GeriUğur MELEKE 1950-60 doğumlu teknik direktörler futbolcuları anlamıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

1950-60 doğumlu teknik direktörler futbolcuları anlamıyor

Uğur Meleke yazdı.

1990’ların ikinci yarısında doğanlara “Z nesli” deniyor, yani “Doğuştan dijital...” Onlar teknolojinin içine doğdu, bir şeye ulaşmak için sabretmiyorlar, toplum ya da ekip bilincine sahip değiller. Daha önce 50 yılda olan gelişmeler, şimdi 2 seneye sığıyor. Değişim baş döndürücü. Beğenmeyebiliriz ama anlamak zorundayız olanı biteni. Korkarım ki 1950’ler-60’lar neslinin işi bir hayli zor. Pogba, Mourinho’dan sonra takımı başka bir seviyeye taşıdı. 6 maçtır kazanıyorlar ve artık Devler Ligi potasındalar. Benzer öyküleri Terim-Serdar ya da Güneş-Orkan ikilileri için de kurabilirsiniz.

New York Knicks koçu Fizdale’in söylediği “Şu sıralar benim en büyük rakibim Boston Celtics değil, Fortnite (bir bilgisayar oyunu)” sözü, çok önemli. Artık antrenörlük, taktik-teknik eğitiminden çok, yeni nesli anlama ve empati kurabilme işine dönüştü. Ve galiba 1950’ler-60’lar neslinden ziyade, 70’lerde, hatta 80’lerin başında doğan koçlar daha iyi yapabiliyorlar bunu. Daha önce bu tanıma bir-iki kez değindim, çağı anlama adına önemli bir detay bu: Amerikalı tarihçiler Strauss ve Howe, 1990’ların ikinci yarısından sonra doğanlara “Z nesli” diyorlar. Başka bir deyişle, “doğuştan dijital” nesil bu. Teknolojinin içine doğdular, bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tüm bilgiye arama motorları yoluyla ulaşabilmek “Z jenerasyonu” için çok sıradan. Ama bu dijital jenerasyonun önemli bir kısmında, önceki nesillerde olan karakteristik özellikler eksik: Bir şeye ulaşmak için çabalamak. Sabretmek. Toplum bilincine ya da ekip bilincine sahip olmak.

NEVİLLE’DEN BİR ÖRNEK 

Babaları anneleriyle tanışmak için olağanüstü çaba göstermiş, yüzü kızarmış-reddedilmiş olduğundan değer bilirken, onlar için her şey bilmemnebook’tan insan seçmeye indirgenmiş. Mottoları, ‘dünyaya bir kez geliyorsun’a indirgenmiş. Sanki, kendileri dışındaki 7 milyar insan, dünyaya bir kez gelmiyormuş gibi! İngiliz futbolu efsanesi Gary Neville, bu neslin önemli sembollerinden Pogba’yı birkaç ay önce şöyle eleştirmişti: “Sanki her şeyi bir instagram videosu için yapıyor. Onun için hiçbir şey ciddi değil, adeta bir şakanın içinde yaşıyor”. Aynı Pogba, Mourinho gittikten sonra takımını başka bir seviyeye taşıdı. 6 maçtır kazanıyorlar ve artık Devler Ligi potasındalar. Benzer öyküleri Terim-Serdar ya da Güneş-Orkan ikilileri için de kurabilirsiniz. Serdar’ın Maldivler’den fotoğraf paylaşmak istemediğini, bunun eşinin kararı olduğunu tahmin edebiliyoruz. Benzer şekilde Şenol Güneş de “Orkan beni anlamıyor” dedi mesela. Kim bilir belki de Güneş, Orkan’ı (veya Tolgay’ı) anlamıyordur!

HIZLA GERİLEYENLER 


Bu çağın bence sırrı şu: Tarihin hızı hızlandı (yani tarih ivmelendi). Daha önce 50 yılda olan gelişmeler, şimdi 5, hatta 2 seneye sığıyor. Değişim baş döndürücü. Beğenmeyebiliriz, tasvip etmeyebiliriz ama anlamak zorundayız olanı biteni. Ve korkarım ki şu an 1950’ler-60’lar neslinin işi biraz zor. Ya da daha doğru ifadeyle, 1950’lerde-60’larda kalanların... Yeni nesil tanımlamalarından bir tanesi, tam da bu duruma yönelik: “Xennial”lar, yani 70’lerin ikinci yarısıyla 80’lerin başı arası doğanlar, bir ara nesil. Hem siyah-beyaz tv’ye hakimler, hem Netflix’e... Hem sokakta top oynadılar, hem playstationda. Yani hem Güneş’i-Terim’i, hem de Tolgay’ı-Serdar’ı anlıyor onlar. Carlo Ancelotti (59) veya Jose Mourinho (55) hızla gerilerken, Guardiola (47) ve Pochettino’nun (46) yükselişinin altındaki bir sır da bu belki de. Ya da Pogba’yı-Lingard’ı Mourinho anlamazken, Solskjaer’in anlamasının altında yatan sebep...

Şu meşhur AVAR sorusu

Bir hafta önce bu sütunda “AVAR (asistan video hakem) ne iş yapar” diye bir soru sormuştum. Sebebi de şuydu: Mesela Göçek-Özkahya ikilisi G.Saray-Konya maçında o meşhur pozisyonu yorumlarken AVAR’ın uyarı şansı yok muydu? 10’un üzerinde üst düzey hakemden yanıt geldi. Genel görüş, VAR bir pozisyonu incelerken, AVAR’ın devam eden müsabakayı ona anlatma görevi olduğu yönünde. Ancak bir başka görüşe göre de eğer VAR, maçın başında “Biz bir takımız, AVAR da gerektiğinde fikrini söylemeli” derse asistan video hakemi de oyuna katabilir. Ben de idealinin bu olduğunu düşünüyorum doğrusu.

Haftanın detayı 

99 yıllık tarihinde 4508 resmi maça çıkan Leeds United ekibi, bunların tam 4504’ünde en az bir akademi (altyapı) oyuncusuna forma vermiş. Seneye muhtemelen tekrar Premier Lig’de izleyeceğiz Leeds United’ı. Kulüp kültürü denen şey bu olsa gerek.

Haftanın transferi 

Beşiktaş’ın stoper rotasyonu bunca belirsizlik içerirken Fatih’i kiralamalarını garipsedim doğrusu. Pepe gitmiş, Roco’nun katkısı, Isimat-Mirin’in de adaptasyon hızı belirsiz. Ve takımın dördüncü orijinal stoperi kiralanıyor. Tek teselli, Fatih’in Sivas’a oynamak için gitmesi. Kontratına 20 maç oynama şartı konması.

False