Paylaş
Benim bilinçli olarak izlediğim ilk Dünya Kupası, İtalya’90’dı. O sıralarda Dünya Kupası 24 takımla düzenleniyordu ve aynen bu turnuvada olduğu gibi “en iyi üçüncüler” tuhaflığı söz konusuydu. Altı grupta ilk ikiler direkt terfi bileti aldı, dört tane en iyi üçüncü onlara katıldılar. Ancak Hollanda ile İrlanda aynı puan, averaj ve gol sayısında oldukları için sıralamaları kurayla belirlendi! Evet, çok eski değil, 1990 senesinde Dünya Kupası’nda sıralama belirlemek için kura saçmalığı yaşanmıştı maalesef.
2026 Dünya Kupası 48 takıma çıkarılınca FIFA’nın ilk önce üçer takımlı 16 grup stratejisini izleyeceği açıklandı. Neyse ki o korkunç hatadan döndüler, yoksa sadece üçer maç oynanacak gruplarda bir sürü aynı puanlı takım olacak ve büyük haksızlıklar yaşanacaktı. Şu anki 12 gruplu formatta ilk iki sırayı alanların yanı sıra 8 tane üçüncü bir üst tura terfi edecek. Ve muhtemelen bir galibiyet terfi biletine yetecek. Bu durumda daha dengeli olan, fazla beraberlik yaşanan gruplardan en iyi üçüncü bileti çıkmayabilir. Ama bir zayıf takımın olduğu gruplarda diğer üçlünün birlikte terfi şansı daha yüksek olacak gibi.
Dünkü açılış maçı gösterdi ki, A Grubu da böyle bir grup olmaya aday. Güney Afrika müsabakanın genelinde zayıf bir görüntü sergiledi, birinci dakikadan itibaren yüksek şiddetli pres yapan Meksika maçın genelinin hakimiydi. Özellikle orta saha oyuncularının performansı üst seviyedeydi, Gutierrez arı gibi çalıştı, Sithole’yi de zaten o attırdı. Lira da yaptığı presle turnuvanın ilk golünün gizli kahramanıydı. Ön tarafta 35’lik Raul Jimenez gençler kadar çalıştı. Arabistan Ligi’nin gol kralı Quinones de olağanüstü canlıydı, 29 yaşındaki forvet turnuvanın dikkat çekici isimlerinden olacak gibi.
BiR MEYDAN OKUMA
Meksikalılar 7 turnuva üst üste ikinci tura çıkıp çeyrek final göremedikleri için, Dünya Kupası’nda kendilerinin bir “beşinci maç laneti (la maldicion del quinto partido)” olduğuna inanıyorlar. Dün sergiledikleri tutkulu oyunla bu lanete meydan okudular sanki.
Paylaş