Paylaş
Maçın hikâyesi aslında Galatasaray’ın hem baskıyla hem de kendi psikolojisiyle mücadele ettiği bir 90 dakika oldu. Antalyaspor’un ilk 10 dakikadaki cesur başlangıcı, Galatasaray’ın oyuna beklenenden daha gergin girmesine neden oldu. Sonrasında topa ve oyuna hükmeden taraf sarı kırmızılılar olsa da özellikle ceza sahası çevresindeki üretkenlikte ciddi bir telaş vardı. Pozisyona giren ama son vuruşlarda doğru karar veremeyen, fazla acele eden bir Galatasaray izledik.
İlk yarıda takımın aşırı hırslı görüntüsü sakin oyun aklının önüne geçti. Şampiyonluğu ilan etme baskısı zaman zaman oyuncuların ayaklarını ağırlaştırdı. Tam devreye girilirken Antalyaspor’un bulduğu gol ise ikinci yarı öncesi stres seviyesini daha da yükseltti.
LEMiNA’NIN GOLÜ KIRILMA ANIYDI
İkinci devrede oyuna giren Mario Lemina’nın erken gelen beraberlik golü Galatasaray adına kırılma anıydı. Ancak Antalyaspor’un Soner Dikmen ile frikikten yeniden öne geçmesi, maçın psikolojik tarafını tekrar Galatasaray’ın aleyhine çevirdi. Buna rağmen sarı kırmızılıların en güçlü yanı burada ortaya çıktı; geriye düştükten hemen sonra penaltı golüyle reaksiyon verip oyundan kopmadılar.
Beraberlikten sonra Galatasaray fiziksel ve mental olarak rakibin üzerine çok daha güçlü gitmeye başladı. Özellikle son bölümde tempo, baskı ve kenar organizasyonları belirgin şekilde arttı. Maçın son 10 dakikasında kurulan yoğun baskı, şampiyonluğu getiren gollerin de temelini oluşturdu.
HAKEM MAÇI iYi YÖNETEMEDi
Dört gol atılan bu mücadelede G.Saray belki kusursuz oynamadı ama şampiyon takım refleksini gösterdi. Baskının, stresin ve skor dezavantajının içinde reaksiyon vere vere maçı çevirmesi; üst üste dördüncü şampiyonluğun en önemli özeti oldu.
Hakem Çağdaş Altay’ın performansını pozisyon pozisyon değerlendirmekten ziyade kısa ve öz olarak şunu yazacağım; böyle bir şampiyonluk maçını iyi yönetemedi. Açıkçası, çoğu bölümde maçın kontrolünü elinden kaçırdı. Ama bu çocuklara kızamıyorum başlarında böyle bir MHK başkanı varken!
Paylaş