GeriTeknoloji Terör ile robotların savaşı ve şehitlerimiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Terör ile robotların savaşı ve şehitlerimiz

Bayrağa sarılı şehit cenazeleri içimden bir şeyleri alıp götürüyor. Acaba robot teknolojisi ile kayıplar minimuma indirilebilir mi? Bu makalede gündemi belirleyen bu önemli sorunun yanıtı incelenecektir.

Yazımın başında hemen peşinen söylemek isterim ki terör ile savaşta çeşitli amaçlar için insan yerine robot kullanmak mümkündür. İnsansız istihbarat uçakları birer robottur. Bu kadar basit bir teknolojiyi ülkemizde yapamayıp İsrail’den satın almamız ülkemize yakışmamaktadır. ODTÜ’de öğretim üyeliği TÜBİTAK bilim kurulu üyeliği ve TAEK başkanlığı yapmış biri olarak,  ülkemiz bilim ve teknoloji düzeyi kendi problemlerimizi çözecek robotları tasarlayıp üretecek düzeydedir. Sınırlarımız günün 24 saati robot göz ve kulaklar ile izlenebilir. Buna kesinlik ile inanıyorum.

Bir zamanlar robotları silah olarak kullanmaktan uzak duran ve bunları bir Hollywood fantezisi gibi algılayan dünyanın en güçlü ordusu, uzaktan kumanda ile patlatılan bombalar ile kayıplar vermesi ile karşılaşınca, teröristlere karşı robot kullanmak zorunda kalmıştır. Ülkemiz cep telefonları ile patlatılan bombaların verdiği zarardan artık bıkmıştır. Çok şehit verdik.

ABD silahlı kuvvetleri 2003 de Irak’ı işgal ettiğinde ellerinde tek bir robot yoktu.  2004’de 150, 2005’de 2400, 2010’da 12000 karada kullanılan harp robotuna sahip oldular. Bu gelişmeye paralel olarak, Irak’ta şu anda istihbarat yapan ve ateş gücüne sahip 7000 robot uçak kullanmaktadır.  Bunlar ile uzun erişimli hedefleri isabetli atışlar ile vurmakta istihbarat toplamakta tahrip gücü yüksek bombardıman yapabilmektedir. Geleceğin savaşlarını belki de robotlar yapacaktır. Yeni bir savaş kültürü doğmaktadır. Araştırmalar sonucu her geçen gün daha akıllı, daha kapsamlı işlevler yapabilen makineler üretilmiş ve savaş alanlarına sürülmüştür. Robotların özellikle gayrinizamî harp olarak tanımlanan harekâtlarda ABD ordusu tarafından böylesine artan sayılarda kullanılması onların yararlı olduğunun kanıtıdır. Ülkemizde terör ile mücadelede robot kullanımı İsrail’den alınan birkaç insansız uçaktan ibarettir. Bu kanımca çok büyük bir eksikliktir. TV ekranlarında ellerinde hazine avcıların kullandıkları ilksel aletlere benzeyen düzenekleri oraya buraya sallayarak mayın arayan askerlerimizi gördükçe içim burkuluyor. Bizler aptal mıyız? Milli savunma bakanlığına bağlı yerli yapımı savaş araç ve gereçlerinin ülkemizde üretiminden sorumlu bir müsteşarlık vardır. Müsteşar uyuyor mu? Yol kenarına döşenmiş mayınları ABD Ordusu bulup temizliyor da biz neden bulup temizleyemiyoruz ve yüzlerce şehit veriyoruz? Bu sorunun bir yanıtı olmalı.

Robotlar, ALGILAYAN-KARAR VEREN-EYLEM YAPAN akılı makinelerdir. Duyarlı elektronik devreler ile bulundukları ortamdaki ışık, ses, sıcaklık farkı, titreşim, koku, hareket gibi fiziksel olayları algılayarak,  bilgisayar işlemcisine aktarır ve işlemcideki mantık devrelerin verdiği karar sonucu eyleme geçerler. Eylem istihbarat yapmak olduğu gibi, teröristlerin bulunduğu yeri gece karanlığında gündüze çevirecek bir aydınlatma sağlamak ve benzeri işler olabilir. Bu işlev işlemciye program olarak yüklenir. Bir başka değişle robota yapay zekâ yüklenir. Bir askerden beklenen işlevler yaptırılır. Bunu her kesin kolayca anlayacağı bir örnek ile şöyle açıklanabilir. Dijital tansiyon aletleri kalp atışlarımızın damarlara uyguladığı basıncı ses olarak algılar ve ekrana basınç değeri, örneğin 8-12 gibi,  yansıtır. Önce damarlar hava pompası ile sıkıştırılır ve yavaşça boşaltılarak kalp atışını aletin sese duyarlı devre elemanı algılar ve ekrana buna tekabül eden büyük tansiyon değerini aktarır, hava boşaltılmaya devam edilir alet kalp atışlarını duyar fakat öğle bir an gelir ki alet artık kalp atışını duymaz. Buda küçük tansiyona karşı gelir. Bir araziye yerleştirilmiş sese duyarlı düzenekler, şayet burada normalin dışında bir ses duyarsa, burada mutlaka bir faaliyet olduğunu haber verir. Yani basit bir dijital tansiyon ölçere benzeyen bir düzenek geliştirerek sınırlarımızdaki gürültüleri saptayabiliriz. Belki bu kesin bir bilgi vermeyebilir. Fakat en azından dikkatli olunması gerektiğini söyler. Düzenekler sadece sese değil, ışık titreşim, hareket gibi diğer fiziksel olaylara karşıda duyarlı olabilirler. Bütün bunları göz önüne alınarak tasarlanan bir düzenek ile sınırlarımızda kuş bile uçsa haberimiz olur. Ülkemiz böyle bir düzeneği tasarlayıp üretebilecek bilim ve teknolojik olgunluğa sahiptir.

Termal kamera denilen alet sıcaklık farklarına duyarlı bir algılayıcıdan ibarettir. Bunların ordumuzun işine yarayacak gelişmiş tipleri ülkemiz üniversitelerinin fen ve mühendislik fakülteleri üretebilir.  TÜBİTAK Darwin kuramı ile uğraşacağı yerine ülkemizin böyle bir problemine çözüm getirebilirse görevini yapmış sayılır. Milli Savunma bakanlığına bağlı AR-GE dairesi bu işi koordine edebilecek diğer bir kurumdur. Yedek subaylığımı bu dairede geçirmiştim. Bomba çukurlarının geometrik analizinden silahın özelliklerini belirleyen bir algoritma üretmiştik. Artık savaşların sonucunu dört yıldızlı generaller değil aklı dört yıldızlı olanlar belirleyecektir. ODTÜ makine bölümünde anımsadığım kadarı ile robot araştırmalar yapan bir birim vardı. Bu birimde elektrik, fizik, bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinden araştırıcılar çalışırlardı. ODTÜ, İTÜ, BÜ gibi üniversitelerdeki akademisyenlerden oluşturulacak bir gurubun, ordumuzun gereksinimlerini karşılayacak özgün robotlar tasarlayıp seri üretime koyabilecek yetenekte olduğuna inanıyorum.

Bir robotu uzaktan kumanda etmek belli bir eğitim ve yetenek gerektiren bir konudur. ABD silahlı kuvvetleri, 20 yaşının altındaki gençleri işe alarak onlarla sanal ortamda eğitmekte ve savaş robotlarının yönetiminde kullanmaktadır. Bu yaş gurubundaki gençler çok kısa bir süre içinde profesyonel robot komutanları haline getirilmektedir. Irak ve Afganistan’da bomba imha etme ve teröristlerin yerlerinin belirlenmesi görevlerinde kullanılmaktadır. ABD insansız uçaklar ile Pakistan ve Afganistan’da yaptıkları operasyonlarda 40 El kaide liderini etkisiz hale getirmiştir. Benzer operasyonları Ordumuzun gerçekleştirememesinin nedeni elinde, benim anladığım kadarı ile yeterli teknolojinin bulunmayışıdır. Bu konu üzerine ciddi olarak durulursa Türk yapımı özgün bir teknoloji üretilebilir.
Bayrağa sarılı şehit cenazeleri içimden bir şeyleri alıp götürüyor.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle