GeriFutbol Tam formunda geri döndü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tam formunda geri döndü

Geçen yıl 14 Aralık'ta Micheal Owen 21 yaşına bastığında kutlanacak fazla bir şey yoktu. 1998 Dünya Kupasındaki çıkışından itibaren sakatlıklar sakatlıkları izlemişti ve gol yollarında da etkili değildi. Kriz ocak ayında kritik bir konuma ulaştı ve iki ay sonra dönüm noktasına geldi. Ve şimdi Micheal Owen en üst sıraya geri döndü!

Arnavutluk ve İngiltere arasında 27 Mart'ta oynanan Dünya Kupası seçmeleri maçının bitmesine 15 dakika kalmıştı. Skor, İngiltere'nin ağır presine rağmen hala 0-0'dı. Arnavutlar iyi savunma yapıyorlardı ve İngiltere, grupta Almanya'yı yakalama umutlarını kaybetmemek için zorluyordu. Almanya'nın, Yunanistan'ı Atina'da yenmesi İngilizlerin omuzlarında baskı hissetmelerine sebep olmuştu.

Sonra bir şey oldu. David Beckham topu aldı ve süratle kontratağa geçti. Beckham ortada Paul Scholes'le oynadı ve o da Owen'ın koşu yoluna mükemmel bir top attı ve serbest kaldı. 21 Yaşındaki Liverpool'lü golcünün şut atmasından önce boşa geçirecek beş saniyesi vardı.

Beş saniye saymayı deneyin ve düşünmek için ne kadar zamanın olduğunu görün. Micheal Owen'ın kesinlikle düşünecek zamanı vardı. Eğer bu şansı bir kenara itseydi, İngiltere'nin Dünya Kupası fiyaskosunda en büyük şamar oğlanı olacaktı ve aynı zamanda bu ilk on birdeki yerine de mal olacaktı. Bir çoğumuz sonrasında ne olduğunu biliyoruz. Owen soğukkanlılıkla şutunu attı ve top kaleciyi geçerek gol oldu. Owen durumu İngiltere lehine 1-0 yaptı. Bu zaferin başlangıcıydı ve Arnavutlar durumu 2-1 yapmadan önce Paul Scholes durumu 2-0 yapmıştı. Bu olay gerçekte Owen'ın nereye ait olduğunu kanıtlamıştı. O dünya çapında bir oyuncuydu!

  Owen her şeye sahipti - başarı, iyi bir fizik, para, büyük bir kulüpte yer, milli takımda yer alabilme, güzel bir kız akadaş, hızlı arabalar ve düşünebildiğiniz her şey. Ancak genç bir oyuncu olarak sezonda 72 gol ile fileleri doldurup Ian Rush'ın eski rekorunu kıran parlak oyuncu için mutluluk sonsuza kadar sürmeyecekti.

1998-99 Sezonu sonunda Micheal Owen bir çoklarının aynı formda geri dönemeyeceğini düşündüğü bir çok sakatlık yaşadı. Owen'ın aşil tendonuyla alakalı ciddi problemleri oldu ve ne zaman kendini hazır hissetse sakatlık tekrar baş gösterdi.

Emile Heskey'in Liverpool'a gelişiyle, Robbie Fowler'ın da, Owen'ın da ilk on birdeki daimi yeri artık garanti değildi. Houllier, her iki oyuncunun da (Fowler ve Owen), sakatlıklarından dolayı yeni bir golcünün alınması gereğini anladı.

Owen daha sonra birkaç durumda daha sakatlandı ve bir kez de başındaki kesikten ötürü sedyeyle dışarı alındı. Yıldız oyuncu o zaman bir iç kanamadan korkmuştu ama şans eseri böyle bir şey başına gelmedi.
Ancak Owen, büyük krizi Ocakta yaşadı. Ağlarla buluşamadı ve Crystal Palace'a karşı oynanan Lig Kupası yarı final maçında 3 büyük şansı kaçırdı. Bu olayın ardından bütün İngiliz basını onu yerden yere vurdu.
Sadece basın değil; takım arkadaşları, teknik direktörler ve yöneticiler de düşene bir tekme vurma fırsatını kaçırmadı. Owen'ın kendi teknik direktörü Gerard Houllier bile, İngiliz takımında bu büyük yetenek için bir gelecek olmasının zor olduğunu halka açıklıyordu.

İngiliz basını, The Sun ve The Mirror 'Owen'ın çağının zamanı', 'İngiltere'nin reddedilişi', 'Owen esintisi' gibi çarpıcı başlıklarla olayları duyurdu. Bunlar sadece Owen'ın ertesi gün okuduğu başlıklardan bazılarıydı.

"Gerçekten çok zordu. Birinin benim zayıf formum hakkında yorum yapması ihtimaline karşı gazeteyi veya televizyonu açamıyordum bile. Hiçbir zaman kötü bir eleştiriyi okumak hoş değildir, bunları kendisi de profesyonel futbol oynamış olan babam sayesinde atlattım. Bana her zaman kendime inanmamı ve kendime güvenim geldiği zaman gollerin de geleceğinden emin olmamı söyledi," diyor Owen.

Terry Owen oğlunun problemi konusunda haklıydı ve Owen ağları tekrar havalandırdığında bunun arkası geldi. Bunların ardından Sven-Göran Erikson'un İngiltere Milli Takımı'na seçilmesi gerçek bir gurur okşamaydı. Owen Erikson'un ilk 3 maçında yer aldı ve Anfield Road'da Finlandiya'ya karşı oynanan ve kazanılması zorunlu olan önemli maçta, ilk yarının bitiminden önce eşitliği sağlayan golü attı.

İngiltere tekrar umut kazandı ve Beckham hayran olunacak bir golle zaferi garanti altına aldı. Sadece 4 gün sonra Owen, Arnavutluğa karşı attığı golle manşetlerdeydi. Micheal Owen İngiltere'de sezonu Lig kupası ve UEFA Kupası'nı kazanarak kapattı ve bu arada takım Şampiyonlar Ligi'ne de katılma hakkını elde etmişti.
Micheal Owen uluslararası kariyerini noktalamış olan Alan Shearer ile her zaman kıyaslandı. Owen da, Shearer da bir çok özelliğe sahip futbolcular. Ancak bir ortak noktaları var o da ikisinin de milli takımda önemli ve yerinde goller atmaları. 21 yaşında 27 uluslararası karşılaşmada 10 gol atmak başarıdır. Ancak asıl başarı Owen'ın Arjantin, Brezilya ve Fransa'ya karşı gol atmasıdır ki bu da golcü oyuncunun en iyilere karşı gol atabildiğinin kanıtıdır.

Owen şansını başka Avrupa liglerinde de denemeye özenmeli mi? Onun için fırsatlar var. Bütün iyi Avrupa kulüpleri onu almak istiyor. Ancak Owen İspanya veya İtalya'daki takımlarla karlı konratlar yapmak yerine, Liverpool'la olan kontratını uzatmayı seçti.

Çocukken Owen'ın favori takımı Everton'du ama bugünkü durum yüzünden onu suçlayamazsınız. Micheal Owen'ın dünyanın en iyi golcüsü olmak için potansiyeli var ve Glasgow Rangers'ın eski gol kralı Ally McCoist İngitere'nin süper starını çok güzel anlatıyor:

 "Micheal Owen'ı düşündüğüm zaman onu gerçekten beğendiğimden daha fazla kıskanmam gerekir mi bilmiyorum. Sezgileri güçlü olan iyi bir golcü. Hiçbir zaman golün ve savunmanın süratinin karşısında olması mümkün değil ve sezgisi ve zekasıyla bir ikincisini kaldırabilecek güçte. Owen kendi klasında.

False