GeriSeyahat Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Adıyaman’a gitmeden Nemrut ve onunla bütünleşmiş Kommangene’lerin sadece dağın başındaki birkaç heykelden ibaret olmadığını anlayamazsınız. Kommangene Krallığı’nın ne denli uçsuz bucaksız olduğunu da...

Belki de gördüğüm en başarısız restorasyon sonucunda yok edilen Adıyaman Kalesi’ne çıkıp Nemrut Dağı’nı görmek istediğimde, çocuklar ufukta belli belirsiz görünen bir dağı işaret ediyor. Onun Kaf Dağı kadar uzak olduğu duygusuna kapılıyorum. Ancak tarihi keşfe başlayıp da Kommangene Krallığı’nın ta Adıyaman’ın içlerine sokulmuş Pirin’deki Kral Mezarları’nı dolaşınca bu muhteşem krallığını tam kalbinde olduğumu anlıyorum. Pirin kent merkezinin 5 kilometre kuzeyinde. Yeni adı Örenli; Perre ismiyle de tanınıyor. Kommangene Krallığı’nın beş büyük antik kentinden biri...

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

ANTICOS SARAYI'NDA KADINLARIN HALAYI

Senaryo danışmanlığını yaptığım filmin çekimi için Pirin’deyim. 1970’lerde belediye başkanlığına aday olan, eğlenceli seçim kampanyasıyla efsaneleşen Dursun Çavuş’un öyküsü filme aktarılıyor. Roma mezarlığına adım attığımdan beri kulağıma çalınan davul sesleri giderek artıyor ve beni çağırıyor. Çekim seti hazırlanana kadar köye doğru yürüyüşe koyulmaya karar veriyorum ve çok geçmeden yanılmadığımı anlıyorum. Bir Kürt Alevi köyünde kol kola girmiş halay çeken kadınların arasında buluyorum kendimi... Düğün gecesinin arkaik korkularıyla savaşıyormuşçasına trans içinde dans ediyorlar. Yüzlerce plastik sandalye içinde tek başına oturan, en az Nemrut Dağı kadar görkemli yaşlı ve kör bir kadınsa tek başına onları dinliyor. Karanlığı delerek genç kadınların, kızların coşkusuna katılıyor. Kızların ısrarına dayanamayıp ben de katılıyorum oyuna... Kommangene’nin efsane kralı Anticos’un yazlık sarayının olduğu alanda topuklarımız toprağı döverken adeta bir esrime töreni yapılıyormuşçasına kendimizden geçiyoruz. Bu muhteşem geçmişle buluşma için çalıyor sanki davullar.

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Köyleri de Adıyaman’ı da baharın bereketi sarmalamış. Her yer taze tütün kokuyor. Seyyar satıcı tablaları cins cins tütünlerle dolu. Görüntüsü tütünü andıran meyankökü kokusuyla birbirine karışıyor. Geçen sonbaharda da gelmiştim kente. İzlenimlerim gözümün önünden geçiyor: Duvarlarda, balkonlarda kurutulmuş isotlar, patlıcan ve kabak ipleri köyleri adeta bir enstalasyon alanına çevirmiş. Çiğköftenin diyarı Adıyaman’da, salçalar damlarda, teraslarda güneşte demleniyor. Göz alabildiğince uzanan üzüm bağlarında sepet sepet üzüm taşıma zamanı... Bunu ekim ayında ipe dizilen cevizli sucuklar, tütünler izleyecek. Bu kez şire ve taze tütün kokusu egemenliğini ilan edecek!

KADİM LİSAN

Tanrısallığın peşinde olan ünlü krallardan biri Nemrut’sa öteki onunla ve Zeus’la yarışan ve ondan daha büyük bir tanrı olma sevdasına düşen Mithridates Aniticos’dur!

Çok tuhaftır bu tanrısallık, Adıyamanlıların günlük konuşma diline de yansıyor bugün...

Sıradan insanların konuşmasında bile müthiş bir kadim kültür külliyatı ve o külliyatın getirdiği özgün bir dil var. Hani Sırrı Süreyya’da zaman zaman rastladığımız dil... Ancak birkaç Adıyamanlıyla tanıştığınızda bunun yöresel bir zenginlik olduğunu hemen fark ediyorsunuz! Hemen hemen her Adıyamanlı’da tarih, kültür, geçmiş, gelecek iç içe geçmiş bir külliyatla kuşaktan kuşağa kesintisiz devam ediyor.

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Adıyaman ve Adıyamanlıları tanıyınca bunun yöresel ve güçlü bir kültürün yitirilmemiş mirası olduğunu anlıyor insan. Doğu edebiyatı ve teolojisinin ve İslam kültürünün iç içe geçtiği, birinin öbürünü beslediği bir külliyat. Size meyankökü satmaya çalışan bir çırağın ağzından bile bu kadim kültürün belli meselleri dökülebilir ve üzerinizde en az meyan suyu keskinliğinde bir etki bırakabilir.
Sahip çıkılan bir sözlü kültür olduğu çok belli. Şiraz’ı anımsatıyor bu açıdan bana...

Dünya harikası Kral Mezarları’nın bulunduğu zirveye ulaşıldığında bile Nemrut’un sırrına eremeyeceğini bir kez daha anlıyor insan... Doğu Toros sıradağları üzerinde 2206 metre yükseklikte, Fırat Nehri geçitlerine ve ovaya hakim bir yükselti üzerindeki bu tapınağı Kommangene Kralı I. Antiochos MÖ 62 yıllarında yaptırmış. Bu anıt mezar üzerinde kırma ve çakıl taşlar yığılarak bir tümülüs oluşturulmuş. Tümülüsün etrafındaki teraslar üzerine ateş sunağı ve Greko-Pers üslubunda artık hepimizin çeşitli fotoğraflardan ezberlediğimiz o meşhur dev heykel ve kabartma steller yükseliyor. Yukarı çıkar çıkmaz ihtişamıyla insanda gizli bir biat duygusu yaratıyor.

GÜNEŞİN KRALLIĞINDA

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Ayağınızın altında dağ silsilesi ve göz alabildiğince uzanan ova ve baraj gölünün kazandırdığı büyülü görüntüde güneş sanki batmıyor! Sadece ihtişamını, büyüklüğünü bir kez daha ispatlarcasına, gizemli bir yolculuğa çıkıyormuşçasına uzaklaşıyor. Bütün gözler, gizli bir güç tarafından bu muhteşem yolculuğuna kilitleniyor. Bizden önce oraya çıkan grubun ikram ettiği şarap eşliğinde güneşin bu olağanüstü gece yolculuğunu izlemek ise tam bir sürpriz benim için...

Sabah olunca, Kommagene Krallığı’nın gökyüzü hâkimiyetini temsil eden koruyucu kartal, krallığın yeryüzü hâkimiyetini temsil eden koruyucu aslan, Kommagene Kralı I. Antiochos, Kommagene (Tyche), Zeus, Apollon ve Herakles heykellerini selamlayacak! Önce onlara günaydın diyecek! Nemrut’ta güneşin doğuşunu başka seyyahlar da bu terastan izleyecek.

Ama ister gün doğumu ister batımını izlesin yolu buraya düşmüş her insan gibi Kommangene Kralı Mitridates’in, Zeus’la yarışma, onun gibi tanrı olma arzusunu çok iyi anlayacak!

Çünkü bu dağlar, bu mekânlar tıpkı Çin’in Sincan Bölgesi’ndeki Tien Şan Dağları gibi insanın kendi ruhundaki ve doğadaki tanrısallığı kışkırtıyor. Bu duyguyla sarıp sarmalıyor.

ULULAŞMANIN SOYUT SİMGESİ: KARAKUŞ

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Kommangene’nin gücünü simgeleyen diğer durak Karakuş Tümülüsü... Tarihi dokuyla uyumlu küçük ahşap kafeden adeta tüm dünyayı izliyormuş duygusu uyandıran uçsuz bucaksız ufuk çizgisi muhteşem. Yanı başındaki bağ ise tarihi mekânla kafenin arasında doğal ve mistik bir geçiş oluşturuyor.

Karakuş Tümülüsü, henüz Nemrut’a çıkıp mezar anıtı görmeyenlerin Kommangeneler’le ilgili bütün beklentisini tek başına bile karşılamaya yetiyor. Hemen hemen bütün anıtsal mekânlarda olduğu gibi tepesinde kırma taşlarla oluşturulmuş ve bana kalırsa en baba modern enstalasyonlara şapka çıkartacak bir estetik görüntüsü yaratıyor.

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

Karakuş Tümülüsü, (MÖ 1. yy) Kommagene kral ailesine ait bir anıt mezar. Güneydeki sütun üzerinde kartal, doğudaki sütunlar üzerinde aslan ve boğa, batıdaki sütun üzerinde ise Kral 2. Mithridates’in kız kardeşi Laodike ile tokalaşma kabartması var. Göz alabildiğince uzanan yumuşak tepeler, aşağıda Samsat Çayı ve tarihi Cendere Köprüsü ve bu tarihi doku içine gizlice sinmiş gibi görünen baraj gölüne hâkim. Hatta meydan okuyan bir edayla yükseliyor Karakuş anıtları...

Ululaşmanın soyut simgeleri olarak insanda gidip sarılma duygusu uyandırıyor. Bir önceki gün yaşadığım esrimenin devamı bir illüzyon da olabilir bendeki... İnsan ruhunun yücelik aradığı mekânlar belki de böyle bir ajitasyon yaratıyor. Ne de olsa iki büyük kralın tanrısallığın peşine düştüğü topraklardayız...

Tanrısallığı kışkırtan dağ: NEMRUT

False