GeriTahir KUM Covid-19'dan sonra şimdi de yayın-20 krizi!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Covid-19'dan sonra şimdi de yayın-20 krizi!

Neyse ki; yaklaşık iki aylık futbol hasretimiz, bir-iki hafta içinde sona eriyor... Sonunda futbol dünyası da kontak çalıştırma kararı aldı...

Bakıyorum, üç-dört ülkenin dışında hemen hemen tüm Avrupa ülkeleri sahaya ineceği takvimi belirlemiş durumda. Şükür, bizimkiler de geç de olsa yanlıştan dönerek bize göre ‘oynanamaz olan’ alt ligleri öteledi. Yoksa 2. Lig, 3. Lig, hele hele amatör liglere aynı anda start vermek akıl işi değildi. Bakmayın o liglerin 1-1.5 ay ötelenmesine... O tarihlerde bile oynanması çok zor bir ihtimal. Yazın kenara.

AYNI KEFEYE KOYMAYIN

Azınlıkta da olsa bizde de ‘liglerin oynanmasına karşı olanlar’ yok değil. Bu taraf, o taraf kim ne derse desin, bunu oynatarak göreceğiz. Belki de başladıktan bir-iki hafta sonra tekrar kontak kapatacağız. Bugün alınan karara karşı tez olarak, “Efendim koca Fransa bitirdi, bak oynamıyor” diyenler var. Yani Covid-19’la mücadele konusunda başarılı ve hatta birçok ülkeye örnek olmuş Türkiye ile bu işi eline yüzüne bulaştırmış, yönetememiş, hatta ve hatta hastalarını tedavi için Almanya ve İsviçre gibi ülkelere göndermek zorunda kalan o Fransa’yı aynı kefeye koyanlar var. Bu tezi savunanlar, Fransa’nın daha fazla rezil olmamak adına bu kararı aldığından ve buna karşılık da kulüplere ciddi bir ekonomik kaynak sağlamak zorunda kaldığından haberdarlar mı?

ÖNÜNÜ TIKAMAYIN

Yine keza futbolun oynanması kararının karşısına Basketbol, Voleybol ve Hentbol Federasyonları’nın ‘liglerin oynanmaması kararı’ almasını koyanlar, bu kararın daha çok ‘ekonomik’ olduğunu biliyorlar mı? Oynamanın onlar için ciddi bir külfet olduğunu... Bunların getirisinden çok götürüsü olan branşlar olduğunu. Yoksa temaslı oyun futbolun yanında voleybolda risk nedir ki, öyle değil mi? Onun için lütfen, sosyal ve ekonomik hayatın yavaş yavaş normalleşmeye geçtiği bir yerde sporda da normalleşmenin önünü tıkamayın.

YAYIN SÖZLEŞMESİ Mİ KAR-ZARAR ORTAKLIĞI MI?

Elbette bizim gibi, diğer ülkelerin de futbola start vererek aldıkları bu riskin altında yatan önemli gerekçelerin başında ‘ekonomi’ yatıyor. Doğrudur. Ama unutmayın, çalışmayan aracın aküyü bitirdiği gibi, dönmeyen top da futbolu bitirir. Avrupa Ligler Birliği’nin Covid-19’un ilk ayında bu vakanın kulüplere yansıması olarak hesapladığı yüzde 30’luk zararın bugün yüzde 50’lere dayandığını biliyor musunuz? Bu zararın daha da büyümemesi için kontağı çalıştırmak zorundayız...

BENZİNCİMİZ KAPALI

Tabii bir-ikisi dışında tüm Avrupa gibi biz de kontak çalıştırmaya karar verdik ama bizi diğerlerinden ayıran ekstra bir risk daha var. O da ‘bizim benzincimizin kapalı olması!’ Belki kulüplerin depolarındaki benzin onları bir süre daha idare edebilir. Ama sonrası? Ciddi tehlike. Kulüpleri ayakta tutan, adeta onlara hayat veren yayıncı kuruluş, Mart ayından beri kulüplere benzin vermiyor. Öyle yabana atılacak, göz ardı edilecek bir mesele değil, bugün yayıncı kuruluş beIN Sport’la yaşanan kriz. Belki bugün Covid-19’un gölgesinde kaldı ama kulüpleri bekleyen çok ciddi bir tehlike var kapıda. Hele hele 2016’dan bu yana yayın sözleşmesi konusundaki gösterdikleri ‘sadakatleri(!)’ insanı gelecek adına daha da ciddi endişelendiriyor. Adamlara kızıyoruz ama iş dönüp dolaşıp senin futbolunun marka değerine geliyor tabii ki. Rest mest çekemiyorsun haliyle. Aksine pamuklara sarıyorsun. “Aman abi, kızma abi” modunda oluyor ne yazık ki senin federasyonun, senin kulüplerin. Hatırlayın sezon başını... Taa Haziran ayında başlayan ve 2 Ağustos’a kadar süren yayın krizini... Hatta son zamanlarında “Ligin oynanması da tehlikeye girdi” manşetlerini.

HEP ZARARA ORTAK

Peki, sonunda ne oldu? Katarlı ‘tüccarlar’ istediklerini koparttı. “Yok efendim decoder satılmıyor, yok efendim sponsorluk, reklam gelirleri düştü, yayın maliyetleri arttı” dediler. Ve sonunda daha önce imzaladıkları, yani taahhüt ettikleri ödemelerde kesinti yaparak revizyona gittiler. Yine feragat eden ‘bizimkiler’ yani kulüpler oldu... Düşünsenize kulüplerin tek bir kalemde ana sözleşmeye göre gelirinden 250 milyon liralık bir feragati! Sanırsınız ki, adamlarla yayın sözleşmesi değil, kâr-zarar ortaklığı yapılmış! Daha şimdiye kadar bir yayıncıdan kulüplerimizi kâra ortak ettiklerini göremedik. Ama oldu olası hemen hemen hepsi zarara kulüpleri ortak ettiler. Tıpkı bugünkülerin ettiği gibi!

FATURA TAHSİLATI VAR AMA KULÜPLERE ÖDEME YOK!

Elin Katarlısı açık açık sözleşesi gereği Mart ayında ödemesi gereken 180 milyon için “Veremem” diyor. Bırakın maçların oynanmadığı dönemi, oynandığı dönemin bile ödemesini yapmadılar ve “Yapmayacağız” dediler. Kimse ağzını açamıyor, yasal bir şey yapamıyor. Bugüne kadar; “Rakamları aşağı çekeceğiz” dediler, çektik, “Doları sabitleyeceğiz” dediler, sabitledik, En son “Teminat mektubunu geri çekeceğiz” dediler, “Hay hay efendim” dedik. Bugünlerde de aynı modları devam ediyor. Şimdi de diyorlar ki, “Maç yok, para yok.” Ama kimse çıkıp onlara, “O zaman decoder sattığından da sen para alma” diyemiyor. Maç yok ama fatura tahsilatı aynen devam!

YENİDEN YENİ BİR YAYIN İHALESİ!

İşin bir başka ilginç tarafı ve oynanmalı-oynanmamalı tartışmalarının yapıldığı bugünlerde yayıncı kuruluşumuz olan beIN Sport’un yayınlarından aldığım izlenim, eğilimlerinin maçların oynanmamasından yana olması... Enteresan. Vardır mutlaka bir bildikleri! O kulüpleri kızdıran nisan ayında yaptıkları “Ödeme yok” açıklamaları sanki ‘puzzle’ın sadece küçük bir parçası.

NİYETLERİ FARKLI MI?

Sanki niyetleri daha ‘ciddi’ ve farklı... İnanın önümüzdeki birkaç ay içinde yine yeniden yeni bir yayın ihalesi olursa şaşırmam... Tabii ki yeni bir firmayla! Tabii bu bir tahmin. Ama görünen bir şey var ki, o da 21 Kasım 2016’da TFF ile 5 yıllık yayın anlaşması imzalayan ve taahhüt veren bugünkü yayıncı kuruluşun, Türk futbolu için ciddi bir hayal kırıklığı olduğudur.

TAVIRLARI HOŞ DEĞİL

Bunun altını da zaman zaman ödemeler konusunda yaptıkları geciktirmelerle, zaman zaman yaptıkları tehditvarî açıklamalarla ve zaman zaman da ‘yandık bittik kül olduk’ yakınmalarıyla, şartnamenin dışına çıkan revizyon istekleriyle doldurabilirsiniz. İnanın tavırları pek hoşuma gitmedi arkadaşların. Federasyondakilerin de kulüplerin başındakilerin de düşüncelerinin de çoğu bu paralelde ama ‘futbolunun markası marka değil ki be arkadaş’ rest çekebilsinler.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle