Paylaş
Yerde kıvranırken göz ucuyla hakemi aramalar... Sakatlanmış numarasıyla yerden kalkmamalar... Ayağa kalkınca sekerek yürürken ansızın depar atmalar... Oyuncu değişikliğinde ağır hareketler...
TAMAMI SÜPER LİG'DE KÜÇÜK KISMI TOP 5 LİGDE
Serbest vuruş kullanırken el kol hareketleriyle uzayan geciktirmeler... Bir türlü topu oyuna sokamamalar... Taç ve autlarda bir sola bir sağa dönerek arkadaş arıyor gibi yapmalar... Atacakmış gibi yapıp başkasına bırakmalar... Bitmek bilmeyen hakeme itirazlar... Yedek kulübesinden koro halinde fırlamalar, isyanlar, el-kollar... Son düdükle birlikte, maç boyu uğraştığı hakemin yanına gidip samimiyetsiz tokalaşmalar... Tamamı Süper Ligi’mizde, çok küçük bir kısmı ise Avrupa’nın 5 büyük liginde yaşananlardan bir demet...
BASKETBOLA ÖYKÜNÜLEN BİR TURNUVA
Yine bir Dünya Kupası öncesinde yeni kurallara merhaba diyoruz. 2018 Rusya’da VAR ilk kez sahne almıştı. Oyunculara “Birileri sizi gözetleyecek” uyarısı gelmiş ve son 10 turnuvanın en az kırmızı kart gösterilen Dünya Kupası olmuştu. 2022 Katar’da hakemlerden kaybolan zaman hassasiyeti istenmişti ve abartılı uzatma sürelerine tanıklık etmiştik. 2026 Dünya Kupası öncesi ise basketbola öykünülen bir turnuvaya doğru ilerliyoruz. · TAÇ ve autlarda 5 saniye; oyuncu değişikliklerinde 10 saniye kurallarını hakemler kontrol edecek. Muhtemelen topun oyunda en çok kaldığı kupaya tanıklık edeceğiz. Yeni sınırlandırmaların ‘kaleciye verilen pasa elle oynama yasağı’ getirilen dönemdeki gibi devrim niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Hem futbolseverlerin hem de takımların tahammülünü zorlayan saha içi hareketlerin bu kararlara yönelinmesinde etkisi olmuştur.
ORTAK DERT; ZAMANIN SUİSTİMAL EDİLMESİ
Oyuna, rakibe, seyirciye, organizasyona saygı adına önemli bir adım. İFAB’ın yeni kurallarına bakınca dünya futbolundaki ortak derdin ‘suistimal edildiği, çalındığı, verimsiz kullanıldığı düşünülen zaman’ olduğu anlaşılıyor. ‘Kazanmak uğruna her yol mübah’ kültürünün futbola neşter vurduğu aşikar. ‘Profesyonellik’ adı altında galibiyetin maddi/manevi artılarının çok olması, öne geçen takımın oyunu soğutma moduna şarteli indirmesi, zamanın öyle ya da böyle tüketilmesine odaklanılması, aktif oyunun süresinden küçük tırtıklamalar galip ya da mağlup da olsa tarafların canını hayli sıkıyor.
DAHA İYİSİNİ HAK EDİYOR
Süphesiz ki ‘top 5 lig’ dışında dünyanın 193 ülkesinde de futbol oynandığından bu güzel oyuna yeni bir soluk katılması şarttı. Fair olmayan vakit geçirmenin bir cezasının olması adına kıymetli bir dönüşüm. Devasa ekonomi haline gelen, puan topladıkça gani para kazandıran ve sporun en büyük eğlencelerinden olan bu güzel oyunda tüm paydaşların hızlı hareket ve etik davranış beklentisi karşılanmak isteniyor. Bu yoğun ilgi ve bütçe karşısında ürün olarak daha iyisinin hak edildiği yaklaşımı sergileniyor.
HERKES SADECE BAŞARIYA ODAKLI
Oyunun baş aktörü futbolcuların doğal olarak ne bir estetik düşüncesi, ne bir keyif algısı, ne de taraftarın neler düşündüğüne dair önceliği var. Teknik direktörler de benzer... Herkes başarıya odaklı. Geleceğe dair risk, onlar için keyiften, şovdan, sürelerin artmasından daha kıymetli. Lakin empatik olarak rakibinin de aynı beklentide olduğunu unutmamak gerekiyor. Elbette ki teknik direktör mantalitesi, kulübün oyuncu havuzu ve ekonomik gücü, yıldız oyuncu sayısı, seyirci ve stat faktörü gibi kriterlerin etkisiyle sahaya yansıyan pek çok oyun türü var. Ancak unutulmamalı ki bu kuralları iyi uygulayacak hakemler ve yönetme melekesine sahip basiretli MHK’lar şart. Başarısız MHK yönetimleri oldukça içinden çıkılamaz hal alıyor.
ORTAK DERT; ZAMANIN SUİSTİMAL EDİLMESİ
· İki noktayı karıştırmamak gerekiyor:
1- Teknik adamların sıkıcı adledilen taktiksel mantalitesi.
2- Oyuncuların sahada fair olmayan suistimalleri.
Şampiyonlar Ligi finalinde Arseanal Teknik Direktötür Mikel Arteta’nın müsabakayı tek isabetli şutla tamamlayan oyun anlayışına çok tepki oldu ancak nihayetinde PSG gibi bir rakibe karşı taktiğine saygı duyulması gerekiyor. Aslında finalde çok daha çarpıcı bir sahne var..
DURMAYIP DEVAM ETTİLER
Mantalitenin mükemmel örneği. PSGli Nuno Mendes bir pozisyonda yerde kaldı, oyun oynanıyordu ve hâlâ yatıyordu. PSG’li oyuncular, topu taca atmak yerine atağı organize etmeye devam ettiler. Ne maçın son anlarıydı, ne de hızlı bir ataktı. Çok rahatlıkla durabilirlerdi. Hatta Mendes’in yanından geçip gittiler. Hakem de durdurmadı, top Arsenalli oyunculara geçti, hakem tekrar Mendes’e baktı, Mendes doğrulmaya başlamıştı. Süre neredeyse 2 dakikaya uzanmıştı. Büyük sakatlık emaresi olmadığı sürece kendi takım arkadaşı da olsa oyuncuların yaklaşımını gözler önüne seren, basit gibi gözüken çok değerli bir enstantane..
'HAKEM HATASI BİTİYOR' HAYALİ
Radikal değişimlerin büyük turnuvalarla hayata geçirilmesinin şöyle bir dezavantajı oluyor: Sahadaki oyuncular ve hakemler dünyanın en iyileri. Dolayısıyla en iyilerin adaptasyonu ve karar başarı oranları da üst düzeyde oluyor. 2018’de VAR uygulandığında %99 başarı oranı yakalanmıştı. O dönem liglerde başkanlar, yöneticiler, oyuncular aynı hayallerle ‘hakem hatası bitiyor’ halayı çekiyorlardı ancak geçen 8 yıldır hiç de öyle olmadığı görüldü. İlk başlarda liglerde de hassasiyet yüksek olacak ve “Bakın maçlar nasıl akıyor” denilecek. Lakin kalecilerin 8 saniye kuralının hali hazırda esnetildiği gibi olumlu/olumsuz katkısını zamanla ölçeceğiz. Basketbola öykünülen futbol döneminde belki de net bir süre belirlenmesine yönelmek, kontrolü ve yönetilebilmesi adına daha iyi olabilir: 55 dakikaya sabitlenecek oyun süresi gibi.
SONUNCULUKTAN KURTULACAK MIYIZ?
Teknoloji adı altında aslında tahammülsüzlük dönemleri yaşıyoruz. Her paydaşın beklentisi mevcut ve oyunun izlenilirlikten çıkması tribündeki ya da ekran başındaki taraftarı da etkiliyor. CİES raporlarında bir dönem 70 lig arasında duran oyunu en geç başlatan lig olarak 37 saniye ile zirvedeydik! Yeni kurallar bakalım ligimizi hangi sıraya taşıyacak?
Paylaş