Paylaş
Nisan sonunda bir fıtık operasyonu geçirdim, boynuma platin takıldı, 40 gün kadar çalışamadım. Üzerinize afiyet, aslında iyileşme sürecim halen devam ediyor. O yüzden 6 Haziran gecesi milli takımımız Florida’da Venezuela ile hazırlık maçı oynadığında ben de tatilde idim. Ancak o gün Venezuela, ulusal takımımıza öyle güçlükler çıkardı, öyle ciddi uyarı sinyalleri verdi ki dayanamadım ve 1 gün sonra yazdım o sinyalleri köşemde.
Ancak dünkü Avustralya maçımızı izledikten sonra anladım ki, 6 Haziran gecesi oynanan Venezuela-Türkiye maçını kimse seyretmemiş. Hatta korkarım ki Montella da pek dikkatli izlememiş maçı kenardan.
Elbette Venezuela maçında Montella’nın kulübede olduğunu ve 90 dakikayı hepimizden dikkatli takip ettiğini biliyorum. Mübalağa etme nedenimse şu: O maçta Venezuela bize karşı ne yaptıysa, dün Avustralya da aynısını oynadı neredeyse. Ve Venezuela önünde nereden açık verdiysek, maalesef Dünya Kupası’nın açılış maçında da aynı arızaları yaşadık.
1-) Venezuela maçından sonra da ifade etmeye çalışmıştım: Montella’nın en büyük sınavı, Montella gibi düşünen rakipler. Topsuz oyunu iyi oynayanlar, kontratağa iyi çıkanlar. Bizim tamamlayamadığımız her hücumda Venezuela geçiş fırsatı yakalamıştı o gün. Aynısını Avustralya karşısında da yaşadık.
2-) Florida'da oynadığımız hazırlık maçında Venezuela kazandığı her topu sol açığı Mendoza’ya ulaştırmıştı. Mendoza sağımızı deyim yerindeyse felç etmişti. Zeki çok çaresiz kalmıştı Mendoza karşısında. Dün de özellikle ilk devrede Avustralya’nın sol açığı İrankunda karşısında bulamadım ben Zeki’yi.
3-) Tabii ki bir kanattan sürekli zaaf yaşıyorsanız sadece beke değil, oradaki yapıya da büyüteç tutmanız gerek. Dünyanın en iyi on numaralarından birini (belki de en iyisini), Arda Güler’i sağ açığa hapsediyoruz. Hem Arda kaleye uzak kalıyor. Hem de savunmada zaaf yaşıyoruz.
4-) Montella boyu sadece 1,72 olmasına rağmen şahane bir santrfordu. Çalışkandı, zekiydi, kuvvetliydi. Golü koklardı. Ancak şunu anlaması gerek: Kerem Aktürkoğlu bir Montella değil. Dün İrankunda 27’nci dakikada golü attığında Kerem’in topla buluşma sayısı 0’dı (yazıyla sıfır). Tamamen üstün oynadığın bir maçta yarım saat boyunca topla hiç buluşamayan santrfor olmaz. Olmamalı.
5-) Paraguay maçı için aynı uyarıları tekrarlamak isterim. Paraguay da topu çoğunlukla rakibe bırakan bir takım. Elemelerden sadece %37 topla oynama ortalamasıyla geldiler. Eğer o gün de en uçta Kerem’le başlar ve adeta 10 kişi oynarsak, benzer sorunları yaşayabiliriz. O gün de kaptırdığımız topları hemen geri kazanamazsak, bu kadar geçiş fırsatı verirsek korkarım ki yine kaygılı bir gün geçirebiliriz. Önümüzdeki 2-3 günü Venezuela ve Avustralya maçlarının video analizini yaparak geçirmeliyiz. Eğer o gün de ön tarafta Kerem ve Barış’la başlar ve adeta 9 buçuk kişi oynarsak, benzer sorunları yaşayabiliriz.
Paylaş