Siz hala online alışveriş yapmayanlardan mısınız?

Çalışmaya başladığım ilk yıllarda herkesin bilgisayarı yoktu. Herkesin bilgisayarı olmadığı gibi çok az bilgisayarın internet bağlantısı vardı. İnternet için dial-up dediğimiz bir teknoloji kullanılırdı ve internet için ayrı, telefon hattı için ayrı tarifelerden ücretler ödenirdi. Bu teknolojiyle internete bağlandığımız an modemimizden çok garip bir ses gelirdi ve bu artık internet dünyasında olduğumuzu gösterdiği için bize ayrı bir mutluluk verirdi.

Şu an bu anlattıklarımın birçoğu, yeni nesil için çok anlamsız ve tuhaf geliyor. Artık yalnızca iş için değil birçoğumuzun evinde birden fazla bilgisayar, tablet, cep telefonu ve hatta IoT dediğimiz internet bağlantısı olan teknolojik cihaz bulunuyor. 

Bundan beş on sene önce, şu an hayatımızda olan teknolojik uygulamaların sanırım çoğunu tahmin edemezdik. Çocukluğumda izlediğim Jetgiller çizgi filminde ütopik olan çoğu şey sanırım artık gerçek oldu. 

Çok eskiden izlediğim bir sunumda internetin yıkıcı gücünden bahsedilmişti. Değişime ayak uydurabilenler ayakta kalabiliyorken, değişime ayak uyduramayanlar bu yıkıcı güç altında ufalanıp gitmeye mahkum kalıyor maalesef. 

Yakın zamana kadar online alışveriş yapmak da çoğunluk için bir seçenek değildi. Kredi kartı bilgilerimiz çalınabilir, kötü niyetli birileri bizi dolandırabilirdi. Ne olursa olsun kredi kartı kullanarak internet üzerinden alışveriş yapmak istemeyen insanların sayısı Covid-19 pandemisi gündeminde giderek azalıyor. 

Sosyal mesafenin korunması, evde kalmaya yönelik kısıtlamalar ile birlikte artık neredeyse bir çoğumuz internet ortamında alışveriş yapmaya başladık. Bu yıkıcı gücün altında kalmak istemeyen irili ufaklı birçok şirket, bu konuda adeta yarışa girmiş durumda kendi online satış kanalını nihai tüketici ile tanıştırmak için efor harcıyor. 

Sizi bilmem ama ben yıllardır online alışveriş yapıyorum. Online alışveriş yapmanın avantajlarını güvenlik kaygıları yüzünden öteleyenler için işte burada birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum: 

Öncelikle bilinen güvenilir markaların online alışveriş uygulamalarını kullanın. Tanımadığınız, daha önce hiç duyulmamış bir alışveriş kanalını kullanmadan önce mutlaka internet ortamında birkaç arama yaparak çıkan sonuçları bir kontrol edin. Kötü niyetli site ve uygulamalar ile ilgili çıkan sonuçları dikkate alın. 
Siz hala online alışveriş yapmayanlardan mısınızKendinize mutlaka bir sanal kredi kartı oluşturun ve bu kredi kartına online alışveriş bütçenizde ayırabileceğiniz bir limit belirleyin. Bir keresinde kızımın oynadığı online oyundaki harcamaları bu limit aşımı sayesinde öğrendiğimi burada ayrıca söylemeden geçemeyeceğim. 

Online alışveriş sitelerine üye olurken kullandığınız e-posta adreslerine dikkat edin. İş için kullandığınız kurumsal e-posta adresinizi bu uygulamalar için kullanmayın. Zaten sizin özel alışveriş harcamalarınızın şirket hesabınızda olmasını siz de istemezsiniz değil mi? Burada en basit ama en çok yapılan hatalardan biri, tüm hesapları için tek kullanıcı şifresi kullanılması diyebilirim. Ortalama bir insanın günlük hayatında 15’in üzerinde şifresi olduğunu düşünürsek, tek şifre kullanımının yoğun olmasını anlayabiliyorum. Üye olurken kullandığınız e-posta adresinin üye olduğunuz uygulama ile aynı şifreye sahip olması normal koşullarda sıkıntı yaratmıyorken, kötü niyetli bir uygulama sahibinin eline geçtiğinde canınızı sıkabileceğini düşünebilirsiniz. En azından online alışverişlerde kullandığınız hesaplar ile şifrelerinizi birbirinden ayırın. 

Alışveriş ve hatta diğer kullandığımız tüm uygulamalarda hesap doğrulama yöntemini özellikle 2FA (Çift Faktör Doğrulama) doğrulama seçmeliyiz. Aynı banka uygulamalarında olduğu gibi cep telefonumuz üzerinden doğrulama kodu ile hesaplarımıza erişelim. 

Mobil cihazınız için güvenlik önlemleri alın. Mobil cihazlarımız üzerinden her şeyi yapabildiğimiz gibi online alışverişi de artık yapabiliyoruz. Peki mobil cihazlarımızı ne kadar çok koruyoruz? İlk yapılması gereken cep telefonunuzu bir şifre ile güvende tutmak. Sonra bir güvenlik yazılımı kullanmalıyız, bunun için bütçeniz uygun değilse ücretsiz olan çözümleri de deneyebilirsiniz. Hatta bu aklımızda bir türlü tutamadığımız şifrelerimiz için güvenlik yazılımının şifre yönetimi uygulamasını da kullanabiliriz. Güvenlik yazılımı arka planda bilgilerinizi çalmaya çalışan kötü niyetli uygulamalara karşı sizi koruyabilir. 

Hem işletim sisteminizin hem de kullandığınız uygulamaların yeni bir güncellemesi varsa mutlaka bu güncellemeleri yapın. Bu güncellemelerin bazıları, uygulamalar üzerindeki güvenlik açıklarını ve program hatalarını gidermek üzere tasarlanıyor. 

Son olarak harcamalarınızı düzenli olarak kontrol edin ve bilginiz dışında bir harcama olup olmadığına bakın. Özellikle bu günlerde gerçekten ihtiyacımız olan ürünler için online alışveriş fırsatlarından yararlanalım ve ihtiyacımız dışı harcamalar yapmamak için olağan dışı teklifleri kabul etmeden önce iki kere düşünelim.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Kullanıcı koşulları sözleşmelerini okuyor muyuz?

Bu sözleşmeleri okuyanlardan biriyseniz, azınlıksınız diyebilirim. Maalesef çoğumuz, bir uygulamayı kullanmaya hızlı adım atmak için bu sözleşmeleri okumadan onaylıyoruz. Kullandığımız çoğu uygulama için kullanıcılar, belirli ölçülerde uygulama sahiplerine kendi özeli ile ilgili hak ve izinler verebiliyor. Kimisi kameramıza ve mikrofonumuza erişim için izin alıyor, kimisi de lokasyonumuzu öğrenmek, kişi kayıtlarımza erişmek istiyor.

Whatsapp sözleşmesine kadar kullandığımız kaç uygulamaya ne izinler verdiğimizi biliyor muyuz? Clario şirketi bunu aşağıdaki gibi detaylı bir şekilde tablolaştırmış. Sizin için Türkçeleştirdim. Instagram ve Facebook gibi uygulamaların mesajlaşma uygulamalarını herkes kullanmıyor mu? Benim çevremdeki herkes en azından bunları da kullanıyor diyebilirim. 

Başka bir soru işareti de bu kadar Whatsapp’tan korkup 3. parti başka bir uygulamanın kullanımına koşan insanların, orada ne kadar güvende olabileceği konusunda ne kadar emin oldukları. 

Herhangi bir markanın savunmasını yapmak veya güvenilirliğini tartışmak benim üzerime vazife değil kesinlikle ancak ben de bir kullanıcı olarak fikirlerimi sizinle paylaşmak istedim. İnsanlar, bir sürü farklı senaryolar üretip değişik fikirlerle bu durumu çok daha farklı boyutlara taşımayı başardı. Belki de bu durum en çok, Telegram uygulamasına yaradı! Yarın Telegram üzerinden yapılan diyalogların gizliliği konusunda nasıl bir garanti verecekler bu da ayrı bir bilinmezimiz. 

Facebook’un, Instagram’ı satın aldıktan sonra uygulamalar arasındaki entegrasyonlar için benzer protokolleri devreye sokması gibi şimdi WhatsApp için gizlilik sözleşmesi istemesi bana pek garip gelmiyor. Günün sonunda kendisine açılacak kişisel veri ihlali davalarına karşı bir nevi önlem alıyor. 

Sonuç olarak bana göre, WhatsApp en az diğer uygulamalar kadar güvenilir veya güvenilmez. Herkesin, kullandığı uygulamalar üzerinde otokontrolü eline alması asıl güvenilir olan yöntem. İnternet üzerinde paylaşılmış en ufak bir mesaj ya da fotoğraf, siz silseniz dahi siliniyor anlamına gelmiyor. Siz farkına varmadan birçok alanda kopyalanmış ve saklanmış olabilir.

Ayrıca “Bizim bilgilerimizi ne yapsınlar?” diyenler var. Özetle “Tek başına sizin bilgileriniz belki anlamlı olmayabilir ama milyonların verisi bir araya getirilerek dijital dünyada oluşturulan çok muazzam, bigdata dediğimiz bir kavram var. Biz istesek de istemesek de dünyada artık bu veriyi kullanarak pazarlama yapılıyor.” diyebiliriz.

Yazının Devamını Oku

İnterneti kullan, yüzde 100 güvenme

Teknoloji derya deniz, bilmediğimiz birçok şeyi öğrenmemiz için gerçekten muazzam, uçsuz bucaksız bilgi okyanusu diyebiliriz. Çocukluğumu hatırlıyorum, evimizde 20 ciltten oluşan Meydan Larousse Ansiklopedi serisi vardı. Okulda verilen ödevler ya da bitirme projeleri olduğunda her zaman kaynak olarak kullanırdık. Şu an artık böyle bir alışkanlık kalmadı. Herkes bilmediği bir şeyi internetten araştırıyor, buluyor ve öğreniyor.

Hobi olarak aldığım dikiş makinemin, iğnesine ipi nasıl takacağımı dahi bilmiyordum. Youtube’da birkaç aramadan sonra izlediğim videolar sayesinde dikiş dikmeye başladığımda inanılmaz bir haz almıştım. Yine bilmediğimiz her şeyi Google arama motoruna yazıp sormamız mümkün. Google, öyle algoritmalar geliştirdi ki sorularımızın tamamını biz yazmadan tamamlayabiliyor. 

Teknolojinin faydası kadar yıkıcı bir güce sahip olduğunu hep söylüyoruz. Teknolojiyi hep iyi ve güzel şeyler için kullansak keşke ama maalesef durum böyle değil. Aradığımız veya internet ortamında gördüğümüz her bilgiye güvenmeli miyiz? 

İnternet ortamında insanların manipüle edilmesi artık gerçekten çok kolay. Yaşanmamış olaylar, yaşanmış gibi gösterilebiliyor. Instagram’da gördüğümüz her fotoğrafın anlık olmaması, insanların birkaç ay önce çekmiş veya başkasından almış olma olasılığı da artık azımsanmayacak kadar yüksek. Günümüzde en çok yaşanılan internet facialarından birinin de fotoğrafını görüp çok beğendiği biriyle buluştuğu anda hüsrana uğrayan insanlar diyebiliriz. Yeni bir uygulama ile insanlar kendi fotoğrafını Zeyna’nın yüzüne yerleştirip videolar oluşturabiliyor. Bu video trendi son dönemde çok popüler ve tanıdığım birçok insan tarafından kullanıldı. 

Bu işin bir de karanlık tarafı var ki biz buna DeepFake diyoruz. Uzmanlar 2021 güvenlik öngörülerinde DeepFake ile çok karşılaşılacağını açıkladı. Sizi, istemediğiniz videolar ve görüntüler içerisine yerleştirip manipüle etmek isteyecek kötü niyetli saldırganlar olabilir. Müstehcen diyebileceğimiz bu uygunsuz videoları yapan saldırganların ikinci hamlesi, şantaj tehdit ve para talep etmeleri oluyor.

Konu hassas olunca bu durumda kalıp itibar kaybetmek istemeyen insanların para ödemesi çok daha kolay ve hızlı oluyor. Parayı alamadıkları zaman videolar, birçok sosyal medya hesabından paylaşılıyor. Maalesef bunu önleyebilecek çok fazla yöntem yok. Bu saldırıların hedefi genelde ünlü ve varlıklı insanlar ancak bu kesim dışında kalanlara önerim ise bu tip görüntüleri paylaşıp kötü niyetli insanların ekmeğine daha fazla yağ sürmemek olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Cep telefonu ile (Güvenli) yaşamak mı?

Akıllı cep telefonlarının ilk çıktığı zamanı hatırlıyorum da herkeste olması zordu ve bu cihazlar ile internete girmek oldukça maliyetliydi. Operatörlerin o zamanlar sınırsız internet paketleri şimdiki gibi maalesef yoktu. O yüzden insanlar sosyal medya uygulamalarına girmek için evdeki masaüstü cihazlarını kullanırdı.

Bir defasında kuzenim, “Sabah ilk kalktığımda bilgisayarımı açıyorum, Facebook’a girip sonra yüzümü yıkıyorum.“ demişti! Şimdi de çok farklı bir durum yok değil mi? İnsanlar sabah uyandığında hemen ilk önce cep telefonunu eline alıyor ve sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor. Yapılan araştırmalar da çoğu sosyal medya uygulamasına yoğun ilgi gösterdiğimizi ortaya koyuyor. Ekim 2020 rakamlarına göre Türkiye Facebook’ta 37 milyon kullanıcı ile 13. sıradayken, Instagram’da 44 milyon kullanıcı ile 6. sıradayız. TikTok kullanıcımız ise 23,2 milyon. Hala TikTok kullanmamak için direniyorum! Covid-19 salgın günleri ile birlikte hepimiz biraz daha mobil cihazlara bağımlı hale geldik. Üstelik sadece bu uygulamaları da değil maillerimizi de cep telefonumuz üzerinden takip ediyoruz. Kimilerimiz iş için bazı uygulamalar kullanıyor, fotoğraflar, videolar, egzersiz uygulamaları ve daha birçok şey için cep telefonlarımızı kullanıyoruz. 

Cep telefonlarımız mı bizim oyuncağımız, biz mi onların oyuncağı olduk paradoksuna sizi sokmak istemiyorum. Ancak bu kadar bağımlı hale geldiğimiz ve tüm özel bilgilerimizin olduğu cihazlar ile ilgili yeterli güvenlik önlemlerini alıyor muyuz? 

Benden size ufak tavsiyeler; 

Cep telefonunuzda PIN kodu ve şifre kullanın. 

“Yok artık!” diyenleri duyabiliyorum. Ancak evet hala bunu yapmayanlar var aramızda. Sevgilisine, eşine güven vermek isteyenler bir kenara, telefonunuzun tanımadığınız insanların eline geçmeden önce alabileceğiniz en basit önlem bu olabilir. 

Cep telefonunuzun yedeğini alın. 

Herkesin yakınında birinin başına gelmiştir; tüm telefon defterindeki kişilerin silinmesi, doğduğundan beri çocuğunun çektiği fotoğrafların kaybedilmesi. Bazen cihazın hasar görmesi, bazen de kaybedilmesi sebep olsa da bu tip şeyler başımıza gelmeden önlem almakta fayda var. Cep telefonunuzu güncelleyin. 

Genelde kullanıcılar işletim sistemi güncellemelerini itici bulsa da bu genel düzeltmelerle birlikte bir güvenlik açığı yaması da olabilir. Bildirimi gelen güncellemeleri yapmamız bizim için önemli. Aynı şey kullandığımız uygulamaların güncellemeleri için de geçerli. 

Yazının Devamını Oku

Pandemi süreci ve dijital eğitim dönüşümü

İnsanlar özgeçmişlerini hazırlarken “Okuma yazma biliyorum.” diye yazmıyor değil mi? “Bilgisayar kullanmayı biliyorum.”, “Office uygulamalarını kullanabiliyorum.” diye yazması da artık “Okuma yazmayı biliyorum.” diye yazması kadar anlamsız geliyor bana. Bugün bilgisayar işletmenliği sadece yetişkinlerin değil bence çocukların bile uzmanlığı olması gereken bir kriter haline geldi.

Yakın geçmişe kadar çocuklar sadece oyun oynamak, video izlemek ve çeşitli eğlenceli uygulamaları kullanmak için tablet ve telefon gibi cihazları kullanıyordu. Hatta birçok ebeveyn çocuklarına telefon almıyor, kendi telefonlarını çocukları ile paylaşıyordu. Geçmişte eğitimi desteklemek için birçok dijital eğitim platformu projesi oldu ama açık konuşmak gerekirse Covid-19 salgınına kadar başarılı olan bir uygulama duymadım. 

Devir Değişti! 

Çocuklar evlerde ve neredeyse koca bir eğitim yılını evde geçirmeye mahkûm oldular. Dijital cihazlara karşı olan, çocuklarını dijital dünyadan tecrit eden birçok aile de pes etti ve artık çoğunluğun kendine ait bir cihazı var. Çocuklarımızın birçoğu Youtube’da video izlemek ve Minecraft oynamak dışınsa başka bir uygulama kullanmıyorken artık yelpaze iyice genişledi. 

Bir kere çocuklar da artık e-posta hesabı sahibi olmaya başladı. Zoom, Gsuite, Teams, Word, PDF ve benzeri çok sayıda uygulama ve dosyayı kullanmaya başladılar. Dürüst olacağım, bu dünyanın içinde olmama rağmen kendi kızımla online eğitim sürecine adapte olmamız hiç kolay olmadı. Teknoloji dünyasına yabancı olan ebeveynlerin durumunu ne yalan söyleyeyim düşünemiyorum. 

Bu durumun ne kadar süreceği belli değil ve ayrıca her şey normale dönse bile bizim bu aşamadan tekrar geçmişteki duruma geri dönmemiz de pek mümkün olacak gibi durmuyor. Peki o zaman ne yapmalıyız, çocuklarımızı bu dünyanın içinde kendi başlarına bırakıp hayatta kalmalarını şansa mı bırakmalıyız? Bu konuda bir uzman olmamakla birlikte bir anne olarak çocuklarımıza balık vermesek de balık tutmayı öğretmekle yükümlü olduğumuzu düşünüyorum. 

Uygulamalara hakim olun. Bilmediğiniz uygulamaları öğrenin, siz de bilen birilerinden yardım alın. Çocuğunuzun yanında olacağınızı hissettirin ve yardımcı olmaya çalışın. Okul yöneticileri ve diğer ebeveynlerle konuşarak yardım istemekten çekinmeyin. 

Çocuğunuzla sosyal medyada da iletişimde kalın.

Yazının Devamını Oku