GeriFutbol Ne motivasyon var ne de üretim...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ne motivasyon var ne de üretim...

Ne motivasyon var ne de üretim...
Abone Olgoogle-news

Hürriyet yazarlarından Orhan Uluca, Beşiktaş'ın Trabzonspor'u 3-1 mağlup ettiği maçı değerlendirdi.

Beşiktaş, topu rakibe vererek maçın stratejisini belirleyen taraf oldu. Yerleşik savunmaya hücum eden Eddie Newton’un öğrencileri ilk 45 dakika boyunca pozisyon üretemedi. Campi ve Nwaekeme’nin savunma arkasına attığı uzun toplar pozisyona dönüşmese bile ev sahibi ekibin heyecan yaratan yegane aksiyonları oldu. Geçtiğimiz sezonun belki de en önemli sorunu olan topu rakip sahada kaybettiğinde geri kazanamama problemini yeniden yaşadığı ilk anda kontrayı kalesinde gören bordo mavililer, Boyd’un şutunda savunmanın da yardımıyla(!) kalesinde golü gördü. Oyunun sıkıştığı noktada bireysel yeteneği ile fark yaratması beklenen oyunculardan Guilherme sahada yokları oynarken Abdülkadir Ömür ise kaybettiği toplarla tehlikeli kontralara sebebiyet verdi. Strateji belirleme konusunda inisiyatif alarak önde oyun kurulumu aşamasında rakibe baskı yapmayı düşünmeyen ve maça tempo getirecek coşkulu oyundan yoksun Trabzonspor, ilk devrede öne geçecek şansı dahi bulamadan 45 dakikayı rakip kaleye tek bir isabetli şut dahi çekemeden bitirdi.

BASKIYI ARTIRAN BEŞİKTAŞ OLDU

İkinci yarıya Kamil Ahmet’i çıkarıp Abdürrahim ile başlayan bordo mavili ekipten bekleneni Beşiktaş yaptı: Üçüncü bölgede rakibe baskı uyguladı ve kaptıkları topta Mensah ile kale önünde pozisyon ürettiler. Baskıyı artıran Beşiktaş oyun üstünlüğünü de eline almayı başardı. Maç boyunca kartı olmasına rağmen kırmızıya yakın tutumu ile dikkat çeken Trabzonspor’un yeni transferi Flavio, korner atışında Atiba’ya sarılınca hem farkın ikiye çıkarılmasını sağlayacak penaltıyı yaptırdı hem de ikinci sarıdan kırmızı görerek takımını 10 kişi bıraktı. Arkasından gelen Lens’in golüyle beraber yenilgi de netleşmiş oldu. Sakatlıklar, hazır olmayan oyuncular ve Sörloth krizi ile beraber sorunların kol gezdiği yerde mağlubiyete pek çok bahane üretilebilir ama motivasyondan yoksun, hareketsiz ve üretimsiz oyun ile beraber yedek kulübesinin zayıflığının faturasını ödemek zorunda olan da Trabzonspor yönetimidir.

SOSA'NIN BOŞLUĞU NE KADAR BÜYÜK?

Geçtiğimiz sezon oynadığı futbolla büyük beğeni toplayan Trabzonspor önemli bir yıldızını kaybetti: Jose Sosa. Öyle ki oyuncu Bayern Münih tarafından transfer edilmiş, Napoli ve Atletico Madrid tecrübelerinin ardından ülkemize teşrif etmiş ve Beşiktaş ile yeniden zirveye çıkıp Milan’a transfer yapacak kadar başarı yakalamış üst düzey bir yıldız. Savunma önü oyuncusu olmasına rağmen geçtiğimiz sezon sadece lig maçlarında 9 gol, 7 asist gibi skorer bir görüntü sergilemişti. Oyun kurar, presi kırar, kilit pas atar ve gerektiğinde h etkili pasları ve frikikleriyle de gole katkıda bulunurdu. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra daha çok üzerinde durulması gereken konu şu ki, saha içi ve dışı liderliği de en önemli artısıydı. Geçtiğimiz sezon 42 maçta forma giyerek takımın temel direği olan Sosa’nın içeride ve dışarıda yaratacağı boşluğu bordo mavililerin futbol aklı tarafından küçümsendiği görülüyor. Merkeze yapılan Trondsen ve Flavio transflerleri muhtemeldir ki katkı sağlayacaktır ve fakat böylesine bir değerin yarattığı o büyük boşluğunu doldurmaktan çok uzak. Aynı zamanda saha dışına hakim eski yerli oyuncu teknik adamların yokluğunda Sosa’nın eksikliği daha da kendisini hissettirecek gibi duruyor

TEKNİK DİREKTÖRLÜĞÜN YÜZDE 70'İ İLETİŞİMDİR

Taktik dehasıyla Avrupa’da isim yapmış olan Leipzig’in hocası Julian Nagelsmann teknik direktörlük mesleği hakkında çok konuşulan şu tanımı yapmıştı: “Teknik adamlığın yüzde 70’i sosyal iletişim becerisi, yüzde 30’u taktiktir.” Tam da bu yüzden Avrupa’nın beş büyük liginin son 10 yılına baktığınız zaman tercüman vasıtası ile iletişim kuran teknik adam çok nadir görülür. Taktiksel yeterliliği hakkında henüz net bir şekilde konuşamayacağımız Eddie Newton’un bundan önce denenmiş Trabzonspor kültürüne hakim eski oyuncular kadar camiaya hakim olmadan bu işi ne kadar kotaracağı büyük bir soru işareti. Bu konu teknik adamın oyuncularla olan iletişiminden ziyade,camia, taraftar, yönetim ve basın ile kurulan iletişimin tam ortasında durmasıdır. Guardiola Almanya’ya gelmeden önce Almanca öğrenmekle yetinmeyip anlaşılması güç bir aksana sahip Bavyera lehçesi üzerinde dahi çalıştı ve bunun nedeni olarak da tesisteki bahçıvan ile olan iletişimin dahi önemine vurgu yapmıştı. Tercihini bu şekilde kullanan kulüplerde başarı ihtimali az da olsa varsa bile bu arada ikinci adam olarak ortaya çıkacak yetenekli idareciye Newton’un taktiksel yeteneğinden daha çok bağlıdır.

 

Ne motivasyon var ne de üretim...

Haftalık net Canlı iddaa kaybına %10'a varan iade Misli.com'da, hemen katıl!

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle