Tabata her takımda oynar

Eskişehirspor’un çalıştırıcısı, Brezilyalı oyuncuya övgü yağdırarak, “Versinler bana, 6 ay sonra geri alsınlar. Onun gibi bir futbolcu her takımda iş yapar” dedi.

RIZA Çalımbay... Futbolculuğu döneminde bir istikrar abidesiydi. Beşiktaş ve A Milli Takım’da tarihi başarılara imza attı. Halen Eskişehirspor’da sürdürmekte olduğu teknik adamlığında da tam not aldı. Keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Çalımbay, teknik direktörlüğün futbolculuğa göre çok daha zor olduğunu söylüyor ve başlıyor anlatmaya:

Futbolculuk kolay

“Futbolculuk dünyanın en kolay işlerinden biri. Teknik direktörlük yapan kişi ise; futbolcuyla, yöneticiyle, taraftarla, medyayla, kısacası herkesle uğraşır. İşin ilginç tarafı, çoğu zaman da çaresiz kalır. Taze bir örnek vereyim. Son Diyarbakırspor maçını 10-0 kazanmamız gerekirdi. Ama inanılmaz goller kaçırdık ve 0-0 berabere kaldık. Buna teknik adam ne yapsın?

Daum’un antrenmanları

Teknik adamlık yaşamımda örnek aldığım çok isim var. Mesela Stankoviç’in duruşunu, Milne’in disiplinini, Miliç’in hırsını, Daum’un antrenman programını, Militunoviç’in iyi niyetini örnek aldım. Beni antrenörlüğe başlatan Mustafa Denizli’den de çok şey öğrendim.
Söz Mustafa Denizli ve Beşiktaş’a gelmişken Tabata’yı soruyoruz. Çalımbay şunları söylüyor: “Tabata gibi bir futbolcu ile çalışmak isterdim. Çünkü çok iyi bir oyuncu. Gaziantepspor’da liderdi. Ama Beşiktaş’ta herkes lider. Mükemmel ölü top kullanıyor. Ama Beşiktaş’ta kullanamıyor. Versinler bana, 6 ay sonra geri alsınlar. Tabata gibi bir futbolcu her takımda çok iş yapar.

Beşiktaş destek olmadı

Beşiktaş ise, benim için dünde kaldı. Teknik direktörü olduğum dönem, Beşiktaş maddi anlamda iyi durumda değildi. Yeterli desteği de alamadım. Ama bende Beşiktaş’ın yeri ayrıdır. Orada futbola başladım, orada bitirdim. Bu bir futbolcu için büyük şanstır.

Avrupa’ya gideceğim

Şimdi Eskişehirspor’da çok mutluyum. Mükemmel ortamımız var. Ama mutlaka Avrupa’ya gideceğim. Çünkü ülkemizde istediğiniz ortamı tam anlamıyla yakalayamıyorsunuz. Her şey para pul değil. Gittiğim her yerde yüzde yüz başarılı olacağıma inanıyorum. Çok iyi dersler aldım bugüne kadar. Kolay kolay hata yapmam. Her gittiğim yerde beyaz sayfa bıraktım ben.”

4-3’lük Fenerbahçe derbisini unutmam

RIZA Çalımbay, Beşiktaş’ın başında iken en sevindiği olayı, Pancu’nun kaleye geçtiği maçta Fenerbahçe’yi 4-3 yenmeleri olarak gösterdi. Antrenörlük yaşamımda en büyük mutluluğu ise Denizlispor’da Lyon’u UEFA Kupası’ndan eleyerek yaşadığını söyleyen Çalımbay, “Çünkü
Denizlispor ile Lyon gibi bir takımı elemek şampiyonluğa bedeldi. Ayrıca geçen sezon Eskişehir-Denizli maçında ilk 15 dakikada 3-0 yenik duruma düşüp, maçı 4-3 kazanmamızı da unutamam” diye konuştu.

Keşke Rıza gibi futbolcum olsaydı

KENDİSİNE futbolculuğunu sorduğumuzda, Rıza Çalımbay gülüyor ve şöyle konuşuyor: “Keşke şimdi benim de Rıza gibi bir futbolcum olsaydı. Çünkü Rıza işini her zaman iyi yapardı. Her maça hazırdı. Çok çalışırdı. Az sakatlanırdı. Kapris yapmazdı. Çok koşardı. Kazanmak için varını yoğunu ortaya koyardı. Mesela ben çok iyi orta yapardım. Ama bu ortaların çok iyi olabilmesi için antrenman öncesi ve sonrasında yüzlerce orta yapardım.

Çok kazık yedim

Bugüne kadar en yakın arkadaşlarımdan bile kazık yediğim olmuştur. Ama sporculuk hayatımda hiç yanlış yapmadım. Yapmam da. Ülkemizde teknik direktörlerin kolay çalışmaması için herkes, her şeyi yapabiliyor. Geriye dönüp baktığımda keşke diyebileceğim fazla bir şey yok. Bir tek Fransa’dan transfer teklifi gelmişti. Kabul etseydim daha iyi olurmuş diyorum.”

Youla artık beni arayamaz

ÇALIMBAY, son günlerde medya önünde tartışma yaşadığı futbolcusu Souleymane Youla ile ilgili şunları söyledi: “Youla olayı benim için artık kapandı. Ama çok büyük yanlış yaptı. Kendisini kimse kadro dışı bırakmamışken,ülkesine gitmeyi ve eğlenmeyi tercih etti. Kimsenin kaprisini çekemem. Benim için en önemli konu Eskişehirspor’un menfaatleridir. Youla artık beni arayamaz. Başkanına ‘yalancı’ diyen, antrenörü hakkında konuşan kişinin, Türk futbolunda yeri yok.

Futbolun kitabını yazıyorum

ÇOK kitap okuduğunu anlatan Rıza Çalımbay, “Zaten ben de bir kitap yazacağım. Tabii ki futbolla ilgili. 5-6 yıldır kaleme alıyorum. Adını henüz koymadım. Nasıl bir kitap olacağına gelince... Futbolda zorluğu yaşayanların kitabı olacak. Gerçek profesyonellerin hayatları, futbola bakış açıları, yaşadıkları olaylar yer alacak. Futboldaki çarpıklıklar anlatacak. Çok not aldım bugüne kadar. 2-3 sene sonra çıkacak. Müthiş güzel bir kitap olacak” dedi.
X

Hata yapınca travma yaşıyoruz

“Hiç kimse sahaya hata yapmak ve tartışılmak için çıkmaz. Hata yapan hakem çok derin bir üzüntü yaşar. Belki de 1-2 günlük yoğun bir duygusal travma dönemi geçirir.”

BÜLENT Yıldırım’ın üst düzey bir bürokrat olduğunu biliyor muydunuz?
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olan Yıldırım, halen Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda İç Denetim Başkanı olarak görev yapıyor.
Saha dışında olduğu kadar saha içinde de otoriter bir yapıya sahip olduğu biliniyor. Kuralcıdır. Taviz vermez. Hırsı ve çalışkanlığı ile de dikkati çeken Yıldırım, son yıllarda büyük çıkış gösteren hakemlerin başında geliyor... Silivri’deki eğitim seminerinde görüştüğümüz tecrübeli hakem, sorularımızı şöyle yanıtladı:
Hata yapmamak için her türlü disiplin ve özveriyi sahada gösteriyoruz. Ancak zaman zaman hata yaptığımız da oluyor. Verdiğimiz bir kararı öyle algılamış olduğumuz için hatanın boyutu hakkında genellikle maç esnasında herhangi bir rahatsızlık duymuyoruz. Hiç kimse sahaya hata yapmak ve tartışılmak için çıkmaz. Hata yapan hakem çok derin bir üzüntü yaşar. Belki de bir, iki günlük yoğun bir duygusal travma dönemi geçirir. Maalesef bu dönemler, her sporcunun ve her hakemin yaşadığı ve tecrübe ettiği bir gerçektir. Ancak ustalığa giden yol da bu dönemlerden alınacak derslerle yakından ilgilidir.

Muharebeyi kaybettik ama savaşı kaybetmedik

TECRÜBE sadece olumlu deneyimlerden değil, çoğu zaman da olumsuz deneyimlerden kazanılır. İstediğim gibi geçmeyen bir maçtan sonra, hep De Gaulle’ün bir sözüyle kendimi motive ederim; “Muharebeyi kaybettik, ama savaşı kaybetmedik.”
Hakemcesi; “Aradığınız başarıya şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha çok çalışıp kendinizi geliştirerek yeniden deneyiniz!”

Yazının Devamını Oku

Şike teklifi gelirse...

Bu durum sadece hakem olmamla alakalı değil. İnsan ne olursa olsun kendisine yapılan çirkin teklif karşısında medeni bir şekilde hukuksal boyutta yapması gerekeni yapmalı.

FIRAT Aydınus’un derbi kralı olduğunu biliyor muydunuz?
Adeta rekora koşuyor. Tam 14 derbide görev yaptı. Zor maçları kolay yönetiyor. Eski bir futbolcudur Aydınus. Bu avantajını da iyi kullanıyor. Bilgisi, iletişimi ve deneyimi ile ön plana çıkıyor.
Aslında uluslar arası alanda da başarı merdivenlerini hızla tırmanması gerekirdi.
Biraz gecikti.
Türk hakemliğinin en önemli isimlerinden biri olan Aydınus, sorularımıza son derece içten yanıtlar verdi.
Artık küfür edilmesin
Bulunduğumuz konum itibarıyla tribünden gelen söylemlere kendimizi izole edebiliyoruz. O anda oyuna odaklanmamız nedeni ile gelen söylemlerin etkisi minimize oluyor. Fakat bir gerçek var ki, küfür hangi ortamda olursa olsun,  kime edilirse edilsin tasvip edilebilinen bir durum değil. Futbol olgusu içinde oynanan oyunda insanoğlu var olduğu sürece hatanın olmaması imkansız. Bu sadece biz hakemler için değil, bu oyunun içinde görevi bulunan herkes için geçerli. Bir futbolcu, bir teknik adam gibi bizler de hata yapabiliyoruz. Anlık verdiğimiz bir kararın maç sonrası hatalı olduğunu görünce ve anlayınca tabii ki çok büyük üzüntü yaşıyoruz. Fakat önemli olan husus şu ki, bu hatalardan sonra özeleştirimizi yapıyoruz ve bir daha aynı hatayı tekrarlamamak için kendimizi geliştirme adına önemli adımlar atıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Elle attım desin alnından öpeyim

Eliyle gol atan bir oyuncu, gol kararından sonra, “Elimle attım” derse, golü iptal eder ve o futbolcuyu alnından öperim. Oyunu başlattıktan sonra ya da maç sonrası söylerse yapacak bir şey yok. Zaten maçtan sonra söyleyince nasıl olsa onların eli Tanrı’nın eli oluyor!

GİZLİ DÜNYA

Kapalı bir kutu gibidir hakem
dünyası. Pek bilinmez.
Ne düşünürler, ne isterler, nelere tepki gösterirler?
Hiç irdelenmez.
Oysa çok ilginçtir hakem dünyası.
Kutuyu biraz araladığınız zaman, o rengarenk ortam sizi çeker.

Yazının Devamını Oku

Ankaragücü'nün ruh hali

Perşembe günü idman boykotu yapan futbolcular Fenerbahçe’yi yense de yenilse de suçlamalara hedef olacak. Özellikle de mağlup olurlarsa, “Formadan çok parayı düşündükleri için antrenmana çıkmadılar ve maçın havasına giremediler” denilecek. ANKARAGÜCÜ’ndeki bu tarihi boykot, bugünkü maçta takımı acaba nasıl etkileyecek?
Önce şunu belirtelim, takımın tamamına yakını, bu boykotun medyaya sızacağını düşünemedi.
Tablo şuydu: Transfer ücretlerini bir türlü tahsil edemeyen futbolcular, haftalar öncesi böyle bir girişimde bulunmayı kararlaştırdı.
Ancak bazı yöneticilerin, “Biraz daha sabredin” şeklindeki sözleri nedeni ile boykot oldukça gecikti.
Fenerbahçe maçı haftasına girildiğinde futbolcular şu karara vardı:
“Paramızı bugünlerde alamazsak, bir daha hiç alamayız. Fenerbahçe maçından sonra hiçbir yönetici bizi tanımaz. Boykotu hemen yapalım. Basın nasıl olsa duymaz, yönetim kurulu ertesi günü bizim yanımıza gelir, ödemeleri yapar, bu şekilde amacımıza ulaşırız.”
Perşembe günü boykot başladı.
Fakat planın en önemli parçası sekteye uğradı... Olay, Hürriyet Gazetesi tarafından duyuldu.
Haliyle her şey altüst oldu.
Her ne kadar futbolcular, bu boykot sayesinde paralarının bir miktarını tahsil etmiş olsalar da, ortaya hiç de iç açıcı olmayan bir tablo çıktı. Peki, bugün Fenerbahçe karşısında kötü bir oyun sergilenirse, ya da kötü bir sonuç alınırsa ne olur?
Ankaragücü açısından hiç iyi olmaz. Tüm Türkiye, yaşananları öğrendi.

Takımı yaktılar!

Milyonlarca kişi, “Bu futbolcular formalarını değil, paralarını düşündüler. Bu yüzden antrenmana çıkmadılar. Maçın havasına giremediler. Takımı yaktılar” şeklinde konuşacak. Haliyle bu durum, futbolcular üzerinde bir stres oluşturacak. İşte bu stres, futbolcuların işini zorlaştıracak.
Ama olaya diğer açıdan da bakmakta yarar var. Futbolcular pekala “İyi oynamaktan ve iyi sonuç almaktan başka şansımız yok. Aksi taktirde yanarız” şeklinde bir moral motivasyon içine girebilirler.
Bu düşünce de başarıyı getirir.
Neresinden bakarsanız bakın, ortada son derece ilginç bir görüntü var.
Ama şu da var:
Ankaragücülü futbolcuların işi gerçekten çok zor.
Tarih bu maçı yazacak!
Yazının Devamını Oku

Yük ağır!

BURSASPOR zirveye nasıl yükseldi? Futbolcularının müthiş performansı ile... Hırsları ve çalışkanlıkları ile her biri adeta tavan yaptı. Peki şimdi durum nedir? Futbolcular çok gerildi... Sona doğru yaklaşılırken stres, heyecan ve sorumluluk iyice arttı. Yük ağır gelmeye başladı. Hepsi de zorlanıyor.
Son maçlardaki yetersiz oyunun nedeni bu. Bursaspor dün özellikle ilk yarıda çok kötü bir oyun ortaya koydu. Pozisyona girmekte zorlandı.
Oyun anlayışı olarak da bazı yanlışlar içindeydi. Ön libero olarak görev yapan Hüseyin-Ergiç ikilisi ile ileri uç arasında adeta uçurum vardı. Büyük boşluklar oluştu. G.Birliği’nin kalabalık orta sahası işte bu boşluğu iyi değerlendirdi. Bursaspor’da dün kanatlar da hiç işlemedi. Ozan İpek’in eksikliği çok hissedildi. Haliyle uzun toplarla gol arayışına gidildi. Ama Gençlerbirliği savunmasında Aykut ve Orhan gibi hava toplarında çok başarılı iki stoper vardı. Bu doğrultuda Bursaspor’un atakları genelde etkisiz kaldı. Yakalanan iki önemli fırsatı ise kaleci Serdar önledi.
Kulübe yetersiz
Bursaspor’un önemli silahları dün suskun kaldı. Özellikle Volkan ve Batalla çok etkisizdi. Sercan’ın çabası da yeterli değildi.
Şunu da önemle belirtelim, Bursaspor, yedek kulübesindeki yetersizliğin faturasını da ödemeye başladı. Ertuğrul Sağlam oyuna sokacağı futbolcuyu bulmakta zorlanıyor.
Şampiyonluğa oynayan bir takımın, son haftalarda gol yollarında bu derece büyük sıkıntı yaşaması elbette ki düşündürücü. Acaba bu sıkıntı, özellikle Galatasaray ve Beşiktaş ile yapacağı maçlarda ne derece ortadan kalkacak? Atamazsanız ve kazanamazsanız, hedefe ulaşmanız mümkün mü!
Kabul etmek gerekir ki, Bursaspor bu haftaya dek taraflı tarafsız tüm gönüllerde ayrı bir yer edindi. Üstün başarısı ile takdir edildi.
Ama şimdi aynı takım, yetersiz ve verimsiz bir görüntü ortaya koyuyor.Şu da bir gerçek: Bursaspor’un teklemesi nedeni ile lig artık daha değişik bir görüntüye büründü.
Renklendi.
Ne dersiniz, şampiyonluk yarışı asıl şimdi mi başlıyor?
Yazının Devamını Oku

Kulüpler Birliği toplantısı ve G.Saray’ın açıklaması

KULÜPLER Birliği’nin İstanbul’da düzenlediği toplantıyı gazetem adına takip etmekle ben görevlendirildim. Telefon trafiği ile de bilgileri topladım. Toplantının içeriği doğrultusunda bazı kulüp başkanları ile çeşitli görüşmeler yaptım.
Edindiğim bilgiler sonucu yazdığım haber, doğal olarak noktasına virgülüne dokunulmadan gazetemde yayımlandı.
Ama Galatasaray Kulübü dün bir açıklama yaptı. Bu açıklamada “Adnan Polat’ın toplantıda yaptığı konuşma, Galatasaray’ın büyüklüğünü yıpratmak ve zedelemek amacıyla bilerek çarpıtılmıştır” şeklinde ifade kullanıldı.
Haberimin sonuna kadar arkasındayım
Hemen şunu belirteyim, bir muhabir olarak benim böyle bir düşünce taşımam hiç mümkün olabilir mi?
Niçin çarpıtayım? Niçin böyle bir amaç taşıyayım?
Güzide bir kulübümüze karşı böyle bir düşünce içinde olunamayacağını herkes gibi ben de çok iyi biliyorum.
Ama şunu da merak ediyorum:
“Acaba ben neyi çarpıttım? Hangi bilgileri eksik ya da fazla yazdım? Galatasaray Kulübü Başkanı Sayın Adnan Polat’ın ağzından çıkan cümleler arasında hangilerini yanlış dile getirdim?”
Bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapılırsa çok iyi aydınlanırız.
Haberimin sonuna kadar arkasındayım.
Yazının Devamını Oku

Ankaragücü ve yeryüzü!

ANKARAGÜCÜ’nde 11 Kasım’dan bu yana teknik direktör yok. Niye yok? Bulunamıyor. Bulunsa bile anlaşma sağlanamıyor.
Sizce tuhaf bir durum değil mi? Zaman Ankaragücü aleyhine işliyor.
Sorun para mı? İhtimal dahilinde görmüyorum. Nihayetinde ödenecek para yıllık en fazla 1 milyon Euro civarında. Bunun peşinatı da 200 bin Euro’yu geçmez.
Zaten öyle veya böyle getireceğiniz her teknik adama üç aşağı beş yukarı bu parayı vermek zorundasınız.
Sorun para olamayacağına göre nedir?
Belli ki takımın başına mutlaka yabancı bir teknik adam getirilecek.
Yerli düşünülseydi bu güne dek çoktan anlaşma sağlanırdı.
Aslında bu da ayrı bir tartışma konusu. Niye ille de yabancı?
Ülke sınırları içerisinde Ankaragücü’nü çalıştıracak kapasitede bir yerli teknik adam yok mu?
Eğer böyle düşünülüyorsa, asıl tartışma konusu zaten budur.
Başka bir tartışma konusu da şudur: Yeryüzünde bir ay içinde Ankaragücü’ne uygun bir teknik adam nasıl bulunamaz?

SAHİPSİZLİK DUYGUSU!

A Milli Futbol Takımımız’ın başında da uzun süredir teknik adam yok.
Ama bunun nedeni izah edilebilir. Çünkü milli takımımız uzun süredir resmi maç yapmıyor.
Federasyon bekleyebilir. Arayışa devam edebilir.
Bunu anlayabiliriz.
Ama Süper Lig için durum böyle değil. Her hafta bir maç yapılıyor!
Ankaragücü teknik adam koltuğunun boş tutulması, sevenlerinde bir sahipsizlik duygusu yaratmıyor mu?
Şu da var: Tatmin edici bir açıklama da gelmiyor.
Belirsizlik devam ediyor. İletişim sıfır.
Kimse ne olacağını bilmiyor.
Bilen insan sayısı da üçü, beşi geçmiyor.
Taraftar, adı üzerinde taraftır. Bilmek, görmek, anlamak, hissetmek, duymak ve yaşamak ister.
Kapalı kapılar ardında bazı işler çözümlenmeye çalışılırken, küçük ya da büyük mesajlarla da seven insanlarının yüreğinin hoş tutulması lazım.
Yöneticilik bunu gerektirir.

BİTMEYEN KAVGA!

ANKARAGÜCÜ yönetimi, “Bir teknik adamla imza atılana dek, herhangi bir açıklama yapmayacağız” diyor.
Saygı duyarız.
Ama şunu da hatırlatmak isteriz: Ankaragücü gibi halka malolmuş kurum ve kuruluşlar, her zaman için sevenlerine ve ilgilenenlere bilgi akışı sağlamak zorundadır.
Bu da nasıl sağlanır? Medya yolu ile.
Şimdi siz teknik adamlık konusunda medyada en ufak bir bilgi akışı görüyor musunuz?
Varsa yoksa, kavga.
Güya birlik, beraberlik sağlanacaktı.
Hikaye.
Eloğlu kurduğu mütevazı takımla liderlik koltuğuna otururken, Ankaragücü yönetimindeki kavga tüm hızı ile devam ediyor.
Sen-ben kavgası.
Bir türlü bitmiyor.
Kendi aralarındaki kavgayı bitirirlerse, takımın başarısına da sıra gelecek.
İnsan şaşırıyor. Daha da ötesi üzülüyor.
Sorarız: Türkiye’de başka hangi kulüpte böylesine bir kavga yaşanıyor?

etkispor.com

İNTERNETTE çok kaliteli spor siteleri var.
Bu sitelerde birbirinden güzel haberleri ve araştırmaları takip edebilirsiniz.
Aynı zamanda değerli spor yazarlarının görüşlerini okuyabilirsiniz.
Bu tür çalışmalara imza atılması, camia adına sevindirici bir tablo.
İşte bu sitelerden biri de www.etkispor.com
Tek kelime ile mükemmel. Doyurucu. Sürekli yenileniyor. Taze haberler veriliyor.
Spor basınının önemli kalemlerinden Doğan Koloğlu, Yusuf Yalkın ve Hasan Ötkün de etkispor.com’da yazıyor.
Tavsiye ederim. Her bakımdan çok beğeneceksiniz.

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

Ankaragücü’nün başına üç gün içinde çok kaliteli bir teknik adam gelecek.
Yazının Devamını Oku

Gölçek ve Karaman!

YENİLİR yutulur cinsten değil. Bir bakar mısınız şu sözlere:<br><br>“Galatasaray karşısında alınan 3-0’lık galibiyet tamamen tesadüftür…”

Devamı da geliyor:
“Bu 3-0’lık galibiyette öyle iddia edildiği gibi Karaman’ın bir başarısı yoktur.”
Hele şu son cümleye ne demeli:
“Karaman ile yollarımızı kesin olarak ayıracağız.”
Bu sözler kime ait? Ahmet Gökçek’e. Ankaragücü başkanı olan Ahmet Gökçek’e.
Kim için söylüyor? Hikmet Karaman için. Ankaragücü Teknik Direktörü Hikmet Karaman için.
Bu tablo içerisinde fazla bir yorum yapmaya gerek yok.

Yazının Devamını Oku

Böyle mi olacaktı!

EKSİK kadro... Deneyimsizlik... Uyumsuzluk... Bireysel hatalar... Sivasspor aleyhine oluşan son derece önemli faktörler, tarihi bir hezimeti de beraberinde getirdi.
Yetersiz mücadele, berbat oyun, rezil skor, Sivasspor’un Avrupa macerasında erken havlu atmasına yol açtı.
Ayrıca şu da var: Anderlecht, attığının en az iki katı kadarını kaçırdı.
Eğer Anderlecht dün skoru yeterli görmeseydi, Şampiyonlar Ligi tarihinin en vahim sonuçlarından biri ortaya çıkabilirdi.
Maçın özellikle ilk yarısında öyle bir görüntü vardı ki, futbol adına şaşırmamak, Sivasspor adına üzülmemek mümkün değildi. Anderlecht adeta tek kale oynadı. Şov yaptı. Fırsat üstüne fırsat yakaladı. Şık goller attı.
Sivasspor ise çaresiz kaldı.
Ne yalan söyleyelim, Sivasspor’da dün elle tutulacak hiçbir şey yoktu. Kaleci Petkoviç acemice goller yedi. Savunmanın göbeğinde komik hatalar oluştu. Sedat ile Yasin hiç anlaşamadı. Ayrıca orta saha ile savunma arasında bütünlük sağlanamadı. Kanat oyuncuları iyi markaj yapamadı. İleri uçta görev alanlar da yalnız kaldı.
Kötü skordan daha kötüsü, Sivasspor’un yeterli direnci gösterememesi ve teslimiyetçi bir tablo sergilemesi idi. Dört gözle beklenen Sivasspor, böyle mi oynayacaktı!
Avrupa kupalarında mücadele eden bir Türk takımı, son yıllarda ilk kez bu kadar etkisiz ve yetersiz kaldı.
Sivasspor için bu sınav, bazı acı gerçekleri de ortaya çıkarttı. Belli ki, giden oyuncuların yeri çok zor doldurulacak. İskelet kadroda yaşanan büyük değişiklik, Bülent Uygun’un başını çok ağrıtacak.
Bu arada uyum sorunu da büyük sıkıntı yaşatacak.
Açık söyleyelim, böylesine bir oyun ve skor, Sivasspor’a hiç yakışmadı.
Peki, bu tablo çerçevesinde Sivasspor’un tur şansı kaldı mı?
Kalmadı.
Bu işi artık mucizeler kurtarır.
Hatta mucizeler de kurtaramaz.
Yazının Devamını Oku

Onur ve şükran!

ŞEHİR içinde benzer pankartlar asılıydı: "Bize bu onuru ve şerefi yaşatan herkese şükran borçluyuz." Onur ve şeref. Yanlarında bir de şükran. Elbette ki çok güzel kavramlar. Yaşanılası duygular.

Haliyle dün de müthiş bir heyecan vardı. Resmen tarih yaşandı.

Hele hele ikinci yarının başındaki o tabloyu unutmak mümkün mü?

Galatasaray’ın beraberlik golünün duyulması üzerine tribünler adeta yıkıldı. Yer yerinden oynadı. İnanılmaz bir tezahürat başladı.

Tam bu sırada, Sivasspor’un beraberlik golü de gelmez mi! Heyecan doruğa çıktı.

Artık atılacak bir gol, Sivasspor’un şampiyonluk kapısını aralayabilirdi.

Ama şu da vardı. Direksiyon, Beşiktaş’ın elindeydi.

Nitekim Beşiktaş’ın ikinci golü de duyuldu. Tribünler sessizliğe büründü. Ama şok, çabuk atlatıldı. Destek yeniden sağlandı. Rakip kalede abluka kuruldu. Kazanılan gollerle de üç bulundu.

Aslında dünkü ilk yarı, Sivasspor için berbat ötesiydi. Büyük hatalar yapıldı. Gol yollarında etkili olunamadı. Üstelik savunmada açıklar verildi.

Samet Aybaba cin gibi. Orta sahasını kalabalık oluşturan Aybaba, kontra toplarla amacına ulaşacağını biliyordu. Nitekim Gençlerbirliği böyle bir gol kazandı.

Asla unutulmayacak

Sivasspor için ilk yarı resmen kabus gibiydi.

Devrenin yenik kapatılması üzerine Kamanan’ı sahaya süren Bülent Uygun, düşüncelerini önemli ölçüde gerçekleştirdi. Kamanan gol attı, attırdı. Galibiyette önemli rol oynadı.

Şu da ayrı bir gerçek: Sivaspor’da son maçlarda yaşanılan krizin altında iki futbolcu var. Biri Mehmet Yıldız, diğeri Musa Aydın. İkisi de büyük form düşüklüğü gösteriyor. Mehmet dün de etkisizdi. Musa da farklı değildi. Zaten Bülent Uygun her iki oyuncusunu sahadan çıkartmak zorunda kaldı.

Sivasspor ikinci yarıdaki arzulu oyunu ile galibiyete ulaşmayı bildi. İş artık son haftaya kaldı. Ne olacağı bilinmez. Ümitler devam ediyor.

Ama ne olursa olsun, Sivasspor o büyük onuru şimdiden fazlasıyla hak etti.

Belki tarih yazacak, belki yazamayacak.

Belki şampiyon olacak, belki olamayacak.

Ama bu anlamlı mücadele, yıllar geçse de unutulmayacak.
Yazının Devamını Oku

Böyle tarih yazılmaz!

İNSAN şaşırıyor, üzülüyor, anlam veremiyor. Tarih yazacak olan Sivasspor, inanılmaz kötü işler yapıyor. Şampiyonluğa oynayan bir takım, bu kadar bonkör nasıl olabilir? Bu durumu şimdi kim, nasıl izah edecek?

Motivasyon eksikliği mi, disiplinsizlik mi, dikkatsizlik mi, şanssızlık mı? Ne derseniz deyin. Sivasspor, Türk futbol tarihinin en büyük kısmetlerinden birini tepiyor.

Yazık.Siz kendi sahanızda ligin altında dolaşan bir rakibi yenemezseniz, kimi yeneceksiniz, hedefe nasıl gideceksiniz?

Böyle şampiyon olunmaz. Böyle tarih yazılmaz. Bileğinizin gücü ile geldiğiniz yerden, yine bileğinizin gücü ile ilerleyemezseniz, sizi takdir edenleri üzerseniz, bir çuval inciri de berbat edersiniz.

Sivasspor dün resmen baskın yedi.

8. dakikada Gökhan Kaba’nın şık golü, dondurucu havada duş etkisi yarattı. Sivasspor şoka girdi, Büyükşehir canlandı. Aynı Gökhan’ın 18. dakikada attığı benzer gol ise Sivasspor için adeta yıkım oldu.

Avcı’yı yürekten kutlarım

Bülent Uygun, ilk yarıda yaşanılan hüsran sonrası savunmadaki oyuncu sayısını üçe indirdi, orta sahayı ise dörtledi. Golcü Mehmet Yıldız, Kamanan ve Tum’un yanına Balili’yi de ekledi.

Sahadaki genel görüntü ise aynen şöyleydi: Savunmadan yine uzun toplar atılıyordu, Sivasspor forvetleri ile Büyükşehir müdafaası arasında inanılmaz bir hava topu mücadelesi yaşanıyordu.

Böylesine gel-gitler oluyordu. Sonuçta Tum bir gol attı. Sivasspor umutlandı. Son dakikalarda artık heyecan doruktaydı. Kulaklar da Ankara’daydı!

Ama ne Ankara’dan gelen haber, ne de 4 Eylül Stadı’ndaki görüntü, Sivasspor için hiç de iyi değildi.

Sonuçta Sivasspor yıkıldı!

Abdullah Avcı’yı yürekten kutlarız. Genelde olduğu gibi öğrencilerini dün de cesur oynattı. Ama şu gerçeği de hatırlatmamız gerekir. Büyükşehir, gol yollarında akıllı ve dikkatliydi. Yakaladığı iki fırsatı da gole çevirmeyi bildi.

Sivasspor’un ise ikisi aynı dakikada olmak üzere üç şutu direkten döndü. Çok sayıda gol fırsatı da heba oldu. Ama ne var ki futbolda, yetenek ve inanç kadar, dikkat ve şans da çok önemliydi.

Öyle veya böyle. Sivasspor kaybetti.

Bakalım, tarih artık nasıl yazılacak?
Yazının Devamını Oku

Hesapta bu yoktu!

ELİN ağzı torba değil ki büzesin. Mayıs ayı geldi, dedikodular başladı. Yok şu kadar teşvik yollanmış, yok şunun hesabına gönderilmiş. Miktarlar dudak uçuklatacak cinsten. İnanamazsınız. İnsan üzülüyor tabii. Ne gerek var bu tür işlere ya da bu tür dedikodulara... Kafalar karışıyor. İşin doğrusu ve güzeli, sahada verilen emek karşılığında gösterilen başarı değil mi?

Lütfen, saha dışına çıkmayalım!

Dünkü ilk yarım saat içinde sahada nasıl bir görüntü vardı, biliyor musunuz?

Sivasspor rahat kazanır.

Nasıl mı oluştu bu düşünce? Mehmet Yıldız çok serbest bırakıldı. Edirne’den Van’a kadar tüm vatandaşlar şunu çok iyi biliyor ki, Sivasspor’a karşı Mehmet Yıldız’ı rahat bırakmayacaksın ve çizgi savunması yapmayacaksın. Yaparsan, yanarsın. Bunu bizim tüm vatandaşlar biliyor ama, Kamerunlu Deumi ile Brezilyalı Julio Cesar’ın haberi yok. Savunmanın göbeğinde oynayan Deumi ile Julio Cesar, Gaziantep konukseverliği ile Mehmet Yıldız’ın canını sıkacak hiçbir şey yapmadılar. Mehmet Yıldız da rahat oynadı, bir de gol attı. Bu süreç içerisinde Sivasspor ayrıca iki önemli fırsat harcadı. Görüntü böyle gidiyordu ki, olaya Gaziantep kaptanı Bekir el koydu. Gitti iki arkadaşının yanına, kibarca uyardı. Tablo da böylece değişti. İlerleyen dakikalarda Mehmet Yıldız nefes alamadı. Topla oynayamadı, arkadaşlarına koridor hazırlayamadı.

Mehmet Yıldız durunca...

Mehmet Yıldız’a dayalı oyun anlayışına kilit vurulunca Sivasspor’un işi zorlaştı. Rakip kale önündeki etkisi yok denecek kadar azaldı. Özellikle Musa’nın kötü gününde oluşu, önemli bir dezavantaj oluşturdu. O alışık olduğumuz Musa’dan dün eser yoktu. Genç oyuncu, savunmanın arkasına sarkamadı, topla buluşamadı, kurtarıcı olamadı.

Sivasspor’un gol yollarındaki sıkıntısı, ilerleyen dakikalarda savunmaya sirayet etti. Stres başladı. Büyük hatalar yapıldı. Ama şu da var ki, kim bilebilirdi, Abdurrahman’ın ters bir kafa vuruşu ile kendi filelerini havalandıracağını? İşte bu kafa, Sivasspor’un belki de şampiyonluk kupasına attığı bir kafa gibiydi. Beraberlik golü, sıkıntıyı daha da artırdı. Golün altından kalkma çabası, aynı zamanda disiplinsizliği getirdi. Hatlar arasında kopukluk ve uyumsuzluk başladı. Haliyle Gaziantepspor’un ekmeğine yağ sürüldü.

Sivasspor 3-5 maçta yaşamadığı tehlikeli pozisyon sayısını, dünkü sadece ikinci yarıda yaşadı.

Geçmiş olsun dostlar!

Peki ne olacak şimdi? Hesapta bu yoktu. Gaziantep’ten çıkartılacak bir 3 puan, şampiyonluk ipinin göğüslenmesi yolunda inanılmaz büyük bir adım olacaktı.

Sivasspor’un fikstür avantajı açık bir şekilde bunu gösteriyordu.

Ama kolay olmuyor bazı işler.

Şampiyonluğa öyle rahat ulaşılmıyor. Ulaşmak için dikkatli olacaksın, varını yoğunu ortaya koyacaksın, her türlü hesabı yapacaksın. Sorarım şimdi, Sivasspor dün bunlardan hangisini yaptı?

Hiç birini. O zaman, geçmiş olsun dostlar!
Yazının Devamını Oku

Karaman kazanıyor!

ANKARAGÜCÜ’nün, Eskişehirspor maçındaki kadrosuna dikkat ettiniz mi?Gole dönük bir kadroydu. İleri uçta De Nigris ve Jaba vardı. Mehmet Yılmaz ise orta sahada görev yapıyordu. Alışık olmadığımız bir tabloydu bu.

Hikmet Karaman, üç önemli golcüsünü, ilk onbirde sahaya sürdü.

İyi de yaptı... Kazanabilmek için, büyük düşünmek gerekiyordu.

Sonradan De Nigris sakatlandı, yerine bir diğer golcü Iglesias girdi.

Sonuçta ne oldu? Ankaragücü, Eskişehirspor gibi savunması sağlam bir takıma üç gol birden attı.

Karaman, takımı tek santrafor oynatsa, orta sahayı defansif oyunculardan oluştursa, bu başarı elde edilir miydi?

Çok zor.

Şunu özellikle belirtmek istiyoruz: Büyük düşünürseniz, büyük işlere imza atarsınız... Kaybetme korkusu ile bir yere varamazsınız.

Ankaragücü, son haftalarda büyük düşünüyor.

Dostluk başka alışveriş başka!

ÖNÜMÜZDEKİ haftalarda Ankara’da oynanacak iki maç beni şimdiden çok heyecanlandırıyor.

İlki, Ankaragücü-Ankaraspor maçı. Diğeri ise daha sonra oynanacak olan Gençlerbirliği-Hacettepe karşılaşması.

Aylardır, "Ankaragücü ile Ankaraspor birleşecek mi" tartışması yaşanıyor. Birleşirler, birleşmezler, o ayrı konu... Anlatmak istediğimiz ise başka konu.

Gençlerbirliği ile Hacettepe arasındaki organik bağı da herkes biliyor.

Ne olursa olsun, bu dört güzide takımımızın da sahada aslanlar gibi mücadele edeceğine inanıyoruz.

Başka şansları yok zaten!

Dostluk ve arkadaşlık güzeldir. Ama daha güzeli, hiç eğilmemektir.

Vurdu vurdu vuruldu!

ESKİŞEHİRSPOR maçında Ankaragücü’nün yediği ikinci gole dikkat ettiniz mi? İlkem, faul atışı kullanacak... Biraz önünde Youla duruyor. Youla’nın kural gereği 9.15 metre açılması gerekir. Ama açılmıyor, işi ağırdan alıyor.

İlkem de uyanık ya, geliyor, topu bilerek Youla’nın üzerine vuruyor. Amacı belli... Gerekli mesafeye açılmayan Youla’nın sarı kart görmesini arzuluyor.

Top, Youla’nın sırtına çarpıyor.

Aksilik bu ya, hakem olayı iyi süzemiyor ve "devam" diyor.

Youla da topu alıyor, sürüyor, vuruyor. Top, kaleci Serkan’dan dönüyor. Pozisyon kaçtı derken, Bülent Kocabey ortalıyor, Anderson kafayı vuruyor, fileler havalanıyor.

Ankaragücü, yenik duruma düşüyor.

Ne o, İlkem uyanıklık yaptı!

Sevgili İlkem kardeş, kabul ediyoruz hakem hatalı. Atışın tekrarı gerekiyor. Youla’ya da bir sarı kart mümkün.

Ama sen de hiç iyi niyetli değilsin... Topu, 4 metre önündeki adamın sırtına doğru vurursan ve onun sarı kart almasını arzularsan, gördün mü bak, neler oluyor?

Kötü niyet, kötü şeyler doğuruyor.

Ne dersin kardeş, bu da bir hayat dersi değil mi?

Negatif düşünerek, pozitif işlere imza atılmıyor!

Ankara düşüyor!

SÜPER Lig’de mücadele veren Ankara takımları arasında hangisi alkışı haketti?

Maalesef hiçbiri...

Bir Sivas, bir Bursa, bir Kayseri, bir Gaziantep kadar olamadı Ankara!

Üstelik hepsinden daha fazla taraftar potansiyeli var.

Şimdi söyler misiniz, kabahat kimde? Bende mi, şunda mı, onda mı? Yoksa, Ankara’daki kulüp yöneticilerinde mi?

Normal şartlar altında Ankara takımlarının ligin tozunu atması gerekirdi. Tabii bunun için biraz dikkat, biraz ilgi ve biraz bilgi gerekiyor.

Ama ne gezer!

Ankara’daki yöneticiler, statükocu bir politika uyguluyor.

Hepsi işi oluruna bırakıyor.

Onlar için bugünkü devir, günü kurtarma devri.

Bakalım, kendilerini daha ne kadar kurtaracaklar?

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

Cemal Aydın, Ankaragücü’nde başkanlık defterini kapadı.
Yazının Devamını Oku

Kaza oldu!

ACABA Sivasspor olmasaydı, bu lig nasıl olurdu? Heyecan duyulur muydu, keyif alınır mıydı, nefesler tutulur muydu? Sanmıyoruz.

Sivasspor, Türk futboluna büyük bir çekişme, müthiş bir mücadele getirdi. Son iki sezondaki inanılmaz performansı ile gönüllerde ayrı bir yer edindi.Her futbolseverin, Sivasspor’a bir şükran borcu olduğunu düşünüyoruz.

Yarınlarda şampiyon olmasa da, kupaları almasa da, yüreği futbol için çarpan herkesin kucak dolusu sevgisini topladı. Bu anlamlı mücadele için ne yazılsa azdır. Sadece şu kadarını belirtelim, iyi ki Sivasspor var.

Süper Lig’in zirvesindeki şaheser tablo ve olağanüstü heyecan, Bülent Uygun ve öğrencilerinin imzasını taşıyor. Elbette ki, bu zorlu maratonda ayakta kalabilmek ve her mücadeleden sağlam ayrılabilmek öyle kolay olmuyor.

Ne de olsa, kurtlar sofrası. Herkes birbirini yiyor.

Eğer dün Konyaspor, Mihajlov’un ayağından o müthiş fırsatı kaçırmasa, Sivasspor henüz 16. dakikada yenik duruma düşebilirdi.

Ama sadece 4 dakika sonra Tum’un bomboş durumda topu direğe nişanlaması da Sivasspor adına büyük talihsizlikti.

Gezer’in hataları

33. dakikada Sylla’nın, Mustafa Er’in ayak bileğine doğru yaptığı acımasız operasyon ise Bünyamin Gezer tarafından nedense es geçildi.

İkinci yarıda da Veysel ve Tum, takımlarının kaderini belirleyecek önemli fırsatları kaçırdılar. Balili’nin kafa vuruşunun üst direğin içinden dönmesi, belki de şampiyonluk unvanını döndürecek nitelikte önem taşıyordu.

Maçın bitimine 2 dakika kala Cihan’ın, ceza alanı içinde kaleci Petkoviç tarafından düşürülmesine Bünyamin Gezer’in "devam" demesi, ligin altını ve üstünü değiştirecek derecede büyük hataydı.

Ne dersiniz, bu penaltıya göz yuman Gezer, ligin kaderini de belirlemedi mi?

Sivasspor dün alacağı bir galibiyet ile ligde ve kupada önünü daha iyi görebilecekti. Direksiyonu bırakmayacaktı. Arka koltuğa geçmeyecekti. Bunun için de azami dikkat gerekiyordu.

Sonuçta ne oldu?

Sivasspor kaza yaptı.

Direksiyona Beşiktaş geçti.
Yazının Devamını Oku

Ankaragücü düşmesin!

LAMI cimi yok, Ankaragücü, bu hafta Kocaelispor’u ya yenecek, ya yenecek. Daha doğrusu, yenmesi şart! Aksi takdirde işi, inanılmaz derecede zorlaşır. Kurtulması, minimum düzeye iner.

Resmen 6 puanlık bir maç bu. İkili averaj da cabası!

Beraberlik kurtarmaz!

Eğer yenerse, Kocaelispor’u iyice aşağı iter. Sadece itmekle kalmaz, düşmemeye oynayan diğer takımlarla da aradaki farkı kapatır.

Ayrıca büyük moral ve motivasyon sağlar. Önümüzdeki haftalara daha ümitli bakar.

Bu hava ile tırmanışa geçer. Geçebilir.

Ama ya yenilirse? Felaket!

Şu da unutulmasın, bu hesap Kocaelispor için de geçerli. Haliyle Kocaelispor da sahaya galibiyet için çıkacak. Beraberlik onları da kurtarmaz.

Sözün özü, bu bir kader maçı.

Kıran kırana geçecek.

Yürek dayanmaz!

ANKARAGÜCÜ camiasının her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacı var.

Resmen tarihi günler yaşıyor.

Yeni yönetim, yeni bir heyecanla kolları sıvadı. İşleri kolay değil. Ateşten gömlek giydiler.

Önümüzdeki haftalarda alınacak her bir galibiyet, yeni yönetimin de önünü açar.

Ama sahaya çıkacak kişiler, elbette ki futbolcular.

Bu sezon beklenilenin çok altında bir performans gösteren Ankaragücü futbolcularının, ilk planda Kocaelispor önünde harika bir tablo ortaya koyması şart.

Her bir futbolcunun, tavan yapması gerekiyor.

Keza taraftarın da. Daima müthiş bir görüntü sergileyen Ankaragücü taraftarı, elbette ki yine üzerine düşeni yapacaktır.

Kesin olan şu, Kocaelispor maçına yürekler dayanmayacak.

İLETİŞİM FAKÜLTESİ!

SAHİ, zaman ne çabuk geçiyor. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girişimin üzerinden tam 30 yıl geçmiş.

Dile kolay, 30 yıl. Bir ömür.

Yaşamımdaki en büyük gururlardan biri, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu oluşumdur.

İşte, mezuniyetimden sonra bu güzide okulumuza bir kez daha gittim. Ama bu kez konuşmacı olarak.

Haliyle duygulandım.

Öğretim görevlisi dostumuz Hülya Coşkun tarafından düzenlenen panele katıldım. Üstelik, TRT’nin çok değerli spikerlerinden Erdoğan Arıkan, Kerem Öncel ve Semahat Arslaner de vardı.

Konu, spor yazarlığı ve spor spikerliği idi.

Ne yalan söyleyeyim, daveti aldığım andan itibaren büyük heyecan duydum.

İşin ilginci, bu heyecan, panel boyunca da devam etti.

Ama tatlı bir heyecan!

SPOR YAZARLIĞI!

TRT’de yıllardır büyük bir başarı ile görev yapan Erdoğan Arıkan, Kerem Öncel ve Semahat Arslaner, eşsiz bilgi ve tecrübelerini, öğrenci kardeşlerimizle paylaştılar.

Ben de dilimin döndüğünce bir şeyler anlatmaya çalıştım.

Prof. Dr. Sezer Akarcalı hocamızın da büyük katkıları oldu.

Dertleştik, kaynaştık, çeşitli önerilerde bulunduk.

Sonuçta çok güzel bir gün geçirdik.

Gönül ister ki, bu tür etkinlikler sürekli düzenlensin.

Öyle ya, mesleğinde başarılı olmuş arkadaşlarımızın, öğrenci kardeşlerimize aktaracağı pek çok bilgi ve deneyim var.

Teorinin, pratik ile birleşmesi gerekiyor!

Şunu iyi biliyorum ki, ustalarımız da, öğrenci kardeşlerimiz de, bu yönde bir bekleyiş içindeler.

İletişim Fakültesi’ndeki değerli hocalarımıza ve yöneticilerimize büyük iş düşüyor.

Pırıl pırıl öğrenciler ve iyi yetişmiş genç beyinler, camiamıza büyük kazanç sağlar.

Bu doğrultudaki her girişim için, şimdiden tebrik ve teşekkür ederiz.

Tabii ki, ilk tebrik Hülya Coşkun için.

Sağol Hülya hocam!

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

Cemal Aydın’dan sonra İlhan Cavcav da başkanlığı bırakacak.
Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun!

HACETTEPE açısından takdir edilecek durum şu: başkan ümitli, teknik direktör inançlı, futbolcular hırslı. Fakat şu da var: geçmiş olsun.

Hedefe ulaşabilmek için sadece ümit, inanç ve hırs yetmiyor. Geçmişteki eksiklikleriniz ve hatalarınız, kara bir tablo olarak karşınıza çıkıyor.

Siz kulüp yönetimi olarak zamanında doğru işlere imza atsaydınız, şimdi böylesine vahim bir durum yaşanmazdı.

Ordu geçtikten sonra, borazan bir işe yaramaz.

Abuk transfer politikası ile anca bu kadar olur. Hacettepe’nin kümede kalabilmesi için asgari 20-21 puan daha toplaması şart. 25 maçta 3 galibiyet elde eden bir takım, son 9 maçta 7 galibiyet alabilir mi, takdir sizin!

Maalesef bu iş bitti.

Yeni sezon hesabının da şimdiden yapılması gerekiyor. Şu kadarını söyleyelim, yola çıkılacak futbolcu ve teknik adamın, aç ve başarıya muhtaç olması lazım.

Kaşarlarla bu iş olmuyor.

Dünkü maç için şu kadarını söyleyelim, Hacettepe arzuluydu. Elinden geleni yaptı. Öne de geçti. Ama ilerleyen dakikalarda Antalyaspor, oyunda önce dengeyi, sonra da üstünlüğü sağladı. Konuk ekip, çok istediği üç puana son dakikalarda ulaşmayı bildi.

Arda’nın kendi kalesine attığı gol, Antalyaspor için elbette ki büyük şanstı.

Ama şu da var, Antalyaspor için en büyük şans, bu takıma büyük hava veren Mehmet Özdilek’tir.

Adeta enkaz devralan Özdilek, bilgi, hırs, motivasyon ve disiplin kavramlarını birleştirerek, büyük bir direniş mücadelesi veriyor.

Saygı duyulur böylesine mücadeleye.

Helal olsun. Ve de yolu açık olsun!
Yazının Devamını Oku

Harakiri

KALECİ Senecky için acaba ne yazmalı, ne yapmalı? Maçın 15. dakikasında ceza alanı içinde rakibe tekme vuran ve oyundan atılan Senecky, maçın kaderi ile doğrudan oynadı.

Ayıp, yazık, günah! Resmen harakiri yaptı. Takımını ve kendini yaktı.

Böyle profesyonellik mi olur?

Saçma sapan bir şekilde oyundan atılmak ve arkadaşlarını yalnız bırakmak, vicdanını acaba ne ölçüde sızlattı?

Gördüğü kırmızı kart sonrası başı önde sahayı terk eden Senecky için Ankarasporlu taraftarların alkış tutması, acaba ironi midir, dram mıdır, yoksa komedi ötesi bir durum mudur?

Ya Batak için ne demeli?

40 metreden kalecisine öyle bir geri pas yaptı ki, şaşırmamak ya da gülmemek elde değil. Geri pası değil de gol atmaya çalışsa, ancak böyle bir vuruş yapabilirdi. Meşin yuvarlak, öne çıkan kaleciyi geçtikten sonra direği sıyırdı. Gol olsa, jeneriklere girerdi.

Tabii, Senecky ve Batak için "kötü niyet" değil, başka olumsuz kavramlar geçerli. Örneğin ciddiyetsizlik, sorumsuzluk, disiplinsizlik, motivasyon eksikliği gibi.

Teslim bayrağını çekmiyor

Henüz 15. dakikada 10 kişi kalan ve mağlup duruma düşen bir takımın, oyunu ve skoru kendi lehine çevirmesi elbette ki öyle kolay bir iş değildir.

Nitekim Hacettepe kazandı.

Şu bir gerçek, Hacettepe’nin kümede kalması, son yılların en büyük başarısı olur. Yapılan yanlış transferler ve yanlış icraatlar, takımın bu duruma düşmesine neden oldu.

Ama işin sevindirici ve takdir edilecek tarafı şu; Hacettepe, teslim bayrağını çekmiyor, sonuna kadar savaşıyor.

Doğrusu da zaten bu.

Ölse de, ölmese de, sonuna kadar mücadele verecek.

Ankaraspor’un genel performansı ise insanı şaşırtıyor. Mirasyedi gibiler. Resmen cepten yiyorlar. Tepetaklak gidiyorlar. Acaba nereye kadar?

Doğrusu hiç yakışmıyor.
Yazının Devamını Oku

5 liraya indi!

KALE arkası biletleri artık 5,5 liradan değil, 5 liradan satılacak. Konuyu biliyorsunuzdur herhalde. Ankara 19 Mayıs Stadı’nda kale arkası biletleri sezon başından beri 5,5 liradan satışa çıkıyordu. Tuhaf bir uygulamaydı bu. Öyle ya, ne gerek vardı, 50 kuruşluk küsurata... Bozuk para sıkıntısı nedeni ile boşuna zaman kaybediliyordu.

Kuyruk, sinir, stres yüzünden, taraftar stada girmeden sinir küpü oluyordu.

Sağda solda bozuk para aranıyordu. Kuyruk uzuyordu.

Ankaragücü ve Gençlerbirliği yöneticileri, sezon başından beri bu yanlışı ısrarla sürdürüyorlardı.

Defalarca yazdım, "5 liraya indirin biletleri, kazanan siz olursunuz" diye.

Sağolsunlar, sonunda iş tatlıya bağlandı.

Önce İlhan Cavcav ile bir telefon görüşmesi yaptık... İlhan bey, "Kardeşim tamam, artık biletler 5 lira" dedi.

PARALAR CEPTE

BİLİYORSUNUZ, önceki hafta da ayrı bir sıkıntı, ortadan kaldırılmıştı.Şöyle ki: Stada gelen taraftar, inanılmaz şekilde aranıyor ve üzerindeki madeni paraya el konuyordu.

İş bu kadarla kalmıyor, gişede verdiği kağıt paranın üzerine bozuk para alan seyirci, stat içine girerken tekrar aranıyor, sonradan aldığı madeni paraya yine el konuyordu.

Komedi bununla da bitmiyor, aynı seyirci, içeride bir şeyler yemek-içmek istediğinde yine kağıt para veriyor, üste yine madeni para alıyordu.

Bu ilginç durumu birkaç kez yazınca, Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz olaya el koydu ve "Vatandaş artık madeni parası ile stada girebilecek" dedi.

Bu da çok iyi bir gelişmeydi.

A.GÜCÜ DE TAMAM

BOZUK para komedisi, bu haftadan itibaren tamamen bitecek.Ercüment Yılmaz ve İlhan Cavcav’ın gerekli girişimlerinin ardından, Ankaragücü Kulübü yöneticileri de kolları sıvadı.

Önceki yazılar sonrası görüştüğüm Ankaragücü yöneticileri, kendi biletlerinin de artık 5,5 liradan değil, 5 liradan satılacağını duyurdu.

Yani, bu da tamam.

Vatandaş artık, elini kolunu sallaya sallaya stada gelecek, kağıt parasını verecek, biletini alacak. Kuyrukta daha az bekleyecek. Normal bir aramadan geçecek ve maçını izleyecek.

Sorumlular, geç de olsa doğruyu buldu. Sağolsunlar... Taraftarlar adına sağolsunlar.

Ama bundan sonra görev, taraftara düşüyor.

Şöyle ki: Ceplerindeki o madeni parayı, sahayı atmayı sakın düşünmesinler.

Ayıp, yazık, günah...

Hepimiz, mahcup oluruz.

Eziyet, yeniden başlar.


SORUN BİTMİYOR

BAZI hassas ve kritik konularda, birinci adamlardan ziyade, yardımcılarına daha büyük görev düşüyor.

İnanıyorum ki, bu bilet komedisini Ercüment Yılmaz, İlhan Cavcav ve Cemal Aydın, sezon başında bilseydi, kendilerine bilgi verilseydi, olay bu duruma ve bugünlere gelmezdi.

Zaten İlhan beye de bunu sordum, "Bilmiyordum, sayende öğrendim ve 5 liraya indirilmesi konusunda görevli arkadaşlara talimat verdim" dedi.

Demem o dur ki: En tepedeki kişilere bazen çok kızıyoruz ama, bu gibi durumlarda yardımcılarının hiç mi kabahati yok?

Neyse, olay artık tamamen çözüme kavuştu.

Bilet komedisini dile getirdiğim süreç içerisinde taraftar sitelerinden inanılmaz sayıda mail aldım.

Halen de almaya devam ediyorum.

Bu komedi bitti ama bazı sıkıntılar devam ediyor.

Kısmetse onları da daha sonra gündeme getireceğim.

Yeter ki, el birliği ile tüm sorunlar çözülsün

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

19 MayIs StadI

Türkiye’nin en modern stadı.
Yazının Devamını Oku

Kimse yok mu orada?

MALUMUNUZ, Ankara 19 Mayıs Stadı’nda futbolseverlere yönelik inanılmaz bir eziyet var. En dış kapıda kontrolden geçen seyircinin madeni parasına el konuluyor. Sebep, o bozuk paralar, belki sahaya atılır!

Aynı seyirci daha sonra gişeden 5,5 liralık kale arkası bileti almak istiyor. Örneğin 10 lira veriyor, üzerini bekliyor. Görevli, "Bozuk para yok mu" diyor. İyi de nasıl olsun, biraz önce el kondu!

Sürekli bozuk para aramaktan imanı gevreyen görevli, uzun uğraşlardan sonra paranın üstünü veriyor. Yani o seyircinin cebine tekrar madeni para giriyor. Bu bekleyiş nedeni ile bilet kuyruğu uzuyor!

Aldığı bozuk paralarla stada girmek isteyen seyirci, güvenlik görevlileri tarafından tekrar aranıyor. Bozuk paralara "bağış" adı altında tekrar el konuluyor.

Zar zor tribüne giden seyirci, poğaça yemek ya da ayran içmek istediğinde haliyle kağıt para veriyor, satıcıdan bozuk para alıyor.

Yani, cebe yine madeni para giriyor.

Sıfıra sıfır, elde var sıfır.

Seyirci, el konulan bozuk parasına mı yansın, yoksa kaybedilen onca zamana mı?

Böyle rezil, böyle komik bir uygulama olur mu?

KİMSE YOKMUŞ!

19 Mayıs Stadı’ndaki bu eziyeti, geçen hafta kaleme almıştım. Yazının sonunda da aynen şu ifadeleri kullanmıştım:

"Bunları biliyor muydunuz Ankara Emniyet Müdürü sayın Ercüment Yılmaz?

Görüyor muydunuz sayın İlhan Cavcav?

Duyuyor muydunuz sayın Cemal Aydın?

Biliyor, görüyor ve duyuyorsanız, işte o zaman sorun yok.
"

Yazı sonrası ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir şey olmadı.

Çıt yok...

Yöneticilerin umurunda değil çünkü.

Varsın taraftar, eziyet görsün.

Yazık.

Biz işte böyle yönetiliyoruz.

A.GÜCÜ DÜŞMESİN

LİGİN ilk yarısı dikkate alınması kaydıyla şöyle bir soru sormak istiyorum: Ankaragücü futbolcuları arasında başarı sıralaması yapmak gerekirse, ilk üçe hangi futbolcular girer?

Siz düşünedurun, ben kendi görüşümü söyleyeyim: 1- Murat Erdoğan, 2- Gökhan Emreciksin. Bu iki isim, herhalde herkesin ortak fikridir. Öyle tahmin ediyorum.

3. isim konusunda biraz tereddütlerim oldu. Ama yine de oynadığı maç sayısı ve hırsı açısından Cem Can’ı sıralamaya aldım.

Yani ne oldu? Murat Erdoğan, Gökhan Emreciksin ve Cem Can.

Bu üç futbolcunun ortak konumunu tabii ki biliyorsunuz.

Üçü de gitti. Üçü de artık yok.

Gönderildiler.

Bu nasıl transfer politikası, anlamak mümkün değil.

Ankaragücü resmen ateşle oynuyor.

Dileriz yanmaz.

HACETTEPE YOLCULARI!

HACETTEPE’nin transfer ettiği futbolcuları biliyor musunuz? Sayayım: Klusic (Sibenik, Hırvatistan), Tambwe (Belçika, Lokeren), Adnan Güngör (Trabzonspor), Arda (Almanya, Rot Weis), Serhat (Almanya St. Pauli), Tolga Seyhan (Kocaelispor), Selçuk (Kartalspor), Ümit (Kartalspor), Smeltz (Avustralya, Welington Phoenix)

Kimleri tanıyorsunuz, bu futbolculardan? Elbette Tolga Seyhan’ı... Kocaelisporlu Tolga Seyhan’ı! Başka?

Smeltz
de Avustralya liginin gol kralıymış. Hadi hayırlısı!

Peki diğerleri? Kimse bilmiyor.

Kurtarıcı olarak alındılar ama kimse tanımıyor! Konuşmaya gelince "sistem-plan-görev tanımlaması" sözcüklerini ağızlarından düşürmeyen Beş tepe’deki zat-ı muhteremlere sormak gerekiyor.Sezon başında 11 futbolcu almak, o güzel takımın kaderi ile oynamak, devre arasında da 9 futbolcuyu kadroya katmak, ne derece planlı bir uygulamadır?

Bu nasıl sistem efendiler.

18’LİK AYBABA!

SAMET Aybaba, devre arasında akılcı transferler yaptı. İşi artık daha kolay. Şu bir gerçek, Aybaba, statükocu bir teknik adam değil. Sürekli yenilik peşinde koşuyor, inandığı isimlere forma veriyor.

Geçmişte Türk futboluna kazandırdığı genç isimleri saymakla bitmez.

İsmin değil, cismin önemli olduğunu biliyor.

Bu sezon başında Bursaspor’da 18 yaşındaki Sercan’a şans verdi. Sercan’ı şimdi tüm Türkiye konuşuyor.

Aybaba, son olarak Soner’in üzerinde duruyor. Soner de 18 yaşında. Büyük bir yetenek olan Soner, takır takır oynuyor.

Kısacası, Aybaba gençlere hayat veriyor ve gençlerle hayat buluyor.

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

Ankara futbolu çok iyi yönetiliyor.
Yazının Devamını Oku