Paylaş
Hala inşaat halindeki Spotify Camp Nou’ya doğru yürüyoruz. Sagrada Familia’dan bitmeyen yapılara alışkın Barselona’nın, inşaat başlamadan önce onun kadar ziyaretçi toplayan en önemli noktasıydı burası. Renovasyon süreci 2022-23 sezonu sonunda resmen başlayan, kısmi açılış uzun gecikmeler sonrasında Kasım 2025’te Athletic Club karşısında oynanan ve ilk golünü Robert Lewandowski’nin attığı 4-0 kazanılan maçla gerçekleşen Camp Nou, stat tamamen kapalı, müze kısmen açıkken bile yüzbinlerce insan tarafından gezildi.
Biz Duracell’in La Liga’yla imzaladığı son derece iyi akıl edilmiş ‘Uzatma Dakikaları’ sponsorluğunun küresel lansmanı için uluslararası bir basın grubuyla geldiğimiz Barselona’da, yeni statta oynanacak ilk El Clasico’ya ve tarihte yalnızca ikinci kez bir Clasico’nun belirleyeceği şampiyonluğa şahitlik edeceğiz. Bir El Clasico’nun La Liga şampiyonluğunu matematiksel olarak belirlemesi, tarihte yalnızca iki kez yaşanmış; ilk kez 1931-32 sezonunda Real Madrid’in ilk şampiyonluğunda, ikinci kez de bu gece. İşte bu yüzden bu 29. şampiyonluk çok özel.
TİKİ-TAKA’DAN FLICKI-FLACKA’YA
Maçtan bir gün önceki basın toplantısında Katalancayı artık anlamaya başlasa da çevirmenle soruları almaya ve İngilizce yanıtlamaya devam eden Hansi Flick’in iletişim dersine şahit olmuştuk. Barcelona’nın sabırlı pas oyunu tiki-takayı daha dikey ve hızlı bir oyuna, buradaki deyişle, Flick’in adından türetilmiş flicki-flacka’ya çeviren Alman teknik adam, ‘İlk sene başarılı, ikinci sene düşüşe geçer’ olarak özetlenebilecek ününün aksine sadece üst üste ikinci şampiyonluğunu kazanmakla kalmadı; savunmayı neredeyse orta sahaya kadar çıkaran, ilk Clasico’da Madrid’i 12 kez ofsayta düşüren, rakibi boğan, alan bırakmayan, maçı tamamen rakip sahaya yıkan bir futbol yarattı. Lamine Yamal, Cubarsi, Bernal gibi gençleri sadece oynatan değil, takımın ana omurgası yapan teknik direktör oldu.
BARÇA BİR ŞEY YAPMADAN KAZANDI
Tek bir koltuğu bile boş olmayan statta, berabere bile kalsa şampiyon olacağı maçı Barça Rashford’un 9’da serbest vuruşta doğrudan kaleye yolladığı topla açtı, 18’de Torres’in ayağından gelen ikinci golle kazandı. Maç sonunda, ülkemizde de görev yapmış Katalan teknik adam David Badia ile konuştuk; “Barcelona fazla bir şey yapmadı ama topu tutması bile yetti” dedi.

FLICK'İN EN GÜZEL VE ZOR GÜNÜ
Türkiye'den gelenleri pek etkilemeyecek bir kutlama oldu maç sonunda. Realliler başları önde sahayı terk ederken Barcelonalılar orta yuvarlakta toplaşıp halay çektiler, sonra önce en ateşli seyircilerin olduğu kale arkası tribününden başlayarak tüm tribünleri dolaştılar. Eser miktarda havai fişek patlatıldı. Bizim değil şampiyonluk, herhangi bir takımımızın herhangi bir önemli iç saha galibiyetinin kutlamasının bundan daha gürültülü ve coşkulu olacağı bir kutlama izledik. Hayatının belki de en zor ve en güzel gününü aynı anda yaşayan Hansi Flick, maç sonu röportajında “Bugünü asla unutmayacağım” dedi ve maç sabahı babasını kaybettiğini açıkladı. “Onlar da ailem” dediği oyuncular, bu şampiyonluğu ona adadılar.
REAL MADRID'DE SORUN TEK DEĞİL
Bizim basın grubundaki İngiliz ve İspanyol meslektaşlar için gecenin öznesi Rashford oldu. Manchester United’dan ayrılıp Barcelona’ya geçmesi çokça eleştirilen İngiliz yıldız, bu maçta gerçek bir sembole dönüştü. Biz geriye kalan diğer milletler maç sonunda ikiye ayrıldık: Kazanan Barcelona mıydı, kaybeden Real Madrid miydi konusu uzun uzun tartışıldı. Real Madrid’in sezon sonunda sıfırdan başlamak zorunda kalacağı ve kriz içindeki kulübü tepeden tırnağa bir değişimden başka hiçbir şeyin kurtaramayacağı konusunda hemfikir olduk. Kriz sadece her iki oyuncunun da 500 bin euro para cezasıyla kapandığı söylenen Tchouameni-Valverde kavgasından ibaret değil. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazanmak için Madrid’e gelen, o geldiğinden bu yana final bile göremeyen Mbappe’nin sakatlık döneminde Sardunya’ya tatile gitmesi, taraftar nezdinde bardağı taşıran son damla olabilir; ama kriz bundan da ibaret değil.
REAL MADRID PEREZ'İ BIRAKMIŞ GİBİ
Nitekim kulübün kupasız kapanan sezonu ve bu 2-0’lık El Clasico yenilgisinin ardından Florentino Perez olağanüstü bir basın toplantısı düzenledi. Yaklaşık 13 yıl sonra ilk kez gazetecilerin sorularını canlı yayında yanıtladığı o toplantıya “İstifa etmeyeceğimi söylediğim için üzgünüm” sözleriyle başladı ve görevi bırakmak yerine seçime gideceğini açıkladı. Mevcut yönetimle yeniden aday olacağını söyleyen Perez, kulübe karşı organize bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını savundu; muhaliflere “Gölgede konuşmayın, açıkça aday olun” çağrısı yaptı. Savunmacı, öfkeli, kontrolünü zorla tutan bir havayla kendisinden başka herkesi suçladı. Ama söylediklerinin hiçbiri Real Madrid’in sezonu kupasız kapattığı, Barça karşısında sportif üstünlüğü kaybettiği, Mbappe krizinin tüm ağırlığıyla sürdüğü ve kulüp içindeki gerginliğin elle tutulur hale geldiği gerçeğini değiştirmedi. Başkan Real Madrid’i bırakmamış olabilir; ama Real Madrid’in başkanı bırakma zamanı geldi galiba
Paylaş