Hamit Altıntop

Hamit Altıntop

Ders almıyoruz, kurban seçiyoruz

Futbolumuzda ‘Beterin beteri vardır’ sözü adeta bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Bunun temel sebebi, mağlubiyetlerden ders çıkarma yerine, kolayca bir-iki kişiyi kurban ilan edip yolumuza devam etme alışkanlığımızdır.

Haberin Devamı

Galatasaray'ın aldığı 5-1’lik mağlubiyet yalnızca bir skor değil, Türk futbolunun yıllardır tekrar eden yapısal sorunlarının açık bir yansımasıdır. Tıpkı milli takımın İspanya karşısında yaşadığı 6-0’lık hüsran gibi, bu sonuç da bize sadece sahadaki eksikleri değil, derin bir zihniyet problemimizi hatırlatıyor.

MAÇA İYİ BAŞLAYIP OYUNU SÜRDÜREMEMEK

Galatasaray maça iyi başladı, ilk dakikalarda cesur ve inançlıydı. Ancak belli bir kırılma anından sonra tüm dengeler bozuldu. Bu tablo bize yabancı değil; yıllardır birçok kritik karşılaşmada aynı senaryoyu yaşıyoruz. Bir bölümde yüksek enerji, diğer bölümde ise kopuş... Oyun disiplinine 90 dakika boyunca sadık kalamayan, konsantrasyonu sürdüremeyen bir anlayışla büyük maçlarda ağır bedeller ödememiz kaçınılmaz oluyor.

Haberin Devamı

'BETERİN BETERİ' İLE YAŞAMAK

Bizde sık kullanılan bir söz vardır: “Beterin beteri vardır.” Ne yazık ki futbolumuzda bu söz adeta bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Çünkü biz hep beterin beterini yaşıyoruz. Bunun temel sebebi, mağlubiyetlerden ders çıkarma yerine, kolayca bir-iki kişiyi kurban ilan edip yolumuza devam etme alışkanlığımızdır. Bu refleks, kısa vadede bir rahatlama getirse de uzun vadede aynı döngüleri yaşamamıza sebep oluyor. Sağlam temeller atmadan, günü kurtarmaya dönük çözümlerle bir yere varmamız mümkün değil.

ENERJİ, PARA VE EMEKLERİN ZİYANI

Her mağlubiyet yalnızca kaybedilen puan değildir; aynı zamanda heba olan emeklerin, boşa giden paraların ve yitirilen enerjinin de faturasıdır. Bununla beraber taraftarın inancı, futbolcunun öz güveni ve camianın motivasyonu da zarar görür. Sonuç olarak ilerleme yerine sürekli geriye gidiş yaşanır.

OKAN BURUK'UN GAYRETİ VE SINIRLAR

Bugün 7 maçlık kritik bir periyot önümüzde duruyor. Okan Buruk elinden geleni yapıyor, hatta çoğu zaman fazlasını bile. Onun gayretine ve ciddiyetine kimse itiraz edemez. Ancak asıl mesele şu: Okan Hoca’yı kim bir üst seviyeye çıkaracak? Çünkü bu yük tek başına taşınamaz. Geçmişte de gördük: Kendi ülkemizde efsane kabul edilen teknik adamlarımız, Avrupa’da çoğu zaman sıradan antrenör muamelesi gördüler. Bu, onların bireysel yetersizliklerinden değil; arkalarındaki sistemin eksikliğinden kaynaklanıyordu. Bizde bireyler yıldızlaşabiliyor, fakat onları besleyecek, destekleyecek, geliştirip daha ileriye taşıyacak futbol ekosistemi yok.

Haberin Devamı

KURBAN SEÇME KOLAYCILIĞI

Türk futbolunun en büyük zaaflarından biri, mağlubiyet sonrası faturayı hemen bir kişiye çıkarmaktır. Ya teknik direktör ya bir oyuncu ya da yönetici hedef gösterilir. Bu kültür, kısa vadede birilerini rahatlatır ama uzun vadede bizi hep aynı sarmala sokar. Oysa mesele kişileri kurban etmek değil, sistemi yeniden inşa etmektir.

SADECE FUTBOLDA DEĞİL...

Bugün yaşanan hüsranı yalnızca futbolla sınırlamamak gerekiyor. Son yıllarda voleybolda, basketbolda, futbolda birçok kez finale çok yaklaştık ama o son adımı atamadık. Hep ikinci olduk, kritik anlarda şanssız mağlubiyetler yaşadık, kupanın dışında kaldık. Bu tekrar eden tablo tesadüf değil. Çünkü sorun yalnızca saha içinde değil, hazırlık süreçlerinde, organizasyon biçiminde, zihniyet yapımızda gizli. Yani aynı problemler farklı branşlarda da kendini gösteriyor.

Haberin Devamı

DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR Mİ?

Galatasaray'ın 5-1’lik mağlubiyeti, sadece bir hüsran olarak kalabilir. Eğer günü kurtaran reflekslerle hareket edilirse, birkaç hafta sonra unutulur ve aynı hatalar tekrar edilir. Ama bu sonuç aynı zamanda bir dönüm noktası da olabilir. Yeter ki herkes şu gerçeği kabul etsin: Oyuna sadakat, disiplin, süreklilik ve sağlam bir spor yapısı olmadan başarı gelmez. Bugünkü hüsran, yarının dönüm noktası olabilir. Ama bunun için kolay çözümler yerine yapısal cesaret, kişisel hesaplar yerine ortak akıl, tarafgirlik yerine gerçekçilik gerekiyor. Aksi halde sadece futbolda değil, basketbolda, voleybolda, her alanda ikinci olmaya mahkûm oluruz.

Haberin Devamı

PERSPEKTİFİN ÖNEMİ: JOSE MOURINHO ÖRNEĞİ

Benim bu değerlendirmelerim yalnızca anlık tepkiler değil; futbolun kendisine dair, tecrübe, birikim, eğitim ve karakterimle yaptığım analizlerdir. Tam bir yıl önce Jose Mourinho’nun Türkiye için uygun bir tercih olmadığını, futbolumuza faydadan çok zarar verdiğini söylediğimde, bana kimse “neden böyle düşünüyorsun?” diye sormadı. Çünkü bizde eleştiriler çoğu zaman kişisel algılanıyor ya da tarafgirlikle yorumlanıyor. Oysa mesele, bir hocayı sevip sevmek, desteklemek ya da köstek olmak değil; futbolun gerçekliğini, ülkenin şartlarını, takımın yapısını doğru analiz edebilmek. Ben Hamit olarak futbolu nötr bir pencereden, yapıcı bir gözle değerlendirmeye gayret ediyorum. Çünkü biliyorum ki, tarafgirlik değil; gerçekçilik ve yapıcı eleştiri bizi ileriye taşıyacak.

Yazarın Tüm Yazıları