GeriTahir KUM Beddua değil, dua zamanı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beddua değil, dua zamanı

Nihat Özdemir ve ekibine haksızlık yapılmadı mı?

Terim’in sorumlusu Türkiye Futbol Federasyonu derhal istifa etmelidir. Dedik mi? Dedik... Böyle başlıklar attık mı? Attık... Hatta ve hatta ilk günlerde TFF’ye sövüp-saymaya, bela okumaya kadar da vardık mı? Vardık. Peki niye? “O son hafta oynanmayacaktı. Oynandı, böyle oldu” diye! Önce Sayın Abdurrahim Albayrak’ın, ardından Sayın Fatih Terim’in sonra da Sayın Yusuf Günay’ın koronavirüs test sonuçları pozitif çıktı... Peki başka? Fatih Hocanın o 90 dakika, yan-yana, diz-dize olduğu yardımcılarında virüse rastlandı mı? Yok! Peki...

KAYNAK MAÇ DEĞİL

“Beşiktaş cephesinde bir şey var mı?” Yok! Hakemlerde, o gün derbide görevli sağlıkçı, güvenlikçi vs. kişilerde bir şey var mı? Şükür onlarda da yok! Peki diğer takımlarda? Orada da yok! Görünen o ki vakanın kaynağı maç değil. Daha farklı... Sadece bu üç isimle sınırlı. Hamdolsun, onlar da taburcu olup, yuvalarına döndüler.

ViRüSÜN KAYNAĞI FARKLI!

Peki, niye hiç kimse çıkıp da vakanın sadece bu üç isimle sınırlı kalmasına karşılık, “Acaba buna sebep ne olabilir?” diye sorup soruşturmadı? Ama test sonuçları pozitif çıkınca, hiç gerekçe filan sormadan, araştırmadan daldık Federasyona... “Sebep olanların...” deyip, başladık ağzımıza geleni saymaya...

SAYDIK DA SAYDIK!

Futbol Federasyonu’ndakiler başta olmak üzere, o maçın seyircisiz olarak oynanması kararını verenlere, Riva’dan siyasi erkâna, saydık da saydık... Şimdi vakanın sebebinin maç olmadığı anlaşıldı. Peki kaynak, bu üç isimden birinin, ailesinin bir ferdinden veya yakınlarından kaptığı bir virüs olamaz mı? Mesela; Terim ve Günay ailelerinin başka bir ferdinde rastlanmayan bu vakaya, Albayrak’ın hem eşinde hem de oğlunda tesadüf edilmesi düşündürücü değil midir?

O MALUM TOPLANTI...

Mesela Sayın Albayrak, eşinden veya oğlundan kapmış olabileceği bu virüsü, o malûm toplantıda Sayın Terim ve Sayın Günay’a bulaştırmış olamaz mı? Bu hastalığın sebebi, bu vakadan kısa bir süre önce bu üç isimden birinin yurt dışından dönmüş ve karantina kararına uymamış bir aile ferdi veya yakını olamaz mı? Ki, ihtimaller de, aldığımız bilgiler de bu yönde... Şimdi günah değil mi, haksızlık değil mi Sayın Nihat Özdemir ve ekibine...

FATİH HOCANIN MESAJI

Onun için ta ilk günlerde, “Galatasaray’da vuku bulan virüs olayını derbi maçına bağlayarak Federasyona yürüyen dostlar... Yanlış yere yürüyorsunuz” dedim. Onun için, bu işin Türk Telekom’daki maçtan çok Dubai-İtalya kaynaklı olma ihtimalinden bahsettim... Olayın ta başında... Her şey Allah’tan... Derdi, hastalığı veren de o... Şifayı verecek olan da... Bu zamanda yapılacak şey, beddua değil, dua etmek olmalıdır. Allah, Fatih Hocamızı da Abdurrahim Başkanımızı da Yusuf ağabeyimizi de evlatlarına, torunlarına bağışlasın. Alacağınız bir nefesin garantisinin dahi olmadığı, sadece yaşlının veya hastanın değil, tüm canlıların hayata adeta pamuk ipliği ile bağlı olduğu şu dünyada, hepimiz aciz birer kul olduğumuzu unutmayalım. Fatih Hocamızın hastane çıkışı verdiği mesajda olduğu gibi... “Bu hepimiz için bir sınav ve dualarla aşalım bu sınavı...” Zaman; hesap görme zamanı değil, birlik olma zamanı. Sağlıcakla kalın inşallah... Öfke kusarak, kin güderek, tehdit veya beddua ederek değil!

SÖZLEŞMELER NE OLACAK? iŞTE 31 MAYIS GERÇEĞi!

Liglere ara verilmesiyle birlikte başlayan bir başka tartışma da tüm futbolcu ve teknik adamların sözleşmesinde yer alan ‘sözleşmelerin bitiş tarihi’. Yani bunun 31 Mayıs olarak görünmesi. Bunun ne TFF ne de FIFA nezdinde bir bağlayıcılığı yok. Talimat hükümleri; teknik adam ve futbolcuların sözleşmeleri konusunda, “Sezonun ilk resmi maçında başlar, son resmi maçında biter” der. Mesela FIFA’da ‘sözleşme süreleri’ ile ilgili herhangi bir zaman belirtilmemesine rağmen bizde ekstra tarih belirtilmiş.

Bunun nedeni de sanırım 2009’da, kulüplerimizin haziran ayına sarkabilecek bir-iki maç için futbolcularına ve teknik adamlarına ekstra para ödememe konusunda Federasyondan ortak talepte bulunmaları... Dönemin Federasyonunun da bu işe “Olur” demesi ve sözleşmelerin bitiş tarihi olarak 31 Mayıs olarak düzenlenmesine geçilmesi. Ama aynı talimatın diğer hükümleri “Sezon son resmi maçla tamamlanır” diyor. Yani 31 Mayıs’ı taca atıyor! Ne yerlisi ne yabancısı çıkıp da “Benim sözleşmem 31 Mayıs’ta bitiyor, ben gidiyorum” diyemez... Hele hele şu ortamda demez de. Onun için bu konuyu dert etmeye gerek yok.

UEFA’DAN HEM TAVSiYE HEM TEHDiT!

FIFA’nın da uEFA’nın da federasyonların da yerel ve uluslararası müsabakaların tamamlanması yönünde ortak bir görüşü var. Tabii bir-ikisi dışında. Mesela Belçika gibi... Ancak UEFA Başkanı Ceferin hem Şampiyonlar Ligi hem de UEFA Avrupa Ligi için, “Ben buralara ancak sportif başarılar sonucu gelen takımları alırım, gerekirse almama hakkımı kullanırım” diyerek Belçika başta olmak üzere o ve onun gibi düşüncede olanları bir nevi tehdit etmiş durumda.

Liglerin tamamlanması hem marka değeri açısından önemli hem de ekonomik açıdan... Umarız bu virüs hadisesi biter ve ligler tamamlanır. Aksi halde bu, hem UEFA’nın kendi organizasyonlarının hem de yerel liglerin yayın ve sair gelirlerini tehlikeye sokar. Bu da uEFA gibi kulüplerin de ciddi bir ekonomik tahribata uğramasına neden olur. Kulüplerin bir numaralı gelir kapısı yayın gelirleri. Bu olmazsa yandı gülüm keten helva! Bu açıdan UEFA, Haziran’da oynanmasını öngördüğü bu müsabakaların, yerel idarelerin de görüşünü alarak belki de seyircisiz oynanmasını bile gündemine almış durumda. Senaryolarından biri de bu.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle