Paylaş
Stuttgart’ın 43 yaşındaki çalıştırıcısı Sebastian Hoeness ve Fenerbahçe’nin 40 yaşındaki hocası Domenico Tedesco aynı disiplinli kuşağın temsilcileri: ikisi de Almanya’da yetişmiş, oyunu detayla, ritimle ve sabırla kuran teknik adamlar ama maç onların soğuk çizgilerinde değil, Akdeniz derbisi tadında ateşli bir 90 dakikaya sahne oldu.
Hoeness maç öncesi Fenerbahçe’yi “Topa sahip olmayı bilen, etkili oyunculara sahip bir takım” olarak tanımlayıp özellikle Kerem’e dikkat çekmiş ve, “Top onlardayken çok tehlikeliler. Biz topa daha çok sahip olmaya çalışıp bunun önüne geçeceğiz” demişti. Öyle de yaptı. Genç yaşta Stuttgart’ta çalışan ve 10 yılını orada geçiren Tedesco ise Bundesliga’da harika bir form grafiği yakalayarak son 4 maçını üst üste kazanan ve ligde üçüncü sıraya yükselen rakibin oynadığı son 8 UEFA deplasman maçının yalnızca ikisini kazanabilen, son 12 maçın sadece birinde kalesini gole kapatabilen tarafına güveniyordu. Öyle de oldu.
GERGİNLİK ÜST DÜZEYDEYDİ
Fenerbahçe'de sakatlığını atlatan Ederson’un kaleye döndüğü, En-Nesyri ve Archie Brown’ın da ilk 11’de yer aldığı, Kerem’in öne çıktığı maçın her anı çok gergin geçti.
İlk yarıda Hoeness’in ekibi topa daha çok sahip olurken, Fenerbahçe daha temkinliydi. 30.dakikaya kadar gol pozisyonu azdı. Ancak son 10 dakikada Fenerbahçe tempo kazanınca kazanılan penaltı, maçın kırılma anıydı. Kerem’in ağlara gönderdiği gol Fenerbahçe’nin bu sezon Avrupa’daki 4., kulüp tarihinin 400. Avrupa golü olarak kayda geçti. İkinci yarı iki takım da tempoyu düşürdü, temkini artırdı, kontratak golü aradı. Tempo düşerken gerginlik arttı. Maç 1-0 biterken Fenerbahçe üst üste 2. Avrupa maçından galibiyetle ayrılmış oldu. Bu aynı zamanda Ekim 2012’de Mönchengladbach maçında alınan galibiyetten 13 yıl sonra bir Alman ekibi karşısında ilk zafer olarak da tarihe geçti.
Paylaş