Eğitim Teknologları kimdir, ne yaparlar?

COVID-19 pandemisi ile onlara daha çok ihtiyacımız var ama onların görev ve sorumlulukları sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır. Onlar, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümlerinden mezun bilişim teknolojileri ve yazılım öğretmenleri. Onları, eğitim teknoloğu veya öğretim tasarımcısı olarak da adlandırabiliriz.

Meltem Kurtoğlu Erden ve Sadi Seferoğlu’nun 2020 yılında yayınladıkları ve BÖTE mezunlarının iş ortamındaki deneyimlerini inceledikleri makalesinde katılımcılardan birisi çalıştığı kurumda kendisini nasıl gördüklerini şu şekilde ifade etmiştir: 

“Öğretmenlerin durumu ortada. Tabi BÖTE için durum biraz farklı. Okullarda size eğitimci olarak değil teknisyen gözüyle bakıyorlar.” 

Bir başka katılımcı ise kendilerinden beklentinin “her türlü bilgisayar tamiri parça değişimi yazılım donanım vs” olduğunu paylaşmıştır. 

Çalışmaya katılan BÖTE mezunlarının yarısından fazlası kendilerine verilen görevlerinin alanları ile ya kısmen örtüştüğünü ya da örtüşmediğini belirtmişlerdir. Bu durum ise onların asıl görevlerine odaklanmalarına engel olmaktadır. 

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü mezunlarını yetiştiren üniversiteler acaba hangi beklentilere göre öğrencilerini yetiştirmektedir? Örnek teşkil etmesi için üç üniversitenin sayfasından BÖTE mezunlarından beklentilerini belirttikleri kısımları aşağıda sizinle paylaşıyorum. 

Boğaziçi Üniversitesi 

“… bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi bölümü, ilköğretim ve ortaöğretim seviyelerinde görev yapabilecek bilişim teknolojileri ve yazılım öğretmeni yetiştirmenin yanında, öğrenmeyi sağlamak için kullanılacak süreç ve araçları çözümleyen, tasarlayan, geliştiren, uygulayan ve değerlendiren uzmanları yetiştirmeyi amaçlamaktadır.  Bu uzmanlık alanlarını tanımlamak üzere kullanılan terimler arasında eğitim teknoloğu, öğretim tasarımcısı ve eğitim yazılımı tasarımcısı bulunur. Bu amaca uygun olarak, bölümümüzün öğretim programı öğrencilerin hem öğretmenlik hem de teknolojik becerilerini geliştirmek üzere tasarlanmıştır.  Öğrenciler eğitim yazılımları, programlama dilleri, eğitsel yazılım tasarımı ve geliştirme, eğitsel video, İnternet ve e-öğrenme, öğretimde ilke ve yöntemler ve araştırma yöntemleri başlıkları altında bölüm dersleri almaktadır…” 

Orta Doğu Teknik Üniversitesi 

“Bilgisayar ve öğretim teknolojileri bölümünden mezun olan kişiler, üniversitelerin ilgili bölümlerinde akademisyen, T.C Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ve özel statülü okullarda öğretmen, danışman, eğitim programı danışmanı, sınav ve değerlendirme uzmanı olarak çalışabilirler. 

Üstlenebilecekleri görevlerden bazıları: 

Eğitim Kurumlarında bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmeni,

Eğitim-öğretim yazılım firmalarında proje yürütücüsü ve geliştiricisi,

Web tabanlı eğitim tasarımcısı,

Eğitim yazılımı geliştirme grup sorumlusu ve yetkilisi.” 

Gazi Üniversitesi 

“Bölümün amaçları şu şekildedir: 

- İlkokul, ortaokul ve liselerde yer alan bilişim teknolojileri derslerini etkili ve verimli şekilde işleyecek öğretmenler yetiştirmek. 

- Eğitimle ilgili her alanda öğrenme süreçlerini iyileştirebilecek öğretim teknologları yetiştirmek. 

- Bilimsel araştırma konusunda yetkin akademisyenler yetiştirerek bilim ve teknolojiye katkıda bulunmak. 

- 21. yy becerileriyle donanmış sorgulayan, araştıran, üreten kişiliğiyle hem kamu hem de özel sektörde kendine yer edinebilecek bireyler yetiştirmek. 

- Etik değerlere saygılı bireyler yetiştirmek.” 

Beklenen bir şekilde, üç görev tanımında da bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmeni yetiştirmenin yanı sıra mezunlarının eğitim teknoloğu oldukları da vurgulanmaktadır. Yaşadığımız pandemiden dolayı eğitimi tamamen veya kısmen çevrimiçi ortamlara taşıdığımı şu dönemlerde eğitim teknologlarına, öğretim tasarımcılarına çok daha fazla ihtiyacımız var. Öğretim süreçlerinin geliştirilmesi için alan uzmanlarıyla ortak çalışacak öğretim tasarımcılarına ihtiyacımız olduğu kadar bu konuda politika üretecek uzmanların da daha çok söz sahibi olması gerekmektedir. 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Okullara kısa bir ara: Nasıl bir “tatil” yapmalısınız?

Sonbaharların ayrı bir güzelliği vardır. Ağaçlar yapraklarıyla bir renk şöleni sunar. Yemyeşil yapraklar sonbaharın bütün tonlarını bütün canlılığı ile gösterir.

Doktoramı bitirip Türkiye’ye döndükten sonra askerlik görevimi Artvin’de yedek subay olarak yaptım. Diğer meslektaşlarımla birlikte Mehmetçik Dershanesi kurup bir sene boyunca Artvin’deki ortaokul ve lise öğrencileri ile birlikte çalıştık. Hayatımdaki en güzel senelerden birisidir diyebilirim. Artvin’in doğası ayrı bir içine alıyor insanı. Renklerin en güzel halini bir Artvin sonbaharında gördüm diyebilirim. 

Bu sonbahar, COVID-19 bazı güzellikleri görmemizi engelliyor ama onu da insanlık tarihinin zorlu sayfalarına kaydetmeye az kaldı gibi. Ama mücadele devam ediyor ve bu mücadelede gevşemeye yer yok. Bu sene COVID-19’dan bağımsız olarak okullara sonbahar döneminde bir hafta ara verilmeye karar verilmişti. Bu verilen ara salgın için de önemli bir mücadele aracı olacaktır ama ben bu arayı eğitim açısından değerlendirmek istiyorum. 

Bir haftalık verilen bu araya özellikle “tatil” demek istemedim. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğündeki anlamlarından birisi “eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre” olarak geçiyor. Eğlenmek ve dinlenmeye itirazım yok ama “çalışmadan” geçirilen süreye itirazım var. Öğrenmek ile eğlenmek birbirinden aykırı kavramlar değil. “Eğlenirken öğrenmek” veya ”öğrenirken eğlenmek” ifadeleri de bana hep itici gelmiştir. Öğrenmek, bir insanın hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Öğrenme, can bedenle buluştuğunda başlar; çıktığında da biter. Öğrenmenin kendisi zevkli bir iştir. Öyle, onu şirin yapmak için oyunlaştırmaya, eğlenceler eklemeye gerek yoktur. Yeter ki, öğrenme arzusu bireyin kendi isteği ile ortaya çıksın. Biz eğitimcilerin görevlerinden birisi de bu arzuyu harekete geçirmek. Bu arzu harekete geçerse gaz tanelerinin bir kabın içinde deveran etmesi gibi devamlı devinir durur. 

Dinlenmek ise birçok zaman bir şey yapmamakla ilişkilendirilir. Halbuki, beynin dinlenmesi için yapılması gereken şeylerden birisi yapılan etkinliğin şeklini değiştirmektir. Bu prensip, aslında çok iyi bildiğimiz bir prensip. Eğitim tasarımlarında da dikkat edilmesi gereken hususlardan da birisidir. Çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir. Örneğin, 7/20 kuralı eğitimlerde kullanılan bir tekniktir. Her 7 dakikada bir katılımcıların yaptığı şeyleri, her 20 dakikada eğitmenin yaptığı şeyleri değiştirmesi gerekir temeli üzerine kurgulanmıştır. Buradaki 7 ve 20 sayıları elbette değişiklik gösterebilir ama temel bakış açısı şudur: Ataletin önüne geçmek için belirli zaman aralıklarında değişikliğe ihtiyacımız vardır. İşte dinlenmek de böyle yapılırsa çok daha verimli bir hayata geçiş yapma şansımız olur. Kitap okumaktan yorulduğunuzda fiziksel bir etkinliğe geçiş yapabilirsiniz. Okuduğunuz kitap tarzını değiştirmek de başka bir değişiklik önerisi olabilir. 

Gün sonunda öğretmenler ve öğrenciler bir haftalık güz arasına çıkıyorlar. Bu ara “çalışmadan” geçirilecek bir hafta olmaması gerekiyor. Öğretmenlerimizin bu haftada katılacakları seminerler var. Ama bu hafta, kendi belirledikleri alanlarda da kendilerini geliştirmeye devam edebilecekleri bir hafta olabilir. Sinema, tiyatro gibi etkinliklere bu sene gidemeyeceğiz ancak bunları veya birçok etkinliği sanal ortamda yapma şansımız var. Teknoloji bize bu imkanları sunuyor. Bu hafta sınıf olarak izleyeceğiniz filmleri belirleyin, okuyacağınız kitapları seçin ve haftanın ortasında öğrencilerinizle yarım saat de olsa video konferans yapın. Ama bu sefer ortak belirlediğiniz, öğrenmenin bin bir yolunu keşfedeceğiniz bir video konferans olsun. Öğrenmenin bir yolu olmadığını gösterin onlara. Bir hafta sonra buluştuğunuzda da herkes öğrenmenin bir yolunu paylaşsın sınıfta. Kışın da kartopu misali öğrenmenin yeni yolları çığ olsun hayatınızda. 

Eğlenerek, dinlenerek, öğrenerek ve çalışarak bir tatil yapın bu sefer.

Yazının Devamını Oku