GeriBülent YAVUZ Büyük kararları büyük hakemler verir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Büyük kararları büyük hakemler verir

TACI, autu, korneri vermek kolaydır. Hele hele orta sahada faul kararları hakemler için adeta çerez gibidir, tereddütsüz verilir.

İlk sarı kartlar hakemleri hiç rahatsız etmez, leblebi çekirdek gibi gösterilir. Skor bir takım lehine aleyhine 1-0 veya 2-0 ilken penaltı da çok rahat verilir. Kırmızı kartlar çok açık ve net olmadıktan sonra kolay kolay gösterilmez (yumruk, tekme ve tükürmek vb. dışında).

Büyüklerimiz, hocalarımız biz daha emekleme dönemindeyken hep şunu söylerdi:

“Büyük hakem olmak istiyorsanız cesur olun, korkmayın. Hak edene kırmızıyı da gösterin, penaltıyı da verin. Acırsanız, acınacak hale gelirsiniz.”

Uzun yıllar üst seviyede hakemlik yaptım. Uluslararası arenada ükemi temsil ettim. Kocaman hakemlerle yurt içinde ve yurt dışında maçlara çıktım. Uzun süre yöneticilik yaptım. MHK Başkanlığı yaptım (En uzun süreli).

Çaylak dönemlerimi hatırlıyorum; korkak, tedirgin ve duygusal. Ne uzuyor ne kısalıyordum. Dönemin MHK Başkanı Hilmi Ok aradı; “Yarın bana gel “ dedi. Odaya girdiğimde yanında Talat Tokat da vardı. Kısa bir girişten sonra, “Evladım, kumaşın iyi. Yalnız böyle bir ileri bir geri olmuyor. Büyük hakem olmak istiyorsan büyük kararlar vereceksin. Sahaya çıktığında ‘Bu son maçım’ diyeceksin. Bin kere öleceğine bir kere öleceksin” dedi. Tüylerim diken diken olmuştu. Dışarı çıktığımda aynaya baktım, yüzüm kireç gibi olmuştu.

Her maçıma ’Bu son maçım’ diye çıktım. Çok geçmedi, kısa sürede zirveye çıktım. Beni ben yapan hep o söz oldu; “Büyük hakem olmak istiyorsan, büyük karar ver.”
Daha sonra aynı Hilmi Ok beni FIFA hakemi yaptı. Hakemlik bitince de yanına aldı. Büyük hakemlerimiz elbette ki var. Bunlardan biri de sevgili Cüneyt Çakır’dır. Aslında Süper Lig kadrosuna gelmiş her hakem büyük hakemdir. Ancak bazı maçlarda maalesef bu büyüklüğü göremiyoruz.
Genç nesil hakemlerimiz için büyük hakem kararları nedir bir kere de ben hatırlatayım... Maçın adı, takımların durumu, oyuncuların ismi, taraftarın büyüklüğü küçüklüğü, puantaj durumu, derbisi, normali farketmez; birinci dakikadan son düdüğe kadar skor ne olursa olsun, kuralın gerektirdiği şekilde penaltıyı vermek, kırmızı kartı göstermek, hakemin orasını burasını çekeni, fiili müdahalede bulunanı affetmemektir. Adaletli olmaktır. Eşit davranmaktır. Korkmamaktır. Cesur olmaktır.

‘VAR’ DEĞiL YARDIMCI HAKEMLER AKSIYOR

SÜPER Lig’de 12. haftaya yardımcı hakemler imza attı. Üstelik öyle kopya falan da değil, resmen ıslak imzalar! Önce VAR Protokolü’nü kısaca hatırlayalım. Ne diyor kutsal protokol(!) yardımcı hakemlere; ‘ofsayt olup olmadığından şüpheleniyorsan bayrağını aşağıda tut, penaltı, gol, korner olursa veya aynı takım atak tazelerse bayrağını çek. Eğer ofsayt açıksa beklemene gerek yok, hemen gereğini yap.’ Açık ofsaytı oynatırsan ondan sonra olacaklar herkesin başını derde sokar. Sakatlıklar havada uçuşur.
Gelelim maçlara... Konyaspor-Beşiktaş maçında ev sahibi takımın iptal edilen golünde yardımcı hakem golden sonra bayrağını kaldırıp şüphelendiği ofsaytı herkese duyursaydı, hakem en baştan ofsaytı verecekti. Hadi diyelim yorum gerekti gidip monitöre inceledi, sonuç yine değişmeyecekti ancak Konyaspor ‘Golümüz iptal edildi, mağdur olduk’ diye yakınmayacaktı.

BtcTurk Yeni Malatya-Fenerbahçe maçında yardımcı hakem açık ofsaytı oynatarak neredeyse bir çuval inciri berbat ediyordu. ‘Protokol, açık ofsaytı devam ettir’ mi diyor sevgili Erdem Bayık. Aynı maçta açık ofsaytta yine oyunu devam ettirdin top bu kez kornere çıktı. Bu anda bayrağını çekip ofsaytı işaret edemez miydin? Ama etmedin, korner kullanıldı, gol oldu, faul oldu... Sonuçta herkese dert oldu. Daha açık tacı devam ettirdiğine değinmiyorum bile. Bazıları diyor ya; ‘yardımcı hakemlik bitti’ diye... Bence asıl şimdi başladı. Bayrağı ne zaman çekip çekmeyeceğin eskisinden daha zor.

BERNA GÖZBAŞI BAŞKANIM...

İSTİKBAL Mobilya Kayserispor Başkanlığı’ na seçilen Berna Gözbaşı hanımı yürekten kutluyorum. Erkek egemen futbol dünyasına yönetici kimliği ve zerafetiyle katkısı olacağına bütün samimiyetimle inanıyorum.

En büyük korkum şehir ve taraftar baskısına karşı koyamayarak komplo teorilerine inanması olacaktır. Çok sürmez, ‘kulübün haklarını savunmuyor’ diye tenkit etmeye başlarlar. Bir de akıl verirler; ‘hakemleri ve MHK’yı suçla’ diye.

Değerli Başkanım, kulübe sahip çıkmak doğru yönetim doğru transfer, doğru insanlarla çalışmaktır. Yoksa popülist beyanlar verip günü kurtarmak kulübe sahip çıkmak değildir. Nice eğitimli başkanların bile ‘organize işler var’ diyerek TFF’yi, MHK’yı baskı altına alması, işte ‘bu kulübe sahip çıkmıyor’ baskısından kurtulmak için olduğunu unutmayın.
Saygı ve Sevgilerimle.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle