GeriUğur MELEKE İyi mücadele ettik’ yalanıyla yüzleşme
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İyi mücadele ettik’ yalanıyla yüzleşme

Abone Olgoogle-news

Rusya yenilgisinin en dikkat çekici tarafı, rakibin bizden daha fazla savaşmasıydı. İkili mücadelelerde, serseri toplarda hep eksik kaldık. Lucescu’nun maç sonu verdiği bilgiyle bu durum, ete kemiğe büründü: Ruslar bizden 7 km fazla koşmuş.

MİLLİ takımımız, Euro 2016’da koşu sıralamasında 24 takım içinde 21’inciydi. Beşiktaş geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde en az koşan 3 takımdan biriydi. Galatasaray ilk 2 maç sonunda Devler Ligi’nin en az koşanı. Ve önceki gün bizden iki buçuk yıl daha yaşlı Rusya takımından 7 kilometre daha az koşmuşuz!

Pazar akşamı Rusya karşısındaki yenilginin bence en dikkat çekici tarafı, rakibin bizden daha fazla savaşmasıydı. İkili mücadelelerde, serseri toplarda hep eksik kaldık. Ve sahadaki kırmızı formalı sayısı daha fazla gibiydi hep. Lucescu’nun maç sonu basın toplantısında verdiği bilgiyle bu durum, ete kemiğe büründü: Ruslar bizden 7 kilometre fazla koşmuşlar. Üstelik sahaya Rusya 27,6, bizse 25,3 yaş ortalamalı takımlarla çıkmamıza rağmen.

Dikkatli okuyucular hatırlayacaklar, benzer bir durumu Euro 2016’da da yaşamıştık. Türkiye, gruplar aşamasında maç başına 103,9 km koşarak, 24 takım içinde 21’inci basamağa oturmuştu. Veteran İtalya takımının 112,4 koştuğu ortamda üstelik! Tolga Kuru hatırlattı, 2017’de Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde benzer bir veriye imza atmıştı. 2018’de de sıra Galatasaray’a geldi: Sarı kırmızılılar, Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk 2 hafta sonunda maç başına 101,9 km koşmuşlar ve genel ortalamanın tam 7 km. altında kalmışlar.      

Görünen o ki, gerek kulüp takımlarımız, gerekse ulusal kadromuzla, ailece koşmamakta ısrar ediyoruz! Yerlisi, yabancısı fark etmeksizin az mücadele ediyoruz. Yerli antrenörler yarattıkları büyük gürültüyle Süper Lig’de yabancı hoca bırakmadılar! 18 takımın 17’sini yerli hocalar çalıştırıyor, maç sonrası açıklamalarına baktığınızda hepsi iyi mücadele ettiklerini iddia ediyorlar. Ama görünen o ki, kaliteli futbol oynatmadıkları gibi iyi mücadele ettikleri filan da yok. Kendimizi kandırıyoruz hep birlikte. Ve bu mücadele ettiğimiz sanrısı, uluslararası maça çıktığımızda tokat gibi çarpıyor yüzümüze.

7 YIL ÖNCE KALEME ALDIĞIM SATIRLAR

BİR insan sağlığını kaybedebilir. İşini kaybedebilir. Ailesini kaybedebilir. Hatta onurunu, şerefini dahi kaybedebilir. Her birimiz onurumuz için yaşadığımızı her fırsatta söyleriz, ama hayat öyle acımasızdır ki bir gün insana o cümleyi bile kurduramayacak hale getirebilir. Lâkin bence bir insanın esas kaybettiği an, utanma duygusunu yitirdiği andır. Başına her ne geliyorsa, her ne suç işliyorsa, her ne akıl almaz belaya bulaşıyorsa bulaşsın; o insan hâlâ utanabiliyorsa, onda hâlâ umut vardır.

Benim bu ülkeyle/bizle ilgili zaman zaman umutlarımın kırılmasının nedeni de bu galiba. Nerede kaybettik, ne zaman kaybettik bilemiyorum. Ama biz bir ara, bir yerlerde utanma duygumuzu kaybetmişiz. Maalesef bu aralar hiçbir şeyden utanmaz olmuşuz.

Yedi yıl önce kaleme almıştım yukarıdaki satırları... Hafta içinde Arda Turan’ın yaşadıklarından sonra bir kez daha aklıma düştü bu konu. Çok sevdiğim Arda kardeşimle ilgili umudumu kaybetmeye başlamamın esas sebebi de bu galiba.

Üstelik Arda, futbol hayatının bitmesi tehdidiyle karşı karşıya: Futbol Disiplin Talimatı’nın 60’ncı maddesi, 2 yılın üstünde hüküm giyenlerin spordan süresiz men edileceğini söylüyor. Arda’nın kaderi sanırım artık mahkemenin elinde.

GUILHERME DERSLERİ

RUSYA ile oynadığımız maçtan çıkarmamız gereken bir başka ders de, kaleci Guilherme odaklıydı. Guilherme, Brezilya asıllı. 11 yıldır Rusya’da çalıştığı için Rus vatandaşlığını aldı ve milli takıma seçildi. Aslında Zenit kalecisi Lunev’den geride. Ama Cherchesov onu, savunmadan çıkmakta sorun yaşadıklarında bir pas istasyonu olabildiği için tercih etti. Ve mükemmel paslar dağıttı bize karşı. İkinci golün de yaratıcısıydı.

Türk futbolunun çok önemli yaralarından biri de bu: Neredeyse çeyrek asırdır, ayağı iyi bir kaleci bulamıyoruz ulusal takıma.

HAFTANIN GAFI

GAMSIZ Belhanda’nın Galatasaray’ın başındaki en büyük bela olduğunu düşünenlerdenim. Ancak bu futbolcuyu Porto maçı sonrası eski arkadaşlarıyla gülerek muhabbet ediyor diye vurmak hiç doğru değil. Hele bunu 8 yıl Avrupa’da oynamış Tugay’ın yapmasını son derece yadırgadım.

HAFTANIN ÇIKIŞI

BU aralar gelişimini hayranlıkla seyrettiğim futbolcuların başında geliyor Helder Costa. Wolverhampton’da soğukkanlılığı, yeteneği ve zekasıyla çıkıyordu ön plana. Pazar günü ilk kez Portekiz milli formasını giydi ve 44’te attı golünü.

False