GeriAteş BAKAN Bugün 3 Temmuz…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    6
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bugün 3 Temmuz…

Ateş Bakan yazdı.

Bugün 3 Temmuz;
Türk futbolunun batış günü…
2011 yılından bugüne tam dokuz yıl geçmiş…
Sakin ve düzgün bir değerlendirme yapmanın zamanı da geçmiş…
Olsun, biz yine yapalım…
Başlangıç yılına 2011 diyorum ama gerçek başlangıcın daha önceki yıllara gittiğini artık biliyoruz…
Bir dönemin ‘meşhur’ gazetesi Taraf, 2009 yılının Mart ayında,
“Ergenekon Fenerbahçe’de” manşeti ile çıktı…
Aslında o tarihte atılan bu manşet, neyin yapılmak istendiğini, kimler tarafından yapılmak istendiğini tek başına açıklamaya yetiyor…
“Ergenekon” davası ile “şike” davasının aynı elin birlikte planlandığını ve aynı yayın organları aracılı ile halkın aldatıldığını da anlatıyor.
Anlatıyor ama biz anlatmaya devam etmek zorundayız, çünkü ‘anlaşılmak’ istenmiyor.


“Türk futbolunu temizleyeceğiz”, adı ile gelen ve kamuoyu tarafından büyük destek bulan bu hareket sonunda ne oldu?
Gelin hep birlikte bakalım…
----- Seyirci sayıları düştü.
----- Takımların gelirleri düştü.
----- Kulüplerin borsa değeri düştü.
----- Yayın gelirleri düştü. Düşmemiş gibi gözükse de gerçek o değil. Yarısının sabit kurdan (3,36) Türk lirasına dönüşmesi ile bahsedilen değer azaldı. Yetmedi, bugün tekrar uzlaşma masasına oturuldu.
----- Sponsor gelirleri düştü.
Avrupa’da ise bu son 9 yılda tam tersi bir gelişme yaşandı.
Aramızdaki makas çok açıldı.
Bu acı ve çarpıcı gelişmeyi elbette sadece “3 Temmuz” ile açıklayamayız.
Ancak bu gelişmeyi, “3 Temmuz’dan” bahsetmeden sadece başka nedenlerle de anlatamayız!


Biraz da sayısal örnek verelim dediklerimiz daha net anlaşılsın:

1 Temmuz 2011 günü Türkiye Süper liginin değeri, 656 milyon Euro.
3 Temmuz 2019 günü ise Türkiye Süper Liginin değeri, 480 milyon Euro.
Yüzde 28 oranında değer yitirmiş…
Fenerbahçe, yüzde 73,
Beşiktaş, yüzde 53 oranında değer kaybetmiş…
Hadi onlar 3 Temmuz da saldırıya uğrayan takımlar… Pekâlâ, bu işten karlı çıkması ‘beklenen’ takımlara bakalım:
Galatasaray yüzde 53 oranında,
Trabzonspor yüzde 26 oranında değer yitirmiş…
Meğer aynı gemideymişler… Gemi su alınca birlikte batmışlar…
Ancak halen farkında değiller…
“Sen daha fazla bat, ben senin üstüne basıp kurtarırım”, peşindeler.
Olmayacağını umarım anlayacaklar…


Bizim ligimizde 9 yıldır süren kayıpları daha iyi anlayabilmek için bir de Avrupa’ya bakmak lazım…
Acaba futbol sektörü krize mi girdi? Ondan mı etkilendik acaba? Diye sormak lazım…
------ Cevap, hayır!
Tam tersine futbol sektörü bizim tam tersimize, inanılmaz bir çıkışta…
1 Temmuz 2011 günü İngiltere liginin değeri, 2,86 milyar Euro iken 3 Temmuz 2019 günü, 8,84 milyar Euro…
Artış yüzde 209.
1 Temmuz 2011 günü İspanya liginin değeri, 2,33 milyar Euro iken 3 Temmuz 2019 günü, 6,10 milyar Euro…
Artış yüzde 162.
1 Temmuz 2011 günü Almanya liginin değeri, 1,48 milyar Euro iken 3 Temmuz 2019 günü, 4,52 milyar Euro…
Artış yüzde 206.


Evet, bugün 3 Temmuz…
Komplo, Fenerbahçe üzerinden Türk Futboluna kuruldu. Futbol sektörünü de ele geçirebilmek, gençlerimize bu çok sevdikleri oyun ile yön verebilmek için yapıldı…
Bu nedenle biraz da, Fenerbahçe özelinde 3 Temmuz’u irdelemek lazım.
Fenerbahçe 2009 yılında Şampiyonlar Liginde çeyrek final oynadı.
Deloitte’nin araştırmasında Avrupa’nın en fazla gelir kazanan ilk 20 kulübü içine girdi…
O günden sonra bir daha Şampiyonlar Ligine gidemedi.
O günden sonra iki kez şampiyon olabildi ama Şampiyonlar Ligine Fenerbahçe yerine, bir kez Trabzonspor, bir kez de Galatasaray gitti. Evet, bugünkü borç durumunu irdelerken sadece 3 Temmuz’u anlatmak yeterli olmaz!
Ancak 3 Temmuz anlatılmadan ve hesabı görülmeden Fenerbahçe hiç anlatılamaz!
***
Evet, bugün 3 Temmuz;
İyi incelemek lazım 9 yıl önce başımızdan geçenleri…
Yapanları iyi kavramak lazım…
FETO örgütünün planladığı ve uyguladığı bir komplo olduğu yargı makamlarınca ortaya çıkarıldı.
Soruşturmanın başlamasına izin veren polis memurlarından, dinlemeyi yapana kadar, iddianameyi yazan savcıdan, kararı veren hakime kadar,
Yargıtay da onayan hâkime kadar, tamamı;
FETÖ terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılanıyorlar…
Kimisi mahkûm oldu, kimisi ise kaçak!

 

Ancak biz bu oyuna nasıl geldik? Bunu da konuşmamız lazım ki, bir daha başımıza gelmesin!
Fethullah Gülen hareketinin “terör örgütü”, diye tanımlanmadan önce “hizmet hareketi” olarak nitelendirdiğinde, neler olduğuna da iyi bakmamız lazım…
En azından futbolcuna forma veren, teknik direktörüne kulüp bulan, öğrencisine sınav kazandıran, polisini amir yapan, müteahhidine ihale kazandıran bir “menfaat zinciri” olduğunu kabullenmemiz lazım…
Aksi durumda FETÖ gider METO gelir, biz yine kandırılırız!

 

 

 

 

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle