Güncelleme Tarihi:
Fenerbahçe'nin eski başkanlarından Aziz Yıldırım'in Çırağan Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısının yankıları sürüyor.
Yıldırım'ın, "Fenerbahçe, Anadolu kulübü haline geldi. Küme düşüyordu. Tarihi tersten yazıyorlar. Seni affetmem bunu bil Ali Koç. Seni bu seyirciyle göndereceğim bunu bil. Sen Aziz Yıldırım olamazsın, ben sokakta büyüdüm. Sen pamuklara sarıldın. Sen 3 Temmuz'un içinde yoksun. Eğer FETÖ'cüleri yönetimde görürsem, buraya gelirim. Bu Volkan Ballı'yı göndermezsen ben gelip seninle beraber gönderirim" sözleri dikkat çekmişti.
Aziz Yıldırım'ın gerçekleştirdiği tarihi basın toplantısını ünlü yazarlar, Hürriyet'e değerlendirdi.
Fenerbahçe'deki finansal detaylara bütünüyle hakim olmamız mümkün değil. Aziz Yıldırım çok uzun konuştu, Ali Koç da yanıt verir, kamuoyu olarak biz de daha iyi anlarız olanı biteni
Ancak Yıldırım’ın basketbol şubesi teklifi enteresan. Bence birlikte oturup bunu değerlendirmeliler. Antrenör olarak Emre Belözoğlu’yla devam edilebilirdi fikrine de katılıyorum. Ayrıca İrfan Can için, Mesut Özil için büyük bütçe ayırıyorsanız teknik direktör için de ayırmalısınız
Zamanında Aziz Yıldırım da aynı hataları yaptı, çok iyi kadrolara düşük profilli teknik adamlar getirdi. Sanırım şu anda Ali Koç da aynı hataya düşüyor. Bence bir takımda en yüksek maaşı antrenör alabilmeli. Çünkü esas kader belirleyici kişi teknik direktör.
Aziz Yıldırım’ın 3 Temmuz ve genel finansal durumla ilgili açıklamalarına yorum yapmam mümkün değil. Bu konu ikili arasında değerlendirilebilir. Ayrıca, dönemin yakın tanıkları ve finans uzmanları bu konuda görüş bildirmeli. Benim yorum yapabileceğim konular ise kongre süreçleri ve transferler olabilir. Aziz Yıldırım, Ali Koç’un vaatleri konusunda yüzde 100 haklı.
Koç 3 yıllık dönemde seçim öncesi söylediklerinin tam tersi profil çizdi. Devamlılık, kurumsallık ve şeffaflık konuları tam tersi şekilde gerçekleşti. Dolayısıyla Emre Belözoğlu’nun hem sportif direktör olarak göreve gelişi hem teknik direktör oluşu ve görevine son veriliş süreci bunun bir göstergesiydi. Burada ne kurumsallık ne şeffaflık ne de devamlılık var. Dolayısıyla son derece başarısız bir üç yıl ve Aziz Yıldırım haklı.
Transfer politikalarına gelirsek... Burada Aziz Yıldırım’ın haklı olduğunu söyleyemem. Misal Anelka konusu. O gün Euro 1.7 idi. Anelka 10-15 milyon liraya getirilebiliyordu. Şimdi ise Sergio Ramos’u getirmek için imza parasıyla birlikle minimum yıllık 15 milyon Euro’yu gözden çıkarmanız gerekir. Bugün değil böyle transferler yapmak, Burak Yılmaz’ın maaşını ödemek bile Türk kulüpleri için büyük külfet. Ayrıca o dönemde, maksimum 10 Avrupa kulübü büyük transferleri yapıyordu. Onlardan sekenler bize gelebiliyordu. Böyle bir ekonomik rekabet gücümüz vardı. Bugün mücadele edilmesi gereken kulüp sayısı, Salzbug’ların Lille’lerin de dahil olduğu 60-70. Dolayısıyla dönem farklı, Ali Koç’un eli bu anlamda Aziz Yıldırım kadar kuvvetli değil.
Aziz Yıldırım, Ali Yıldırım Koç’a karşı eleştirileriyle öfkeli şimşekler çaktı. Şimşek, iki bulut arasındaki elektrik alışverişidir... Ama asıl yük; yıldırımda. Yıldırım, bulutla toprak arasında. Fenerbahçe’nin toprağı 34 bin üyesi ve milyonlarca taraftarı. Eski başkan, açık açık eleştirilerini yaptı ve taraftarların kendisi gibi suskun ve sabırlı olamayacağını, daha büyük tepkiler gösterebileceğini söyledi. Şimşek gösterip, yıldırımı anımsattı! Bu, çok önemli bir alarmdır. Sert, gergin ama her şeyiyle Fenerbahçe kokan bir eleştiriler yağmuru. Bugüne kadar Ali Koç yönetimine fısıltıyla dedikoduyla, polemikle, demeçle, cevap vermemeye özen gösterdi.
Dün kongre öncesi yaptığı eleştiri, genel kurul salonunda söz alarak yapabileceğinden daha farklı bir değer taşıyor. Kongre için de eleştirileriyle önemli bir bölüm oluşturabilirdi. Bazı üyeleri etkileyerek olumsuz oy kullanmalarına yol açabilirdi. Öyle yapmadı. Kendi gündemini yaratarak kendi mesajlarını topluca verdi
Haklı olduğu çok şey var. İş başındaki başkan, azimle kararlılıkla, çabucak harekete geçiyor. Ama iş başına getirdiği teknik adamları süresi bitmeden, onlara sabırla destek vermeden harcıyor. Bugüne kadar çok kalp kırdı (Aykut Kocaman, Emre Belözoğlu). Çok isabetsiz, hayal kırıklığıyla dolu göndermelerde bulundu. Elbette Ali Koç’un haklı, savunulabilir bazı pozisyonları da vardır. Şimdi Ali Koç’a düşen; bu sert ve öfkeli uyarıyı öpüp başının üstüne koyarak, ağır başlı iki paragraflık kısa ve olumlu yanıtlar vererek, eski başkana saygı göstermektir.
Kongreyi bir çatışma ve polemik alanına döndürmek doğru olmaz. Benim açımdan en ibret verici mesajlardan biri de; Yıldırım’ın Koç’u herkesle iyi geçinmeye, barışa davet etmesi. Eh, bazen başkanlar yapamadıklarının değerini böyle anlıyor.
Benim açımdan dünkü basın toplantısının en büyük sürprizi, Aziz Yıldırım’ın basketbol takımı ile ilgili önerisiydi. Sürpriz ötesi bir şok oldu benim için... Ama iyi bir şok...
Yıldırım, “Obradovic’i getiririm” dedi. Peki Obradovic bunu biliyor muydu? Büyük koç, Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra Barcelona’ya falan gider diye düşünüyordum. Ama nedense basketbola başladığı Partizan’la anlaştı. Bu beni şaşırtmıştı açıkçası. Bunu “Mustafa Denizli’nin futbola başladığı Altay’a teknik direktör olması gibi duygusal bir nedene bağlamıştım. Dün basın toplantısından sonra yanında bulunan yöneticilerle konuştum. Onlara “Koç biliyor muydu, yoksa bir tahmin mi” diye sordum. Yıldırım önceki gün Obradovic’le telefonda konuşmuş. “Koç gelir misin” deyince, aldığı cevap şu olmuş: “Seninle cehenneme bile gelirim başkan.”
Ali Koç bu teklife ne der bilmiyorum... Bir başkan için böyle bir yetki paylaşımını kabul etmek kolay bir şey değildir. Kabul eder ve bir başarı hikayesi yazılırsa, bunun taraftar üzerindeki etkisi ne olur onu da düşünebilir. Şunu düşünmek de yararlı olabilir. Böyle bir başarının yolunu açacak teklifi kabul etme büyüklüğü de bir başkan için zaferdir. Hele hele bu teklifi yapan insan “Bir daha başkanlığa aday olmayacağım” diyorsa...















