Yaralı gezegen dünya

Güncelleme Tarihi:

Yaralı gezegen dünya
Oluşturulma Tarihi: Aralık 02, 2009 10:35

Küresel ısınma diye bir şey söz konusu değilse buzullar ana karadan neden kopsun? Bu makalede küresel ısınmanın gerçek olduğunu kanıtlayan ölçüm sonuçlarını sunacağız.

Haberin Devamı

Son günlerde gazetelerde dünyamızı ilgilendiren ve bir biri ile çelişen iki önemli haber yer aldı. Birincisi küresel ısınmanın bir aldatmaca olduğunu bilim insanlarının toplumu yanılttığını ileri sürülüyordu. Habere göre çok meraklı bir gazeteci, küresel ısınmayı inceleyen bilim insanlarının bilgisayarlarına girmiş ve küresel ısınmanın bir aldatmaca olduğunu verileri inceleyerek fark etmiş ve bunu haber yapmış. Ona göre durum, hiç de bilim insanlarının söylediği gibi değilmiş, merak edilecek bir şey yokmuş. Buraya kadar her şey çok güzel,  fakat aynı günlerde çok sayıda gazete kutuplardan kopan binlerce buzulun ana karaya doğru ilerlemekte olduğunu bildirmekte idi. Haberin yanı sıra buzulları gösteren fotoğraflar da iliştirilmişti. Arap yarım adasını seller basıyor. İnsanlar işin farkında değil. Birisi çıkmış iklim değişmediğini haber yapıyor. Dünya çıldırmış olmalı.

Haberin Devamı

Sokaktaki insanın yeterli bilgisi olmaması nedeni ile işin farkında olmayışını doğal karşılayabiliriz, ancak dünyayı yönetmekle görevli siyaset adamlarının vurdumduymazlığı anlaşılır gibi değildir. Şu anda Kopenhag’ ende iklim değişikliği ile ilgili bir Avrupa zirvesi yapılıyor. Bu makaleyi bu nedenle ekranlamak istedim. Kimi siyasetçiler atmosferde her geçen gün artığı saptanan CO2 miktarının zararlı değil yararlı olduğunu iddia edecek kadar çıkar peşindedirler. Ne Sarkosy ne Merkel ne Obama ne Brown bu güzel gezegene layık politikacı değildirler. Özellikle Kyoto protokolünden uzak duran Çin Hindistan ve ABD.

Şayet küresel ısınma diye bir şey söz konusu değilse buzullar ana karadan neden kopsun? Bu makalede küresel ısınmanın gerçek olduğunun kanıtlayan ölçüm sonuçlarını sunacağız.

Yaralı gezegen dünya
/images/100/0x0/55eb3e79f018fbb8f8b49b7c



Bu konuya çok anlamlı yaklaşan bir resmi ilişikte sunuyoruz. Gerçekten küresel ısınmadan en fazla zarar görenler sevimli kutup ayılarıdır.  Etkin önlem alınmaz ve çevreye saygısızlık sürdürülürse yakında kutup ayısının çaresizliğini insanlar da yaşayacaktır.  Bu tehlikeyi özel bir sayı ile gündem yapan ünlü Skeptic dergisinin kapağı işin ne kadar ciddi olduğunu göstermektedir.

Dünyamız bu günkü ekolojik koşullara uzun bir evrimselleşme süreci geçirerek gelmiştir.  Grafikte bu sürecin sıcaklık ile ilgili verileri gösterilmiştir. Grafiğin günümüz ile işaretlenen bölümünü dikkatle inceleyiniz. Şayet çevre-insan ilişkileri doğal süreçlerinde gelişmiş olsaydı sıcaklık yükselişi turuncu ile gösterilen alanda sınırlı kalırdı. Ancak küreselleşmenin ve aşırı tüketimin çılgınlığında kaynaklanan etkiler sürdürülürse sıcaklığı kırmızı ile gösterilen alana yükseltecektir. Bu yükseliş gezegenin kanayan yarasıdır. Grafikte doğal süreçler ve endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan iklim değişiklikleri karşılaştırılmaktadır.

Genelde iklim, insan, faaliyetleri olmasa bile belirli zaman aralıklarında değişim gösterir. Grafikte bu değişim turuncu eğri ile gösterilmiştir. Belli ararlıklar ile sıcaklı yükselir belli aralıklar ile düşer. 11000 sene önce buğdayın keşfi ile başladığı tahmin edilen ilkel tarım faaliyetleri de dâhil tüm endüstriyel etkinlikler göz önüne alınarak tasarlanan iklim modelleri geliştirilmiştir. Bu modellere göre bundan 20000 sene önce buzul çağının en soğuk günlerinden başlayarak yükselen sıcaklık, 10000 sene önce buzul çağının en yüksek değerine ulaşmış ve belli bir süre buzul devri ortalama sıcaklığının üstünde seyretmiş ve doğal olarak endüstri devriminin başlangıcına kadar bu değeri korumuştur. Bu değişim grafikte sarı bölge ile gösterilmiştir. Ancak endüstriyel devrim sonrası fabrika bacalarından yayınlanan yoğun CO2 yerkürenin doğal iklimini değiştirmiştir. Grafikteki sarı ile gösterilen alan ilkel tarım döneminde insan faaliyetlerinin yerküre sıcaklığının doğal sürecini etkilemeyecek büyüklükte olduğunu göstermektedir. Bu dönemde sıcaklık sadece 0,8 santigrad derece yükselmiştir. Turuncu alan ise 17’inci yüzyılda başlayan endüstriyel devrimin etkilerini yansıtmaktadır. İklim profilini veren bu grafikte günümüz dünyası kırmızı alanın başladığı konumda bir nokta ile gösterilmiştir. Eğer CO2 salınımına sınırlama getirilmez ise, sıcaklık artışını kırmızı alan temsil etmektedir. Bu durum gezegenin başına gelecek en büyük çevre felaketi olma özeliğini korumaktadır. Başta ABD ve Çin ve Hindistan olmak üzere kimi ülkeler, kendi çıkarları için bu tehlikeyi görmezden gelmektedirler.

Yaralı gezegen dünya


Bugünkü halin devamı koşulu altında iklim modelleri 21’inci yüzyılda gezegenin ikliminin nasıl olacağının tahminlerini vermektedir. Çok değişik kabuller üzerine yapılan benzeşim hesaplarının örtüştüğü sonuç gezegeni bir felaketin beklediği şeklindedir. Sadece küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeni ile deniz suyu seviyelerindeki yükselme dünyayı bir felakete sürükleyecek kadar vahim sonuçlar doğurabilir. Deniz seviyelerindeki yükselme bu hız ile sürerse,  belli bir süre sonra kıyılarda yer alan dünyanın en verimli ovalarını sular altında kalacaktır. Çukurova veya Bafa ovası sular altında kalmış bir Anadolu düşünebilir misiniz? Şekilde deniz seviyelerindeki yükselmenin nedenleri çeşitli iklim modellerine göre 2100 senesine kadar denizlerin ne kadar yükseleceğinin tahminleri gösterilmiştir. Tablo gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durumu anlatmaktadır. Bu modellere göre denizler 60 santimetre ile bir metre arasında yükselecektir. Bu korkunç bir felaketin habercisidir. Aklı başında hiçbir kimse bunu düşünmek dahi istemiyor.

Yaralı gezegen dünya



Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!