Kesintisiz Temel Eğitim Programı

Güncelleme Tarihi:

Kesintisiz Temel Eğitim Programı
Oluşturulma Tarihi: Nisan 02, 2012 12:15

4+4+4 kanunu büyük bir reform havası içinde Büyük Millet Meclisinden geçti.

Haberin Devamı

Acaba kesintisiz 8 yıllık temel eğitimin ne gibi sakıncaları vardı da bu kanun onları ortadan kaldırdı sorusuna yanıt aramak için,

Mili Eğitim Bakanı Sayın Köksal Toptanın imzası ile 1992 yılında yürürlüğe konulan  8 yıllık zorunlu temel eğitim programının ana ilkelerini özetleyerek dikkatlerinize sunuyorum.

Karar sizin

Bilindiği gibi program geliştirme süreklilik ve bütünlük isteyen bir çalışmadır.İlkokulun birinci sınıfından lisenin son sınıfına kadar bir bütünlük içinde ele alınması gerekmektedir.

*İnsanlar yaşadıkları çevre ile sürekli ilişki içindedir.Gençlerde ve çocuklarda bu ilişki  merak   tutku düzeyindedir. Fen bilimleri,merak edilen ve edilmeyen, her olayın nedenlerini araştırır.Hazırlanacak ve uygulanacak her Fen Bilgisi Eğitim Programı. gençlere merak uyandıracak özellikte  olmalıdır. Toplumları refaha ancak fen bilimlerinde gerçekleştirilen buluşlara dayandırılarak geliştirilen teknoloji götürmektedir. Bu eğitim programına yansıtılmıştır. (Umarım çocuklarımız her olayın bir nedeni olduğu bilinci ile yetişerek mucizelere umut bağlamazlar)

*Bir olayın nedenlerini açıklamak için, model önerme, hipotez kurma,deney düzenleme ve  yapma, gözlem yapma. gözlem sonucu elde edilen bilgileri depolama,sınıflandırma, analiz etme davranışları, program ile öğrenciye kazandırılmak istenmiştir.Ülkelerin geleceği bilgi üretimine dayandığı için gençlerimize bilgi üretim sistemleri tanıtılmıştır. Bilim adamı insanlığın bu gün mevcut bilgisine bir yenisini ekleyendir.Öğrenciye bu fikir verilmeye çalışılmıştır.İnsanın yaratıcı zekası ve Fen bilimleri arasındaki ilişki sistematik olarak işlenmiştir.

*Fen bilimleri yeni düşünceleri formüle ettiği gibi,bir problemin çözümü ile de ilgilenir.Problemler ve ve çözüm yolları insan aklına ve yaratıcı zekasına dayanır. Bu akıl ve yaratıcı zeka ile insanlık evreni anlamaya çalışmıştır.Fen eğitimi programının genel amacı bu idraki öğrenciye kazandırmaktır.

*Bilim, özel olarak Fen bilimleri, doğası gereği, düşünce yeteneğine diğer insan faaliyetlerinden çok daha fazla bağımlılık gösterir.Hipotez önerme ve önerilen hipotezin geçerliliğini deney ve gözlem karşılaştırma,bilgi üretmenin temel davranışıdır.Gençlerin yeni şeyler öğrenmesi, kendi başlarına yeni bilgiler elde edebilmelerini sağlar. Öğretmenin rehberliği altında basit bilimsel araştırmalar yapması, bilimsel metodolojiyi kavraması programın ana amaçlarındandır.

*Öğrencinin fen bilimleri metodolojisini ve temel kavramlarını anlaması, bu anlayışı kendisinin yabancı olduğu durumlarda kullanabilmesi, programdan beklenen temel davranışlardan biridir. Öğretmen ancak,öğrencinin böyle bir davranış biçimine sahip olmasına yardımcı olur. Esas olan öğrencinin kendisidir.Teknolojik uygulamalar,  insan ve çevre sağlığı, öğrencinin kazanacağı kavramların uygulama alanıdır.Program bu uygulama alanlarını öğrencinin gözü önüne sererek, fen bilimleri ile hayat arasındaki sağlıklı ilişki kurmasına yardımcı olacak nitelikte hazırlanmıştır. Fen bilimleri teknolojik gelişmenin temeli olduğu bilinci, tekrar tekrar öğrenciye verilmek istenmiştir.

*bilim ile toplum gelişmesi arasındaki ilişki,program boyunca dikkatli bir şekilde gözetilmiştir. Öğrenciye birey olarak,toplumun gelişmesi için bilimsel düşüncenin  önemi ve kendisinin bu önemli konudaki sorumluluğu anlatılmaya çalışılmıştır.

*Program öğrencilerin kendi akli yeteneklerini kullanarak anlama ve öğrenme gücünü geliştirmeyi amaçlamıştır. Gözlem, bilgi ve verileri göz önüne alarak basit ölçekte analiz ve sentez yapabilmenin ilk davranışlarını öğrenciye kazandırılmak istenmiştir.Böylece öğrenmenin son aşaması olan KARAR VERMEYE giden tüm yollar açılmıştır.

*Öğrenme ile ezberleme arasındaki fark programın ilk konusundan son konusuna kadar göz önünde tutulmuştur.Öğrenmenin aşamaları ve bu aşamaları izleyen eğitimin öğrenciye kazandırması gereken davranış biçimleri çok açık biçimde programda yer almıştır.Öğrenciye, hiç bir bilgiye ezberlenerek ulaşılamayacağı anlatılmıştır. Öğrenme yolları ve bunlara karşı gelen davranışlar,daima o yolların gerektirdiği normlar ile tanımlanmıştır. Öğrenmenin eğitim bilimcileri tarafından yaş guruplarına göre saptanmış seviye  aşamalarına uyulmuştur.

*Bilgi sahibi olmanın yanında bilgi üretmenin önemi vurgulanmıştır. Bu programa göre eğitilen öğrenciler, özellikleri şimdiden ortaya çıkan bir bilgi çağı içinde yaşayacaklardır. Program geleceğin bu özelliğini dikkate alarak hazırlanmıştır.Bilgi üretim yollarının dokuz ve on dört yaş gurupları arasındaki  öğrencilere aktarılabilecek yönleri programda yer almıştır.Öğrencilerin bilgiye ulaşmak, bilgiyi üretmek, bilgiyi kullanmak,bilgiyi paylaşmak gibi davranışlara sahip olması öngörülmüştür. Bu davranış normlarına  ulaşmak için basit de olsa informasyon teknolojisinin özellikle bilgi işlemin ilk prensipleri ve temel araçları hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır.

Ülkemizde yer yerinden oynadı artık yapacak bir şey yok. Bilginin tanımını dahi doğru yapacaklarından şüphe ettiğim çok sayıda zevat, kendilerine güveniyorlarsa bu soruyu kendilerine yöneltebilirim, birden bire eğitimci kesiliverdiler. Yukarda esasları verilen programa göre kitaplar hazırlanmış bir sene belli bir yörede uygulanmış, eğitimcilerin tabiri ile alan çalışması yapılmış, öğretmenler, veliler ve öğrenciler değerlendirme yapmışlar ve  bu değerlendirmeler göz önüne olarak program uzmanlar tarafından revize edilmiş ve makamın onayına sunulmuştur.Ve mili eğitim bakanlığınca yayınlanmıştır. 4+4+4 programını buna göre değerlendirin.

Ne kadar bunları hatırlatırsanız hatırlatınız, eğitimin bir bütünlük içersinde ele alınması gerektiğine inanmayan siyasi irade, söylenenleri göz önüne alacak gibi görünmüyor. Olan  çocukların geleceğine olacak. Göreceğiz.

Haberin Devamı

                                                Ne atom bombası

                                                Ne Londra konferansı

                                                Bir elinde cımbız

                                                Bir elinde ayna

                                                Umurunda mı dünya

                                                                            Orhan Veli Kanık,

                                                                            1947 Yenisi kitabından

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!