Paylaş
Dünya Kupası’nda uygulanacak yeni oyun kurallarıyla ilgili 6 Haziran Cuma günü “Sorun süre mi, yoksa ahlak mı?” başlığıyla bir yazı paylaşmıştım. Hakemlerin 5 saniye, 8 saniye, 10 saniye gibi kurallarla artık sahanın her yerinde zorunlu kontrolleri olacak. Basketbol salonlarındaki gibi stadyumlara da ‘süre sayaçları’ gelirse şaşırmayacağımız zamanlar yakındır.
Futbola adalet getireceği vaadiyle hayatımıza giren Video Yardımcı Hakem (VAR), ne yazık ki adaletin değil, kaosun ve basiretsizliğin en büyük gerekçesi haline geldi. Dünyada VAR teknolojisine geçildiğinden bu zamana FİFA, UEFA ve yerel federasyonlar, kuralları harfiyen uygulamak yerine tabiri caizse ‘protokol cinlikleri’ icat ettiler. Hakem yöneticilerinin ‘asıl olan hakemin doğru karar vermesi, o halde VAR her pozisyonda fısıldasın’ muhtemel zihniyeti, karşımıza sahada sorumluluktan kaçan, silik bir hakem profili çıkardı.
ANORMAL MÜDAHALELER
Geçen sezon ligimizde de tanıklık ettik. Pozisyon bitiyor, aradan neredeyse 30 saniye geçiyor ve birden hakemin cebinden sarı kart çıkıveriyor. Yardımcıdan ya da 4. hakemden gelebilecek destekler asla bu kadar sürmez, pozisyonun gerçekleşme anıyla en fazla 10 saniye fark eder. Ancak süre anormal uzayıp kart çıkınca, desteğin VAR’dan gelmiş olabileceği izlenimi doğal olarak artıyor.
Ülkemizin 2 numaralı ismi Atilla Karaoğlan’ın Avrupa arenasında benzeri VAR desteği nedeniyle cezaya girdiği de düşünülürse, nelerin olabileceğini tahmin etmek güç olmuyor.
VAR’ın sarı kartları, faulleri, hatta taç ve kornerleri bile gizli kapaklı hakemin kulağına üflediği izlenimini güçlendiren çok fazla pozisyon yaşandı. Sonuç vahim noktalara gidiyor. Hakemler artık sahada yönetmiyor, adeta maçı idare ediyor. Risk almayan, önemli kararlar için sorumluluk üstlenmeyen, her kritik düdükten sonra “Acaba doğru mu yaptım?” diye gözünü VAR odasına diken bir hakem topluluğu yarattık.
GRiNiN DEĞiŞiK TONLARI
İşin kurnazlığını çözen hakemler ise sahada ne kadar skandal karar verirlerse versinler, ‘fatura nasıl olsa VAR’a çıkıyor’ rahatlığında konfor alanlarından çıkmıyorlar. Medya ve kulüplerin baskısıyla müdahale çıtası o kadar aşağı çekildi ki, VAR artık ‘açık ve bariz hataların’ değil, ‘grinin tonlarındaki daha doğru kararların’ peşine düştü.
UEFA TEHLiKEYi ERKEN FARK ETTi
Hakemliğin VAR müsilajı tarafından istila edildiğini en erken kavrayan UEFA Hakem Kurulu oldu. Bir dönem UEFA Hakem Semineri’nde başkan Roberto Rosetti başta olmak üzere “Hakemlere VAR sayesinde elit hakem olmadıklarının” önemle hatırlatıldığını belirtmiştim. Peki, Avrupa bu hastalığı nasıl tedavi etti? Sahadaki güçlü karakterleri geri kazanmak için radikal ve sert adımlar attılar. Eğitimlerde “VAR neden müdahale etti?” sorusunu çöpe atıp, tek bir soruya odaklandılar: “Sahadaki hakem bu hatayı neden yaptı?”
VAR YOKMUŞ GiBi YÖNETiN
UEFA, hakemlerin ‘VAR yokmuş gibi’ maç yönetmesini şart koştu ve protokol dışına çıkanlara acımadı. Bunun en çarpıcı örneğini hatırlarsanız EURO 2024’te gördük. VAR yardımıyla sarı kart gösteren Hollandalı ünlü hakem Danny Makkelie, protokolü çiğnediği için turnuva bitmeden valizini toplayıp evine gönderildi. Bizde ise tam tersi geçerli. Hakemin sahadaki yetersizliği değil, sürekli VAR’ın neden devreye girip girmediği tartışılıyor.
MAÇLARA GiDEMEYEN, EVDE TV’DEN NOT VEREN GÖZLEMCiLER
Türk futbolu ve hakemliği açısından işin bir başka vahim kısmı ise gözlemciliğin tam bir tiyatro haline gelmesi. Bugün kritik maçları bile gözlemciler stada gitmeden, evlerinde televizyondan izliyor. Sadece evden seyretmekle kalmıyor, değerlendireceği hakemlerin yeni görevlerinin müsabaka daha oynanmadan tebliğ edildiği de oluyor. Yani “Senin vereceğin notun bir kıymeti yok” deniliyor kısaca. Bu nedenle, saygınlığını yitirmiş bir gözlemci müessesesi, adeta hakemlerle bir ‘kollama paktı’ kurmuş durumda. Sahada ve VAR’da skandal kararlara imza atan hakemlerin, evden izleyen gözlemcilerden demek ki yüksek notlar aldığı gün gibi aşikar. Burada 2 olası tehlike söz konusu:
1-) MHK, gözlemcileri hiç dikkate almadan bildiğini okuyor ve istediği hakeme görev veriyor.
2-) Gözlemci de dikkate alınmadığını bilerek MHK’nın o hakeme bakışına göre bir rapor hazırlıyor.
AL GÜLÜM VER GÜLÜM
Zaten aksi olsaydı, haftalarca o skandal kararları veren hakemler bir sonraki hafta dinlendirilir, cezasını çekerdi. Sözde üst klasman havuzu adı altında 50’yi aşkın hakemden de elbet başkalarına sıra gelirdi. Oysa bakıyorsunuz, skandal yönetimin ertesi haftasında aynı isimler ya yine düdük çalıyor ya da VAR odasında ödüllendirilmiş gibi görev alıyor. Sistem, liyakati değil, birbirinin hatasını örtbas eden ‘al gülüm ver gülüm’ çarkını besliyor.
RADiKAL DEĞiŞiKLiKLER ŞART
Türkiye'nin artık bu illüzyondan uyanması gerekiyor. Çözüm, teknolojiye daha çok sarılmak değil, sahada düdük çalan insanın karakterini, eğitimini ve adalet duygusunu yeniden ayağa kaldırmaktır. Kulüplerin veya futbol yönetimindeki korku dağlarının oyuncağı olmayan dirayetli bir MHK tarafından VAR’ın yönetilmesi, müdahale çıtasının yeniden ‘açık ve bariz hata’ seviyesine çıkarılması olmazsa olmazdır. Hepsinden önemlisi, sahadaki hakemi yalnızlaştıran, gözlemciyi evindeki ekrana mahkum edip yüksek not dağıttıran düzeni değiştirmek gerekir. Yoksa Türk futboluna ne adalet gelir, ne hakemlerden sağlıklı yönetim beklenir, ne de pazar akşamları huzur kalır.
Paylaş