GeriUğur MELEKE Canlı izlediğim en iyi 10 futbolcu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Canlı izlediğim en iyi 10 futbolcu

PSG’nin Neymar’ı transfer etmek için ödediği rekor bedel 222 milyon Euro’ydu. Maradona da aynı rekoru iki kez kırmıştı ama kendisi için toplam sadece 8 milyon ödenmişti.

Eğer futbolcuları sadece bonservis bedellerine göre değerlendirseydik, Neymar, Maradona’dan 50 kat daha iyi oyuncu olmalıydı! Oysa hepimiz biliyoruz ki gerçek bu değil. Maradona’ları, Zidane’ları, Ronaldo’ları doğru sıralamak için geçmişteki tüm fiyatları “Neymarize etmek” gerekiyor deyim yerindeyse... Gol ve asist istatistiklerine de biraz böyle bakıyorum ben. İstatistiklerin kralı Pele’ye yetişemedim, canlı izlemediğim bir futbolcuyu da yıllardır televizyonda dönüp duran üç beş golüyle değerlendirebilmem mümkün değil. Ancak mesela Cristiano’nun, Maradona’dan daha fazla gol atmış olması, onu sıralamada otomatik olarak üste yerleştirmez. Futbol, istatistikten daha fazlasıdır kesinlikle. İki puanlı sistemde oynayan yıldızla, üç puanlı sistemde oynayanın koşulları aynı değil. 90’ların ortasına kadar futbolda geri pas serbestti, arkadan tekme sarı kartla cezalandırılıyordu ancak. Wolves’lu Traore’ye bu yıl faul yapan 20 ayrı futbolcu sarı kart görmüş mesela. Ama 1982 Dünya Kupası’nda peş peşe iki maçta Maradona ve Zico’yu döverek durdurup, Arjantinli’ye maçın ikinci devresinde tam 12 faul yapan Gentile, sadece sarı kartla tamamlamış müsabakayı. Arkadan yapılan cani bir faulle 28 yaşında futbol hayatı biten Van Basten, o yaşa kadar 3 Altın Top kazanmıştı mesela. Sadece 11 sezon futbol oynadı, 6’sını gol kralı olarak tamamladı. Şimdi biz bu Van Basten’ı, futbol oyun kuralları artık yıldızları koruduğu için ondan 10 sene fazla top oynayanla nasıl kıyaslayacağız ki? Di Stefano’yu, Pele’yi, Cruyff’u veya Beckenbauer’ı izleyemedim. Ancak şanslıyım, şu an aktif futbol oynayan tüm büyük yıldızları yerinde izleme fırsatım oldu; Maradona’dan itibaren de hepsini televizyondan seyrettim. Canlı izleme şansım olan en iyi 10 futbolcuyu sıraladım; ancak bu listeyi, yukarıda bahsettiğim farklı koşulları dikkate alarak yaptığımı belirtmeliyim tekrar...

10- CENTİLMENLİK: LINEKER

Premier Lig’de üç ayrı kulüple gol kralı oldu. Kariyerinde çıktığı 567 maçta tek bir sarı kart görmedi. İstatistiklerin nasıl yanıltıcı olabileceğine de önemli bir örnek: Rooney, gerek ligde, gerek ulusal takımda ondan fazla gol attı. Ama Lineker’in maç başına gol ortalamasına baktığınızda Rooney’nin önünde.

9- DOĞRU FUTBOL: XAVIESTA

İyi futbol, başka bir kavram. Ama doğru futbol deyince, sözlük tanımı bu ikili (Xavi-Iniesta). İki Avrupa Şampiyonası finallerini canlı izleme şansına eriştim. Özellikle Euro 2008 için şunu söyleyebilirim: Aragones’e rağmen kazandılar.

8- TEKNİK: DENNIS BERGKAMP

Bir ilk dokunuş ustasıydı. Topla ilk teması onun kadar iyi yapan bir futbolcu daha gelmedi bence. Yüzlerce gol atmadı, çünkü adeta sadece güzel goller atardı. Ağustos 1997’de Premier Lig’deki en güzel birinci, ikinci ve üçüncü golün de ondan gelmesi, Bergkamp’ın özeti gibi.

7- KEYİF: RONALDINHO

Sadece 28 yaşındayken Barcelona’dan ayrılmasaydı, muhtemelen evinde 3 Altın Top, 3 tane de Şampiyonlar Ligi şampiyonluk madalyası daha olabilirdi. Tek şanssızlığımız bizim onu izlemekten aldığımız keyfi, o parti yapmaktan almasıydı.

6- AZİM: CRISTIANO RONALDO

Sadece bir sporcunun değil, bir insanın limitlerini ne kadar zorlayabileceğinin, kendini tekrar tekrar nasıl aşabileceğinin, bir işi ne kadar uzun ve çok sevebileceğinin ispatı. Eğer Cristiano’nun azmi Ronaldinho’da veya Maradona’da olsaydı, futbol tarihi çok farklı yazılabilirdi.

5- ZEKA: ZINEDINE ZIDANE

Futbolcuyken bir ‘farkındalık mucizesi’ idi. Kendinin olmayan bir alanı tek dokunuşla kendine kazanır, inanılmaz bir vizyonla oyuna yön verirdi. Antrenörlüğüne de bu farkındalığı yansıttı. Valverde’ye kattıklarını izleyince 2020’lerin Real Madrid’in olacağını hissediyor insan.

4- ESTETİK: MARCO VAN BASTEN

Sakatlanıp futbolu bırakmak zorunda kaldığı 28 yaşına kadar 3 Ballon D’or kazanmış, 6 kez gol kralı olmuş bir fantastik sanatçı. Eğer Milan ile Marsilya arasındaki tarihin ilk Şampiyonlar Ligi finali onun kariyerinin son maçı olmasaydı, muhtemelen ismi Messi’yle-Maradona’yla birlikte anılacaktı.

3- YETENEK: RONALDO

Sağlıklı olduğunda, Van Basten kadar iyi bitirici, Messi kadar da iyi bir driplingçiydi. O da aynen Maradona gibi dünya transfer rekorunu iki kez kırdı. Onun fiyatını Neymarize edebilseydik, herhalde 500 milyon Eurol’ardan söz ediyor olurduk bugün.

2- BALANS VE MANEVRA: MARADONA

Kısa boyu, alçak kütle merkezi ve inanılmaz dengesi, müthiş manevra kabiliyeti, vizyonu, dripling becerisi, liderliği... Eğer 2000’lerde oynayabilse ve o kadar acımasız tekme yemese, belki de futbolu daha çok sever ve daha uzun süre oynardı.

1- KOMPLE PAKET: LIONEL MESSI

Zidane'ın zekâsı, Bergkamp’ın tekniği, Maradona’nın dripling, Ronaldo’nun son vuruş becerisinin tek vücutta toplanmış hali. Futbolun komple paketi. Higuain Almanya’ya o golü atsa, zaten çoktan herkes tarafından tarihin en iyisi ilan edilecekti. Ama bence en iyi olmak için Dünya Kupası’na da ihtiyacı yok.

False