Paylaş
Maç önü fikrimi soranlara “24’e kalmak büyük olasılık olduğundan G.Saray yenilse dahi futbolun güzelliklerini yansıtır, önümüzdeki tur için takviyelerle ümit verir” demiştim. İlk 11’de Torreira’yı görmeyince umudum azaldı. City’ye karşı en dirençli oyuncumuzun (sebebi her neyse) oynamıyor olması orta sahayı onlara vermek demekti.
ISPARTA HALISI MiSAL
3 yıl üst üste adam adama baskı ve ön alan oyunuyla şampiyon olmuş takımın güncel futbola bariz yenilgisi inanın tabelada yazandan çok daha kırıcıydı. İlk 10 dakikada Haaland’ı üçüncü kaçırışımızın gol olması doğaldı. Nouri, 37’ye kadar Doku ile, sonrasında ise Foden ile Isparta halısı misali dokudu durdu o kanadı. Yardıma gitmesi gereken oyunculardan biri İlkay’ın da hatıralarıyla oynadığını gördüğümüzde karamsarlığımız arttıkça arttı. Ne kanatlarla ne merkezle hücum edebildiğimiz için birinci vazifemiz iyi savunma yapmaktan öte geçemiyordu.
İkinci yarı oynadığımıza biraz daha futbol denebilirdi. Bir iki girişimimiz sonrası Osimhen’in 64’teki vuruşunu kalecinin çıkarması, pozisyona girmeyi anımsattı ekibimize! 68’deki oyuncu değişikliklerimiz de ne oyunun ne skorun değişmesine yetti. City’nin de ikinci 45’teki oyununun ahım şahım olduğu söylenemez. Neticede onlar kazanarak ilk 8 için kafayı uzattılar. Biz de mağlup olduğumuz halde, 24 hedefimize ulaştık.
KEKREMSi BiR TAT
Dördüncü sezonunu yaşayan Okan Buruk, belki ligde dördüncü şampiyonluğuna ulaşacak mayısta. Ancak G.Saray taraftarında Avrupa’daki başarı konusunda hoca üzerinden devam eden tatminsizlik süreci var. Elbetteki başarılı maçları, iyi sonuçları mevcut. Kaldı ki sezon başındaki büyük yatırımlara rağmen şubat başında ilk 24 ve ligde liderlik tablosu “kekremsi bir tat da bıraksa” kabul edilebilir görülürdü.
Hocayı bekleyen büyük tehlike şu... Çoğu taraftarın “Okan’ı” Avrupa’da tatmin edici bulunmuyor. Sonraki turun hocaya bakıştaki açıyı tayin edeceği muhakkak. Yönetimin de transferde alacağı aksiyon, hocanın kaderinin bir diğer etkileyicisi olacak.
Paylaş