GeriTeknoloji Bilim Ne Kadar Dindar Olduğunuzu Ölçüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bilim Ne Kadar Dindar Olduğunuzu Ölçüyor

Bilim Ne Kadar Dindar Olduğunuzu Ölçüyor
refid:15708406 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Başlık çok iddialı, gündeme çok uygun, ancak kendisinden şüphe kimileri ‘Dindarlık elma mı ki teraziye koyup ölçeceksin’ diye karşı çıkacaklardır.

Haklıdırlar, inanç doğal olarak terazi ile veya metre ile ölçülemez. Tanrıya yakınlıklarını ve inançlarının derinliklerini insanların kendileri bilir. Kimsenin kimseye, senin dindarlığına şu kadar kilo veya şu kadar metre deme hakkı yoktur. Para ile imanın kimde olduğu belli değildir.  Kendisini dindar olarak tanımlayan kişi kendisi hakkında ne kadar objektif olabilir, tartışmalıdır. Akciğerlerdeki bir tümör oluşumunu nasıl MR görüntüleyebiliyorsa, beyin hücrelerindeki elektrik akımlarını da görüntüler. Dindarlık, başta din adamlarını,  akademisyen ilahiyatçıları, felsefecileri, beyin fizyolojisi uzmanlarını, tabi bir de görüntüleme sistemini yapan fizikçileri ilgilendirir. İşin içine bir fizikçi olarak ben burada giriyorum. Gazeteler bilim ve teknolojideki gelişmelerin, yakın bir gelecekte, düşünceyi okuyabileceğine dair haberler veriyorlar, gerçekleşme olasılığı sıfır değildir. Bu şeffaflığın insan kafasından geçen düşünceleri dahi kapsayacağını işaret ediyor. Wikileaks nasıl en gizli belgeleri gün ışığına çıkardı ise bilim de insanın ne düşündüğünü dahi söyleyebilecek.  Düşünceler bile artık gizli kalmayacak. Şu anda ülkemizde bir dindarlık ve muhafazakârlık yarışı sergilendiğinden,  kim daha dindar kim daha muhafazakâr bilim tespit edebilimi tartışmasını ekrana yansıtmak istedim.

Washington üniversitesi Nöroloji uzmanları Kathleen McDarmot ve gurubu fonksiyonel Manyetik Rezonans(fMR) görüntüleme sistemi ile geçmiş bir olayı anımsamanın beyinin hangi bölgesinde faaliyet artışına neden olduğunu belirlemişlerdir. Dolayısıyla farklı olaylar ve düşünceler karşısında beyinin farklı bölgelerinde etkinlikler artmaktadır. Korkuya, sevince, arzuya, şaşkınlığa beynin verdiği tepkiler farklı bölgelerde elektrik akımı olarak ortaya çıkıyor. Nasıl aynaya baktığınızda yüzünüzü görüyorsanız, fonksiyonel fMR spektrometrelerinin ekranlarına bakan nöroloji uzmanları da beyninizin hangi bölgesi faaliyet halinde görür.  Beyin elektrik akımında meydana gelen çok küçük artış veya eksilişleri, Süper İletken Kuantum girişim cihazı(SQUİD)  manyetik alan şiddetindeki değişimleri ölçerek belirler.  Geliştirilmiş görüntüleme sistemleri beyinde normalin dışında neler olup bittiğini bilgisini veriyor. Beyin cerrahisindeki olağan üstü gelişmeler,  ameliyatı yapan doktorların ustalıkları yanında, görüntüleme sistemlerin ve operasyon aletlerindeki mükemmeliyetin sonucudur
İnsan dua ederken veya kutsal ile ruhani ilişki kurarken, örneğin namaz kılarken veya bir hutbe dinlerken, beyni nasıl çalışır? Beyninde neler olur? Acaba gerçekten beyinin belli bölgeleri din veya kutsal ile ilgilimidir?

Bu ilginç sorulara beyin fizyolojistlerinin verdiği yanıt çok ilginçtir.  Bilim,  insanlar namaz kılmak, dua etmek, vaaz vermek, dini telkinde bulunmak gibi, ruhani derinlik içinde bulunurlarken beyinlerinin hangi bölgeleri faal hale geçer belirlemiştir. Bu olgu bilimin, insanın gerçekten ne kadar dindar ne kadar arı derinliklere sahip olduğunu ölçebileceği anlamına gelir. Örneğin Budist rahiplerin beyinleri normal insan beyninden farklı davranış desenlerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Pansilvanya üniversitesinden Dr. Andrew Newberg’e göre derin düşünme durumunda insanların beyninin ön tarafı daha faal hale gelmektedir. Bilim, ruhsal derinlik yaşayan insanların beyin faaliyetlerini mercek altına almıştır. Bu yeni araştırma alanına nöroilahiyat (neuroteolgy) denilmektedir. Gerek ABD gerekse Kanadalı çok sayıda nöroloji uzmanı, bu yeni alana ilgi duymakta kitaplar yazılmaktadır; örneğin ‘How God Changes Your Brain’ Tanrı Beynini Nasıl Etkiler. İlişikteki temsili resimde, beyin faaliyetlerinin yaklaşık bir haritası verilmiştir. İşaret edilen noktalardaki elektriksel faaliyet bu faaliyete karşı gelen davranışların beyindeki imzasını taşır. Eğer ruhsal etkinlik noktanızda veya tanrısal etkinlik noktanızda bir faaliyet görülmüyorsa tanrıyı pek düşünmüyordunuz demektir.

Bilim Ne Kadar Dindar Olduğunuzu Ölçüyor


Bilinç insanları diğer canlılardan ayıran bir özelliktir. Felsefe, inanç, edebiyat, bilim ve sanat bilincin varlık alanında yer alır. Bilinç evrimselleşen bir farkında olma durumudur. İnsanlar yaşlandıkça bilinç gelişim gösterir. Bu süreçte insan neslinin sürekliliğine katkı yapan davranış kalıplar belleğe kazınır. Önemli olan bilincin beyinde hangi fizyolojik ve nörolojik olaylar sonucu meydana geldiği sorusunun yanıtıdır. Yanıt basittir: bilinci beyine kazılan elektrik devreleri oluşturur. Bilinç beyini sahne gibi gören elektrik akımlarının yönettiği bir oyuna benzer. Evrimselleşme sürecinde bu akım devreleri değişikliğe uğrar. Dış dünya ile olan ilişkilerimizde bize suflörlük yapar. Yaşantımızın beynimizde kazıdığı elektrik devrelerin tümünün oluşturduğu fizyolojik bir sistemdir. Davranış ve düşüncelerimize komuta eden bir elektrik motoru gibidir. 

 İnsan huşu halinde iken, örneğin kuran okurken, namaz kılarken, vaaz dinlerken, dua ederken oruç açarken, yukarıdaki şekilde gösterilen bölgelerde fizyolojik faaliyetler, artar. Bir başka deyişle o bölgelerde enerji tüketimi yoğunlaşır yani şeker tüketimi artar. Şeker elektrik devresini besleyen pile karşı gelir. Bu artış ölçülebilmekte ve de görüntülenebilmektedir. Dindarlık, ruhani derinlilik, evliyalık, ermişlik, kişinin bilinci oluşturan elektrik devrelerinde yer alır. Bu devrelerden akım geçerse o kişi gerçekten dindardır. Bilincin beyinde kazıdığı devrelerden palavradan akım geçmez. Esasında bu kavramlar çok ağır sosyal yük içerirler. Dindar olmak, ruhani derinliğe sahip olmak kolay bir iş değildir. Yani sözün kısası;

Ne kadar dindarsınız? Ne kadar âşıksınız? Ne kadar yalancısınız? Ne kadar namuslusunuz? Ne kadar yalakasınız?
Ölçülebilir.

İşin şakası, belki bir 10 sene sonra, Papalığa, müftülüğe, papazlığa, hahamlığa, vaizliğe atama, din felsefesi, mantık, sosyoloji, psikoloji ve din tarihi bilgilerinin yanında dindarlık ölçümlerine göre yapılacaktır. Belki de diplomaların yanına bir fMR görüntüsü iliştirerek, mezunumuz şu kadar dindardır diye rapor verilecektir. Her halde çok eğlenceli olur. Hayat sigortası yapan şirketler müşterilerinden DNA analizleri istiyor ve primlerini ona göre hesaplıyor. Bizde hoca efendilerden ne kadar dindar olduklarını göstersinler bakalım diyebiliriz.  Bu gerçekleşince TV kanallarında ben ilahiyatçıyım diye her önüne gelen, insanların kutsal duygularını istismar edemeyecek, palavra atamayacaktır.  Toplumun Mevlana, Hacı Bayram’ı Veli, Yunus Emre gibi gerçek dindarlara ihtiyacı vardır. Ticaret yapan bilmem kaç milyar doları kontrol eden din adamlarına değil. Kimi TV ekranlarında sıkça gördüğümüz badem bıyıklı beyefendiler biraz İslam’ın gerçek temsilcilerini örnek alsınlar. İslamiyet’e aklı ile bakanlar Muallimi-Sani isimi verilen Farabi’yi, İbni Sina’yı, Razi’yi, El Kindi’yi, İbni Rüşt’ü, İbn el Heysem’i görür.  Ben kutsal dinimize öyle bakıyorum. Onlara peygamberimizin

Aklı olmayanın dini de yoktur. Akıl hak ile batılı birbirinden ayıran nurdur.
                                                                                                                        
Hadisi- şerif

Hatırlatırım. Biri çıkar gel bakalım hoca efendi sen ne kadar dindarsın ölçelim der. Palavraya son.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle