GeriSpor Sert uyarı kumarı, cim-bom’a yaradı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sert uyarı kumarı, cim-bom’a yaradı

Tahincioğlu BSL’nin 26. haftasında Galatasaray Odeabank’a konuk olan Beşiktaş Sompo Japan, geçtiğimiz hafta koç Oktay Mahmudi’nin sivri ve sert sözleri sonrasında silkinip dirilen rakibine 77-73 mağlup oldu. Özellikle Renfroe’nun başlayıp bitirdiği, Hendrix’in ise karşısında rakip yokmuşçasına pota altında fink attığı bu maçta, Beşiktaş’ın hücum çeşitliliğindeki kısırlığının yanı sıra, uzunlarının hız ve hareket defolarının da ortaya çıkması sonucu Kartallar beklenmedik ölçüde tedirgin edici bir yenilgi almış oldular.

Maça adeta Renfroe’nun Adams ile dalga geçercesine ürettiği 10 sayı ile başlayan ev sahibi ekip, Adams’ın düello psikolojisine girip (geçtiğimiz haftanın aksine, bu defa) ağır ölçüde takım kurgusunu darmadağın ettiği bu çeyreği 19-9 gibi kayda değer bir skorla önde tamamladı. Özellikle Adams’ın Göksenin’in savunmasında kontrolünü ve etkisini yitirdiği, Stawberry’nin eskiye oranla pasif, Diebler’ın ise artık alıştığımız gibi bir hayli irtifasız performans sergilediği bu çeyreği, bu defa Hendrix’in durdurulamadığı ve bireysel isolation’a dayalı oyunlar hariç Galatasaray’ın savunma kurgusunun aşılamadığı bir ikinci periyot takip etti. Adams’ın şahsi bitiriciliği bir yana, Stawberry hariç hiçbir oyuncusundan olumlu katkı alamayan Beşiktaş, pota altında da sezon başından bu yana en zayıf görüntüsünü sundu ve bir ara 20 sayı geriye düştü.

37-22 Galatasaray’ın üstünlüğü ile girilen ikinci yarıda, Beşiktaş’ın Weems-Adams-Strawberry önderliğindeki geri dönüşü başladı. Özellikle ilk yarının hayal kırıklığı yaratan unsurlarından olan dış şutlarda istikrarı yakalayan ve serbest atış çizgisine gelmek için nihayet bir şeyler yapan Siyah-Beyazlılar’da, Semih-Sertaç-Lalanne üçlüsü ne yaparsa yapsın Hendrix’in bitiriciliği engellenemedi. Elbette ki Hendrix’in bu rahatlığında Renfroe’nun ve maçın X-Faktörleri olan Mehmet Yağmur ile Emir Preldzic’in asistlerinin katkısı çok büyüktü. Weems’in yanında Adams ve Strawberry de genellikle düzen dışı isabetler üzerinden maça ağırlık koyunca fark bir an için eridi ve skor 48-45’e dek geldi. Fakat…

Fakat, son periyotta işler yine ilk periyottakine benzer bir görünüm aldı. Hardy ve Juskevicius’un da işin içine girmesiyle benchten rakibine kıyasla bir hayli fazla katkı alan ev sahibi ekip, 52-45 girilen son çeyreğin ilk dakikalarındaki skor kısırlığını atlattıktan sonra Emir’in önderliğinde yarı sahada set hücumlarını verimli oynamayı sürdürdü. Renfroe’nun üçlüğü ile farkın çift hanelere çıkmasına cevaben Stawberry’nin bildiğimiz şekilde damga vurmaya hazırlandığı maç sonu clutch anlarında, devreye yine Emir girdi. Weems’in dış isabetiyle ümitlenen ve mola sonrasında da rakibine hata yaptıran Beşiktaş, Galatasaray taktik faullerde teklemeyince, son bir geri dönüş için başladığı harekâtı yarım bıraktı. Böylece, Galatasaray’ın baştan sona önde götürdüğü, Beşiktaş’ın ise hiç öne geçemediği maçı, ev sahibi takım galibiyetle noktalamış oldu.

Son birkaç haftadaki serpilmiş görüntüsünden yine uzaklaşan Beşiktaş, benchten ve uzunlardan katkı almak konusunda beklenmeyecek derecede kötü bir gün yaşamanın bedelini ağır ödedi. Sadece üç oyuncunun (Strawberry, Adams ve Weems) çift haneli sayılara çıkabildiği bu maçta, pas temposu ve takım oyunu çöküp, savunma kimliği de tanınmaz hale gelince, çok daha derli toplu, bilinçli ve kararlı oynayan rakip takımın galibiyeti sürpriz olmadı. Bu sonuçta elbette, Oktay Mahmudi’nin geçtiğimiz haftaki Uşak mağlubiyetinden sonra takımını farklı bir üslupla yerden yere vuruşunun da payı yadsınamaz. Böylesi tepkiler her daim işe yaramayabilir, bu kumar, ters de tepebilir. Fakat bu defa, istediğini alan taraf Mahmudi oldu. Özellikle pota altından %60 ile isabet bulmaları, maçın kilit noktasıydı. Kendilerini tebrik ederiz.

Bir tebrik de, Eurocup finalinde Reyer Venezia’yı averajla geçerek şampiyonluğunu ilan eden, Galatasaray’ın kadın takımına gelmeli elbette. Ligde idari ve mali açıdan çalkantılı günler geçiren, koçuyla her an yolları ayırması beklenen Sarı-Kırmızılı ekip, özellikle Quigley, Litvanya devi Petronyte ve Davis gibi yabancılarının mükemmel oynaması sonucunda şube tarihinin üçüncü Avrupa kupasını kazanmış oldu. Burada kaptan Işıl Alben’in yanı sıra, koç Marina Maljkovic’e özel olarak değinmek lazım. Bozidar Maljkovic gibi devrimci ve efsanevi bir koçun kızı olarak önce Sırbistan Milli Takımı ile, şimdi de (her türlü olumsuz etkene karşın) Galatasaray ile tarih yazdı ve “kalite” ile “başarı” sözcüklerinin Maljkovic hanedanının temel taşları olduğunu bize ispatladı. Genlere işleyen başarı, ne mutlu ki, bizim basketbolumuza da altın harflerle kazındı. Tekrardan tebrik ve takdirlerimi sunarım. Beşiktaş’ın kadın şubesinin koçu Aziz Akkaya’ya da, mucizeler yaratıp lige damga vurmayı sürdürdüğü için şükran ve tebriklerimi iletirim…

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle