Güncelleme Tarihi:

Pegasus (Kanatlı At) takımyıldızında yer alan HR 8799 adlı F tipi yıldızın etrafında bilinen dört dev gaz gezegeni bulunuyor. Bu gezegenlerin her biri Jüpiter’in yaklaşık 5 ila 10 katı kütleye sahip. Üstelik yıldızlarına son derece uzak yörüngelerde dolanıyorlar.
JAMES WEBB SIR PERDESİNİ ARALADI
Bilim insanları araştırmada James Webb Uzay Teleskobu’nun (JWST) NIRSpec cihazını kullanarak sistemdeki üç iç gezegenin atmosferlerini ayrıntılı şekilde analiz etti. 3 ila 5 mikron dalga boyu aralığında yapılan gözlemler sayesinde gezegenlerin kimyasal yapısı ilk kez bu kadar detaylı incelendi.
Gaz devleri bazen kahverengi cüce adı verilen yıldız benzeri cisimlerle benzer kütlelere ulaşabiliyor. Ancak bilim insanları bu iki gökcisminin farklı şekilde oluştuğunu düşünüyor. Kahverengi cüceler yıldızlar gibi doğrudan kütle çekimsel çöküşle ortaya çıkarken, gezegenlerin çoğunlukla “çekirdek birikimi” yöntemiyle oluştuğu kabul ediliyor.
Bu modele göre küçük katı parçacıklar birleşerek büyük bir çekirdek oluşturuyor, ardından çevredeki gazları toplayarak dev gezegenlere dönüşüyor. Jüpiter ve Satürn’ün bu şekilde meydana geldiği düşünülüyor.
Ancak HR 8799’daki gezegenler yıldızlarına 2 milyar ile 10 milyar kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu kadar uzak bir bölgede çekirdek oluşumunun yeterince hızlı gerçekleşmesi teorik olarak zor görünüyor.
ATMOSFERDEKİ KÜKÜRT ŞAŞIRTTI
Bilim insanları bu soruya yanıt bulmak için gezegen atmosferlerinde sülfür (kükürt) izlerini aradı. Çünkü sülfür genellikle gezegen oluşum disklerinde katı parçacıklara bağlı halde bulunuyor. Atmosferde tespit edilmesi, gezegenin oluşurken büyük miktarda katı madde topladığını gösteriyor.
Araştırmada HR 8799 c ve d gezegenlerinde hidrojen sülfür güçlü şekilde tespit edildi. Atmosfer modelleri, üç gezegenin tamamında karbon, oksijen ve sülfür gibi ağır elementlerin yıldızlarına kıyasla daha yüksek oranda bulunduğunu ortaya koydu.
Bu sonuç, dev gezegenlerin beklenmedik şekilde Jüpiter’e benzer bir süreçle oluşmuş olabileceğini gösteriyor. Ancak bu kadar büyük ve uzak gezegenlerin aynı yöntemle ortaya çıkması bilim insanlarını şaşırttı.
BİLİM İNSANLARI ŞAŞKIN
Araştırmacılara göre gezegenlerin oluşum süreci “fazla verimli” görünüyor. Klasik modellere göre bu kadar uzak mesafede yeterli malzemenin kısa sürede bir araya gelmesi oldukça zor.
James Webb’in yüksek hassasiyeti sayesinde yıldızın parlak ışığı arasından gezegenlerin çok zayıf sinyalleri ayrıştırılabildi ve hidrojen sülfür gibi bazı moleküller ilk kez doğrudan tespit edildi.
Bilim insanları şimdi benzer sistemleri inceleyerek bu gizemi çözmeye çalışacak. Ancak şimdilik HR 8799 sistemi, gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair en büyük soru işaretlerinden biri olarak görülüyor.