleriyle röportajlar verirdi. Albüm tanıtımını böyle yapardı. Fakat bu kez, sosyal medyanın gücünden etkilenmiş olsa gerek, Twitter’ı tercih etti. Röportaj taleplerine sıcak bakmadı. Geçen hafta içinde, Twitter’da, bir telefon numarası verip, arayan ilk 25 kişiyle telefon görüşmesi yaptı. Yeni albümünün adını arayanlara söyledi, muhabbet etti. Ardında da, albümün adını açıkladı. Sanatçının albümdeki kafa şarkısı ‘Bal Gibi’nin, internet üzerinden 4 milyon tıklanmaya doğru gittiği haberi de geldi. Bu yeni tanıtım şeklinin Doğulu’ya nasıl bir katkı yapacağını, albüm çıkınca öğrenmiş olacağız. Sosyal medyanın gücünü bir kez daha ölçmek için iyi bir fırsat olabilir.

Bunlar da ‘Cumartesi Taraftarları’

Türkiye Fair Play Platformu adında bir grup var. Altı haftadan beri seri eylemler gerçekleştiriyorlar. Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) İstinye’deki binasına giden yaklaşık 100 kişilik bu grup, “Yeşil sahada adalet” diye bağırıyor. Grup, amaçlarının, ülkenin sporda yaşadığı ahlaki çöküntüye dur demek ve temiz futbola olan özlemi seslendirmek olarak açıklıyor.
İyi niyetliler fakat ülkenin yarısı günlerce bağırdı; değişen bir şey olmadı. Değil 100, binlerce kişi her gün bağırsa TFF bitirdiği işi değiştirmez. Zaten UEFA da ufaktan cezaları yazmaya başladı. Yakında, esas fatura kesilince de kendimiz çalar, kendimiz oynarız. Bahane işi şimdiden hazır: “Avrupa bizi dışlıyor”...

Zararsız tanıtım böyle yapılır

Samsung, yeni cep telefonunu İstanbul’da da tanıttı. Geçen ay Londra’da ilk defa dünya vatandaşlarının huzuruna çıkarılan Galaxs S 3, İstanbul’da da Savarona yatındaki davetle tanıtıldı. Ben de telefonu, gemide bulunan herkes gibi inceledim. Duvarınıza yatay olarak monte ederseniz, büyük ekran televizyon almanıza gerek kalmaz izlenimi verdi bana. Teknoloji hastaları, bu telefonu iPhone’le kapıştırmaya hazırlanıyor. Konuşmalardan bunu anladım.
Çok sayıda ünlünün katıldığı, Ajda Pekkan’ın da konser verdiği tanıtımda en hoşuma giden olay, Rumelihisarı’nın duvarlarına yansıtılan reklam videosuydu. Renk cümbüşü görüntüler Hisar’da kalenin üzerinde dans edince, davetlilerin ağzı açık kaldı.

Yazının Devamını Oku

Bodrum'un yenilikleri

Yazın, 10 kişiye bir magazin muhabirinin düştüğü Türkbükü başta olmak üzere, Bodrum’u sezonun yeni başladığı şu günlerde araştırdım. Ne gibi yenilikler var, kimler geldi, hangi mekanlar gitti, sizler için raporladım

* Bodrum’un sosyetik beldesi Türkbükü, bildiğiniz gibi komşusu Gölköy’le birleşmiş ve adı ‘Göltürkbükü’ olmuştu. Araziler o kadar doldu ki, yakında Gündoğan’ı da aralarına katıp, ‘Göltürkbükügündoğan’ ismiyle karşımıza çıkabilirler.

YENİ OTELLER

* Dünyaca bilinen lüks otel zinciri Aman Resort’ın 25. şubesi yılbaşından itibaren Demircikoy’da faaliyete girdi. 30 milyon dolara mal olan otelde kalmak isteyenler, gecelik 900 Euro’yu gözden çıkarsın. Oteli görmedim fakat konumu ve mimarisi için ‘şahane’ diyorlar.
* Lüks konaklama markası Mandarin Oriental de Türkbükü’nün cazibesine kapılmış olsa gerek, Akdeniz bölgesindeki ilk resort tesisini Cennet Koyu’nda yapıyor. Otel, villa ve rezidans üçlemesiyle hizmete girecek Mandarin Oriental’ın otel bölümünde 102 oda var. Ayrıca 98 villa ve 116 daireli bir rezidansın inşaatı da hızla ilerliyor.

SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR

* Bodrum yarımadasının yıllardır en büyük sorunu su. Tankerlerle taşınarak çözüm bulunmaya çalışıldı bugüne kadar. Bu yıl, büyük bir değişiklik var: DSı, Geyik ve Çamköy barajından, biraz gelişmiş ülkelerde bile kullanılan yöntemle, yani borularla Bodrum’a su vermeye başladı. Yani artık her 100 metrede bir görülen su tankerleriyle fazla karşılaşmak yok.
* Beldenin yol sorunu da geçen yaz ortasında ana arterlerde çözülmüştü. Bu yılsa Torba, Türkbükü, Gündoğan, Yalıkavak yolunu genişletmeye karar verdiler. Tek şeritli yol, çift şeride çıkarılıyor. Çalışmalar başladı. Bu uğurda epey de ağaç kesildi.

MEKÂNLARDA DURUM

Yazının Devamını Oku

Dikkat çöpten bikini çıkabilir

Tekstilde geri dönüşüm olur mu, bikiniyi kutuya atarsan alttan yenisi çıkar mı? Kafam karışık!

Tuğçe Kazaz, İtalyan firması Calzedonia için çalışmaya başladı. Çekimler yaptırıyor, röportajlar veriyor. İlginç etkinliklere de katılıyor bu arada. Mesela ‘Yeşil Moda’ diye tanımlanan, tekstilde geri dönüşüm akımı etkinliği. Davete gelen ünlüler, yanlarında getirdikleri eski mayo ve bikinilerini dönüşüm kutularına attılar. Ben, yukarıdan atılan bikinilerin, alttan yenilenmiş olarak çıkacağını düşünmüştüm. Ama teknoloji henüz o kadar gelişmemiş. Dönüşümün tamamlanması için, parayı bastırıp, yenisini almanız gerekiyor. Ama kadınlara 12, erkeklere 7 lira indirim yapıldığını söyleyebilirim. Fakat bugünlerde, Nişantaşı ve Etiler civarında çöpleri karıştırmayı göze alırsanız, bikini veya mayo parası vermekten yırtabilirsiniz.

Ajda Kıbrıs’ta koşacak

Ünlü sanatçıların, kaldıkları otelde neler istediklerini herkes merak eder. Çoğu da tuhaf isteklerdir bunların. Bu haftanın istek haberi Ajda Pekkan’dan geldi. Kıbrıs, Savoy Ottoman Palace’ta kalıp 19 Mayıs’ta sahneye çıkacak Pekkan. ENBE Orkestrası da sanatçıyla birlikte. Ajda, otel yönetiminden sadece bisiklet ve koşu bandı istemiş. Anlayacağınız, Süperstar Kıbrıs’ta bisiklete binip koşacak. Ama odasında. Kalan enerjisini de sahnede harcayacak. Otel de hayli ilginç. Tam anlamıyla klasik Osmanlı tarzını yansıtacak şekilde döşenmiş. Bir çeşit, ‘Muhteşem Yüzyıl Oteli’... Ayrılırken, hesaba itiraz edenlerin kellelerinin vurulup vurulmadığını henüz öğrenemedim. Ama, kalmaya karar verirseniz, yanınıza en azından bir hançer almanız faydalı olabilir.

Hermes’in içinde gezinti

Her genç kadının rüyalarına giren Hermes marka çantanın Kelly modeli, dev bir simülasyon salonuna dönüştürülmüş, ülke ülke gezdiriliyor. Geçen hafta sıra İstanbul’daydı. 3.5 metre eninde, 2.5 metre boyunda Kelly’yi karşılarında gören kadınların, bayılmamak için birbirlerine tutunmaları ilginçti. Çantanın içi, uçak similatörü gibi düzenlenmişti. İçeri giren kadınlara, üç kısa film seyrettirildi. ‘Davetkâr’, ‘Zevk Dolu’ ve ‘Baştan Çıkarıcı’. İsimlere bakıp erotik zannetmeyin. Hermes’in verdiği duyguların kelimelere dökülmüş hali bu. 20 santim boyundaki  Hermes’in bile bazı kadınları ne hale getirdiğini düşünürsek, bu dev çantayı görenlerin durumunu siz tahmin edin artık.

Sultanahmet’e parayla gitmek

Pazar günleri, İstanbul’da Tarihi Yarımada civarında dolaşıyorsanız, her an polis çevirebilir. Korkmayın, ceza yemiyorsunuz. Anket doldurtup bırakıyorlar. Birkaç trafik polisi, yanlarında zabıtalar, anket ekibi kurmuşlar. Sorular, Tarihi Yarımada ile ilgili. Yakında, şehrin bu bölümüne giren araçlar, para ödeyecek. Londra’dan kapmışlar fikri. “Uygun mu?” diye halkın görüşünü soruyorlar. Minibüsler şu anda çaktırmadan girip çıkıyor. Onları da engelleyeceklermiş. 5 lira otopark parası vermemek için, ağaca bile park eden halkım, bu uygulamadan tedirgin olur. Eğer paralı uygulama gerçekleşirse, Tarihi Yarımada’nın şehrin en tercih edilen huzur noktalarından biri haline geleceğinden eminim.

Düğmenin sergisi olur mu

Yazının Devamını Oku

Okula giden yol mideden geçer

Hayırsever ünlü anneler çocuklarının sevdikleri lezzetleri bir kitapta topladı. Kitabın geliriyle okul yaptırılacak.

Hepsi ünlü, anne ve hayırsever. İyi bildikleri yemeklerin tariflerini açıkladılar. Bu da, kitap haline getirildi. Bütün satış geliriyle de Doğu’da okul yapılacak.
Projenin sahibi, daha önce de aynı yöreye okul yaptıran Gymboree Play & Music. Katkıda bulunan ünlüler, Kerem Gönlüm’ün eşi Elif Gönlüm, Murat Saygı’nın eşi Gül Gölge, Efe Yazıcı’nın eşi Nazlı Yazıcı, Tayfun Demirören’in eşi Reyhan Demirören Banu Aksoy Tarakçıoğlu ve Begüm Ayaydın. Dahası da var. Yemek tarifleriyle beraber, ünlülerin çocuklarıyla çektirdikleri fotoğrafların da bulunduğu kitabın daveti de bugün yapılıyor. Umarım iyi satar, okul da bir an önce yapılır. Gördüğünüz gibi iyilik yapmak için bazen bir kitap almak bile yetiyor. Kitabın adını atlamayalım bu arada: ‘Çocukların Çok Sevdiği Yemek Tarifleri’.

Brad’in fotoğrafına dokunan yanıyor

Brad Pitt ile reklam filmi için anlaşan Chanel işi çok sıkı tutuyor.
PR firması falan kullanmadan, doğrudan ülke sorumlusu mail atarak, bu anlaşmayı medyaya duyurdu:  ‘Dünyanın en tanınan aktörlerinden Brad Pitt, Chanel 5’in, yakında çekilecek reklam filminin yüzü oldu...’ Greg Williams’ın çektiği Pitt’in bu portresi ise uyarılı gönderilmiş. ‘Resmi kırpmak, üzerinde oynamak yasaktır’ şartı var kullanmak için. Tabii bu şart bizim için. Siz, dilediğinizi yapabilirsiniz.

İlk kamyon yarışı

Dünyada çok popüler olan fakat ülkemizde hiç yapılmayan kamyon yarışları, bu cumartesi İstanbul Park’ta. Bence ülkemiz için çok yararlı bir gelişme. Otoyollarda, ara sokaklarda her gün yarışan özellikle sarı kasalı kamyonlarımızın sürücülerinin, bu yarışlara ilgi göstermesini bekliyor organizasyon komitesi. Çünkü sadece kamyonlar yarışacak. Yani yarış pistinde, özellikle kadın sürücülerin kullandığı, sıkıştırılmaya uygun otomobiller olmayacak. Bu duruma da alışık olmayan bizim bazı kamyon şoförlerinin yarışa soğuk baktıkları tahmin ediliyor. Kamyon yarışları Türkiye, İtalya, İspanya (2 yarış), Fransa (2 yarış), İngiltere, Almanya, Rusya, Çek Cumhuriyeti, Belçika olmak üzere dokuz ülkede toplam 11 etaptan oluşuyor. Cumartesi -pazar günleri İstanbul Park’ta yapılacak yarışlara altı takım katılıyor. Daha önce bir kere seyretme fırsatı bulduğum kamyon yarışların çok zevkli olduğunu söyleyebilirim. 

Böyle olur Playboy’un koleksiyonu

Yazının Devamını Oku

Yerli ‘umutsuz’lara Longoria alternatifi

En son, Penelope Cruz’un erkek kardeşi Eduardo Cruz’la takılan Eva Longoria şimdi hem sevgilisiz hem dizisiz. Yakında bir evililik programı sunmaya başlayacak. Esra Erol’da umudunu bulamayanlar şansını bir de Eva Longoria’da deneyebilir.

Umutsuz Ev Kadınları’ dizisinin ünlü oyuncusu Eva Longoria, NBA yıldızı Tony Parker’den boşandıktan sonra bir süre kendine gelemedi. Kısa bir terapinin ardından, yeniden yola koyuldu. Ylk olarak, Penelope Cruz’un erkek kardeşi Eduardo Cruz’la takıldı. Fakat Penelope, Eva’yı bir türlü sevemedi, hatta gıcık olduğunu herkese bir şekilde söylüyordu. Sonunda ikna oldu ve ilişkiyi onayladı. Eva da, sanki bu anı bekliyormuş gibi, ilişkiyi bitirdi. Eva’nın istatistiklere geçen yedi ilişkisi oldu. Bunlar ünlü olup, medyaya yansıyanlar tabii...
Longoria şimdi hem dizisiz hem sevgilisiz. Kendine bir hayrı olmadığından emin olunca da, başkalarına yardıma karar verdi. NBC’de, bizdeki evlilik programları gibi projede sunuculuğa başlıyor. Esra Erol’un programında aradığını bulamayanlar, Eva Longoria’da şanslarını deneyebilirler.

Bilimin popüleri geldi

Hemen herkes, müzik, spor, sinema ya da edebiyat hakkında ahkam kesebilir. Fakat iş bilime gelince, ortalığı bir sessizlik kaplar. Geçen hafta öyle ilginç bir dergi çıktı ki, okuyan herkes artık bilimsel konularda da rahatlıkla atıp, tutabilecek. En azından ben bu konuda iddialıyım. Ünlü ‘Popular Science’ dergisi, geçen hafta yayın hayatına başladı. Alın size ilginç bir konu: Eğlencenin Geleceği. iTunes mağazasından alınan bir oyunla, kendinizi nasıl daha fazla geliştireceğiniz adım adım, deneyi yaşayan birinin ağzından anlatılıyor. Oyunu ben de satın aldım. Bir günde kendimde inanılmaz gelişmeler gördüm. Mesela, tanımadığım insanlara da “Günaydın” dedim. Emniyet şeridinden gidenlere bile küfür etmedim. Uygulamanın adını merak ediyorsanız artık bir dergi alın derim. Popular Science Türkiye, DoğanBurda’dan çıktı.
Fiyatı da 3.5 lira.

Sessiz sinemaya nur yağacak

‘The Artist’s, Oscar’ı kazanınca, Hollywood arşivleri karıştırmaya başladı. Sonunda da aradığını buldu: ‘Wings’. ‘The Artist’s’ filminden önce, Oscar kazanan tek sessiz film olan ‘Wings’, yeniden çekiliyor. ‘Wings’, 1929’da en iyi film ve en iyi efekt dallarında iki Oscar kazanmıştı.

10 günde beş kilo

Yazının Devamını Oku

Ünlüler bugünlerde ne giyiyor

‘Harry Potter’ filminin küçük, afacan kızı Emma Watson büyüdü, gece hayatının bir numaralı isimlerinden biri oldu. Kendisini her zaman böyle ayık göremeyeceğiniz için, Miu Miu kıyafetli halini hemen basayım dedim

Dikkat ettiyseniz, diğer haberlerimde güzel bir kadın fotoğrafı yok. Sayfayı kurtarmam için, ortalığı karıştırmam gerekti. Tek ekmek yiyeceğim yer, geçen hafta yapılan film festivalleri çıktı.
Malaga ve Tribeca, geçen hafta yapılan festivaller. Filmler kadar giyilen elbiseler de konuşulur bu festivallerde, galalarda. Ben bir - iki tane seçtim. Popüler isim olduklarından, sizin de ilginizi çekebilir. Birincisi Emma Watson. Yani ‘Harry Potter’ filminin küçük, afacan kızı. Watson büyüdü, gece hayatının bir numaralı isimlerinden biri oldu. Ajanslardan sürekli, gözleri kaymış, etekleri açılmış şekilde fotoğrafları geliyor. Bu kez Watson’ın, ayakta, ayık ve gülerken bir fotoğrafı gelince, paylaşalım istedim. Kendisini her zaman böyle göremezsiniz. Giysisinin de Miu Miu olduğunu yazayım ki, mail atıp sormak zahmetini yaşatmayayım size. ıkinci güzelimiz ‘Avengers Assemle’ filminin galasından. Ünlü Scarlett Johansson. Ayan beyan seçilebileceği üzere, Prada’yı giymiş, pozunu vermiş.

Gripin’den telefonlu konser

Koç Fest, ismini her yıl biraz daha duyurarak, etkinliklerini sürdürüyor. Festival kapsamında, Trakya Üniversitesi’nde Gripin konseri vardı. Grup, gençleri coşturduğu bu konserde, iPad ile üç parça çaldı. Çalarken güzel de espriler yaptılar. Bundan sonra kendilerine iGripin denirse hiç şaşırmayacaklarını açıklamaları da çok zekiceydi. Öğrencilerin de iPad müziğine, Blackberry telefonlara yükledikleri alkış efektleriyle destek vermeleri, ‘duygusal anlar yaşanmasına’ neden oldu.

Kitabını okudum

Geçen hafta moda konusunda yazdıklarım, giyim konusundaki cehaletimi, epey bir kitleye ulaşınca, hayırsever okurlar harekete geçti. Kimi gönderdikleri mail’lerle tavsiyelerde bulundu, kimileri de giyecek teklifinde bulundu. Herkese teşekkür ederim. Fakat bir dostum, “Ben sana balık vermek yerine, balık tutmayı öğreteceğim” mantığıyla hareket ederek ufkumu iyice açtı. Küçük bir kitapla yanıma geldi, “Oku, bir şeyler kap bundan” dedi. Kitabın adı ‘A Well-Dressed Gentleman’s Pocket Guide’. Pantolondan, çoraba kadar, adam gibi giyinmenizi sağlayan, kılavuz niteliğinde bir kitap. Tam 216 sayfa. Yani, iyi giyinmek, bu işten anlamak için tam 216 sayfalık bu kitabı acilen hatmetmem lazım. Yazın, tatilde bu kitabı okurum, sonbaharda da öyle bir giyinirim ki, beni tanıyamazsınız.

Kaptan eğlenir, golcü kaçar

UEFA ile ilgili yazdığım yazıya, Fenerbahçe taraftarı okurlar kızmışlar. Hem mail hem tweet atarak hoş ve nazik mesajlar vermişler. Oysa yazıda hiçbir takımın adı geçmiyordu. Fenerbahçe düşmanı ilan edilmem, pek hoşuma gitmedi açıkçası. Sarı-lacivertli takımı tutmuyorum fakat düşmanı da değilim. “Moda sayfasında bile Fener düşmanlığı yapıyorsun” diyenler de oldu. Benim yazdığım sayfa moda değil, yaşam sayfası. Hayata dair her şey anlayacağınız. Şimdi elimde Alex haberi var. Bunu yazmazsam olmaz çünkü fotoğrafları öyle güzel ki. Fenerbahçe’nin yıldızı, kaptanı Alex, artık her yerde görmeye alıştığımız ailesiyle futbolcuların vazgeçilmez mekanlarından İstinye Park’ta turladı, yemek yedi, alışveriş yaptı. Alex’in en büyük özelliği, sıcaklığı. Muhabiri gördüğü zaman kaçmaz, durup poz verir. Zaten fotoğraflardan da anlarsınız Alex ve ailesinin mutluluğunu. Ünlü futbolcu, ailesiyle keyif yaşarken, başta Burak Yılmaz üzere, bazı futbolcuların kendisinden birkaç metre ilerde, muhabirlerden köşe bucak kaçması da oldukça eğlenceliydi. Ama çekilen fotoğrafların altına yazılanları görünce de, kaçmakta haklı olduklarını da anlıyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Meğer erkek giyiminde ne detaylar varmış

Geçen gün Pierre Cardin’in Baş Tasarımcısı Faruk Kalaycı, erkeklere özel öneriler yollamış. Benim gibi giyinmeyle örtünmeyi karıştıranlar için ilginç tavsiyeler var. Okuyun, işinize kesin yarar bu açıklamalar

Sağ olsunlar bazı okurlar beni moda yazarı olarak görüyor. Mail atıyorlar. Hafta içi gittiğim bir davette, güzel bir takım giymiştim. Ellerim cebimde, kasıla kasıla dolaşırken, iş arkadaşlarımdan birinin “Erdem, giydiğin üç düğmeli takımı, en son mezuniyet töreninde giymiştim” demesi, kendime getirdi. 1960’lı yıllarda geçen Mad Men’i fazla seyretmek, günümüzün dünyasından böyle koparmış beni. Sanırım bu açıklamamdan sonra, moda konusunda pek üstüme gelmez kimse.
Aslında, kadınlara giyim konusunda çok tavsiyede bulunup ölümüne eleştirenler çok. Fakat biz erkeklere bu konuda ders veren yok gibi bir şey.
Geçen gün Pierre Cardin’in Baş Tasarımcısı Faruk Kalaycı, erkeklere özel öneriler yollamış. Benim gibi giyinmeyle örtünmeyi karıştıranlar için ilginç tavsiyeler var. Okuyun, işinize kesin yarar bu açıklamalar...
* İlk tavsiye, iş toplantısına ya da iş yemeğine gidecekler için: Desensiz, düz gömlek giyilmeli diyor üstad. Ofiste çalışırken takım elbisenin içine ince çizgili, küçük pöti kareli gömlekler giyilebilirmiş.
* Gece hayatı ve daveti bol olanlara tavsiye: Smokinle giyilecek gömlekte cep olmamalı. Milano yaka tercih edilecekse kravat takılmalı. Papyon kullanmak isteniyorsa ata yaka tercih edilmeli; der Kalaycı.
* Kravat kullanmadan ceket giymek isteyen erkeklerin gömlek seçerken ceketin desenine dikkat etmesi gerektiğini söyler ve ekler: “Ceket düzse desenli gömlek, ceket desenliyse düz ağırlıklı ya da kendinden belirsiz gömlekler tercih edilmeli. Dik yakalı gömlek en ideali, düşük yakalar kravata daha uygun. Jean veya kanvas pantolonla giyilecekse daha büyük desenli gömlekler veya Oxford modeller tercih edilmeli”.
* Gömlek olayını da detaylarıyla anlatmış, ilginç olduğu için kısaltmadan yazıyorum: “Boynunuz hiç sıkışmadan başınızı rahatlıkla çevirebiliyorsanız doğru gömlektir. Dikiş izleri omuzlara tam oturmalı. Bir buçuk santim kadar yukarıda kalabilir ama asla aşağıda kalmamalı. Vücudunuzun iki tarafından da iki buçuk santimetre kadar bir kumaş tutabilmelisiniz. Fazlası gömleğin çok bol görünmesine neden olur. Gömleğin manşetleri başparmağınızdan bir buçuk santim yukarıda kalmalı. Ayrıca ellerinizi, kol düğmelerinizi açmadan manşet içinde kaydıramamalısınız.”

Yazının Devamını Oku

İşte yok satan giysi

Para harcamaya karar verdiyseniz, internet size her konuda yardımcı oluyor. Girin alışveriş sitelerine, birkaç saatte bütün maaşınızı yatırıp hafifleyin. AVM’lerde turlamaya hiç gerek yok.

Alışveriş sitelerinin sayısı böyle artınca, bol bol da reklamları yayınlanmaya, ünlüler de bu reklamlarda boy göstermeye başladı. Bunun örneklerinden biri Deniz Akkaya’nın da rol aldığı bir giyim firması. Açıklamaya göre, Akkaya ne giyerse, bu sitede yok yatıyormuş. İşte size Deniz Akkaya ve bu firma için giydiği ‘yok satan giysi’.

UEFA ayıp etti

Normal sezon bitti, anormal final başlıyor bugün. Takımlara başarılar. Büyüklerimiz “Play off başlamadan bu işi çözeriz” diye iddialı konuşmuştu. Çözemediler. Bence Sivas Davası gibi zaman aşımını bekliyorlar. Made in Turkey hareketler bunlar. Alışığız, bekleriz hatta isterseniz unuturuz. Hadi bu hareketlere alışığız. UEFA’ya ne oluyor? İddianame’yi geri göndermiş; “Bundan bir şey anlamadık” diye de not eklemişler. “Ekinler sürüldü mü, karganın kanadı, gurbet bana yaradı, keklik kafeste mi, yemleme yapıldı mı” gibi tapeleri nasıl anlamazlar kafam basmıyor...

Yıldızları parlıyor

Demet Evgar ve Emre Karayel çifti, ‘Bir Kadın Bir Erkek’ projesiyle iyi çıkış yakaladı. Televizyon programlarına konuk oluyor, her yerde onlarla ilgili haberler çıkıyor. İlginç görüşler bildiriyorlar, güzel laflar ediyorlar. Ayrıca komikler. İş böyle devam edince de, birliktelik paraya dönüşmeye başladı. İkili, bir dondurma firmasının reklam filminde oynayacak. Gelen bilgi ‘Tatlı Kuplar’ı anlatacakları yönünde. Dondurma yemenin püf noktalarını doğru yöntemlerle göstereceklerini tahmin ediyor, reklamı heyecanla bekliyorum.

Çocuklar için sinema zamanı

Ülker her yıl yapıyor, güzel bir aktivite. Özellikle sinema bulunmayan şehirlerde, bu sanat dalına uzak kalmış miniklere filmler gösteriyor. Bu yıl yine var. 62 ilde, 157 sinema salonunda animasyon bir filmle ufaklıkları sevindirmeye hazırlanıyorlar. Bugüne kadar 500 bin çocuk belki de hayatlarında ilk defa sinemayla tanışmış. Bu yıl seçtikleri film, ‘Sevimli Kahraman’. Ülkede milyonlarca çocuğun, sinemanın ne olduğunu bilmemesi de sanırım ortak ayıbımız.

Selam dostlar

Yazının Devamını Oku

Üstat sınava geliyor

Deep Purple’ın davulcusu Ian Paice liseler arası müzik yarışmasına jüri oldu

Öğrenciyken, ben de Liselerarası Müzik Yarışması’na katılmıştım. O dönem Milliyet düzenliyor, yarışmalar, o zamanki adıyla İstanbul Spor Sergi Sarayı’nda yapılıyordu. Jüride bulunan Sezen Aksu, Edip Akbayram gibi isimlerin önünde çalmıştık. Bir okulun solisti detone olmuş, Sezen Aksu gülmekten komaya girmişti. Anılar bitti, habere geçelim: Artık liseler arası müzik yarışması sağlam sponsor bulmuş. Sefil günler yok yani. Vodafone’u arkalarına almışlar. Jüride de, gençlerle dalga geçenler değil, Deep Purple’ın davulcusu Ian Paice gibi gerçek müzik adamları var. Paice’in önünde çalacak öğrenci kardeşlerime başarılar diliyorum. Adamın eli titrer, başı döner. Ama kimseyle dalga geçmeyeceğine eminim.

Ümit veren gelişme

Şike soruşturmasında başı derde girip aylarca hapis yatan isimlerden biri de Ümit Karan’dı. Futbolculuğu kadar, gece hayatına da ilgi duyar, hatta güzel de bir mekân sahibi Ümit Karan. İlk tahliyelerle birlikte özgürlüğüne kavuşmasına rağmen, gece hayatından da bir süre uzak durdu. Geçenlerde Richie Rich adıyla her hafta düzenlenen bir partideydi futbol adamı. Bunu da, yavaş yavaş normal hayatına dönmeye başladığının işareti olarak görüp tekrar geçmiş olsun diyelim.

Endonezya’dan Ege’ye selam

Ayşegül Dinçkök Endonezya’ya gitti. Elinde fotoğraf makinesi. Daldı bu dünyanın en renkli sularına. Daha önce 200’den fazla dalış yapmıştı. Bu kez boş çıkmadı. İnanılmaz renkli sualtı yaşantısını görüntüledi. Döndüğünde hazırlıklar yapıldı ve fotoğraflar sergilenmeye hazır hale getirildi. 17 Nisan’da Tophane-i Amire Tek Kubbe Salonu’nda, bu renk cümbüşü sergilenmeye başlıyor. 11 gün boyunca halka açık. Elde edilecek gelirse, Sualtı Araştırmaları Derneği’nin ‘Ege’nin Kadın Balıkçıları’ projesine harcanacak. Hem güzel bir sergi görmek hem de sağlam bir projeye katkıda bulunmak için iyi bir fırsat. Değerlendiren kendini iyi hisseder.

Elinde Türk markası

David Beckham, ABD’de alışveriş yaparken bir Türk markası satın alırsa haber olur mu? Bana göre olur. Fotoğrafta gördüğünüz gibi Beverly Hills’te, yanında çocukları ve onların dadısıyla alışverişteler. Dadının elinde Godiva paketi. Birazdan eve dönüp mideye indirecekler. Yurtdışında ünlülere satacak kalitede mal üretemiyorsan, zaten bildikleri bir markayı yerlileştirir, bu işi çözersin. Godiva bu konuda iyi örnek. Ülker, bastırdı parayı aldı bu dünyanın en ünlü çikolata markasını. Beckham’a da yedirir, benzerlerine de.

Eski filmleriniz parlatılır

Yazının Devamını Oku

Dizilerin dizisi başladı

Dizi deyince benim aklıma hemen Mad Men gelir. Bizim izleyene de emek harcayana da yazık eden dizilerimizin, bu şahane yapımdan öğreneceği çok ders var

Mad Men’in beşinci sezonu, geçen haftasonu iki saatlik bir bölümle yayınlandı. İlk dört sezonu nefessiz seyretmiştim. Dört yılda insanları sigaraya başlattılar. Şimdi yavaş yavaş bıraktırmaya çalışacaklar. Reklam dünyasının dehalarını, onların hırslarını bu kadar güzel anlatan başka bir dizi olamaz. Mad Men, 2007’den beri seyredenlerden 10 üzerinden 9’a yakın ortalama not alan bir dizi. Bizim bu işleriyle uğraşan dostlarımız, uzayda kahvehane esprileri yapıp, izleyenleri komaya sokacaklarına, böyle birkaç dizi seyretseler, çok faydalanırlar.

Bizim ufaklığa nazar değdi

Formula 1 severim. Fırsat buldukça ya yerinde ya da televizyondan izlerim. Geçen yılın fırtına adamı Sebastian Vettel’e taktım kafayı. İlk iki yarışta bu kardeşimiz ayağı frende yarıştı sanki. Fotoğraflarda da hep gülen Vettel, artık bozuk bir ifadeyle çıkıyor. Geçen yıl Frankfurt Otomobil Fuarı’nda, Infiniti’nin adına yaptığı otomobilin tanıtımında çok yakından izlemiştim kendisini. Bisiklete yeni başlayan bir çocuk gibi görüntüsü vardı. Sağlam da espriler yapıyordu. Son yarışta, takımıyla radyo iletişimi kaybedip, ağlamaklı bir ifadeyle yarışı kaybettiğinden yakınıyordu. Sonuçta ikinci yarıştan puan çıkaramadı. Bu arada, İstanbul’un, Formula 1 takviminden çıkarılması da bizim için moral bozucu. Yüzlerce milyona yapılan güzelim İstanbul Park, artık çevresindeki satılık villalara manzara görevi yapacak. Kentsel dönüşümü bilmem ama yakında orada köysel dönüşüm başlar.

İstanbul’da Rönesans

Floransa’ya giden herkes bilir. Rehberler şehri anlatmaya başlayınca mutlaka Medici Ailesi’nden bahseder. Çağlar boyunca üç Papa ve birçok Floransa kralı yetiştiren, Rönesans’ı başlatan ve bu akımın liderliğini yapan dünyanın en önemli ailelerinden biridir Medici Ailesi. İşte bu ailenin son prensi Don Ottaviano de Medici di Toscana di Ottojano İstanbul’daydı. Muhafazakarlar korkmasın sakın. İstanbul’da Rönesans falan başlatmayacak. Prens, Damat Tween’in, Nişantaşı’ndaki mağazasını ziyaret etmeye geldi ve gitti.

AVM’de hayat başkadır

Türkiye’de garip bir AVM hayatı var. Her köşeye, her mahalleye, her gettoya bir AVM kampanyası, memlekette tam gaz gidiyor. Randevular, yemekler, vakit geçirmeler hatta intihar etmek için bile AVM, yani alışveriş merkezleri tercih ediliyor.

Yazının Devamını Oku

Ayaz’da kaldı

‘Ayaz’ adlı filme gala yapıldı ama gösterime sokulmadı. Bir anlamda kendi kendini imha etti bu film. Bu durumun açıklamasıysa filmin yapımcısı Lütfi Kara’dan geldi

Hafta için ilginç bir film galası vardı. Film değil, gala ilginçti. Oyuncular, konuklar her şey şahaneydi. Yenildi, içildi, konuşmalar dinlendi. Sonra da yedi salonda birden film konuklara sunuldu. Fakat filmi izlemeye girenler, çok özel olduklarını Yapımcı Lütfi Kara’nın yaptığı basın açıklamasıyla öğrendiler. Film, süresiz olarak sinema salonlarından çekilmişti. Yani seyirci sayısı galaya gidenlerle sınırlı kalacaktı.
Yapımcı Kara, kendisine bu kararı aldıran sinema sektöründeki sorunları da tek açıklamayı ihmal etmedi. Kara derdini anlatmak için daha ucuz bir yöntem seçebilirdi. Yani oyuncuları yanına oturtur, bir basın toplantısı yapabilirdi. Fakat bunun yerine, yukarıda yazdıklarımı gerçekleştirdi. Aslında Lütfi Kara’nın seçtiği yoldan gidilip sadece basına ve davetlilere gösterilmesi gereken o kadar çok film var ki...

Bu gençlere destek çıkın

Marmara Üniversitesi’nde bir kulüp var, adı: Marmara Üniversitesi Yenilikçi Fikirler. Öğrenciler kurmuş. Okullara gidiyorlar, yetimhanelere gidiyorlar. Orada çocuklara iyi vakit geçirmelerini sağlayacak çalışmalar yapıyorlar. Örneğin bugün 14.00’te Kasımpaşa Çocuk Esirgeme Kurumu’nda olacaklar. Kurumdaki çocuklara güzel vakit geçirtecekler. Onlara stand-up gösterisi, ud-gitar dinletisi düzenleyecek, hediyeler dağıtacaklar.
Hiçbir beklentileri yok. Daha önce de iki okula kütüphane yapmışlar. Böyle güzel işler yapan gençlerden haberimiz bile olmuyor. Bana mail atıp, yaptıkları işleri anlatmışlar. Her şeyi aralarında topladıkları öğrenci harçlıklarıyla yapıyorlar sanırım. Benden yardım falan istedikleri yok. Fakat, iyilik yapmak isteyip de, ne yapacaklarına karar veremeyenler için bu öğrencileri aramak son derece faydalı olur.

UEFA bizi affet!

UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino, Çarşamba günü bir basın toplantısı yaptı. Infantino, gayet net konuştu. “Sıfır tolerans” diyor, başka bir şey demiyor.

Yazının Devamını Oku

Mor Çatı’nın tamirine yardım

Şiddet gören kadınların sığınağı olan Mor Çatı’ya yardım etmek için bir proje başlatıldı. Mor Çatı’nın tadilatına katkıda bulunup çorbada tuzunuzun olması bir ‘tık’ kadar kolay.

Kadın dövmenin hobi gibi kabul gördüğü ülkemizde, yıllardır ezilen kadınların sığınma yeri olan Mor Çatı, bağışlarla ayakta kalan bir kurum. Cebinizden para çıkmadan da, bu evlere yardım edebilmeniz mümkün. Polisan Boya, böyle bir sosyal sorumluluk kapsamında ilginç bir proje geliştirdi: Mesleklerinde başarılı, güçlü duruşlarıyla takdir kazanmış 58 ünlü kadını bir araya getirdi. Fotoğrafçılar Serhat Hayri ve Tayfun Çetinkaya da bu kadınların portrelerini çekti.
İyi olmuş, başarılı ya da başarısız yorumu yapmak istemiyorum. Burada tek bir amaç var: Polisan, Mor Çatı Kadın Sığınıkları’nın tadilatına katkıda bulunacak. Siz de aynı şekilde katkıda bulunmak istiyorsanız www.facebook.com/polisanhomecosmetics adresini tıklamanız yeterli.

Kartalkaya ısınacak

Dört metre karın üstünde bikinili bir model görmek nasıl bir duygudur acaba? Ben hiç yaşamadım. Merak edenler varsa, 22 Mart’ta Kartalkaya’da böyle bir operasyon gerçekleşecek. La Perla, Jean Paul Gaultier’in elinden çıkma 2012 yaz sezonu ürünlerini tanıtacak. Hem iç çamaşırı hem mayo. Özellikle “Arkadaşlarla kayağa gideceğiz” diye eşlerinden, sevgililerinden izin koparmaya çalışan erkekleri, ben gidemeyeceğim için buradan ispiyonlamayı görev kabul ediyorum.

Şarkı sözü nasıl yazılır

Herkes gibi müziğe ilgi duyan biri olarak, şarkı sözlerinin nasıl yazıldığını, bestelerin nasıl yapıldığını hep merak etmişimdir. Çeşitli yöntemler duymuştum. Mesela Mustafa Sandal, bir ormana gidip, terk edilmiş bir kulübede sabahlayarak bir şarkısını yazdığını açıklamıştı. Şarkı sözleri deniz kıyısından bahsediyordu, o ayrı. Ya da bir yolculukta, doğayı seyrederek ilham perisini yakalayanları da çok duymuşuzdur.
Fakat Gülben Ergen’in geçen hafta magazine yansıyan mesaj olayı benim için kesinlikle bir numara oldu. Konferans izlerken “şahdamarım mısın?”, “Bana sahip misin?” gibi mesajlar  yazması ve bunu da şarkı sözleri olarak açıklamasına saygı duydum. Konferans seyrederek bunları yaratan Ergen, bir de açık kalp ameliyatına girmeyi denerse, inanılmaz şarkı sözleri çıkaracağına eminim. Albüm çıktığı anda bir tane almak görev oldu benim için.

İstanbul silüetine İki kulak

Yazının Devamını Oku

Kırmızı eziyet

Anlaşılan o ki yüz nakli bile kırmızı halıya hazırlanmaktan daha kolay

Estetik üzerine uzman bazı bilim adamları, bizlere mail göndererek, güzellik konusunda görüş bildirirler. “Yatarken kulaklarınıza haşlanmış ıspanak sararsanız, hem kulaklarınız daha parlak gözükür, hem de daha iyi duyarsınız” türünden açıklamalar... Hem eğlendiren, hem de öğreten bir bilgi olduğu için zevkle okurum.
Geçen gün bunlardan biri daha geldi. Medikal Estetik Uzmanı Dr. Nihat Dik, her ölümlüyü ilgilendiren bir konuya değinmiş:
Kırmızı halıdaki kusursuz güzelliğin sırrı. Tüm önerileri açıklamam için yer yok, özetledim:
* Yüzün yorgun halinden kurtulması ve parlaması için iki hafta önceden başlanılarak Angelina Jolie’nin sırrı olarak bilinen mikro iğneleme yapılıyor. Haftada üç gün.
* Yine yoğun olarak iki hafta önce kavitasyon ve lenf drenaj uygulamasına girilmeye başlanıyor. Acil olarak vücut mümkün olduğu kadar sıkılaştırılıyor.
* Yüz ve vücut için 20 dakikada estetik etkisi yapan lumislim yani düşük seviyede salınan lazer enerjisiyle lifting yaparak yerçekiminin etkisi azaltıyor.
* Leke balsamı üzerine yapılan artık herkesin bildiği makyaj hileleri ile kontörler, kıyafetlerle desteklenince kusursuz güzellik kırmızı halıda yürüyor.

Yazının Devamını Oku