GeriTeknoloji Bir başkadır benim silikonum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir başkadır benim silikonum

Sokaktan kadın erkek farkı gözetmeksizin gelişigüzel on kişiye ' Silikon nedir?' diye sorsan, şık giyimli bakımlı makyajlı hanımların sevimli yakışıklı beylerin yüzünde aniden gizemli bir tebessüm belirir. Silikon onlar için: hanımların göğüslerini şekillendiren, dekoltelerini seksileştiren, dudakları dolgunlaştıran bir mucizedir. 'Silikon vadisi nedir?' diye sorsan, büyük bir olasılıkla, Ihlara vadisini biliyorum ama silikon vadisini bilmiyorum, ona yakın bir yerde mi? Diye bir yanıt verebilir.

Esasında güzelliklerine ve giyimine böylesine düşkün hanımlara beylere silikon vadisinin ne olduğunu sormak bir az da haksızlık olur. Onlar başka bir dünyanın insanlarıdır. Popüler kültür silikonu bilir silikon vadisini bilmez, bizimki sadece bir ironi.

İşin şaka tarafını bırakıp konumuza dönelim. Bilim ve teknoloji arasındaki ilişkiler, her dönemde uygarlığın gelişmesine neden olmuş ülkelere refah ve zenginlik getirmiştir. Günümüzde aynı durum biz farkında olsak da olmasak ta devam etmektedir. Tarihin gidişatını değiştiren endüstriyel devrimi yaratan ısı motorları, iki satırla ifade edilen termodinamik kanunlarına dayanır. İnsanlığı bu iki satır enerji ile tanıştırmıştır. Sonuç: kas kuvvetinin yerini buhar basıncının almasıdır. Tanışıklığı enerji üreten büyük elektrik santralarının kuruluşları takip etmiştir.

Günümüzde enerji üretim teknolojileri acımasız bir bilgi yarışına dönüşmüştür. Nasıl termodinamiği bilen ısı motorlarını üretti ise bugünde bilgi ile üretim arasındaki güçlü ilişki sürmektedir. Enerji yaşadığımız yüzyılın en önemli rekabet alanınıdır. Eskiden olduğu gibi bilen ve bulan kazanacak bilmeyen ve bulamayan kayıp edecek. Acı ama gerçek, Türkiye bu yarışta yer alacak bilimsel ve teknolojik olgunluğa sahip değildir, yani yarış dışıdır. İşin açıklı tarafı, yarışta yer almak büyüklü küçüklü bütün ülkelerin derdi olasına karşın bizim derdimiz de değildir. Üretme borç al ithal et yaptığımız bu. Yumurtalık boru hattından petrol aktı diye neredeyse bayram ediyoruz. Umarım paylaşım anlaşmazlıkları bir savaşına neden olmaz.

Fatih projesi ile bilmem kaç milyar lira verip satın alacağımız tablet bilgisayarları çocuklarımıza dağıtıp eğitimin kalitesini yükselteceğiz, plan bu şaşsınlar sizin aklınıza, birde bununla öğünüyoruz. Kotalı çokbilmişler TV ekranlarında projeyi övüyorlar. Fatih İstanbul'u alırken samuray ordusu mu ithal etti, öğle sanıyorum ki ihaleyi kazanan ülkenin başbakanı da, tüp geçit ihalesini kazanan Japon başbakanı gibi elini açıp dua eder; belki de cuma namazı bile kılar, bekleyip göreceğiz.

Yaşantımızı derinden etkileyen elektriğin, nasıl üretileceğini, nasıl bir noktadan diğerine iletileceğini, nasıl kullanılacağını, Maxwell ve Faraday kanunlarından öğrendik. Akıl hocalığımız bilimdir, şu günlerde ülkemizde hiç kimsenin üzerinde durmadığı faaliyet alanı. İşimiz gücümüz dershaneler ve perde arkası.

Dönemi elektrik devre elemanları üzerinde yapılan çarpıcı bir icat takip etmiş ve yaşantımızı derinden etkilemiştir. Bu olağanüstü icat, elektrik devrelerinde akımını tek taraflı geçiren diyot lambaların yerini alan transistor dür. Sonuç: yeni bir devrim, mikro-elektronik devrimidir. Radyolar, telsizler, kameralar, görüntüleme cihazları, telefonlar, tabletler, akılı cihazlar, bilgisayarlar, kesityazarlar aklınıza ne kadar elektronik alet gelirse gelsin tümü küçüldükçe küçülmüştür. Şimdi yarış belli bir hacım içine çok sayıda transistor nasıl yerleştirilir üzerinde yapılmaktadır. Bilgi depolama kapasitesini ve işlemci kabiliyetini, küçük hacım içersine sığdırabildiğiniz transistor sayısı ölçer. Kilobayt(KB), megabayt (MB), terabayta(TB) transistor sayılarını ifade eder. Silikon vadisi işte tam bu aşamada işin içine girer. Bilgisayar belleğinde ve işlemcisine kararlı çalışan, ne kadar çok transistoru yerleştirebilirsen o oranda kabiliyetli alet yaparsın. Küçücük bir bellek çubuğunda( Memory Stick) veya benzerlerinde depo edilen bilgi hayallerin ötesindedir. Yakında elektronik kitap teknolojileri yaygınlaşacak, tüm yayıncılar, gazeteler, dergiler ve yazarlar bir uyum sorunu yaşayacaklar. Silikon vadisi işte bu işleri yapar.

Bilim ve teknoloji arasındaki ilişkiler günümüzde de yaşantımız derinden etkilemektedir. Kuantum fiziğinin keşfi ile maddenin atomik boyutlardaki (metrenin on milyarda biri kadar küçük boyutlar) özellikleri en ince ayrıntısına kadar anlaşılması teknolojide yeni bir çığır açmıştır. Maddeyi atomik boyutlarda kontrol altına alarak istenilen özellikte malzeme üretim (Material Science) teknikleri geliştirilmiştir.
Teknoloji kuantum fiziğine dayanarak istenilen özellikte madde üretebilmektedir. Bilginin reel ekonomiye yansıması sermayenin yanında bilginin önemini belirginleştirmiştir. Bunun en çarpıcı örneği kompozit maddeler ve silikon teknolojileridir. Katı hal transistorların yani silikon katkılı transistorların keşfi gerek bilim gerekse teknoloji alanında inanılmaz gelişmeye neden olmuştur. Aklınıza şimdi şöyle bir soru gelir, peki ülkemiz bu gelişmenin neresinde?

Yenilikçi teknolojiler kuantum fiziği ve kuantum kimyası ve moleküler biyoloji üzerinde kurgulanmaktadır. Ülkemizde kaç üniversitesinin Fen ve Mühendislik fakültelerinde kuantum fiziği veya kuantum kimyası veya moleküler biyoloji eğitimi veriliyor? Yanıt: ODTÜ, İTÜ, BÜ, AÜFF, Sabancı ve Koç üniversitelerinde. Türkiye'de kaç üniversite var, her halde iki yüze yakın. Bu üniversitelerin çoğunda matematik ve fizik, Kimya, biyoloji bölümleri yok. Sonrada çok saygın rektörler TV ekranlarında gazete ilanlarında bizim üniversitemiz şudur budur diye, diş macunu pazarlar gibi üniversite pazarlıyor. Vasfi'ye teyze ağzı ile

'Yazık sana be Türk gençliği, ne çok çektin sen bu cahillerden'.

Tüm üniversitelerimizden sorumlu YÖK'ün ise hiç bir şey umurunda değil. Ülkemizde yarı-iletken teknolojisinin yani kuantum mühendisliğinin ne olduğunu bilen anlayan az sayıda da olsa gerçek uzman vardır. İnsan sermayesini artırmadan, kaliteli profesyonel yetiştirmeden meydan sadece ağzı laf yapan cambazlara kalıyor ve yazık oluyor bu ülkeye. İşin acı tarafı kendisine yazık edilenler yazık edildiğinin farkında değil.

Meydan kafasını değil kutusunu dolduran gençlere kalıyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle