GeriBasketbol Dünyanın tanıdığı Türk: Mustafa Özben'den müthiş itiraf...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünyanın tanıdığı Türk: Mustafa Özben'den müthiş itiraf...

Dünyanın tanıdığı Türk: Mustafa Özben'den müthiş itiraf...
Abone Olgoogle-news

Türkiye onu sesinden tanıyor. Anadolu Efes’in Sesi Mustafa Özben, Hürriyet Gazetesi Basketbol Muhabiri Fatih Saboviç’in sorularını içtenlikle yanıtladı. FIBA nezdinde de görev yapan ve dünyaca tanınan Özben, daha önce hiç duymadığınız anılarını anlattı.

“DOĞDUĞUM YERE, YUVAMA, ANADOLU EFES’E DÖNDÜM

* Anonsörlüğe nasıl başladınız?
- 2002’ye kadar getirdiğim bir sunuculuk ve tiyatroculuk deneyimim vardı. Oldum olası basketbolun içerisindeydim. 15 sene önce Efes World Cup I’de gönüllü anonsörlük yaparak bu işe başladım. Sonrasında Anadolu Efes’ten teklif geldi ve Euroleague maçlarında çalıştım. 3 yıl çalıştıktan sonra Fenerbahçe’ye geçtim. Fenerbahçe’ye 9 yıl hizmet ettikten sonra 2014-15’te doğduğum yere, yuvama, Anadolu Efes’e geri döndüm.

“SOKAKTA GÖRÜP ANONS İSTEYEN OLUYOR, KIRAMIYORUM”
* İşiniz özel yaşantınızı nasıl etkiliyor? Sokakta insanlarla karşılaşınca nasıl reaksiyonlar alıyorsunuz?
- Dışarıda basketbolseverler anons yapmamı çok istiyorlar. Çok direndiğim ama bazen kıramadığım ve anons yapmak durumunda kaldığım anlar oldu. Ama tabii ki o lezzette olmuyor. Esas lezzet burada, Abdi İpekçi Spor Salonu’da. Dolayısıyla o lezzetli anonsları duymak için de basketbolseverleri maçlarımıza davet ediyoruz.

“EN BÜYÜK PİŞMANLIĞIM O ELİ ÖPMEMEK…”
* Anonsörlük kariyerindeki en mutlu anınız?
- Kerem Tunçeri’nin, Dünya Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan’a attığı son saniye basketi... Müthiş bir andı... Onunla ilgili olarak hiç kimseye söylemediğim bir şeyi söyleyeyim... Maçlar sonrasında maçın oyuncusu olarak ön plana çıkanlarla hemen köşede salonun içerisinde röportaj yapıyordum ve o röportaj da içerideki dev ekranda sadece salon içerisindeki basketbolseverlere ulaştırılıyordu. O maçtan sonra Kerem’le kısa bir röportaj yaptım.
Çok büyük pişmanlığımdır, sonradan, “Ah keşke öyle bir şey yapsaydım” dedim... Orada yine o profesyonel duruştan dolayı yapamadım çünkü FIBA’yı temsil ediyordum. “Ver Keremciğim o eli bir öpeyim bütün Türkiye adına” deyip öpmek istedim. Ama yapamadım ve çok içimde kaldı. Bunu da bugüne dek hiç kimseye söylememiştim... Onu yapmış olsaydım kimse bana bir şey demezdi belki. FIBA’dan belki bir tatlı eleştiri gelebilirdi ama o finale çıkma durumunda da artık kusura bakmasınlar... Çok da umurumda olmazdı herhalde (Gülüyor).

“RİO’DA MADALYA KAÇINCA TEKERLEKLİ SANDALYE BASKETBOL TAKIMIMIZLA HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIK”
* Kariyerinizde unutamadığınız ve kötü hissettiğiniz anlar hangileriydi?
- Son Rio Olimpiyatları’nda belki de İspanya’yı yenmeyi başarsaydık, çok büyük olasılıkla bir gümüş madalya gelebilirdi... Benim de unutamadığım anılardan bir tanesi o maça dairdir. O maçın da anonsörü bendim. Türkiye-İspanya karşılaşmasının... Her ne kadar istemeye istemeye de olsa o son saniyede Silvia Dominguez’in attığı basketi, bir İspanyol coşkusuyla anons etmek durumunda kaldım. Çünkü salonda müthiş bir coşku oldu. Hem İspanyol hem Brezilyalı taraftarlar vardı... Kariyerimin en zor anlarından biriydi.

Dünyanın tanıdığı Türk: Mustafa Özbenden müthiş itiraf...

- Hemen 15 gün sonra ikinci bir zor an yaşadım. Bu sefer Rio Paralimpik Oyunları’nda, erkek tekerlekli sandalye basketbol milli takımımız, üçüncülük maçında Büyük Britanya ile oynadı. Normal sürede belki de kazanabileceğimiz bir maç uzatmaya gitti. Sonunda kaybettik ve bronz madalyadan olduk. Sonrasında değerli kardeşlerimle birlikte gözyaşlarımıza engel olamadık. Hep birlikte hüngür hüngür ağladık. Ben salonda önce gözyaşlarımı tutmak zorundaydım profesyonelliğim gereği. Ama sonrasında salonun arkasında onlar soyunma odasından çıkıp geldiler, hüngür hüngür ağlıyorlardı. Ben de kendimi tutamadım. Ben onlara moral vermeye çalıştım elimden geldiğince... Bedensel Engelliler Federasyonu Başkanımızla da konuşma şansımız oldu geçtiğimiz günlerde. Hâlâ çok üzgünler, hâlâ o kaçan madalyanın etkisini yaşıyorlar. Benim kariyerimde de Büyük Britanya’nın kazandığı madalyanın coşkusunu aktarmak kaldı. Ama orada duygularınızı bir kenara koymak zorundasınız.

“HER MAÇ ORTALAMA 1.5 LİTRE SU TÜKETİRİM”
* Maç içerisinde suya çok ihtiyacınız oluyor mu?
- Aşağı yukarı 1.5 litre su tüketiyorum bir maçta... Ama hani böyle çok müthiş, “Boğazım kuruyor, hep su içmeliyim” durumu olmuyor.

“SU ŞİŞELERİMİN KAPAKLARINI BİLE ÖNCEDEN AÇIYORUM”
* Başka yaptığınız, zaman kazanmaya dönük özel hazırlıklarınız mevcut mu?
- Sularımı hazırlarım. Su şişelerimin kapaklarını bile önceden açarım. Çünkü basketbol öyle bir oyundur ki, saniyelerin önemli olduğu bir oyun. Işıklar kapatıldığı zaman el fenerim bile yanımdadır ki, hemen açarım, kadroları o sayede görürüm.

“SESİMİ KORUMAK İÇİN PASTİL KULLANIYORUM”
Sesinizi korumak için neler yapıyorsunuz?
- Bir pastil kullanıyorum. Üşütmemeye dikkat ediyorum. Hastalanmak benim işimi tamamen sekteye uğratacak bir şey. Ancak geçmişte onu da yaşadım. Hasta hasta çok maç anons ettim. Ama tiyatrocularda, sahne sanatlarında görev yapan sanatçılarda olduğu gibi maç esnasında o salgılanan adrenalinle birlikte en azından 2 saatliğine o hastalığımı unutup işimi yaptım.

“TÜM LİSTELERİ EL YAZIMLA VE ÖZEL KALEMLERİMLE YAZIYORUM”
* Maçlar öncesi günlük rutininiz ve hazırlıklarınızdan bahseder misiniz?
- Maç listelerini her zaman kendi el yazımla hazırlarım. Yaklaşık 1600 maçtır bunu yapıyorum. Renkli kalemlerim vardır, fosforlu... Onları çıkartır hazırlıklarımı yaparım. Sonra maçtan kısa süre önce salonda son toplantımızı yaparız.

“ANADOLU EFES MAÇLARINDA BASKETBOLSEVERLERE EĞLENCE ORTAMI SUNUYORUZ”
* Anadolu Efes taraftarlarına mesajlarınız?
- İnsanlar, aileler çocuklarıyla birlikte gelsinler, maçları izlesinler. Maskotumuz Çaylak’la, Anadolu Efes Kızları’yla birlikte burada güzel bir eğlence ortamı sunuyoruz. Bence son dönemde taraftar ilgisi açısından iyi bir yoldayız.

Özben’in en sevdiği yemek: 1 yıl önce evlendiğim eşimin yaptığı ıspanak ve pilav. Hatta son dönemde biraz kilo da aldım.
Özben’in en sevdiği etkinlikler: Tiyatro, sinema ve seyahat.
Anons etmekten en çok hoşlandığı oyuncular: Cedi Osman ve Damir Mrsic.

“OYUNA HAKEM KADAR HAKİM OLMALIYIZ”
* Basketbol hızlı bir oyun, maçlarda takip konusunda zorlanıyor musunuz hiç?
- İzleyiciyi tüm gelişmelerle ilgili bilgilendirmeliyiz. Bu hızlı oyuna bir hakem kadar hakim olmalıyız. Fauller, takım faulleri, basketler, molalar, ihlaller, hatalı top sürmeler, diğer kurallar var... Hakem titizliği ve konsantrasyonuyla maçı takip ediyor olmam lazım.

“EŞİMİ BASKETBOL VE ANADOLU EFES AŞIĞI YAPTIM”
* Biraz da özel yaşantınızı anlatır mısınız? Salondaki Mustafa Özben’i biliyoruz ama kendi yaşantısında nasıldır Mustafa Özben?
- Özel yaşantımla ilgili pek soru gelmemişti bugüne dek. Ama şöyle anlatayım. Geçen sene evlendim 19 Mart’ta... Şu anda beni en çok mutlu eden şey eşimle zaman geçirmek. Onun yemeklerini çok beğeniyorum. Benim de etkimle bu sezon epey maça geldi. Sık sık salonda olmaya çalışıyor. O da şimdi basketbolu daha çok sevmeye başladı. Zaman zaman evde büyük bir heyecanla ona kuralları anlatıyorum. Anadolu Efes formasını giyip geliyor maçlara.

“AİLEM ARNAVUT GÖÇMENİ”
* Ailenizin kökeni nereye dayanıyor peki?
- Kökenim Kalkandelen’e dayanıyor. Bu sebepten ailemin kökeni Arnavut... Anne tarafından da Malatyalıyım. Baba tarafından Türkiye’ye 1910’larda gelinmiş. O dönemden bu yana Türkiye’deyiz.

False