Paylaş
Bir zamanlar kulüplerin en önemli transferi yıldız futbolculardı. Sonra iyi teknik direktörler öne çıktı. Ardından dünyanın dört bir yanını dolaşan scoutlar futbolun görünmeyen kahramanları oldu. Şimdi ise Avrupa’da yeni bir dönem başlıyor. Bu kez transfer edilen isimler ne gol kralı ne de dünyaca ünlü bir teknik adam; kulüpler artık yapay zekâ geliştirebilecek mühendislerin peşinde. Arsenal’in kısa süre önce yayımladığı Research Engineer (Araştırma Mühendisi) ilanı aslında sadece bir iş ilanı değil; futbolun geleceğine dair güçlü bir mesaj. Kulüp, mevcut yazılımları kullanacak bir çalışan aramıyor; teknik heyetin ihtiyaçlarına özel yapay zekâ çözümleri geliştirip futbola özgü modeller üretecek mühendisler istiyor.
FUTBOL ÇOK DEĞİŞTİ
Bu ilanı görünce aklıma şu soru geldi: “Acaba geleceğin en pahalı transferleri futbolcular değil, mühendisler mi olacak?” Çünkü modern futbol artık sadece ayakla oynanmıyor; veriyle de oynanıyor. Bir futbolcu 90 dakika boyunca binlerce veri üretiyor. Nerede koştuğu, hangi bölgede baskı yaptığı, hangi pası neden tercih ettiği, ne zaman yorulduğu... Eskiden teknik heyetin günlerce izleyerek ulaştığı sonuçlara bugün yapay zekâ birkaç dakika içinde ulaşabiliyor.
KULÜPLER YENİ BİR AŞAMAYA GEÇTİ
Elbette hiçbir algoritma bir teknik direktörün sezgisinin ya da bir scout’un yılların deneyimiyle kazandığı futbol aklının yerini alamaz. Ama doğru kararların daha hızlı ve daha sağlam verilmesine yardımcı olabilir. İşte kulüplerin yatırım yaptığı nokta tam da burası. Liverpool, Manchester City, Brighton ve Brentford gibi kulüpler uzun zamandır veri bilimi alanına yatırım yapıyor. Danimarka ekibi Midtjylland da sınırlı bütçesiyle bu yaklaşımın en başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Şimdi ise bu kulüpler yeni bir aşamaya geçmiş durumda. Artık sadece Data Analyst (Veri Analisti) değil; Machine Learning Engineer (Makine Öğrenmesi Mühendisi), Aİ Engineer (Yapay Zekâ Mühendisi), Computer Vision Engineer (Bilgisayarlı Görü Mühendisi) ve MLOps Engineer (Makine Öğrenmesi Operasyonları Mühendisi) gibi uzmanları da kadrolarına katıyorlar.
BAZEN BİR KOD, BİR GOLDEN DEĞERLİDİR
Bu değişim, futbolun ekonomik yapısını da etkileyecek gibi görünüyor. Çünkü doğru transferi yapmak, sakatlık riskini önceden öngörmek veya rakibin zaaflarını doğru analiz etmek, milyonlarca Euro’luk kazanç anlamına geliyor. Böyle bir tabloda yazılan her satır kod, bazen atılan bir golden daha değerli hâle gelebiliyor. Belki de birkaç yıl sonra bir takım şampiyon olduğunda kupayı kaldıran futbolcular alkışlanacak. Ama o kupanın görünmeyen mimarları arasında veri bilimciler, yazılım geliştiriciler ve yapay zekâ mühendisleri de olacak. Futbolun ruhu değişmiyor. Tribünlerin coşkusu, son dakikada gelen golün heyecanı, çocukların tuttuğu takımın formasını giyme hayali hep yaşayacak. Ama oyunun mutfağı artık bambaşka bir yere taşınıyor. Yeni transfer sezonunda kulüpler yalnızca yıldız futbolcuları değil, yıldız mühendisleri de takip ediyor. Görünen o ki geleceğin şampiyonluklarında sadece teknik direktörlerin imzası değil, yapay zekâ mühendislerinin kodları da bulunacak.
FUTBOLUN GELECEĞİ COMO'DA YAZILIYOR
Futbol dünyası yıllardır aynı sorunun peşinde koşuyor: “Bir kulüp nasıl sürdürülebilir şekilde büyür?” Kimileri cevabı milyar Euro’luk transferlerde arıyor, kimileri dünyanın en pahalı teknik direktörlerinde, kimileri ise sonsuz yatırım gücünde... Oysa İtalya’nın kuzeyindeki küçük Como şehri bambaşka bir hikâye yazıyor. Como 1907, belki de Avrupa futbolunun yeni şablonunu hazırlıyor. Çünkü bu kulübün hedefi sadece maç kazanmak değil; futbolun nasıl yönetileceğini yeniden tanımlamak. Bugün kulüplerin büyük bölümü transfer yapıyor. Como ise sistem kuruyor.
TEKNİK DİREKTÖR DEĞİL KÜLTÜR MİMARI
Cesc Fabregas’a bakınca onu sadece kulübenin kenarında duran genç bir teknik adam olarak görmek büyük hata olur. Como yönetimi ona yalnızca takımı emanet etmedi, kulübün futbol kimliğini de teslim etti. Oyuncular tamamen teknik direktörün isteğine göre alınıyor. Scouting, veri analizi ve performans departmanları aynı oyun fikrine hizmet ediyor. Yani sezon sonunda teknik direktör değişirse bütün proje çökmüyor. Çünkü kulübün önce bir fikri var. Fabregas da bunu açıkça dile getiriyor: Amaç günü kurtarmak değil, yıllar içinde gelişecek bir kültür oluşturmak. Kulüp de bunun için ihtiyaç duyduğu tüm araçları sağlıyor.
TRANSFER ANLAYIŞLARI ÇOK FARKLI
Como’nun transfer politikası da klasik anlayışın dışında. Artık ‘büyük isim’ peşinde koşmuyorlar. Henüz zirveye ulaşmamış, gelişime açık oyuncuları belirliyor, onları doğru oyun içerisinde büyütmeyi hedefliyorlar. Bu modeli daha önce Brighton ve Brentford kulüplerinde de gördük. Şimdi aynı anlayış İtalya’da hayat buluyor. Futbolda en değerli oyuncu, en pahalı oyuncu değil; değeri doğru ortamda artan oyuncudur. Como’nun belki de en farklı tarafı burası. Kulüp kendisini sadece 90 dakikalık bir futbol takımı olarak konumlandırmıyor. Como Gölü’nün küresel marka değerini futbolun içine taşıyor. Moda, tasarım, turizm, teknoloji ve yaşam tarzı aynı hikâyenin parçaları hâline geliyor. Dünyaca ünlü markalarla yapılan iş birlikleri ve yaşam tarzı odaklı ürünler bunun somut örnekleri. Yani insanlar sadece Como maçına gitmiyor, Como deneyimini satın alıyor.
YAPAY ZEKA DA OYUNUN İÇİNDE
Bugünün futbolunda en büyük rekabet artık yalnızca sahada yaşanmıyor. Kararlar veriyle alınıyor. Como’nun Google DeepMind ile birlikte başlattığı “Data on the Lake” girişimi de bunun göstergesi. Amaç; yapay zekâyı scouting’den performans analizine kadar kulübün karar mekanizmasının doğal bir parçası hâline getirmek. Belki de geleceğin sportif direktörü, veri bilimcileriyle aynı masada oturacak. Biz hâlâ transfer dönemlerini yıldız isimler üzerinden tartışıyoruz. Como ise şu soruyu soruyor: “Bu futbolcu bizim oyunumuza hizmet eder mi?” İşte iki anlayış arasındaki fark burada başlıyor. Modern futbolda başarı artık en büyük bütçeye sahip olmakla açıklanmıyor. En doğru organizasyonu kurabilen kulüpler öne çıkıyor. Belki Como yarın şampiyon olmayacak. Belki Şampiyonlar Ligi’ni de hemen kazanamayacak. Ama bu proje başarıya ulaşırsa, Avrupa futbolu bir kez daha şunu kabul etmek zorunda kalacak: Artık kupaları sadece büyük kulüpler değil, büyük fikirler kazanıyor.
Paylaş