GeriTeknoloji Wikileaks ve Anti-Semitizm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Wikileaks ve Anti-Semitizm

Bir takım çevreler, her türlü kötülüğün arkasında bu örgütlerin olduğunu iddia ederler. İddialarında da köktenci bir inanca sahiptirler. Bu anlı şanlı amatör zehir hafiyelere, masonluk, Siyonistlik veya komünistlik nedir diye sorsanız; inanınki evlere şenlik yanıtlar verirler; verirken de yüzlerine, her şeyi bilen ulema maskesi takarlar. Bu tipleri TV ekranlarında izlerken veya makalelerini okurken aklıma hep Max Horkheimer’in ‘Akıl Tutulması’ kitabı gelir. Komünistler için söylenecek bir şey yok, sanırım geçmişte yeteri kadar gündem oldular, şimdilerde kimse nerede olduklarını merak dahi etmiyor. Günah keçisinde bir azalma oldu. Ancak yenilerini bulmakta mahir bir milletiz.

Masonları her nedense sevmeyen bir gurup insan, masonlar ah bu hınzır masonlar, her şeyi o Siyonist masonlar düzenler, başımıza ne geldi ise onların yüzünden geldi; derler ve işin içinden çıkaralar. Geçmişte anımsarım, YÖK ilk kez, sanırım 1980 sonrası günlerde, 28 üniversiteye rektörler atamıştı; kimi gazetelerde rektörlerin kaç tanesi mason veya kaç tanesi değil yarışı yapılmıştı.

Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir makalemde, 28 rektörün sadece beş tanesinin, SCI ‘ce taranan uluslar arası saygın dergilerde bilimsel makale yayınladığını, diğerlerinin hiçbir makale yayınlamadığını kanıtlamıştım (Science Citation İndex= Bilimsel bilginin değerini ölçen parametre, bilgi bankası). Sayın Rektörler hiç üzerlerine alınmadılar. Çünkü onlar için bilimsel makale yayınlamanın bir anlamı yoktu, işte problem burada. Diğer taraftan Yükseköğretim kanunun profesörlüğe atama maddesi, bilgi bankalarının taradığı dergilerde makale yayınlamayı, profesör olmak için şart koşuyordu.  Onları rektör yapan kanuna göre, profesör dahi olmazlardı; fakat rektör oluverdiler. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, YÖK başkanı da rahmetli İhsan Doğramacı olunca her şey mümkündü.  Cumhuriyet gazetesine bu durumu aktaran makaleyi yazdığım için başım bir hayli ağrımıştı.  Toplum Rektörlerde bilimsel kalite arayışı ile hiç ilgilenmedi; varsa da yoksa da kaçı mason kaçı değil, önemli olan buydu. Durum aradan geçen bunca seneye rağmen hiç değişmedi. Bakınız Manisa Cumhuriyet Üniversitesinin rektörüne, bu mübarek insan rektör değil sanki sıkıyönetim komutanı, asarım keserim kovarım. Üniversite senin babanın malımı? Kanımca Nobel ödülü alamayışımızın nedeni üniversitelerimizin kalite özürlü olması ile birlikte toplumun bilime olan duyarsızlığıdır. 68 kuşağı üniversite öğrencileri Paris sokaklarında Mili kahraman Charles de Gaulle bile dize getirirken, biz de üç masum öğrenci idam ediliverdi. Bu çok değerli rektör öğrenciler olmasa üniversiteyi sanırım çok mahirane yönetecek.  İçimden kutlamak geliyor böyle bir değeri.

Eğer belleğim beni yanıltmıyorsa,  yazılarını keyif alarak okuduğum Ahmet Hakan (her ne kadar o keyif sözcüğünü beğenmese de) onun tabiri ile öteki mahallede ikamet ederken, masonlar ile ilgili bir program yapmıştı. O programı izlerken içimden ‘biz ne imiş be ağabey’ şarkısını mırıldanmıştım. Mason localarına bildiğim kadarı ile 18 yüzyıla kadar Yahudiler kabul dahi edilmemişlerdir. Ama bizim malumat sahibi zadegânlar bu gerçeği göz ardı ederler. Anti-Semitism ve masonluk arasındaki örtüşme bu çevrelerce bir bilmişlik bir entelektüellik işaretidir sanki.  Adamlar çalışkan, kaç tanesi Nobel kazandı, çok zenginler, ticareti ekonomiyi en iyi onlar biliyor, kaç tanesi dünyanın ileri gelen üniversitelerinde en önemli araştırmalara imza atıyor, en iyi filmleri onlar çekiyor, bunları hiç sorgulamazlar. Hiç biri öğrencisine kovarım seni demiyor.

Wikileaks olayında da sızıntı Türkiye’de gündem olunca, yine işin içinde Siyonist parmak arandı ve İsrail suçlandı. Hiç kimsenin aklına gelmeyeni o akıl etmiş edasındaki zehir hafiyeler,  parmaklarının sallayarak, yine Yahudileri işaret ettiler. Onlar yapmıştır dediler. Gerekçeleri de hazırdı ve siyasi idi: One-minute intikamı. Anlı şanlı bakanlar, parti sözcüleri, şizofrenik emekli istihbaratçılar, köşe yazarları, TV kanallarının gedikli yorumcuları bu fikri paylaştılar. Wikileaks editörü Assange iki gün önce ellerinde, İsrail devletinin kirli çamaşırlarını ortaya çıkaracak 3700 belge olduğunu açıklayınca, bu anlı şanlı ukalalar ne yapacak pek merak ettim.

Yahudi düşmanlığı, ortaçağın koyu Katolik öğretisinin bir uzantısıdır. İslamiyet de her nedense bu öğretinin peşine takılmıştır. Hıristiyanlar İsa peygamberi Yahudilerin çarmıha gerdiğini ileri sürerek onlardan nefret ederler. Peki, Müslümanlar niye? Tanrı insanların vicdanından iki bin senelik nefreti nasıl silemedi, akıl alacak gibi değil. Yahudilerin sütten çıkmış ak kaşık olmadıkları malum. Tarihten gelen Yahudi düşmanlığı, 1903 de Rusya da yayınlanan ‘The Protocols of the Elders Zion’adlı kitapla günümüze taşınmıştır. Protokol dünyayı Yahudilerin yönetmesini hedefler. Çok uzun seneler basının gündemine oturan protokolün sahte bir belge olduğu iddia edenler de çıkmıştır. Konumuz Siyonist protokolün sahteliği veya doğruluğu değil. Wikileaks gibi bir gazetecilik olayını, Yahudi düşmanlığına bağlayan çarpık zihniyeti aktarmaya çalışmaktır. Düşünmeden konuşan siyasetçilerin, köşe yazarlarının, TV’lerin kadrolu yorumcuların bilgisine sunulur.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle