GeriTeknoloji Stephen Hawking ve Tanrının Zerreleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Stephen Hawking ve Tanrının Zerreleri

Gezegenin sosyal, kültürel ve politik entropisi öğlesine yükseliyor ki yakın gelecekte neler olacak kestirmek imkânsız...

Arap baharı, Libya ve Kaddafi, Suriye ve Esat, Türkiye İsrail gerginliği, Japonya’da tsunami nükleer enerji, Avrupa’da durgunluk,  iflas eden Yunanistan, Euro’yu sırtında taşımaktan bıkan Almanya, küresel ısınma, Ütopyada açlık, milliyetçilik akımlarının faşizme dönüşme eğilimleri, kökten dincilik, Bin Laden’in öldürülüşü, İran’ın nükleer programı, bir bardak suya bir dilim ekmeğe muhtaç iki milyar insan. Gezegenin sosyal, kültürel ve politik entropisi öğlesine yükseliyor ki yakın gelecekte neler olacak kestirmek imkânsız.

Bu arada başka bir dünyada başka bir şeyler de oluyor. CERN (European Organization for Nuclear Research) de yapılmakta olan ve basınımızda Tanrının Zerreleri olarak isimlendirilen deney, kimilerinin gündemine düşüyor.  Ekonomik kriz yaşayan ve üyelerinin bir bölümü iflas noktasına gelmiş Avrupa birliği, bu ünlü deney için yaklaşık on milyar dolar harcamaktan çekinmemiş. Böylesine kritik günlerinde yaptıkları fedakârlık toplumun ve siyasetin bilimsel çalışmalara olan saygının bir göstergesidir. Bizim siyasetimiz bu gibi davranışlar yabancı, deney için harcanan on milyar dolar ise bir gerçek. Bizde siyasi erk TÜBİTAK ve TÜBA ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaktan zevk alır,  sanki yapılacak başka iş yokmuş gibi, ne hikmetse.

Ünlü kozmolojist ve teorik fizikçi Stephen W. Hawking, çok pahalıya mal olan bu deneyin, Higgs parçacığını bulamayacağı ileri sürüyor. Basına verdiği demeçte bu konuda her kes ile iddiaya girmeye hazır olduğunu ilan ediyor. Sanki var mı bana yan bakan diyor. Esasında Profesör Hawking iddiaya girmeye çok meraklı birisidir. 24 Eylül 1991 de Jhon P. Preskill ve Kip S.Thorne ile 100 pounduna (İngiliz para birimi) bir iddiaya girmişti (The Future of Spacetime, W.W Norton 2002 sayfa141). Bu iddiayı kayıp etti. Ancak yenilen pehlivan doymazmış derler,  aynı kişiler ile benzer bir iddiayı 5 Şubat 1997 de California da tekrarladı. Bu iddiayı da kazandığı pek söylenemez. Konu uzay-zamanda ayrık noktaların yapısı ile ilgili karmaşık bir tahmindir, okuyucunun ilgisini çekmez, burada sizler aktarmak istediğim ünlü Hawking iddia merakıdır.

Hawking diyor ki: Büyük hadron çarpıştırıcısında iki proton demeti 7 TeV gibi şimdiye değin teknolojinin ulaşabildiği en yüksek enerji çıkıp kafa kafaya çarpışıp parçalansalar bile, Tanrının Zerreleri, yani Higgs parçacığı kendini göstermeyecek. Bu iddia, bir yerde deneyi boşuna yaptınız, bunca parayı boşuna harcadınız anlamına gelir. Bir başka değişle Higgs parçacığı diye bir şey yoktur. Buna karşılık parçacığa buluşu ile ismini veren İskoç teorik fizikçi Peter Higgs, Hawking’in iddiasını kendisine yöneltilmiş bir eleştiri olarak algılamış ve ‘Higgs kuramını eleştirmek Prenses Diana eleştirmek kadar haksızlıktır’ diyerek iddiayı yanıtlamıştır. Talihsiz prenses Diana için bir şey söyleyemem,  ancak bana göre Peter Higgs haklı.

Fizikçiler de ikiye ayrılmış durumda bulunuyor. Kimileri deneyi bu enerjilerde tekrarlarsak eninde sonunda Higgs kendini gösterecek diyor, kimileride umutsuz. 2010 Martından beri yapılan deneylerde proton demetlerini kafa kafaya çarpışıp parçalandılar,  dünyanın en hassas detektörleri çarpışma sonucu ortaya çıkan tüm parçacıkları tespit ettiler. Elde edilen petabayt mertebesindeki bilgi analiz edildi,  fakat Higgs’den bir haber yok. Esasında Higgs ortaya çıkıp işte ben buradayım, beni tanrı gönderdi demez. Böylesine yüksek enerjide proton parçalanınca elde edilen bilgiler arasında Higgs’in bozunması ile ortaya çıkma olasılığı yüksek olan parçacıklar aranır. Bunlar dolaylı olarak Higgs’in var olduğunu kanıtlar. Yapılan analizler %95 olasılıkla Higgs’in var olmadığı şeklindedir. Higgs’i tümü ile kuramın dışına itmek için bu olasılığın %99,9999 olması gerekir. Henüz kesin olarak Higgs bir rüya imiş diyemeyiz. Galiba bu sefer Stephen Hawking iddiayı kazanacak. Bende yanılmışım, bu ekrana yansıttığım önceki makalelerimde, Evren ve Yaradılış adlı kitabımda deneyin Higgs’in varlığını kesin olarak kanıtlayacağını yazmıştım. Hala da umudumu kayıp etmiş değilim.

Şayet Higgs kimilerinin dediği gibi sadece bir hayal ise, ABD senatosu süper-iletken lineer hızlandırıcı Tevatron için kaynak tahsis etmeyebilir. ABD’nin ileri gelen parçacık fizikçileri bu konuyu hemen tartışmaya başladılar. Şimdi soru şu: Higgs gerçekten yok ise, yani Hawking haklı ise ne olacak?  O zaman karşımızda dev gibi gizem yumağı çıkacak. Çevremizde gördüğümüz her nesne ve o nesneleri elimizle tutarak gerçekliğini algılatan madde, saç telimizden tutunda kuşun kanadına veya lüferin kuyruğuna kadar her nesne,  madden oluşmuştur. Eğer akıl tembelliği hastalığına tutulmuş iseniz maddeyi tanrı yaratmış der çıkarsınız işin içinden. Bilim insanları ise olaya farklı bakar, tanrı maddeyi nasıl yaratmıştır diye anlamaya çalışır. Şimdi olacak budur. Maddeyi 18 temel parçacığın oluşturduğunu söyleyen ünlü standart modeli terk mi edeceğiz? Bence hayır. Öngördüğü 18 temel parçacıktan 17’sinin varlığı deneysel olarak kanıtlanırken hepimiz yaşasın Standart model diye çığlıklar atıyorduk. Bir tek Tanrını Zerresi, Higgs’i bilemediyse kabahat modelde mi?  Fizikçilerde mi?

Steven Weinberg, elektromanyetik ve zayıf nükleer etkileşmelerin, Higgs’in simetrinin kendiliğinden kırılması mekanizmasına dayanarak tek bir kuvvet olduğunu, 1967 makalesinde açıklayınca,  Standart modelin ötesinde bir fiziğin var olduğu anlaşılmıştır.  Deneyler ve teori birleşik bir elektro-zayıf kuvvetin varlığını kanıtlayınca, o günlerde tüm seminer konuları Higgs kuramına odaklanıvermişti. Eski bir göz ağrısı Higgs mekanizması kolayca terk edilecek bir kuram değildir. Kütle çekim, zayıf, kuvvetli nükleer ve elektromanyetik etkileşmeler, büyük patlama anında tek bir süper kuvvet olarak ortaya çıkar. Bu duruma Büyük Birleşme denir. Sıcaklık yüz katrilyon çarpı katrilyon kelvindir. Zaman geçip sıcaklık düştükçe kuvvetler birbirinden ayrılırlar.  On katrilyon kelvin dereceye düştüğünde evren, içinde elektronların yüzdüğü bir ışık okyanusu haline gelir, büyük patlamadan bir saniyenin trilyonda biri kadar sonra, elektromanyetik etkileşmeler süper kuvvetlerden ayrılır. Bu durum kuarkların nükleer sentez ile proton ve nötrona dönüşmesi ile devam eder ve nükleer kuvvetler de süper kuvvetten ayrılır. Higgs mekanizması bu aşamalarda hep doğru yolu göstermiştir. Higgs’i göremeyişimizin mutlaka başka bir nedeni vardır. Şimdi bilim bu nedenin peşinde koşacaktır.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle