Güncelleme Tarihi:

İspanya’daki araştırma ekiplerinin yürüttüğü kapsamlı bir çalışma, şimdiye kadarki en geniş örneklem üzerinden bu soruya yeni yanıtlar sundu. Araştırmada, galaksinin en parlak ve en büyük kütleli yıldız sınıfı olan 214 O-tipi yıldız incelendi. Avrupa Uzay Ajansı’nın Gaia görevinin sağladığı hassas konum ve hız ölçümleri ile ayrıntılı tayf analizleri birleştirilerek yıldızların hem hareketleri hem de kökenleri değerlendirildi.
KAÇIŞIN İKİ FARKLI YOLU
Bilim insanları uzun süredir iki temel senaryo üzerinde duruyordu. İlkine göre, iki yıldızdan oluşan bir sistemde yıldızlardan biri süpernova patlaması geçiriyor ve ortaya çıkan şok etkisi eş yıldızı uzaya fırlatıyor. İkinci senaryoda ise genç yıldız kümelerinde yaşanan yakın kütleçekim etkileşimleri, bir yıldızı adeta kozmik bir sapan gibi dışarı atıyor.
Yeni bulgular, her iki mekanizmanın da devrede olduğunu gösteriyor. Yavaş dönen kaçak yıldızların çoğunun yıldız kümelerindeki kütleçekim karşılaşmaları sonucu hız kazanmış olabileceği düşünülüyor. Daha hızlı dönen yıldızların ise süpernova geçmişine işaret ettiği belirtiliyor. Ayrıca hem çok yüksek hız hem de çok hızlı dönüş özelliklerini aynı anda taşıyan yıldızlara neredeyse hiç rastlanmaması, tek bir açıklamanın yeterli olmadığını ortaya koyuyor.
KARA DELİK İZLERİ DE VAR
Araştırma kapsamında 12 kaçak ikili sistem de belirlendi. Bu sistemlerin bir bölümünde nötron yıldızı ya da kara delik bulunduğu değerlendiriliyor. Bu tür yapılar, yıldız evriminin en uç örnekleri arasında yer alıyor.
Kaçak dev yıldızlar yalnızca hızlarıyla değil, galaktik etkileriyle de dikkat çekiyor. Doğdukları bölgelerden koparak galaksinin farklı kesimlerine ilerlediklerinde, çevrelerindeki gaz ve tozu güçlü ışınımlarıyla etkiliyorlar. Ömürlerinin sonunda süpernova olarak patladıklarında ise ağır elementleri yıldızlararası ortama yayıyorlar. Bu elementler, gelecekte oluşacak yeni yıldızların ve gezegenlerin temel yapı taşlarını oluşturuyor.