GeriTeknoloji Paralel Dünyalar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Paralel Dünyalar

Paralel Dünyalar
refid:24127358 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Son üç ay içinde yazılan çizilen konuşulan sözcükler arasında bir yarışma yapılsa birinciliği kesin paralel alır. Kimileri TV ekranlarına çıkıp biz paralel değiliz diyor karşı taraf yanıtlıyor hayır siz paralelsiniz. Tartışma ülkenin gündemini işgal ediyor.

Öklid paralelliği tanımladığı günden 2400 sene sonra Türkiye'de böyle bir tartışma yaşanacağını aklının köşesinden dahi geçirmemiştir. Bilim, ölçülebilen büyüklükler ile ölçülemeyenler arasında geometrik ilinti kurgulayıp bunları matematik modeller ifade eder. Kimi düşünür ve ilahiyatçılara göre tanrı evreni matematiksel bir mantık ile kurgulamış kelamını matematikle ifade etmiştir. Günümüzdeki tartışmanın kalitesi, öğrencilerimizin uluslar arası matematik sıralamalarında geride kalması, geometriden ne anladığımız açıklıyor. Sen ülkenin geleceği gençliğine, geometri öğretemiyorsan olacağı budur. 21'inci yüzyılda rekabet, sağ, sol; muhafazakârlık veya devrimcilik arasında değil bilimde yaşanacaktır. Şimdi esas geometrinin olayları açıklamakta ne kadar güçlü olduğu üzerinde duralım.

Evrenin genişlediğinin gözlenmesi 20'inci yüzyılın en önemli keşiflerinden biridir. Genişleme aynı zamanda evrenin bir başlangıcının olduğunu da kanıtlar. Bilim evrenin büyük patlama ile başladığını, din yaratıldığını ileri sürer. Başlamak ve yaratılmak arasında sadece söylem farkı vardır, aynı olay iki farklı sözcük ile ifade edilmiştir. Din adamları yaradılış demeyi tercih eder çünkü yaradılışı bir olay gibi değil kutsal bir eylem gibi görürler. İşin içinde kutsallık katmada haksız da değillerdir, büyük patlama gerçekten sıradan bir olay değil hayal sınırlarının ötesinde bir şeydir. Patlama sözcüğünün anlamı bu olayı açıklamak için yeterli derinlikte değildir. Diğer taraftan yaradılış veya başlangıç anında neler olduğunu bir bilinmeyendir ve bir bilinmeyen olarak kalacaktır. Ancak yaradılış anını takip eden ilk saniyeden günümüze kadar süren kozmolojik evrimselleşmenin her aşaması bilinmeyen değil bilinendir. İnsanlık bu bilgilere geometri ve matematik ile ulaşmıştır.

Evrenin genişleme hızı ölçülebilen bir fiziksel büyüklüktür. Kozmik evrimselleşme filmi ölçülen genişleme hızını göz önüne alınarak geri sarılırsa, patlamanın 13,7 milyar sene önce meydan geldiği bulunur. Her halde patlamadan bir saniye sonra Akdeniz, Karadeniz veya Güneş veya Samanyolu galaksisi ortada yoktu. Peki, ne vardı? Yani patlamadan bir saniye sonra evren denen bu sistem nelerden oluşuyordu? Bu gün var olanlardan geri giderek 13,7 milyar önce ne vardı ne yoktu hesap edebiliriz. Noktalar çarpı anlamına gelir, sonuç:
1089 yani, 100 Trilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon tane foton, aynı miktarda elektron ve pozitron. 1079 yani, 10000 çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon tane nötron ve proton. Patlamadan bir saniye sonra evren işte bunlardan ibarettir. Bezelye, nohut çorbasına benzer, proton ve nötronlar nohut elektronlar bezelye.

Çorbanın sıcaklığı ise 10 milyar santigrat, dokunan yanar. Kütle/enerji miktarı 1065 yani, 10 çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyon çarpı Katrilyon, kilogram. Bu miktar 100 çarpı katrilyon çarpı katrilyon tane güneş kütlesine eşdeğerdir. Günümüzde görünen evren kütlesi ile bu kütle arasındaki fark genişleme sürecinde sıcaklığın düşmesi ve buna karşı gelen enerjinin kütle-çekim alanının oluşturması şeklinde açıklanır. Bir saniye yaşındaki evren denen bebek bunlardan ibarettir. Aklın alamayacağı kadar yüksek sıcaklık bebek büyüdükçe soğur. Soğurken serbest kalan ısı enerjisi kütle çekim alanları oluşturur. Nükleer sentez ile meydana gelen hafif çekirdekler sonra atomlar, moleküller, bulutumsular yıldızlar galaksiler bu gün algıladığımız evren meydana gelir. Kozmolojik evrimselleşme sürecinde uzay-zaman geometrisini kütle çekim alanları belirler. Kimi uzay-zaman konumlarında çok şiddetli kütle çekim yoğunluğu şekilde gösterilen geometriyi oluşturur.(a) Bu bölge uzayı geometrisini kütle-çekim alanı çizer. Alan şiddetli olduğu için karadelik gibi her enerji formunu içine çeker. (b) Gösterilen uzayda biriken enerji daha sonraki aşamada paralel evreni oluşturacak balonu meydana getirir.(c) Bu Balon ana gövdeden kopunca yeni everenler yaratılır. Bu karmaşık kozmolojik olay burada basite indirgenerek çizilmiş ve anlatılmıştır.

Hayatta en hakiki yol göstericinin bilim olduğuna inan toplumlar paralel evrenlerin veya paralel dünyaların olası geometrilerini çizerken ülkemiz Dümdüz.

Paralel Dünyalar

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle