
Paylaş
Özellikle Arjantin-Mısır maçında Fransız hakem François Letexier’in verdiği bazı kararlar futbol kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Bazı pozisyonlar günlerce analiz edildi. Ancak bir spor hekimi olarak beni düşündüren konu, kararların doğruluğundan çok başka bir soruydu: Sporcu, kendisinin veya takımının peş peşe aleyhine kararlar verildiğini düşündüğünde vücudunda neler olur? İşte bu soru, spor fizyolojisi ve spor psikolojisinin birlikte ele alması gereken önemli bir konudur.
HEM DUYGUSAL HEM BiYOLOJiK YANIT
· Profesyonel sporcular hakem kararlarına zaman zaman itiraz ederler. Bu, futbolun doğal bir parçasıdır. Tek bir tartışmalı karar çoğu zaman oyunun akışı içinde kalabilir. Ancak sporcu veya takım, art arda verilen kararların sürekli kendi aleyhlerine olduğunu düşünmeye başladığında tablo değişebilir. Bu noktada yalnızca maç stresi değil, algılanan haksızlığın oluşturduğu akut stres yanıtı devreye girebilir. İnsan beyni haksızlığa uğradığını düşündüğünde bunu yalnızca duygusal olarak yaşamaz; aynı zamanda biyolojik bir yanıt da oluşturur. Saniyeler içinde sempatik sinir sistemi aktive olabilir. Adrenalin ve noradrenalin salınımı artabilir. Kalp atım hızı yükselir, solunum hızlanır, kaslar gerilir. Ardından kortizol gibi stres hormonlarının etkisi belirginleşebilir. Bu yanıt, insanı tehlikeye karşı korumak amacıyla gelişmiş doğal bir savunma mekanizmasıdır. Ancak futbol sahasında aynı mekanizma her zaman performansı artırmaz.
ANORMAL TEPKiLER ORTAYA ÇIKAR
Yoğun stres altında dikkat daralabilir, oyun görüşü azalabilir, karar verme süreçleri etkilenebilir. İnce motor kontrol ve koordinasyonda geçici değişiklikler görülebilir. Oyuncu normalde vermeyeceği tepkileri verebilir; gereksiz itirazlar, aceleci müdahaleler veya kontrolsüz fauller ortaya çıkabilir. Kas gerginliğinin artması ve hareket kontrolünün bozulması da bazı sporcularda kas zorlanmaları, bağ yaralanmaları ve temas sakatlıkları açısından riski artırabilecek etkenlerden biri olabilir. Burada önemli olan nokta şudur: Bu fizyolojik değişikliklerin ortaya çıkması için kararın gerçekten hatalı olduğunun kanıtlanması gerekmez. Sporcunun kendisini haksızlığa uğramış hissetmesi bile stres yanıtını başlatabilir. Spor hekimliği açısından asıl önemli olan da budur.
FUTBOL YALNIZCA AYAKLA OYNANMAZ
Bu nedenle hakem kararlarını yalnızca futbol kuralları çerçevesinde değerlendirmek yeterli değildir. Aynı zamanda bu kararların sporcu performansı, fizyolojisi ve sağlığı üzerindeki etkilerini de anlamaya çalışmalıyız. Belki de gelecekte spor hekimliği kongrelerinde kas yaralanmaları ve kondisyon kadar, müsabaka sırasında gelişen akut psikolojik stresin fizyolojik sonuçları da daha ayrıntılı tartışılacaktır. Futbol yalnızca ayaklarla oynanan bir oyun değildir. Futbol; beyin, sinir sistemi, hormonlar, kaslar ve duyguların aynı anda görev yaptığı son derece karmaşık bir insan performansıdır. Belki de Dünya Kupası’nın bize hatırlattığı en önemli gerçek budur: Bazen bir düdüğün en büyük etkisi skor tabelasında değil, sporcunun beyninde ve vücudunda başlattığı görünmeyen stres yanıtında saklıdır.
Paylaş