GeriSpor Fırsatlardan faydalanma sanatı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fırsatlardan faydalanma sanatı

Tahincioğlu BSL’nin 28. haftasında Beşiktaş Sompo Japan, deplasmanda ligin lideri Fenerbahçe Doğuş’a 83-60 mağlup oldu. Beşiktaş top kayıpları, dış şut yüzdesi, ribaunt ve pota altı hakimiyeti yönünden rakibinin gerisinde kaldığı bu maçta, özellikle ikinci devre cömertçe harcadığı hücum fırsatları yüzünden oyundan hızla koptu ve ligi ilk 4 sırada bitirme mücadelesini tehlikeye soktu. Maçın hayal kırıklığı, Clark ve Semih başta olmak üzere, uzun oyunculardı.

Beşiktaş, sahaya Wanamaker’dan yoksun çıkan rakibi karşısında maça 0-4’lük bir seri ile başlasa da, özellikle pota altını kullanma konusunda ısrar eden Fenerbahçe, Ahmet, Nunnally ve Dixon’ın sayılarıyla 10-0’lık bir seri ile cevap verdi ve öne geçti. Strawberrry ve Adams’ın guard oyunları sayesinde skordan kopmayan Siyah-Beyazlılar, savunma yönünden de rakibinin gerisinde kalmamayı başardı. Fakat Melli-Nunnally-Ahmet üçlüsünün çok iyi çalışılmış tepe ve dip setler üzerinden pota altını karartması ve Ahmet’in Semih’e hiç göz açtırmaması sonucu Fenerbahçe farkı açtı. Bu noktada Sertaç’ın oyuna girmesi, Semih’e nazaran Ahmet’e karşı daha iyi bir iş çıkarması ve Weems-Adams ikilisinden gelen sayılar, çeyreğin sadece bir sayı farkla, 17-16 ev sahibi lehine geçilmesini sağladı.

Tempo arttıkça her iki takım da top kayıpları ve dengesiz hücumlar yönünden raydan çıkmaya başlasa bile, ikinci çeyrekte kenardan gelen Vesely-Thompson ikilisi Fenerbahçe’nin pota altını verimli kullanma ısrarını sürdürdü. Özellikle Vesely’nin (geçen sene Udoh’un yaptığı gibi) faul çizgisi etrafından maç boyunca güzide asistler üreterek Thompson, Melli, Ahmet ve kısaları beslemesi, Beşiktaş’ın savunmada switch ve alan paylaşımı dengesini alt üst etti. Beşiktaş buna karşın oyun ve savunma konsantrasyonunu ve sertliği koruyarak Clark-Sertaç ikilisinden düzen dışı sayılar buldu ve oyunda kaldı. Sinan’ın oyuna girmesiyle Adams ve Strawberry üzerindeki baskı artınca, top kayıpları ve kolay fast-break basketleri de kapımıza dayandı. Weems’in Nunnally ve Melli’ye karşı çok iyi savunma yapması, devre bitiminde farkın sadece 5 sayı olmasını sağladı (34-29).

İlk yarıda top kayıpları, pota altında set savunması ve dış şut yönünden ciddi sorunlar yaşayan Kartallar’da, ikinci yarı çok az şeye ilaç oldu. Özellikle kenardan gelen Sloukas’ın yarattığı çok yönlü hücum katkısı sayesinde Fenerbahçe yelpazesini genişletti ve iç-dış dengesini istediği seviyeye çekti. Üstüne bir de Melih’in iyice geliştirdiği penetreleri üzerinden gelen basket-fauller ve Thompson’ın Vesely’den gelen asistlerle kaldığı yerden devam etmesi, Beşiktaş’ı savunmada zora soktu. İlk iki çeyrekte olduğu gibi her iki takım da çeyrek bitmeden faul hakkını doldururken, hücumda sadece Adams’ın eline bakan Beşiktaş’a gelen tek iyi haber, Ahmet’in de faul problemine girmesi oldu. Beşiktaş ve Ufuk Sarıca’nın, kötü dış şut attığımız bu günde inatla potaya gitmeyip üç sayılık atış denemeye devam etmesi, farkın ev sahibi lehine açılmasına sebep oldu ve çeyrek 53-44 Fenerbahçe üstünlüğüyle sonuçlandı.

Ne olduysa, son çeyrekte oldu. Beşiktaş görece kötü oynasa bile maçın içinde kalmayı başardığı üç çeyreğin ardından, son çeyrekte Fenerbahçe kısalarının dış şut isabet yüzdesi karşısında çare üretemedi ve Strawberry-Clark ikilisi de hücumda basit sayı fırsatlarını harcamaya devam edince, fark 5-10 sayı bandından 20 sayıya kadar çıktı. Elbette bunda, maç boyunca çok etkisiz kalan Bobby Dixon’ın bir anda üst üste üçlüklerle 15 sayı atması ve Sinan’ın da ona eşlik etmesinin rolü büyüktü. Belirtmek gerekir ki, Dixon bu sezon ikinci kez bir lig maçını çift haneli sayı üreterek tamamladı ve Sinan için de durum çok farklı değildi. Bu ekstra katkılar yüzünden şoka uğrayan Beşiktaş, Weems hariç durumu toparlayamadı ve basit top kayıplarını sürdürdü. Maç da, 83-60 gibi farklı bir şekilde Fenerbahçe lehine sonuçlanmış oldu.

Beşiktaş’ta sahanın en iyileri, her bakımdan, Weems (14s 4r) ve Adams’tı (20s 3r 3a 4tk)İ; Semih, formsuz Palacios ve geçen maçı mumla aratan Clark (3/13 isabetle 9s 6r 3a) pek çok yönden, Sertaç ise hücum bakımından hayal kırıklığı yarattı. Bu isimlere Strawberry ve Kenan’ın sahadan silinmesi de eklenince, mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Benchten skor katkısı alma konusunda ligin zirvesinde olan Fenerbahçe’ye karşı benchten herhangi bir verim alamamak, büyük sorunlar doğurdu. Takımın 8/28 (%28) ile dış şut, %42 ile iki sayılık atış isabetinde kalması ve çoğu ilk yarıda gelen 14 top kaybı da hiç yardımcı olmadı. Cömertçe harcanan hücumlar da, Fenerbahçe’nin ekmeğine yağ sürdü.

Fenerbahçe ise, Datome ve Nunally’nin sönük kalmasına karşın, soğukkanlı hücumları, bench katkısı ve savunma yönünden çok iyi işler çıkartarak neden yine Final-Four’da olduğunu ispatladı. Özellikle Ahmet, Vesely (7a) ve Sloukas’ın çok bilinçli ve olgun oynaması, galibiyetin anahtarıydı. Ribaunt sorunu hariç Fenerbahçe’nin net veya büyük bir oyun zaafı bulunmıyor. Koç Obradovic, Euroleague’de bunun takımı olumsuz etkilemesine müsaade etmeyecektir diye düşünüyorum.

Fenerbahçe’ye tebrikler, Final-Four’da başarılar. Finalde Real Madrid ile karşılaşacaklarını düşünüyorum. NBA’de ise Warriors’ın Pelicans’ı 4-2, Rockets’ın Jazz’ı (Rubio dönmezse) 4-1, Cavs’in Raptors’ı 4-1, Celtics’in de Sixers’ı (Brett Brown’a rağmen) 4-2 ile geçeceğini tahmin ediyorum.



False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle