GeriUğur MELEKE Değiştiyse, dönüştüyse başarı şansı var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Değiştiyse, dönüştüyse başarı şansı var

Pereira’nın ilk F.Bahçe sürecinde eleştirilen yönlerinden biri ‘tutucu’ olmasıydı. Bu kez değişmeli. Belözoğlu dönemindeki son 6-7 maçı izleyip onun üzerine kat çıkmalı. Çünkü bu Fenerbahçe kadrosu yaratıcı, yetenekli ve inovasyona müsait. Önlem almamalı, aldırmalı.

45 günlük bekleyişten, Rangnick, Favre, Espirito Santo, Benitez gibi elit kategori isimlerin anılmasından sonra Vitor Pereira seçiminin kamuoyunda bir hayal kırıklığı yarattığının farkındayım. Çok da doğal bu. Zira 10 lig maçında 23 puan toplamış, Fenerbahçe’yi konservatif oyundan hücumcu plana geçirmiş takımın santrforunu bulmuş Emre Belözoğlu’nu gönderiyorsanız, halefi ondan ışıltılı olmalı. Pereira’nın da bu ışıltıyı taşıdığını söylemek güç. Ancak tüm bu olumsuz tabloya rağmen Vitor Pereira’nın da hafife alınmayacak bir deneyimi olduğunu da eklemeliyim.

TIRNAKLARIYLA KAZIYARAK GELDİ

Pereira, Mourinho gibi eğitimli bir karakter. Porto Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’ni 20 üstünden 17,9 puanla bölüm ikincisi bitirdiği kaydedilmiş. Ama farklı ülkelerde yaptığı basın toplantılarına bakılırsa İngilizce’si mükemmel değil. Futbolculuğundaki şöhreti sayesinde değil, tırnaklarıyla kazıyarak belli bir noktaya ulaşmış. Hayatının fırsatını, Villas-Boas’ın yardımcılığından Porto koçluğuna geçişte yakalamış, iyi değerlendirmiş. Ama o takımın zaten Portekiz Ligi-Avrupa Ligi şampiyonu olduğunu; o sezon sadece Falcao’yu yitirip, Mangala, Defour, Alex Sandro, Danilo gibi muazzam transferler yaptığını not etmek gerek. Üstelik Moutinho ve James Rodriguez’in de takımdaki ikinci sezonları. Yani kabul edelim, harika bir takım teslim almış Pereira.

SERT, REALİST VE KONTROLLÜ OYUN

Olympiakos’ta takımı tutuculaştırıyor. Michel’in Olympiakos’u ilk yarıda ortalama 10 isabetli şut atarken ikinci devre Pereira’yla 8’e düşmüş. Kornerlerde 9,5’tan 6’ya gerilemişler. Ortalama 9 faul yapan takım, Pereira’yla 13 faule çıkmış. Sert, realist, kontrollü bir anlayış gelmiş Pire’ye. Michel, son iki maçında on numara artı çift santrfor oynatmış Pereira’da böyle bir tercih yok. Pereira’nın ilk F.Bahçe sürecinde de eleştirilen konulardan biri buydu. Biraz tutucuydu.

GELİŞEBİLECEĞİNİ İSPATLAMALI

İkinci F.Bahçe macerasında değişmek zorunda Pereira. Belözoğlu dönemindeki son 6-7 maçı izleyip o altyapının üzerine kat çıkmak zorunda. Çünkü bu Fenerbahçe kadrosu yaratıcı, yetenekli ve inovasyona müsait. Önlem almamalı önlem aldırmalı Pereira. İlk Türkiye sürecinin üzerine çıkmalı, değişebileceğini, gelişebileceğini ispatlamalı. Eğer buraya tekrar 5 sene önceki Pereira geliyorsa başarılı olamaz. Ama değiştiyse-dönüştüyse başarı şansı var Portekizli’nin.

X

Futbolumuzun 28 saatlik karnesi iyi

3 ekibimizin şubatta Avrupa'da yollarına devam edeceklerine dair inanç yüksek.

Çarşamba akşamı 8 sularında Dolmabahçe’de başladık. Dün gece yarısı Frankfurt’ta bitirdik. Yaklaşık 28 saatlik bir sürede İstanbul’un üç büyüğü 2 Alman-1 İtalyan takımına karşı adeta bir “seviye belirleme sınavı”ndan geçti. 28 saatin neticesinde bence Türk futbolunun karnesi hiç fena değil. Beşiktaş’ın rakibi Avrupa’nın en güçlü 10 takımından biriydi.

Galatasaray’ın rakibi de kendisinin yaklaşık üç katı değerindeydi. İki temsilcimiz iç sahada güçlü rakiplerine karşı topla daha fazla oynadılar. Galatasaray iyi oyununun yanına bir de hak edilmiş galibiyet ekledi. Üstelik Muslera’yı katmazsanız 24 yaş ortalamalı pırıl pırıl genç bir kadroyla.

1 PUAN ÇOK DEĞERLİ

Fenerbahçe de Frankfurt deplasmanında kendisinin iki katı bütçeye sahip Eintracht’ın karşısına çıktı. Eintracht geçen sezon Şampiyonlar Ligi’ni yalnızca 1 puanla kaçırmış bir takım. Fenerbahçe, Frankfurt’ta daha fazla şut atan, daha fazla pozisyona giren ve özellikle ilk devrede daha üstün olan taraftı. Sarı lacivertliler de grubun en zor maçından çok değerli bir 1 puanla döndüler bence.

DOĞRU SEÇİM OLSA...

Eintracht lige belki puan olarak kötü bir başlangıç yaptı. Ama kazandıkları puan, oynadıkları oyunun tam karşılığı değil. Ligde ortalama %56 topla oynuyorlar. Üçüncü bölgede isabetli pas istatistiğinde de Dortmund Bayern’in arkasında üçüncü sıradalar. Dün Fenerbahçe böyle bir takıma karşı özellikle çok yüksek tempoda geçen ilk yarıda gayet etkiliydi. Şutlarda 8-2 üstündü. Koca devreyi tek bir faul yaparak bitirdiler üstelik. Eğer korner dönüşü savunması için sıfır temasla, adeta steril bir top oynamaya çalışan Rossi değil de daha doğru bir seçim yapılsaydı muhtemelen Kostic o kadar rahat bir asist yapamayacak, Fenerbahçe zaten soyunma odasına galip girecekti.

PENALTI KADAR YAKINDI

İkinci devrede Frankfurt ekibinin yüksek fiziksel seviyesine rağmen Fenerbahçe galibiyete bir penaltı vuruşu kadar yaklaştı. Olmadı. Ama Türk futbolunun bu 28 saatlik performansını görünce, Şubat’ta bu 3 ekibimizin Avrupa’da yollarına bir şekilde devam edeceklerine dair inancımız çok yükseldi doğrusu.

Yazının Devamını Oku

Süper Lig: 1 Bundesliga: 2

Dün skoru belirleyen etkenlerden biri iki takım arasındaki fiziksel seviyeydi.

Borussia Dortmund 600 milyon Euro’ya yakın değeri, Haaland ve Bellingham gibi yüz milyon etiketli oyuncularıyla tabii ki başka bir seviye. Bu gruptaki her takımı her yerde yenebilirler. Mesele de bu değil zaten. Dünkü maçta beni esas ilgilendiren, skoru belirleyen gollerde oyuncu kalitesi kadar taktiksel sadakatle, fiziksel seviyeyle ilgili sorunların ön plana çıkması.

TEK EKSİK GOLDÜ

Beşiktaş aslında maça etkili başladı. 20 dakika boyunca gayet iyi oynadılar, tek eksik goldü. Sergen Yalçın’ın bir Süper Lig maçına çıkarmışçasına gösterdiği cesarete de, oyuncuların çabalarına da diyecek yok. Ancak Sergen Yalçın’ın da söylediği gibi, Şampiyonlar Ligi bambaşka bir seviye. Beşiktaş’ın Süper Lig’de kat ettiği mesafe ortalaması sadece 107 kilometre... Bu fiziksel seviyenin Süper Lig’e yettiği açık. Beşiktaş henüz ligde gol yemediği gibi, kalesinde verdiği net pozisyon sayısı da sadece dört. 34 yaşındaki Marek Hamsik, TrabzonGalatasaray maçında 12,5 kilometre koştu ve ligde haftanın en çok mesafe kat eden ikinci oyuncusu oldu çünkü Serie A’dan geldi ve orada hayatta kalmak için bu fiziksel seviye şart. Maalesef Serie A’nın yeter şartı, Süper
Lig’in zirvesine çıkarabiliyor sizi.

TAKTİKSEL SADAKAT

Dün Dortmund’la Beşiktaş’ı ayıran bir başka fark da bence taktiksel sadakatti. Birinci golü atan Bellingham o sırada sağ iç oynuyordu. Ve sahada eşleştiği adam Beşiktaş’ın sol içi Atiba’ydı. Maalesef Atiba kaçırdı o eşleşmeyi. Bellingham ikinci golü yarattığında da sol içteydi ve eşleşmesi bu kez Pjanic’ti. Olanları biliyorsunuz. Futbolda çağın en temel prensiplerin biri taktiksel sadakat. Yerinizi, rolünüzü, adamınızı kaybetmeyeceksiniz. Kaybederseniz böyle kesiyorlar faturayı.

KARTAL’IN EKSİKLERi

Dün belki her şeyi doğru yapsak da maçın neticesi değişmeyebilirdi ama bazı şeyleri daha iyi yapabileceğimizi de söylememiz gerek:

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş, Almanya'nın Beşiktaş'ına karşı

Siyah beyazlılar nasıl oynamalı? Rakibin artıları-eksileri neler? Maçın anahtar oyuncuları...

Alman ekibi tıpkı Beşiktaş gibi savunmayı çok öne çıkarıyor ve risk alıyor. Stoperleri oyun kuruyor, kısa mesafede oynuyor ve sizi boğuyorlar. Ancak bu tarz oynayan tüm takımlar gibi en önemli handikapları atak tamamlamak. Eğer yaptıkları atağı autla, kornerle bir şekilde tamamlarlarsa sorun yok. Ama tamamlayamazlarsa defansta çok boşluk veriyorlar. Bundesliga’da 4 maçta 9 gol yemeleri de büyük ölçüde bu yüzden.

Beşiktaş, belki de Şampiyonlar Ligi’ndeki 32 ekip içinde kendisine en çok benzeyen takımla oynayacak bu akşam: %63’le Bundesliga’nın topa en fazla sahip olanı, ligin en fazla pas yapanı, en fazla yerden oynayanı Dortmund. Ancak aynen Beşiktaş gibi savunmayı çok öne çıkarıyor, çok risk alıyorlar. Hava toplarında da sorun yaşayabiliyorlar. Sergen Yalçın ve Marco Rose’den hangisi içindeki diğer karakteri, kendi panzehrini yani Bay Hyde’ını bulabilirse, onun planı işleyecek bu gece...

TEK BAŞINA HAALAND 100 MİLYON EURO

600 MİLYON EURO’LUK KADRO DEĞERİNE SAHİP

Borussia Dortmund, şu anda dünyanın en göz hoş gelen futbolunu oynayan takımlarından biri. 600 milyon Euro’ya yaklaşan bir takım değerine, şu anda 100 milyondan daha kıymetli olan Haaland’a ve o seviyeleri zorlayabilecek Bellingham, Moukoko ve (sakat) Reyna gibi yüksek potansiyelli oyunculara sahipler. Bu grubun doğal favorisi konumundalar ve hatta 6 maçın hepsini kazansalar Avrupa’da kimseyi şaşırtmayacak seviyedeler. Ancak futbolda hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor ve dünyadaki her takım gibi Borussia’nın da zafiyetleri var.

BİRÇOK İSTATİSTİKTE BAYERN’DEN İYİLER

HÜCUMA HER ZAMAN KALABALIK ŞEKİLDE GELİYORLAR

Marco Rose idealist bir teknik adam. Kolay tarif edilebilir, anlaşılabilir, göze hoş gelen bir oyun anlayışı var ve Bundesliga’da birçok istatistikte Bayern Münih’in önünde olacak kadar da iyiler. Topla Bayern’den yüzde 5 daha fazla oynuyorlar. Dört maçın toplamında 3 bin 45 pasla Bundesliga’da lider konumundalar. Bu pasların 1488’ini üçüncü bölgede yapıyorlar. Ve 1953’ünü yerden oynuyorlar.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray değişikliklerle geriledi

Emre ve Morutan’ın yerine giren Aytaç ve Babel aynı etkinlikte değildi.

Dünkü müsabakayı iki ayrı perdede incelemek gerek. İlk 35 dakikada planlarını sahaya daha doğru biçimde yansıtan taraf sarı kırmızılılardı. Terim’in Berkan’ın önünde merkezde tercih ettiği Cicaldau-Morutan ikilisi de, ilerideki Emre-Halil-Kerem üçlüsü de maça iyi başladılar. Trabzon’un tamamlayamadığı hücumlarda geçişleri akılcı yaptılar ve 33’te 2-0’ı bulmayı bildiler. Bu ilk 33 dakikada birkaç önemli detayın altını çizmek gerek:

1- Trabzon bu sezon Süper Lig’de bulduğu her gol öncesi ortalama 64 saniye topa sahip olmuştu. Her gol öncesi 20 pasla sonuca gitmişti. Bu yıl birinci-ikinci bölgede çok hazırlık pası yapan, sete yerleşerek sonuca giden bir bordo mavili takım var.

2- Ancak bu oyunda Djaniny’nin rolü çok önemli. Zira Afrikalı santrfor statik oynamıyor. Geziyor-dolaşıyor ve oyun kurulumunda hep ana pas istasyonlarından biri oluyor. Dün Cornelius da iyi bir futbol ortaya koydu ama Danimarkalı’yla oyununuz biraz değişiyor. Topu daha fazla kaldırıyorsunuz, daha fazla orta yapıyorsunuz. Bu sezon maç başına 8 orta ortalamasıyla oynayan Trabzon, dün sadece ilk yarıda 15 orta yaptı.

KASIMPAŞA MAÇI GiBiYDi

3- Trabzon gereğinden fazla orta yapınca, tamamlayamadığı hücum sayısı arttı. Üstelik bu tamamlayamamalar savunmada daha da dengesiz yakalanmalara yol açtı. Galatasaray da ilk bölümde bu geçiş fırsatlarını iyi değerlendirip skoru yakaladı zaten. Ancak Galatasaray’ın devrede yaptığı (belki de zorunlu) iki değişiklik, oyununu derinden etkiledi. Emre-Morutan çıkıp Aytaç-Babel girdikten sonra aynı yoğunlukta yapamadı Galatasaray geçişleri. Kasımpaşa maçında Cicaldau’nun çıkışı sonrası düşüşe benzer bir düşüştü bu.

ABDÜLKADiR ÖMÜR VE iSMAiL DEĞiŞiKLiKLERi

İsmail Köybaşı’nın imza töreninde yaşanan bir talihsizlik var. Hani şu “Yabancı sınırı olmasaydı” talihsizliği. Sanki o şanssız diyalogdan sonra (zaten üzerinde ciddi bir baskı olan) İsmail biraz daha fazla baskı hissetmeye başladı sanki. Abdülkadir Ömür de sakatlıklar dönüşü ‘çok fazla şey yapmak isteyip kolayı da yapamama’ hastalığına tutuluyor. Onun hüznü üzdü hepimizi.

TRABZONSPOR DEĞiŞiKLiKLERLE GELiŞTi

Yazının Devamını Oku

A Milli Takım'ın yeni hocası sevgi ve saygı kadar rakip analizi gibi konuların öneminin de farkında olmalı

Yeni hocanın bir tek ajandası olmalı, o da milli takımın başarısı. Bin kişiden 999’u aksini söylüyor olsa bile, inandığı doğrudan, adaletten şaşmamalı. Avrupa’nın büyük liglerinde oynayan futbolcularımızın saygı duyacağı uluslararası kalibrede bir isim olmalı. Kocaman, Vural ve Aybaba bu tarife uygun değiller. Birden fazla taktik içeren bir repertuvarı olmalı. Antonio Conte deneyimli ve rekabetçi. Bilic’in de Hırvatistan Milli Takımı’nın dönüşümünde anahtar bir rolü olmuştu...

Uzun süredir böyle derinlikli kadromuz olmamıştı.

· Türkiye A milli futbol takımı antrenörünü nasıl seçmeli?

Avrupa’nın en değerli dokuzuncu milli takımıyız. Elimizde tarihimizin en renkli jenerasyonu var. Son 11’imizde 4 İtalya, 2 Fransa, 1 İngiltere, 1 İspanya, 1 Hollanda Ligi oyuncusu vardı. Yetmedi, sonradan oyuna 2 Premier Lig, bir de Ligue 1 oyuncusu soktuk. 2000’lerin başındaki altın çağımızdan beri böyle derinlikli bir kadromuz olmadı.

Üstelik de bu oyuncu grubumuz son derece de genç. Burak’tan sonra en deneyimli oyuncumuz 27 yaşındaki Hakan.Bence şu anda futbol tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yapıyoruz. Belçika’nın 2016’daki hoca seçimine benzetiyorum bugünkü durumumuzu.

3-4 TURNUVADA İDDİALI OLABİLİRİZ

Çok iyi bir jenerasyon yakaladık, önümüzdeki 3-4 turnuvada iddialı olabilirler. Ve milli takımda bu çocukların en iyi versiyonlarını içlerinden çıkarabilecek hocayı bulmamız lazım.

BU KEZ YANLIŞ YAPMAYALIM

 Bir yanlış hoca tercihi, şu anda bize harika bir jenerasyon fırsatını kaybettirebilir. O yüzden bu seçimi yaparken masada güçlü olmamız gerek. Bu milli takımı dünyadaki 10 teknik adamın 8’i-9’u çalıştırmak ister. Bu gücümüzün bilincinde oturmalıyız masaya.

Yazının Devamını Oku

600 günde sadece 4 gün sevinebildik

24-27 Mart'taki Norveç ve Hollanda maçlarında güldük, gerisi hüzün.

Uluslar Ligi’nde küme düştük. EURO 2020’ye sonuncu olarak veda ettik. Katar elemelerinde de artık ipler bizim elimizde değil. Büyük takımlara 10 dakikada beyaz bayrak çekiyor, nispeten zayıflara karşı da aşırı kaygıdan maçların sonunu getiremiyoruz. 1 Ocak 2020’den beri yaklaşık 600 gündür milli takım bizi sadece 4 gün mutlu etti; o da 24-27 Mart’taki Hollanda-Norveç süreci... Futbol saha dışında kurgulanıp, saha içinde uygulanan bir oyun. Bizim kurgucumuz yetersiz. Ve acilen yeni bir kurgucuya ihtiyacımız var.

GEÇMİŞLE YAŞAYAMIYORSUNUZ

Şenol Güneş, Türk futbol tarihinin yapıtaşlarından. Hem futbolcu olarak hem teknik adam olarak tarihi başarılara imza attı. Ancak futbol rekabetçi bir oyun. Sürekli değişiyor, gelişiyor. Geçmişle yaşayamıyorsunuz, Alex Ferguson bugün Manchester United’ı tribünden takip ediyor; Arsene Wenger evinden izliyor Arsenal maçlarını. Bizim de Şenol Güneş’e acilen teşekkür edip, bir ay sonraki Norveç karşılaşmasına yepyeni bir teknik ekiple çıkmamız gerektiğini gösteren çok sağlam gerekçelerimiz var.

KURGUDA SORUN VAR

Şenol Güneş döneminde başarı hanemizde yazılı 4 müsabaka var: İki Fransa, bir Hollanda ve bir Norveç maçı. Dördünde de yüzde 40’ın altında topa sahip olmuşuz, oyunu kendi yarı alanımızda kabul edip geçiş hücumları ya da duran toplarla sonuca gitmişiz. Sonra EURO 2020’de Roma’da İtalya, bize geçiş fırsatı vermeyince hüsrana uğradık. Aradan 3 ay geçti, Van Gaal bire bir aynı stratejiyle bizi mat etti.

Birinci dakikadan itibaren önde baskı yaptılar, tamamlayamadıkları hücumlarda hemen kalabalıklaşıp hızlıca geri kazandılar. Biz topu birinci bölgeden ikiye geçiremedik. Sebebi basit: Çünkü çalışmışlar. Çünkü video analiz yapmışlar. Futbol saha dışında kurgulanıp, saha içinde uygulanan bir oyun. Bizim saha dışı kurgumuz yok gibi. Ya da tek bir planımız var en fazla. O işlemeyince havlu atıyoruz.

İYİ OYUNCULARA SAHİBİZ AMA...

Geniş kadromuzda dört Serie A, dört Ligue 1, üç Premier Lig, iki La Liga, bir Eredivisie oyuncusu var. Futbol tarihimizde beş büyük ligin kaynaklarından bu denli faydalandığımız başka bir dönem yok. EURO 2020’ye katılan 24 takım içinde kadro değeri bakımından dokuzuncuyduk. Yani uluslararası veriler de milli takımımızın iyi bir jenerasyona sahip olduğunu doğruluyor. Ama bu harika oyuncuların hemen hiçbirinin kulüplerinde yakaladığı seviyeye milli takımda ulaşamadığını görüyoruz. Bunun da sorumlusunun teknik adam olduğu çok açık.

Yazının Devamını Oku

Güneş’e teşekkür etme zamanı

Şenol hocanın bu jenerasyonu ileri taşıyabileceğine inanmıyorum

Bugün gerçekten çok üzgünüz. Üzüntümüzün sebebi Hollanda’ya yenilmek değil. Böyle yenilmek... Sadece Hollanda’ya böyle yenilmek de değil, son iki yılda (2020 ve 2021’de) oynadığımız 15 resmi müsabakada yalnızca 4 kez kazanmamız. Mart 2021’deki aldığımız Hollanda-Norveç galibiyetleri dışında sevinecek hiçbir şey bulamıyoruz doğrusu iki yıldır.

15 DAKİKADA FİŞİ ÇEKTİLER

Güneş döneminde oynadığımız 25 yarışmacı maçta (Yani Euro elemeleri-finalleri, Uluslar Ligi ve DK elemelerinde) 6 kez %45’in altında topla oynamışız: İki Fransa, iki Hollanda, Norveç ve İtalya maçları. Bu 6 maçın 4’ünü zafer kabul ediyoruz. Fransa’ya, Hollanda’ya ve Norveç’e topu bırakıp geçiş hücumları ve duran toplarla sonuca gittik hep.

Ancak 11 Haziran’da İtalya, tamamlayamadığı hücumlarda bize geçiş fırsatı vermeyince ‘kral çıplak’ dedi. Van Gaal’in de bizim 4-2 kazandığımız ilk maçı ve İtalya müsabakamızı izleyip çalışacağı aşikardı. Kurt hoca ve ekibi, İtalya’yla aynı yöntemi uygulayarak 15 dakikada çektiler fişimizi.

ORTADA BiR EKiP YOK!

Maalesef Şenol Güneş ve ekibi diye bir cümle kuramıyoruz. Çünkü ortada bir ekip göremiyoruz. Şenol Hoca milli kadroyu aylardır kapalı devre bir kulüp hüviyetine çevirdi. Sürekli aynı oyuncular oynuyor, rekabet yok, yeni isim yok. Büyük maçları daha santrada kaybediyoruz, nispeten kolay gözüken maçların da sonunu getiremiyoruz! Karadağ maçına neden (23 yerine) 22 kişiyle çıktık?

Zeki neden Cebelitarık maçında oynatıldı ve sakatlandı? Milli takıma neden ikinci bir sağ bek çağırılmadı? Yanıtsız sorular hep bunlar.

YENiLiK ZAMANI GELDi

Yazının Devamını Oku

Beş maçta 11 puan gerek

22 puan bize en azından ikinciliği garanti hale getirir.

Yedi kilometrekare yüzölçümlü, 32 bin nüfuslu, FIFA 194’üncüsü Cebelitarık’ı yenmekten başka bir alternatifimiz olamazdı. 54 dakikalık dirençlerini oyuncu değişiklikleriyle kırdık. Şimdi kalan 5 maçımızda 11 puan toplarsak grup ikinciliğimiz garanti. Eğer Hollanda ve Norveç’e yenilmez, diğer üç maçı da kazanabilirsek, 22 puan bize en azından ikinciliği garanti hale getiriyor. Bizim için çok kolay geçmeyen gecenin sonundaki matematik bu. Ancak dün kazandığımız galibiyete rağmen Şenol Güneş’in yanıtlaması gereken birkaç önemli soru olduğunu düşünüyorum bugün.

1- Neden ısrarla milli takım kadrosunu dar tutmaya devam ediyoruz? Karadağ maçında 23 kişilik esame listemizde 22 kişi vardı, çünkü kadroda başka oyuncumuz yoktu! Dün çift santrfor oynuyoruz ama geniş kadroda sadece 3 orijinal santrforumuz var. Bir kadroda 6 stoper (Çağlar, Merih, Ozan, Kaan, Alpaslan, Abdülkerim) varken 3 santrfor olması garip değil mi?

ADEM, UMUT BOZOK VE ALi...

2- Madem Cebelitarık’a karşı sürekli orta yaparak gol bulmayı deneyecektik, Adem Büyük’ü sadece bu maçta kullanmak üzere kadroya dahil edemez miydik? Adem’in dışında Umut Bozok ve Ali Akman gibi formda santrforlarımız da var üstelik. 

3- Enes bu tip maçların adamı değil. Getafe, İspanya Ligi’nde maç başına 0,67 xG ile pozisyon üretmede 20 takım içinde 19’uncu... 3 maçta sadece 7 isabetli şutları var. Enes’in bu sezon isabetli şut sayısı sıfır. Getafe’nin Enes’i kullanma sebebi golcülüğü değil, diğer tüm işleri, savaşmayı, didinmeyi, top indirmeyi iyi yapması.

İKİNCİ SAĞ BEKİMİZ KİM?

4- Zeki, Kaan ve Mert, Karadağ maçından sonra burada da ilk 11’de başladılar. Şimdi bu 3 oyuncumuzu Hollanda’da kullanacak mıyız? Kullanırsak 7 günde 3 müsabaka oynamış olacaklar. Bunların dinlendirilmesi gereken yer Cebelitarık maçı değil miydi? 

Yazının Devamını Oku

Bunun adı felaket

Son 6 aydır milli takımda iyiye giden hiçbir şey yok.

Bu grup belki kâğıt üzerinde 6 takımdan oluşuyor ama esasında mücadeleyi 3+3 takım olarak okumak lazım. Yarışmacı üçlünün (Türkiye, Hollanda ve Norveç’in) kalan üçlüye puan vermemesi gereken bir mini turnuva bu. Düne kadar zaten tepe üçlünün diğer üçlüye tek kaybını maalesef biz Letonya’ya karşı yapmıştık. İkinci kaybı da yine biz yaptık. Bu iki maçta kaybettiğimiz 4 puanı Hollanda ve Norveç’e karşı telafi etmemiz gerekecek ki hiç kolay bir iş değil bu.

Karadağ, belki Cebelitarık-Letonya kadar zayıf değil, ama tüm kadrolarının market değeri toplamı da Hakan’ın yarısı kadar! Yıldızları Jovetic sakat. İlk 11’lerinde beş büyük ligde oynayan iki oyuncu var (Savic ve Marusic). Bizimse ilk 11’imizin 9’u beş büyük ligden. Ayrıca Karadağ yaşlı bir takım. Dün 5 tane 30 yaş üstü oyuncuyla sahadalardı. Bizse çok genç ve dinamik bir ekibiz, 27 üstü tek oyuncumuz kaptanımız Burak’tı dün. Bu denli yaş ve kalite farkına rağmen maçın sonuna kaygıyla girmemiz de acı verici tabii.

GÜNEŞ BANA UMUT VERMİYOR

Aslında ilk devrede Cengiz’in sürüklediği kanat hücumlarıyla yaşlı Karadağ savunmasını bayağı hırpalamıştık. Merkezden kros paslarla oyunu çizgilere taşıma ve oradan yerden orta stratejimiz etkiliydi. Bence sağda Cengiz’in yaptıklarını solda Kerem ile de başarabilirdik. Ancak Güneş’in sol açıkta Kenan tercihi tek kanada mahkum etti bizi hücumda.

Defanstaki basit hatalarımız da dün iş açtı başımıza. Daha önce kadro derinliğimiz ve yıldız oyuncularımızla övündüğümüz savunmamız bu kez maalesef takımlarında oynamayanlardan kurulu. İki bekimiz Zeki-Mert ve ön liberomuz Okay bu sezon ligde dakika almadılar. Kaan 1 dakika oynadı. Merih de yeni takımıyla 1 maça çıktı sadece. Dün bolca alan paylaşımı ve pozisyon hatası yapmamızın altınca bence bu oyuncularımızın müsabaka eksikliğinin etkisi de vardı. Şenol Güneş, 22 kişilik dar kadro seçimiyle, ilk 11 konusunda tutuculuğuyla, milli takımı bir kulüp darlığında ele almasıyla bana umut vermiyor. Son altı aydır milli takımda iyiye giden hemen hiçbir şey yok maalesef.

Hemen Misli.com'a üye ol, ilk 25 TL'lik sanal bahis kuponuna 25 TL hediye! Yeni üyelere özel...

Yazının Devamını Oku

Ferdi Kadıoğlu, Yusuf Demir ve Ercan Kara

Şenol Güneş, milli takımla ilgili sorunu mutlaka çözmeli.

Altay, Süper Lig’in ilk iki haftasının flaş takımıydı. Yalnızca aldıkları farklı galibiyetler ve liderlikleri sebebiyle değil. Neredeyse tüm olumlu istatistiklerde de zirveyi işgal etmeye yeten olumlu oyunları sebebiyle. Dün geceye kadar Süper Lig’de şut, rakip ceza alanında topla oynama ve net pozisyon kategorilerinin hepsinde zirvedeydi Altay.

Ancak İzmir’deki Fenerbahçe müsabakasına ilk iki haftadaki Kayseri ve Alanya maçlarının bayağı dışında bir stratejiyle çıktılar. Beşli savunmalarını neredeyse hiç bozmadılar, iki ön liberonun da katılımıyla yedili bir blokla karşılamayı tercih ettiler. Amaç belli ki Fenerbahçe’nin tamamlayamadığı hücumlarda Kappel ve Bamba’nın hızından faydalanmaktı. Ancak Vitor Pereira’nın Fenerbahçe’sinin iyi olduğu konulardan biri, topun kay bedildiği alanda verdikleri reaksiyon. Dün de yitirdikleri anlarda iyi tepki verdiler ve Altay’a kontratak fırsatı tanımadan götürdüler maçın büyük bölümünü.

İLK DEVRE VERİMSİZ OYNADILAR

Fenerbahçe bu sezon oynadığı 5 resmi maçın 4’ünü gol yemeden tamamladı. Helsinkili Riski kardeşler dışında Fenerbahçe’ye gol atan başka bir futbolcu yok resmi maçlarda! Defansif duruş gelişiyor her geçen gün. Ofansif olaraksa Pelkas, İrfan gibi kaliteli ayakların eksiklikleri hissediliyor elbette.

Dün ilk 45 dakikanın tamamında Fenerbahçe topa sahipti. Altay, Süper Lig’de sezonun en az pas yapan takımı oldu ilk devrede. Ama sarı lacivertliler hiçbir şey üretemedikleri verimsiz bir devre oynadılar. Ta ki ikinci yarının ilk 10 dakikasındaki Ferdi şovuna kadar.

UMARIM HOLLANDA'YA KAPTIRMAYIZ

Genç Ferdi, son iki sezonda neredeyse tamamı yenilenen Fenerbahçe kadrosunun en deneyimlilerinden artık. Sorumluluğu büyük. Sol kanat beki rolünde koca bir koridor ona emanet. Ancak bu büyük koşu sorumluluğunun dışında kalitesini de sergiliyor her fırsatta. Şenol Güneş, Ferdi’nin milli takım seçimi için bir garanti istediğini söylemişti. Umarım çözülür her neyse o konu. Güneş’in metotlarıyla(!) şu ana kadar Yusuf Demir ve Ercan Kara’yı Avusturya’ya kaptırdık. Umarım Ferdi’yi de kaptırmayız Hollanda’ya.

Yazının Devamını Oku

Önce Tuchel sonra Sergen Yalçın

Yalçın kırmızı kart sonrası çok doğru hamleler yaptı.

Dün Beşiktaş’ta oynanan eğlenceli maçı iki ayrı perde olarak değerlendirmek lazım. 11’e 11 oynanan 48 dakikalık bölümde Beşiktaş’ın eylül ortasında başlayacak Devler Ligi macerası için umut veren yüksek bir vitesi vardı doğrusu.

Karagümrük’ün kendine özgü bir metodu var. Farioli metodu bu. Süper Lig’in ilk iki haftasında ‘45 saniye ve üzeri pas serisi’ istatistiğinde lider konumdaydılar. Sebebi de basit: Geriden ısrarla ve sabırla pasla çıkıyorlar. Rakiplerinin kontrolsüz bir prese gelmesini bekliyor ve o dengesiz baskı geldiği anda kilit pasla ikinci bölgeyi transit geçiyorlar. Ahmed Musa’nın geçtiğimiz haftalarda o kadar rahat alan bulmasının sebebi de buydu zaten.

BEŞİKTAŞ İYİ ÇALIŞMIŞ

Ancak Beşiktaş belli ki Farioli’nin stratejisine iyi çalışmış. Öne baskıya gittiler ama çalışılmış bir organizasyonla yaptılar bunu. Bloklar arasını boşaltmadan gittiler. Ersin’in dünkü iyi libero performansında da bu hazırlığın etkisi hissedildi kesinlikle. Beşiktaş önde baskıyı planlı yapınca, Farioli’nin oyununu bozunca süper de bir 48 dakika oynadılar. Libero Ersin yıldızlaştı. Rıdvan-Musa eşleşmesinde genç sol bek göz doldurdu. Rachid Ghezzal geçen sezonun devamı gibiydi. Teixeira tescilli gollerinden birini attı. Batshuayi de biri direğe, biri çizgiye takılan tam 5 pozisyona girdi. Her şey doğru görünüyordu siyah-beyazlılar için.

İKİ BENZER KARŞILAŞMA

Sonra Salih’in kırmızı kartı geldi ve ikinci perde başladı maçta... İlginçtir, dün bu maçtan 2 saat önce Tuchel de Sergen Yalçın’la benzer bir pozisyona düşmüş, doğru oyuncu değişiklikleriyle Liverpool’u etkisizleştirmişti. Yalçın da kırmızı kart sonrası ivedilikle Necip’i sokup sayısal dengeyi sağladı orta sahada. Son bölümde sol bekte Necip’le, stoperde Mehmet’le maçı bitirmek zorunda kalmasına rağmen Sergen Yalçın’ın da 10’a 11 performansı iki saat önceki Tuchel’i aratmadı doğrusu.

<iframe width="1180" height="664" src="https://www.youtube.com/embed/K3LalPEAvJo" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Pereira projesi gelişiyor

Fenerbahçe sadece kaliteyle değil, mücadeleyle de fark yarattı...

Vitor Pereira’nın ilk Türkiye macerasında da aslında yapmak istediği buydu: Kadıköy’de sıfırdan yepyeni bir anlayış tesis etmek istiyordu. Kendisi okullu bir hoca. Bu noktalara parıltılı futbolculuk kariyeriyle değil, akademide iyi derece yaparak, çok çalışarak ve üreterek geldi. Fenerbahçe’de beş yıl önce de bir metot takımı yaratmak istiyordu. 2015-16’da gerek biraz daha genç oluşu, gerek farklı başkan profili, gerekse Van Persie’nin hoca otoritesi üstünde bıraktığı hasar nedeniyle İstanbul’da hayal ettiği ortamı yaratamamıştı.

Bu kez aradığı ortamı buldu sanki. Fenerbahçe oyuncu grubunu istediği gibi şekillendiriyor, soyunma odasında en güçlü figür o. İstediğini kenarda oturtup, istediğini değiştirebiliyor. İstediği formasyonu oynatabiliyor. Bu özgürlük de ona bildiklerini sahaya yansıtma fırsatı tanıdı. Dün Helsinki’de izlediğimiz takım da tam anlamıyla onun takımı. Tepeden tırnağa onun hayali.

BEKLER ZİRVE YAPTI

Sezon öncesi yedi hazırlık maçıyla birlikte sanırım 11 müsabakadır 3-4-2-1 elbisesini oturtmaya çalışıyor sarı-lacivertli kadronun üzerine. Ben bu dizilişi mükemmelleştirmek için iki yeni kanat adamı transferi gerektiğini düşünüyordum ama dün kanat beklerinin (Nazım-Ferdi’nin) performansları zirve yaptı doğrusu. Sağ stoper Tisserand ve sol stoper Szalai’nin cesur tavırları Nazım-Ferdi’yi de özgürleştirdi. Özellikle Nazım belki de Fenerbahçe kariyerinin en etkili maçını oynadı. Daha birinci dakikada Enner Valencia’yı pozisyona soktu. Ardından da 11 ve 51’de iki harika gol attırdı Ekvadorlu santrfora.

TEKNİK ADAM BAŞARISI

Fenerbahçe, Instat verilerine göre Süper Lig’in ilk iki haftasında sırasıyla 115 ve 113 kilometre mesafe kat etmiş. Üstelik son Antalya maçında rakip yarı alanda kazandıkları 24 topla bu kategoride haftanın lideri konumundalar. Yani mücadele departmanında da gelişen bir Fenerbahçe var şu sıralar. Dün kendi sezonunun ortalarını yaşayan HJK Helsinki takımı karşısında sadece kalitesiyle değil mücadelesiyle de fark yaratan bir Fenerbahçe seyrettik. Bu da şüphesiz ki bir Vitor Pereira başarısı.

Hemen Misli.com'a üye ol, ilk 100 TL'lik kuponuna 100 TL hediye! Yeni üyelere özel...

Yazının Devamını Oku

Hem Nelsson hem Kim isabetli transferler

G.Saray ve F.Bahçe’nin yeni stoperleri olumlu izlenim bıraktı.

Galatasaray’ın Süper Lig’deki ilk 180 dakikasında artılar hanesine de, eksiler hanesine de yazabileceğiniz birer ana başlık var: Beş yeni transferine ilk 11’de yer veren, 25 yaş altı 5 futbolcuyla sahaya çıkan Galatasaray’ın bu sezonki en önemli artısı, daha enerjik bir takım olmaları. Geçen sezona göre general/asker dengesini daha iyi sağlamaları. Daha fazla mücadele etmeleri... Nitekim Süper Lig’in ilk haftasında (30 dakika 10 kişi oynamalarına rağmen) 111 kilometre koşmaları bu değişimin bir göstergesi.

Ancak Galatasaray’da ilk iki haftada göze çarpan en önemli eksiklik de yetenek departmanında. Topa sahip oluyorlar, oyunu rakip yarı alana yığıyorlar ama sarı kırmızı formalılarda fark yaratacak oyuncu sayısı hâlâ yeterli değil. Kerem gününde olduğunda kreatif işler yapabiliyor, Diagne zaman zaman fark yaratabiliyor. Cicaldau’nun dün 1-2 ekstrası vardı. Ama fazlası yok. Takımın önemli kısmı koşucu-mücadeleci. Bir büyük takım için bence yaratıcılık departmanı biraz eksik.

ÜRETEMEYEN BiR TAKIM

Giresun maçında ilk gol Diagne’den geldi. İlk penaltıda Boey’i kaçıran Diagne’ydi. İkinci penaltıda faulü alan Diagne’ydi. Kerem’in net pozisyonunda ara pasını veren de yine Diagne’ydi! Bu sezon Galatasaray’ın aldığı bir diğer galibiyet de İskoçya’daydı. Ve o maçın da özeti aslında büyük ölçüde bir Kerem Aktürkoğlu solosuydu. Dün Olimpiyat Stadı’nda Luyindama’nın galibiyet golüne kadar böyle parlak bir solo performans ortaya çıkmayınca topa sahip görünen ama yeterince üretemeyen bir Galatasaray izledik.

CiCALDAU BiRAZ KIPIRDADI

Dünün Galatasaray adına en olumlu manşeti bence Danimarkalı Nelsson’un sol stoper performansıydı. Fenerbahçe’nin Min-Jae Kim, Galatasaray’ın da Nelsson transferleri son derece olumlu izlenimler bıraktılar ilk maçlarında. İki oyuncunun da ortak yönü risksiz ve güvenilir oyunları. Rumen Cicaldau’ysa ilk maçına göre biraz daha kıpırdadı ama o ağır fiyat etiketinin baskısı hâlâ hissediliyor. Yine de soldan Cicaldau’nun kullandığı kornerler, sağdan Van Aanholt’un kullandıklarına göre çok daha etkiliydi.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/lkL_2yHZYk0" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

İki kanat bir de santrfor gerek

Fenerbahçe’nin hücum bölgesinde yeterince derinliği yok...

Futbolun en temel meselelerinden biri alan parselasyonu. Bir futbol sahasının yüzölçümü yaklaşık 7 dönüm. Bu 7 dönümün 5 dönümünü müsabakanın her anındaki aktif alan olarak kabul edelim. Bu 5 bin metrekarenin her takımdaki (kaleci hariç) 10 oyuncu tarafından savunmada ve hücumda 500’er metrekare olarak bölüşebilmesi gerek... 4-2-3-1 ya da 4-3-3’e gerek futbolcular, gerek teknik adamlar daha alışık oldukları için alan paylaşımı daha kolay. Ancak 3-4-2-1 karmaşık bir diziliş. Ve Fenerbahçe sezonun üçüncü resmi maçını kazansa da hâlâ ciddi alan paylaşımı sorunları yaşıyor. Çok geniş alanda oynuyorlar. Sahayı doğru bölüşüyor hissi vermiyorlar. Mesafeler hep uzak.

NAZIM VE FERDi’YE EKSTRA YÜK

F.Bahçe’de bu sezon özellikle iki kanat bekine, yani dün başlayan 11 itibariyle Nazım-Ferdi’ye ekstra yük biniyor. Adana’da dörtlü orta sahanın kanatlarında Samuel-Ferdi başlamış, Nazım-Novak bitirmişti. Dün Nazım-Ferdi başladı, Nazım-Szalai devam etti, Nazım-Arda bitirdi. Ama Pereira kanat beki olarak hangi ikiliyi kullanırsa kullansın ben kuş sürüsü halinde muntazam hareket edebilen, enine ve boyuna yakın oynayabilen bir takım göremedim. Fenerbahçe çok geniş alanda oynuyor. Ve eğer bu sezonu bu dizilişle, 3-4-2-1’le oynamaya kararlılarsa bence iki kanat beki transferi yapmalılar. Tabii bir de santrfor...

SAMATTA FAYDASIZ DURSUN TALiHSiZ

Fenerbahçe’nin üçlü savunmada alternatifi çok. Kim, Szalai, Serdar, Tisserand, Novak, Caulker kullanılacaktır o bölgede. Savunma önündeki ve santrfor arkasındaki ikililerde, yani merkezdeki 4 pozisyonda da bence yeterince derinlik var: Gustavo, Zajc, Sosa, Mert, İrfan, Mesut, Pelkas, Muhammed ve Ferdi’den doğru dörtlüler bulunabilir. Bu arada Ferdi’nin yetenekleri bence sol kanat bekine değil, santrfor arkasındaki ikiliye daha uygun. Ancak Fenerbahçe’nin orta dörtlünün iki kanadıyla, santrfor bölgesinde yeterince derinliği yok. Bu düşük özgüvenle Samatta faydasız. Serdar Dursun’un talihsiz sakatlığı göz önüne alınırsa, Valencia dışında bir üst düzey santrfora daha ihtiyacı ortada Fenerbahçe’nin.

<iframe width="1180" height="664" src="https://www.youtube.com/embed/rBYpEMyjWwo" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Hemen Misli.com'a üye ol, ilk 100 TL'lik kuponuna 100 TL hediye! Yeni üyelere özel...

Yazının Devamını Oku

Sevimsiz bir futbol akşamı

Saman alevi gibi birkaç parlama dışında, tatsız bir maç izledik.

Gerçekten tatsız bir futbol akşamı izledik Gaziantep’te. N’Sakala’nın talihsiz rahatsızlığı sonrası zaten futbol tamamıyla anlamsızlaştı, kalbimiz tümüyle Kongolu sol bekle. Ancak N’Sakala rahatsızlanmadan önce de temposu bir türlü yükselmeyen, ne yapsanız hızlanmayan, akmayan-yürümeyen garip bir müsabaka vardı sahada. Euro 2020’de birçok büyük futbol ülkesi üçlü defansı tercih edince, Almanya Portekiz’i, İngiltere de Almanya’yı başarılı üçlü savunma uygulamalarıyla saf dışı edince bu sezon tüm liglerin bu rüzgârdan etkilenmesi de doğal.

SUMUDiCA AYARLARI!

Süper Lig’in de ilk haftasında tam beş takım (Fenerbahçe, Alanyaspor, Gaziantep, Altay ve Malatyaspor) üçlü savunmayla açtılar sezonu. Ki bu sayı Süper Lig normallerinin çok üzerinde: Geçen sene 420 maçta sadece 63 kez (ki bunların 36’sı Gaziantep tarafından) üçlü savunma uygulandı. Yani geçen yıl üçlü savunma Süper Lig’de sadece yüzde 7,5 oranında tercih edilirken; bu sezon bu oran yüzde 25’e fırladı. Son iki sezonda Gaziantep’in Sumudica ile üçlü savunmayı ne kadar başarıyla uyguladığını, alanı ne kadar doğru parsellediklerini, büyük rakiplerine kolay pas serisi imkânı tanımadıklarını zaten biliyoruz. Erol Bulut da çok akıllıca bir iş yaptı, takımı Sumudica ayarlarına geri döndürdü. Dün Sumudica oyun hafızasıyla yine çok iyi alan parselleyen, oynatmayan bir Gaziantep takımı vardı sahada.

15 DAKiKALIK HAREKET

Rize maçındaki 11’ini bozmayarak maça başlayan Beşiktaş, ilk 45 dakikada hiçbir şey yapamadı. Oyuna hiç giremedi, şut atamadı, hatta pas bile yapamadı. 46’da Larin’in girişi ve Salih’in ceza alanına yaptığı ikinci santrfor koşularıyla oyun 15 dakika kadar hareketlendi. Beşiktaş’ın bu bölümde 2-3 pozisyonu var. Ancak N’Sakala’nın tatsız rahatsızlığı tabii ki en başta futbolcuları olumsuz etkiledi. Belki normal şartlarda Teixeira, Batshuayi, Furkan, Börven gibilerin girişiyle maçın temposu artabilirdi ama bu tatsız akşam belli ki tatsız bitmeye kararlıydı. Saman alevi gibi birkaç parlama dışında, ağızda hemen hemen hiç iyi tat bırakmadan bitti bu tatsız maç.

<iframe width="1180" height="664" src="https://www.youtube.com/embed/rBYpEMyjWwo" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Hemen Misli.com'a üye ol, ilk 100 TL'lik kuponuna 100 TL hediye! Yeni üyelere özel...

Yazının Devamını Oku

Trabzon’da bir düşünce devrimi

Molde ve Malatya maçlarında şunu gördük; Abdullah Avcı’nın takımı daha özgür.

Süper Lig’de dün gece itibariyle ilk haftayı geride bıraktık. Yine Süper Lig mevsim normalleri söz konusu: 1-0 ya da 1-1 biten maç sayısı hiç az değil. Bamba gibi, Ahmed Musa gibi, N’Koudou gibi çabuk oyuncular maçları domine etmeye devam ediyorlar. Ancak Euro 2020’nin de etkisiyle bu sezon ligde üçlü savunma oynayan takım sayısı daha fazla. Gaziantep, Sumudica ayarlarına geri dönerek lige başladı. Altay üçlü savunmayla fırtına gibiydi. Alanya ve Fenerbahçe 3-4-2-1 formasyonuyla 1-0’lık galibiyetler aldılar. Dün akşam da Malatya’nın üçlü savunma oynadığını gözlemledik. İrfan Buz savunmada Semih-Wallace-Haddadi üçlüsüne, kanatlarda da Hafez ve Mustafa’ya görev verdi.

MALATYA CESUR OYNADI

Malatya dün Trabzonspor’a karşı kanat beklerinin de hücuma katıldığı cesur bir futbol oynadı. Özellikle sağdan Mustafa’nın akılcı bindirmeleri var. Son bölümde Adem’in sayılmayan iki golü de söz konusu ancak savunmada biraz dengesizdi Malatya takımı. Belli ki İrfan Buz’un oyuncularına çağdaş düşüncelerini geçirmesi zaman alacak.

ARTIK DAHA EĞLENCELi

Trabzon’daysa ufak bir düşünce devrimi izliyoruz bu sezon. Gerek Başakşehir’den, gerekse Trabzon’dan tanıdığımız Abdullah Avcı, oyunun kontrolünün kendi elinden çıkmasını pek sevmez. Hücum ederken de savunma yapıyorken de bunun strateji gereği olmasını ister, giden-gelen oyundan hoşlanmaz normalde. Ancak iki Molde maçında da, dün de Malatya müsabakasının bir kısmında gördük ki, Avcı dahi maçın bir miktar doğaçlama oynanmasından rahatsız değil. Takımı daha özgür. Oyun daha özgür. Belli ki bu sezon Trabzonspor gol de yiyecek, ama daha fazlasını atmayı hedefleyecek. Doğrusu, daha fazla eğlence vadediyorlar bu halleriyle. Dün Trabzon’un ileri beşlisinin küçük bir resitali vardı sahada adeta: Gervinho 2, 3 ve 4’üncü; Hamsik 1,3 ve 4’üncü golün içindelerdi. Bakasetas, Nwakaeme ve Djaniny de ikişer gole katkı yaptılar. Belki Berat’ın üzerindeki yük biraz arttı ama Hamsik’in katılımıyla Trabzon’un ön grubunun tüm dinamiği değişti bence. Bu sezon Trabzon maçları, çok daha fazla izlenmeye değer.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/KcTtEh4tB-Y" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Hemen Misli.com'a üye ol, 100 TL oyna 100 TL kazan!

Yazının Devamını Oku

Keşke Pereira’ya da sunum yapılsaymış

Oyun olarak da, oyuncu bazında da bambaşka bir Fenerbahçe izledik.

Fenerbahçe’nin Ali Koç’lu ilk 3 yılındaki en önemli dezavantajı, her sezon her şeyin sıfırlanması, hemen her şeye yeniden başlanmasıydı. 2018-19’a Cocu’yla girildi, 16 transfer yapıldı. 2019-20’ye Yanal’la girildi, 15 transfer yapıldı. 2020-21’de görev Bulut’a verildi, 20 de yeni oyuncu geldi. 2021-22’ye girerken Fenerbahçe’nin en önemli artısı bu defa elde hazır bir takım olması. Bu kez 20 oyuncu getirmeye gerek yok; zira Belözoğlu giderken geride şampiyonluğu 2 puanla kaybetmiş, ideal 11’ini ve oyununu bulmuş bir organizasyon bıraktı.

KADRO ESKİ, TAKIM YEPYENİ!

Ancak enteresandır, dün ilk 11’de hiç yeni transfer bulunmamasına, hatta kulübede dahi tek bir yeni (Serdar Dursun) olmasına rağmen, yani kadro neredeyse tamamen eskilerden oluşmasına rağmen takım yepyeni! Belözoğlu geçtiğimiz sezonu 4-6-0’ı andıran bir orta saha oyunuyla; kalede Altay, savunmada Gökhan-Serdar-Szalai-Caner, orta sahada Mesut-Ozan-Sosa-İrfan-Pelkas, en uçta da Valencia ile bitirmişti. Dün geçen sezonu bitiren ideal 11’in sadece 4’ü Adana’da maça başladı. Yeni diziliş de 3-4-2-1’di.

BU KADARINA GEREK YOKTU

Oyun olarak da, oyuncu bazında da bambaşka bir Fenerbahçe vardı sahada. Duyduğuma göre Pereira, Fenerbahçe yönetimiyle görüşmesinde yaptığı sunumla etkilemiş Koç ve ekibini. Keşke Fenerbahçe tarafı da 2021 ilkbaharıyla ilgili bir sunum yapsaymış Pereira’ya! Çünkü geçen sezonu bitiren Fenerbahçe çok başarısız değildi ve futbolu bu denli yeniden keşfetmeye gerek yoktu bence.

ADANA’NIN TEK EKSİĞİ GOLDÜ

Adana Demirspor’u Beşiktaş’la oynadıkları hazırlık maçı sonrası da tebrik etmiştim. Aybaba’nın takımı fiziksel olarak çok iyi seviyede. Aynen Beşiktaş’a karşı yaptıkları gibi son yarım saatte Ezeh-Assombalonga’yı sokup oyunu yine rakip yarı alana yığdılar. Tek eksikleri goldü. Fenerbahçe’yse yeniden yapılanma sancıları içinde. Çok geniş alanda oynuyorlar. Alan parselasyonuyla ilgili sıkıntılar yaşanıyor. Son yarım saatte savunmada kalabalık oldukları halde ciddi boşluklar verdiler. Maçı bir anlık oyuncu kalitesi farkıyla kazandılar ama oyun olarak sancısı çok Fenerbahçe’nin.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/KcTtEh4tB-Y" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Ghezzal kadar mutlu olursa uçar

Batshuayi, Beşiktaş’ta kendini yıldız gibi hissederse performansı çok artar.

Ghezzal ile Batshuayi’nin durumları çok benzer. Monaco, Fiorentina ve Leicester’da ‘esas adam’ olamayan Ghezzal Beşiktaş’ta başrolü alınca potansiyeli ortaya çıktı. Michy Batshuayi de klasik bir ‘mazot oyuncusu’. Mazotu da moral.

Michy Batshuayi klasik bir ‘mazot oyuncusu’. Eğer bulunduğu ortamda mutluysa, ortam ona yıldız duygusu verebilirse, takımın ve organizasyonun önemli parçası olduğunu hissederse, performansı artan bir isim. Mazotu moral. Belçika Ligi’nde, Fransa Ligi’nde kendini yıldız gibi hissediyordu, ama sonrasında gittiği hemen hiçbir takımda bu hissi yaşayamadı. Bir futbolcu Belçika Ligi’nde, Fransa Ligi’nde ve yıldızlar topluluğu Belçika Milli Takımı’nda 2 maçta 1 gol ortalaması yakaladıysa, bu kesinlikle tesadüf olamaz. Kendini iyi hissettiği yerde, su ve güneşle buluştuğu ortamda yaprak veren bir çiçek olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.

Rachid Ghezzal, Beşiktaş’tan önceki 3 kulübünde çok farklıydı

2020 yazında Rachid Ghezzal, Beşiktaş’a transfer edilirken de durum aşağı yukarı böyleydi. Lyon’da yıldızdı ama sonraki 3 sezonda Monaco’da, Leicester’da ve Fiorentina’da kendini bir türlü ‘esas adam’ olarak hissedemedi. Eğer Ghezzal’i o son 3 sezon verilerine göre değerlendirirseniz çok yanıltıcı olabilirdi. Ama önemli bir detay vardı orada: 3 yıl boyunca Fransa’da, İtalya’da ve İngiltere’de kendisine başrol görevi verilmedi. Beşiktaş’ta başrol alınca potansiyeli çıktı ortaya.

Beşiktaş’ın rakip sahaya yığdığı oyuna çok uygun bir profil

Ghezzal gibi, Batshuayi gibi oyuncuların hataya kredileri olması lazım. İki maç kötü oynayınca kesilmemeleri lazım. Batshuayi Beşiktaş’ta bu ortamı yakalarsa, tekrar sevecektir futbolu. Daha 27 yaşında. Önünde çok uzun yıllar var. Boyu uzun, güçlü, yerde de havada da iyi. Beşiktaş’ın rakip yarı sahaya yığdığı oyuna çok uygun bir profil. Tek handikap, biraz sabra ihtiyacı olabilir. İşleri hemen toparlayamayabilir. Basit goller kaçırabilir. Ama ona sabredilirse, zaman verilirse Batshuayi kesinlikle büyük potansiyel. Sergen Yalçın’ın Malatya’da, Alanya’da ve Beşiktaş’ta bu tarz düşüşteki oyuncuları hayata nasıl döndürdüğüne bakılırsa, Batshuayi tam onun aradığı isim. Beşiktaş da tam Michy Batshuayi’nin aradığı ortam.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/KcTtEh4tB-Y" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Geçen sezonun 43. haftası gibiydi

Beşiktaş sanki 2020-21 sezonunu hiç kapatmamış gibiydi.

Dün Süper Lig’de 2021-22 sezonunun ilk maçını izledik ama sahadaki takımlardan biri yeniydi sadece! Rizespor çok oyuncu kaybetmiş, birçok transfer yapmış, Bülent Uygun’un ekibi değişim sancıları içinde. Beşiktaş’sa bildiğimiz Beşiktaş. Sanki şampiyon oldukları 2020-21 sezonunu hiç kapamamışlar, geçtiğimiz yılın 43’üncü haftasını oynuyor gibiydi siyah beyazlılar. Dün 2020-21’de geliştirdikleri oyun ezberiyle, kas hafızasıyla kazandılar adeta Rize önünde.

BIRAKTIĞI YERDEN...

Kaleci aynı, savunma dörtlüsü aynı, ön libero Josef aynı. Bıraktığı yerden devam ediyor bu altılı. Sağ savunmada Welinton’la Rosier zaman zaman Cemali-Alper ikilisine karşı sorun yaşadılar ama maçın kaderine tesir edecek seviyeye gelmedi bu zorluklar... Orta üçlünün yenisi Salih Uçan maça biraz heyecanlı ve tutuk başladı ama dakikalar geçtikçe artırdı pas yüzdesini. Bu bölgeye Alex Teixeira’nın da katılacağı düşünülürse Beşiktaş’ın geçen sezondan çok daha renkli ve yaratıcı bir orta sahaya sahip olacağı kesin.

TEK EKSiĞi PiVOT SANTRFOR

Beşiktaş’ta geçen sezona göre en önemli farklılık hücum varyasyonlarındaydı şüphesiz. Aboubakar bu takımın sadece santrforu değil, oyun aklıydı. Hem düşünen, hem hazırlayan, hem bitirendi. Dün en uçta başlayan Kenan Karaman çok çalışkan. Çok istekli. Ama Aboubakar’ın çıkardığı pabuçlar öyle ağır ki, onu doldurmak hiç ama hiç kolay değil. Maça Ghezzal-Kenan-N’Koudou ileri üçlüsü başladı; Gökhan-Güven-Larin üçlüsü bitirdi zaten. Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’nde rekabetçi bir performans göstermesi için tek eksiği bir pivot santrfor transferi gibi duruyor sanki şu anda.

KENAN 12’NCi ADAM OLUR

Rize karşısında Beşiktaş 11’inin sürpriz ismiydi Kenan. Dünkü gazetelerin çoğu Larin’in en uçta oynamasını bekliyor, Kenan’ın kulübede başlayacağını öngörüyorlardı. Sergen Yalçın’ın 11’deki tercihi Kenan oldu. Kenan da Beşiktaş formasıyla ilk resmi maçında hiç fena değildi doğrusu. Çok koştu, çok çalıştı, hemen her pozisyonun içindeydi. Ancak Kenan’ın oyununu iki kelimeyle özetlemem gerekirse onun için “güzel oynadı” demem, “doğru oynadı” derim. Çünkü Kenan’ın özeti bu. Yüreği var, çabası var, doğru zamanda doğru yerde olmayı biliyor ama yeteneği aynı seviyede değil. Sezon boyunca çok pozisyona girecek, çok da kaçıracak belli ki. Onu Beşiktaş 11’inde sürekli görmeyebiliriz, ama Sergen Yalçın’ın oyuncu değişikliği için sıkça ilk tercihi Kenan olur. Santrforda da, santrfor arkasında da, kanatta da kullanabileceğiniz çok iyi bir “on ikinci adam” Kenan.

ALPER POTUK’UN iSYANI

Yazının Devamını Oku

Böyle bir akşama ihtiyacımız vardı

Norveç ve İskoçya'dan rakiplere kaybettirdiğimiz puanlar önemli.

Lig şampiyonumuzun ön eleme oynadığı günleri uzun senelerdir unutmuştuk. Şampiyonumuzun direkt olarak gruplara girmesine alışmıştık bayağıdır. Avrupa ülkeler sıralamasında önceki sezonu 13’üncü bitirerek maalesef ön elemeler çağına geri döndük. Bu sezonun Süper Lig şampiyonu da, Türkiye Kupası galibi de ön eleme oynayacaklar maalesef.

İLK 15 OLMAZSA...

Gerilememiz bununla bitmedi. 2020-21’de Avrupa kupalarında korkunç bir sezon geçirdik, yalnızca 15,5 puan toplayabildik ve 18’inci basamağa kadar geriledik. Bu basamağı en son 1992’de, yani şerefli mağlubiyetler döneminde görmüştük. Eğer bu sezon bu kötü performansımızı sürdürür ve ilk 15’e tırmanamazsak bu kez de bir başka büyük avantajı kaybedeceğiz: 2023-24 sezonunda Avrupa’ya 5 değil, 4 takım gönderebileceğiz.

Üstelik her bir temsilcimiz en az üçer ön eleme turu oynayacaklar. İşte bu kötü tabloyu tersine çevirebilmek için dün akşam olağanüstü kritikti. Norveç zaten direkt rakibimiz. İskoçlar da sıralamada üzerimizde. İki rakip ülke temsilcisine kaybettirdiğimiz puanlar önemli. Ayrıca Beşiktaş ve Fenerbahçe’den sonra Galatasaray da bu yıl gruplarda mücadele etmeyi garantiledi ve bu da bu sezon Avrupa’da grup aşamasından itibaren en az 18 maç daha yapmamız demek.

YİNE KALECİ KRİZİ

Sivasspor zaten şu an ülkenin en formda takımı. Türkiye’yi iki sezondur Avrupa’da canla başla temsil ettiler. Trabzonspor, Norveç’te büyük iş başardı. Roma eşleşmesi için umut verdi. Galatasaray da bence nihayet sezonu açtı. İskoçya’da yine bireysel hatalar söz konusuydu, yine kaleci krizi yaşandı. İsmail daha güvenli çıksa alabileceği topu rakibine gol olarak hediye etti maalesef.

Ama McDiarmid Park’ta 7 numaralı sarı-kırmızılı formayı giyen bir genç adam, turu İstanbul’a getirmeye yemin etmişti adeta. Kerem Aktürkoğlu dün Galatasaray’ın hemen hemen tüm ataklarında başroldeydi, ayağına değen her top sihir kazandı, adam geçti, gol attı, attırdı, adeta tek başına değiştirdi turun kaderini. Kerem Aktürkoğlu’nun bu çıkışı hem Galatasaray, hem milli takım için çok umut verici.

Yazının Devamını Oku