GeriUğur MELEKE Malatya-Ankaragücü maçını kimse izlemedi mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Malatya-Ankaragücü maçını kimse izlemedi mi?

Türk futbolunda hiç değişmeyen ve gelişmeyen departmanlardan en önde geleni hangisidir diye sorarsanız cevabım net olur: Yerli teknik adamlar...

Birkaç istisna dışında hiç değişmiyor ve gelişmiyorlar. Basit gerekçem de şu: Karşılarına hangi takım çıkarsa çıksın, o ekibi hayatlarında ilk kez görüyor gibiler. Bırakın rakibin son 5 maçını, geçtiğimiz haftaki müsabakasını bile izlediklerinden şüpheliyim.

70 PASLA EZDİLER

Ankaragücü, geçen hafta Malatya deplasmanındaydı. Topa sadece yüzde 34 sahip oldular. Üstelik Malatya 41 dakika 10 kişi oynamasına rağmen. Mustafa Akçay’ın talebeleri geçen hafta da topu rakiplerine bırakmışlar, kendi alanlarında fırsat beklemişler ve savunma arkasına yaptıkları koşularla net pozisyonlar bulmuşlardı. Zaten ancak açık alan bulduklarında etkili olacak süratli Lobjanidze-Michalak-gerson üçlüsüyle de oynanabilecek oyun bu. Fenerbahçe’ye karşı da bire bir bunu yaptılar.

Fenerbahçe savunmasının orta çizgide kamp kurarak adeta koşuculara davetiye çıkardığı ilk yarının özeti net: Ankaragücü yüzde 23 topla oynamasına ve yalnızca 70 pas yapmasına rağmen, gol beklentisinde Fenerbahçe’yi ezdi (1,60’a 0,46)... Lobjanidze ve Michalak’ın bu şaşkın savunma karşısında adeta Robben-Ribery gibi gözüktüğü ilk devrenin 1-0 bitmesi, Fenerbahçe’nin şansıydı aslında. Bu tarz bir ilk yarıdan sonra ikinci devrede oyun ve oyuncu değiştirmeniz gerekir normalde. Ancak Fenerbahçe kulübesi hep tek tip oyunculardan oluştuğu için, son iki maçta olduğu gibi dün de kenardan büyük katkı alamadı Yanal. Şampiyonluk yarışçısı bir takımın ileri üçlüsü için sadece 5 alternatifi olması akıl almaz (Muriç, Mevlüt, Rodrigues, Deniz ve Ferdi). Maaş kesintileriyle pekala kulübe alternatifi olarak takımda tutulabilecek Soldado ve Valbuena’nın bu kadar kolay kaybedilmesini çok eleştirmiştik. İki iyi profesyonelin yeni takımlarındaki katkıları ortada. Yanal bugün bu ikili hakkında ne düşünür, çok merak ediyorum doğrusu.

DOKUZ MERKEZ OYUNCUSU

Fenerbahçe'de orta sahadaki 3 forma için tam 9 aday var (Jailson, gustavo, Emre, Ozan, Tolga, Tolgay, Kruse, Ekici, Zajc). Ama hücumun iki kenarı için elde sadece Rodrigues, Deniz ve Ferdi var mesela. Dün (belli bölümlerde de olsa) Jailson stoperde, Tolga sol açıkta, Deniz sol bekte, Dirar sol-sağ bekte oynadılar. Birinci golde Jailson, ikinci golde de Deniz, “ben savunmacı değilim” diye bağırıyorlar adeta. Kombine bir yanlış var sanırım büyük planda: Hem kadro mühendisliği problemi var, hem de hocanın devşirme sevdası doz aşırı.

BİR ALTAY PARASINA KURULAN TAKIM

Ankaragücü'nün iki sezondur uyguladığı transfer modeli, belki de bildiğimizi sandığımız birçok doğruya ters: Sürekli antrenör değiştiriyorlar. Takımı yaz transferinde değil, kışın kuruyorlar. Ama enteresandır, çok da başarılı oluyorlar! Geçen sezon 31 Ocak’ta tam 12 futbolcu katmışlardı takıma. Orgill, Boyd, Kitsiou, Pazdan, Kulusic ve Sacko’nun da aralarında olduğu bu transferler takıma büyük katkı yapmıştı; herkesin düşer gözüyle baktığı Ankaragücü, bir 5 hafta daha olsa belki de Avrupa kupalarına gidecekti! Bu kış da yöntemleri aynıydı. Transferin son gününde tam 15 futbolcu kattılar takıma. Ve gördüğümüz kadarıyla yine imkanlar dahilinde gayet iyi takviyeler bunlar. Bu arada Ankaragücü son iki sezonda yaptığı tüm transferlere toplam 1,3 milyon Euro bonservis ödemiş (Orgill’e 800, Kitsiou’ya 300, Stanojevic’e 200). Ankaragücü’nün bonservis geliriyse tek futbolcudan: 1,5 milyona satılan Altay’dan.

MICHALAK, GERSON VE LOBJANIDZE

Dün özellikle ilk devrede Fenerbahçe savunma arkasına kamp kuran üçlünün birer transfer başarısı olduğunun altını çizmek gerek: 25 yaşındaki Gürcü milli Lobjanidze, Danimarka Ligi’nde Randers’in en iyisiymiş. 8 gol-2 asisti var ilk devrede. 22 yaşındaki Polonya ümit milli Michalak, Grozny’den; 24 yaşındaki Lüksemburg milli gerson, Dinamo Kiev’den kiralanmış.

TEORİ VE PRATİKTE TOLGA CİĞERCİ

Maçın 45’inci dakikasında Kruse’nin olağanüstü pasını Tolga o korkunç vuruşla tamamlayınca, aklıma birkaç hafta önce yaptığım benzetme geldi: Tolga, bütün sinema tarihini yalamış yutmuş çok iyi bir akademisyen. Ama çok yeteneksiz bir yönetmen. Teoride harika. Ama pratikte çok kötü. Sanırım Yanal onun antrenmanlardaki teorik bilgisinden biraz fazla etkileniyor.

Malatya-Ankaragücü maçını kimse izlemedi mi

Kaybeden tüm iddaa kuponlarına %3'e varan iade sadece Misli.com'da, katılmak için buraya tıklayın!

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle