GeriUğur MELEKE Alpay orta Crouch kafa ve Schmeichel!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Alpay orta Crouch kafa ve Schmeichel!

Marca'nın geçenlerde yayımladığı eğlenceli bir haber, geçmişe yolculuk yaptırdı bana. İspanyol gazetenin editörleri bir araya gelip, yollarının kesiştiğine şaşırdıkları ikilileri sıralamışlar.

Listeye Falcao-Alexis Sanchez (River 2007), Lampard-Suker (West Ham 2001), Pirlo-Simeone (Inter 1999), Ronaldinho-Pochettino (PSG 2002) gibi isimleri koymuşlar. Ben listede özellikle Rivaldo-Yaya Toure’yi görünce gülümsedim doğrusu. Zira Rivaldo ile Yaya Toure’yi bir araya getiren o fantastik Olympiakos takımında Babangida ve Erol Bulut da oynuyordu! Hatta dördünün de sahada olduğu bir gün Olympiakos, Real Madrid’i mağlup etmişti Devler Ligi’nde... Ben de okurken şaşıracağınızı düşündüğüm, anımsadığım enteresan ikilileri/ üçlüleri derledim bugün.

RIVALDO-YAYA TOURE-EROL BULUT

Farklı seviyelerde futbol oynayıp, farklı ekosistemlerde hayatta kalan futbolcuların, teknik adamlık kariyerlerinde bu deneyimlerinden faydalandıklarını düşünürüm hep. Erol Bulut’un oyunculuk kariyerinde Şampiyonlar Ligi’nde Manchester United ve Real Madrid gibi rakiplere karşı galibiyetler de var; OFI Girit ve Metalurg Donetsk’le orta sıra mücadelesi de. Dört farklı ülke, 11 farklı takımda, birinci ve ikinci kümede geçen emekçi bir oyunculuk kariyeri sonunda Erol Bulut’un bugün Malatya veya Alanya’da başarılı olmasına da şaşırmamak lazım. Erol’un süper hatıralarla dolu futbolculuk kariyerinin en enteresan yılı, şüphesiz Olympiakos’la geçirdiği 2005-06 sezonu. Trond Sollied yönetiminde 3 yerel kupayı da kazanıyorlar ama Devler Ligi’ndeki sert grup, sonları oluyor. 6 maçın üçünde öne geçip, galibiyeti koruyamıyorlar. Tek galibiyetlerini ise Real Madrid’e karşı geriden gelip kazanıyorlar. İlk gol Erol Bulut’tan geliyor, ikinci golü Rivaldo atarken, asisti de Yaya Toure yapıyor.

PETER SCHMEICHEL-CROUCH-ALPAY

2001-02 sezonu, Aston Villa için unutulmaz bir yıl olmuştu doğrusu. Sezona harika girmişler, 10 haftanın sonunda liderlik koltuğuna oturmuşlardı. 38 yaşındaki baba Schmeichel emeklilik öncesi son sezonuna iyi başlamış, savunmada Alpay, Mellberg ve Staunton’la rotasyonda iyi iş çıkarmıştı. Sonra işler birden bozuldu, UEFA Kupası’nda zayıf Varteksşokunu, 4 yıldır takımı çalıştıran John Gregory’nin istifası takip etti. Ligi sekizinci bitiren bu takımda efsane David Ginola da var, as santrforlar Vassell ve Pablo Angel’in yedeği olarak genç Crouch da...

MARK HUGHES-ANDY COLE-HAKAN ÜNSAL

2001-02 Premier Lig sezonunu Türkiye’den de çok yakından takip etmiştik, zira Aston Villa’da Alpay, Blackburn’de Tugay ve Hakan Ünsal forma giyiyorlardı o yıl. Tugay’ın 43, Hakan’ın 8 maç forma giydiği Blackburn’ü daha önce Galatasaray’da da birlikte çalıştıkları Souness yönetiyor. 38 yaşındaki Mark Hughes’un son sezonu. Takıma sonradan katılan Andy Cole da 20 maçta 13 golle Blackburn için kötü başlayan sezonun kaderini değiştiriyor.

RIERA-ETO'O-GUIZA-FATİH AKYEL

1998’de İspanya Süper Kupa’yı kazanan, ardından Kupa Galipleri Kupası’nda final oynayan Mallorca, 1999 ve 2001’de de La Liga’yı üçüncü sırada tamamlamıştı. Sonradan Türkiye’de çalışacak iki teknik adam Cuper ve Aragones’in ayrılmasıyla büyü bozuldu. 2001-2002 sezonunda üç hoca değiştirildi ve ancak son anda ligde kalınabildi. Sezonun en pahalı transferi, üç buçuk milyona alınan Fatih Akyel... Takımın yıldızı Albert Luque... Ekipte üç tane 20’lik var: Sonradan Türkiye’ye yolları düşecek Samuel Eto’o, Daniel Güiza ve Albert Riera.

CAN BARTU-KURT HAMRIN

YERiM yine yetmedi. Eğer yetseydi, 1985’te Fatih Terim’in jübilesinde Galatasaray armasıyla ilk maçına çıkan Prekazi’ye, Bolton formasıyla 5 dakika birlikte sahada kalan Okocha-Bülent Akın’a, yolları 2. Bundesliga şampiyonu Nürnberg’de kesişen Kiessling-Oktay Derelioğlu’na da değinecektim. Ancak finali benim de tanıma şerefine nail olduğum bir Türk sporu efsanesiyle yapmaya karar verdim: Hem futbolda, hem basketbolda A milli formayı giymiş tek isim olan Sinyor Can Bartu, 1961-1967 seneleri arasında da aralıksız olarak Serie A’da ter dökmüştü. 10 Mayıs 1962’de Hampden Park’ta Fiorentina ile Atletico Madrid arasında oynanan Avrupa Kupa Galipleri Kupası finalinde İtalyan ekibinin sol açığıydı. O sıralarda yıldızlar topluluğu Fiorentina’yı, efsanevi Macar Hidegkuti çalıştırıyor. Takımın santrforuysa 1958 Dünya Kupası finalisti, 1969 Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonu, 190 gollü bir Serie A efsanesi Kurt Hamrin... Bir yıl önce aramızdan ayrılan Sinyor’u bu vesileyle rahmetle anıyor, evlerinizde güzel bir hafta sonu diliyorum hepinize...

False