Güncelleme Tarihi:
Galatasaray Beşiktaş derbisi sonrasında Spor Toto Süper Lig'de zirve yarışı kızıştı. Hürriyet Gazetesi yazarları Güntekin Onay, Uğur Meleke, Kanat Atkaya ve Banu Yelkovan, 40. haftada oynanan mücadeleleri masaya yatırdı.
Spor Toto Süper Lig 40. hafta mücadelesinde Galatasaray ile Beşiktaş karşı karşıya geldi. Sarı-kırmızılılar mücadeleyi 3-1'lik skorla kazandı ve rakibiyle puan farkını 3'e indirdi.
Mücadelenin 11. dakikasında Babel ile öne geçen Galatasaray'a yanıt 42. dakikada Ghezzal'ın penaltı golüyle geldi. Bu golden yalnızca 3 dakika sonra penaltı kazanan taraf sarı-kırmızılılar oldu. Galatasaray'da topun başına geçen Falcao, takımını bir kez daha öne geçirdi. Son sözü 76. dakikada Arda Turan söyledi ve Galatasaray sahadan 3-1'lik galibiyetle ayrıldı. Bu sonuçla birlikte ikili averajda eşitlik sağlandı.
Süper Lig'in bitimine 2 hafta kalan Galatasaray puanını 78'e yükseltti. Beşiktaş ise 81 puanda kaldı. Ankaragücü'nü 1-0 geriye düştüğü maçta 90+6'da gelen golle mağlup eden Fenerbahçe ise puan farkını 2'ye indirmiş oldu.
Hürriyet Gazetesi yazarları Güntekin Onay, Uğur Meleke, Kanat Atkaya ve Banu Yelkovan, Süper Lig'de zirve yarışının kızıştığı 40. hafta mücadelelerini değerlendirdi. İşte o çok konuşulacak değerlendirmeler...
Maça çıkmadan iki takım için de senaryo tamamen aynıydı: Öncelikle kazanmaları, sonra da eş zamanlı başlayan diğer maçlardan skor beklemeleri gerekiyordu. Kazananın sevineceği, beraberliğin kimseyi mutlu etmeyeceği bir maçtı bu. Düşme hattına haddinden fazla yakın Ankaragücü, Hikmet Karaman göreve geldikten sonra herkesin dikkatini çeken bir çıkış yakalayıp 13. sıraya kadar yükselse de son beş haftada iki beraberlik ve üç mağlubiyetle düşme hattının sınırlarına fazla yaklaşmıştı.Puanı iyi futbola verseler, şu andaki noktanın oldukça üzerinde yer alırlardı muhtemelen ama maalesef Hatice’ye değil neticeye bakan bir sporda İyi futbolu maçın geneline yayamamaları maç öncesi en büyük handikapları olarak öne çıkıyordu.
Fenerbahçe teoride şampiyonluğu, pratikte ikinciliği kovalıyordu. Geçen haftaki rahat galibiyet sonrası bu maçın mutlak favorisi olarak çıktı sahaya. Kalan iki maçı da kazanarak bu inişli çıkışlı sezonu elinden gelenin en iyisini yaparak ve tercihen şampiyon bitirmenin peşindelerdi. Takımların hem birbirleriyle hem fikstürle hem de zamanla mücadele ettikleri bu son derece garip sezonda, gözler maçta kulaklar derbide başladılar maça. Planda olmayan tek şey, daha 3. dakikada gelen erken goldü ki Ankaragücü yakaladığı pozisyonları değerlendirebilse, skor daha ilk dakikalardan daha farklı olabilirdi.
Erol Bulut’la deplasmanlarda kazanan, evinde kaybeden, Emre Belözoğlu’yla evinde kazanan deplasmanda zorlanan Fenerbahçe, özellikle ilk yarıda güven veren bir futbol sergilemedi. İlk yarının neredeyse tamamında Ankaragücü baskındı ve çok adamla Fenerbahçe kalesine yüklendi. Fenerbahçe’nin hareketlenmesi için Mesut’u oyuna girmesini beklemesi gerekecekti. Erken gole ilk yarının sonunda Ozan Tufan’la cevap verdiler. İkinci yarı daha hareketli başladı. İki takım da hızlı ataklarla etkili olmaya çalıştılar, 55. dakikada İrfan Can’ın ortasına Pelkas’ın kafa vuruşu auta çıkınca Fenerbahçe mutlak bir gol kaçmış olsa da, İrfan Can o ortanın bir benzerini maçın son dakikalarında Valencia’ya yaptı. Maçın uzatma dakikalarında gelen goli Beşiktaş’ın da kaybetmesiyle maçın tam da hayal ettikleri gibi bitmesini sağladı ve bitime iki maç kala kartlar yeniden dağıldı.
Ligin düğümünü çözecek veya iyice sıkılaştıracak maç haline gelen derbi, tabirin hakkını verecek şekilde “fırtına gibi” başladı. Ali Sami Yen’i lider olarak ziyaret eden siyah beyazlılar, bu moralle ve rakiplerini erkenden devirmek isteğiyle hızlı, baskılı bir başlangıç yaptı. Galatasaray’ı kendi yarı sahasına kıstırmak üzere hareketlenen Beşiktaş topa sahip olan ve gol için batıran taraftı fakat ava giderken avlandı.
Gedson Fernandes’in harikulade pasıyla buluşan Babel, bu flaş akında golü attı ve oyunun da çehresi değişti. Temposu baş döndürücü, faulleri bol ve sert, hızını sürekli artıran, aksiyon filmlerine selam çakan türden bir oyun izledik. Atiba Hutchinson’ın “özetle” bir penaltı alması, bir penaltı vermesi ve bunu da 3 dakika içinde gerçekleştirmesi de skor tabelası için belirleyici oldu ilk devrede. İkinci yarı beklendiği üzere siyah beyazlıların yeniden baskı kurma çabasıyla başladı fakat Galatasaray’ın da söyleyecek sözü vardı ve açıkçası sesi de daha yüksek çıkıyordu. Kimi zaman en ileri uçta yoğun baskı uyguladı, oyunun temposunda belirleyici taraf olmayı başardı, rakibini etkisiz hale getirdi.
Sahaya tecrübeli oyuncularla çıkan Fatih Terim, Uğur Meleke’nin maç öncesi analizine selam çakarak hem “takımı” doğru kurmuştu hem de “oyunu” daha iyi oynatıyordu. Savunmada Marcao’dan, ortada Fernandes’e, Taylan’a, ileride Babel’e kadar maksimum konsantrasyonla takım olarak iyi oynayan Galatasaray’da sonradan dahil olan oyuncuların da performansı yüksekti.
Nitekim 3’üncü golü Emre Kılınç’ın pası, Arda Turan’ın vuruşuyla gelen gol bitirici darbe oldu. Bu derbi zaferi sonrasında nefesler tutulacak ve kalan maçlar beklenecek. Galatasaray, sahasında şampiyonluğunu ilan edebilecek ezeli rakibini üstün bir oyunla, net bir skorla yenerek taraftarını gururlandırdı. Aslan, aslanlığını yaptı, pençesini 3 puana koydu, sahasında kükredi netice itibariyle.
Ligin en çok gol atan iki takımı. Ligin açık oyunda en fazla gol atan iki takımı. Ligin en az berabere kalan iki takımı. Ligin en az 0-0 berabere kalan iki takımı... Bu iki ofansif takımdan birinin sahaya 0-0 için çıkması pek mümkün gözükmüyordu. Beşiktaş’a bu maçta beraberliğin yetmesi avantaj gibi gözüküyor olsa da, dezavantajdı bence bir bakıma. Beşiktaş bence dün bu dezavantajı yaşadı 90 dakika boyunca. Atalanta teknik direktörü Gasperini, Real Madrid’e 1-0 kaybettikleri ilk ayağın sonunda şöyle konuşmuştu: “Bence tablo net. Hesaplamalara filan gerek yok. Madrid’de kazanmak zorundayız. Hepsi bu.” Onlar rövanşı kazanamadılar ama Gasperini’nin o günkü hislerini dün Terim yaşadı bence. Hesap basitti, kazanması gerekiyordu. Başka hiçbir sonuç işine yaramıyordu. Kazanmak için gereken her şeyi yaptı ve kazandı Galatasaray..
Sarı kırmızılılar maça önde baskıyla başladılar ve Vida-Welinton’u sıkça hataya zorladılar. Dakikalar 35’i gösterdiğinde şutlar Galatasaray lehine 4-0, kornerler 3-0’dı. Duran toplar hariç, alışık olduğumuzun çok dışında bir Beşiktaş vardı sahada. Galatasaray’ın ilk devrede skor üstünlüğü sağlayıp, ikinci devrede de fişi çekmesinde tutkusunun-coşkusunun-kazanma isteğinin yanı sıra üç de taktiksel detay öne çıktı bence:
1- Geçen hafta sol çizgi Ömer-Babel’di. Sol iç Emre Akbaba idi. Dün sol çizgide Saracchi-Onyekuru başladı. Sol iç de Gedson’du. Gedson sol içten ara pasıyla ilk golü attırdı. Josef’e ilk devrede kart göstertti. O çizgide etkinliğine alışık olduğumuz Rosier-Ghezzal’i durdurdular, bir de ofansif fark yarattılar orada
2- Duran topları geçen hafta Ömer kullanıyordu. Dün bu görevin Gedson’da olması geceyle gündüz kadar fark yarattı. Gedson sahanın yıldızıydı.
3- Beşiktaş’ın kulübesi çok zayıftı dün. Üstüne üstlük bir de Rıdvan’ı çok geç soktu Sergen Hoca. Terim’inse oyuna sürdüğü herkes fark yarattı. Terim’in ilk 11’i iyi başladı, son 11’i de iyi bitirdi dün doğrusu
Beşiktaş, son dönemlerin kötü maçlarından birini oynadı derbide. Galatasaray ise istekli ve mücadeleci bir karakter ortaya koydu. İki takım da birbirlerinin istediği oyunu sergilemesine izin vermezken Beşiktaş, Aboubakar ve N’koudou’yu fazlasıyla aradı. Galatasaray 2 kez öne geçmenin avantajıyla kendi yarı sahasında alan vermeyen bir kurguyla oynadı. Beşiktaş ise topu rakip ceza alanına etkin bir şekilde getirmekte zorlandı. Dolayısıyla kale önü zenginliğinden uzaktı siyah beyazlılar.
Galatasaray, kötü gününde olan Atiba’ya baskı uygulayıp pas kanallarını kapattı. Beşiktaş güçlü olduğu Rosier ve Ghezzal’li sağ kanadını dün ilk kez bu kadar az kullandı. Sergen Yalçın, yedek kulübesi ve oyuna hamle konusunda Fatih Terim kadar şanslı değildi ve son bölümde Galatasaray bu avantajını iyi kullanarak Arda Turan ile skoru 3-1’e taşıdı. Maç 2-1 iken Sergen Yalçın’ın oyunu ve skoru kendi lehine çevirecek değişikliklere imza atamamış olması siyah beyazlıların en büyük zaafı idi. Nitekim Beşiktaş, son dakikalarda yenilgiye razı olmak durumunda kaldı.
Galatasaray, derbide kazanıp şampiyonluk şansını son 2 maça taşıdı. Sarı kırmızılılar akılcı bir taktik öne geçmenin avantajını iyi kullandı ve kadro zenginliği avantajıyla ezeli rakibini mağlup etti. Dün sahanın en iyisi Galatasaraylı Gedson Fernandes idi. Beşiktaş’ta ise Josef dışında bekleneni veren oyuncu yoktu. Derbide Beşiktaş kaybetmesine rağmen ipler hala siyah beyazlıların elinde.
Hürriyet Gazetesi yazarları Güntekin Onay, Uğur Meleke, Kanat Atkaya ve Banu Yelkovan, Süper Lig'de kızışan zirve yarışını yorumladı.


















