GeriDiğer Buse Naz Çakıroğlu: Olimpik Anneler projesi hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Buse Naz Çakıroğlu: Olimpik Anneler projesi hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor

Buse Naz Çakıroğlu: Olimpik Anneler projesi hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor

Avrupa şampiyonu ve dünya ikincisi Fenerbahçeli milli boksör Buse Naz Çakıroğlu, kariyeriyle ilgili açıklamalar yaparken Olimpik Anneler projesiyle ilgili de konuştu.

1. Spora nasıl başladın, bir rol modelin var mıydı?
2009 yılında kardeşimin kolu dirsekten kırıldı. Alçıdan dolayı kolunu kısıtlı kullanabildiği için fizik tedavi sonrası kolu çok güçsüz kaldı. Annem, kolunun güçlenmesi için kardeşimi spora göndermeye karar verdi. Yalnız gitmesin diye de kardeşime ben eşlik ettim. Yaklaşık 6 ay sonra hocamız anneme “Kızınız bu spor için çok yetenekli. Müsabık (yarışmacı) sporcu olarak devam etmesini istiyorum” dedi. Annem de onay verince 2010 yılında spor hayatım başlamış oldu. 1. Bu anlamda annelerin çocuklarını spora teşvik etmesi ve bu süreçte sürekli destek olması hakkında düşüncelerin nelerdir?
Aileler genelde çocuklarının sağlıklı, mutlu, sorumluluklarını bilen başarılı insanlar olarak yetişmesini isterler. Bu süreçte sporun çocuğun hayatına dâhil edilmesinde ailenin ve çocuğun kazanımının oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. Sporun temelde büyüme sürecinde uyku saatinden tükettiğin besine, beden ve ruh sağlığından arkadaş seçimine kadar her süreçte etkin bir rolü var. Bu sebeple çocuğu, yeteneğine ve isteğine göre onu yönlendirerek desteklemeliler.

2. Spor kariyerin boyunca seni en çok zorlayan ne oldu? Bu noktada seni en fazla motive eden şey neydi?
İşini özveriyle yapan her sporcu gibi benim de hayalim olimpiyat. Olimpiyata katılmaktan ziyade, Olimpiyat madalyası alarak o kürsüde ‘Ben de varım’ demek istiyorum. Bu süreçte sosyal hayatımdan fazlasıyla ödün vererek günümün 5-6 saatini antrenman yaparak geçiriyorum. Bu kadar özveriyle çalışıp gayret gösterirken bazen her şey istediğiniz gibi sonuçlanmayabiliyor. Ama bu benim motivasyonumu kırmıyor. İlk günkü gibi beni zorluyor. Bu yönümü çok seviyorum. Hiçbir şekilde pes etmeden kaldığım yerden daha da güçlenerek yoluma devam ediyorum. 

3. Bugüne gelene kadar keşke yapmasaydım/iyi ki yapmışım dediğin neler oldu?
Keşke yapmasaydım dediğim belirgin bir şey olmadı. İyi ki yapmışım dediğim şeyler daha fazla. Ve bunların başında da kardeşime eşlik edip spora başlamam oldu. Çünkü spor hayatım oldu. Hayatımda sağlık, denge, disiplin, sorumluluk bilinci, iyi bir insan olma motivasyonu sporun hayatıma kattığı, beni ben yapan özellikler oldu. 

4. Günde kaç saat antrenman yapıyorsun? Olimpiyatlar yaklaştıkça antrenman saatlerini ne oranda artırıyorsun?

Haftada bir gün izin günü yaparak günde 5-6 saatimi antrenmana ayırıyorum. Kuvvet, patlayıcı kuvvet ve çabukluk gibi programlar değiştikçe sürelerde artabiliyor.

5. Boksun Türkiye’deki popülaritesi hakkında ne düşünüyorsun? 
Sporun her branşında olduğu gibi boksta da hem katılım hem izlenme sayıları açısından ciddi bir yükseliş var. Organizasyonlar görsel ve yazılı yayın yoluyla daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu sayede hem arkamızdaki destek bizi güçlendiriyor hem de boks sporunu daha çok kişiye tanıtabiliyoruz. Bu sayede de boksa olan önyargıların azaldığını görüyoruz. Bunda özellikle kadın sporcular olarak payımızın yüksek olduğunu düşünüyorum. 

Buse Naz Çakıroğlu: Olimpik Anneler projesi hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor



6. Ringe çıktığında uyguladığın bir totem veya karşılaşmalarda yanında bulundurduğun bir eşyan var mı?

Maç öncesi kendime kalır sadeleşirim. Beni o tempoya hazırlayan şarkı listelerim vardır. Totem olarak onları dinlerim. 

7. Türkiye’de spor kültürünün gelişmesi için sence nasıl adımlar atılmalı?
Ülkemizde belirli bir spor alışkanlığı var ve bu genellikle popüler branşlardan ibaret. Fakat spor bununla sınırlı değil. Fiziki olarak ve zihnen sağlıklı nesiller istiyorsak çocukların ve gençlerin sporla yetişmesi çok önemli. Bu noktada çocukların spora yönlendirilmesinde ise en önemli kriter aileler. Benim ailem her zaman yanımdaydı, antrenmanlara ve maçlara hazırlık sürecimde desteklerini hep hissettim. Sonucu her ne olursa olsun yolumu açan, yükümü hafifleten her zaman yanımda olduğunu hissettiren bir ailem var. Bu nedenle spor kültürünün gelişmesi için, geleceğe yatırım yapabilmek adına bugünden o çocukları yetiştirecek aileleri spor konusunda bilinçlendirmek gerekiyor.

8. Olimpik Anneler projesine dâhil olan sporculardansın. Projenin nasıl bir katkısı bulunuyor?
Olimpik Anneler projesi “Çocuğuna spor yaptıran her anne Olimpik Annedir” diyor. Benim bugünlere gelmemde annemin ve tabii ki ailemin çok önemli katkıları var. Aslında gelecek için Olimpik Anneler projesi de bunu sağlıyor. Yani size ve sizi bugünlere getiren annenize maddi ve manevi destek olmanın yanı sıra gelecekte ülkemizi temsil edecek yeni sporcular yetişmesi için bu spor kültürünün ülke geneline yayılmasını hedefliyor. Bugün olduğu gibi gelecekte de bayrağımızı göndere çıkarmak istiyorsak, geleceğin sporcularını bugünden yetiştirmeliyiz. Olimpik Anneler projesi de burada devreye giriyor ve bu anlamda hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor. Sporun gelecek nesillerin hayatında nasıl muhteşem bir değişim sağlayacağını, elde edilen başarıları da örnek göstererek toplumun her parçasına gösteriyor. Eğitimin aileden başladığı gerçeğini de göz önünde bulundurursak Olimpik Anneler projesi sporla ilgili bilinçlendirmeyi aileden başlayıp toplumun geneline yayıyor. Toplumun, sporla yoğrulmuş sağlıklı, dinç, disiplinli ve başarılı bireyler kazanmasına destek oluyor.   

9. Biraz geçmişe baktığında, sportif anlamda gurur duyduğun 3 başarıdan kısaca bahsedebilir misin?
- Belarus /Minsk'te düzenlenen 2.  Avrupa Oyunları'nda Rus rakibimle final oynayarak bu dalda ülkeme ilk altın madalyayı kazandırdım. Bu benim için moral/motivasyonumu üst seviyeye çıkardı. Onur vericiydi. Ayrıca Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de maçı izlemesi bize ekstra heyecan katmıştı.  - Rusya’da düzenlenen Kadınlar Dünya Boks Şampiyonası yarı final müsabakasında daha önce 6 kez dünya şampiyonu olan ve kariyerinde birçok önemli başarı bulunduran Hint Mary Kom ile karşılaşmış ve bu maçın kazananı olmuştum. Maç öncesinde de Mary Kom zaten takip ettiğim ve saygı duyduğum bir sporcuydu. Onunla karşılaşmak ve galip ayrılmak da benim için unutulmaz bir başarıydı. 

10. Henüz genç bir yaşın var, bu yıl Olimpiyatlarda ülkemizi temsil edeceksin. Peki, gelecek hedeflerin ne?
Olimpiyat’ta ülkemi en iyi şekilde temsil edip ülkeme yeni madalyalar kazandırmak en büyük motivasyon kaynağım. Herkes Boks Kadın Milli Takımı’nın 2 altın kazanmasını bekliyor. Ama ben bu takımın 3-4 madalya alabileceğini düşünüyorum. Çünkü olimpiyat elemelerinde İngiltere'de de çok iyi gidiyorduk. 5'te 5 olarak devam ediyordu maçlar ve kura olarak da herkesin zorlu rakipleri vardı. Buna rağmen 5'te 5 olarak gidiyorduk. O yüzden çok umutluyum. 2021’de de güzel başarılar almayı hedefliyorum. 

11. COVID-19 döneminde senin yarınlara umutla bakmanı sağlayan motivasyon neydi?
Tüm dünya olarak bugüne kadar sınanmadığımız bir sürecin içinden geçiyoruz.  Bu süreç sağlığımızı, yaşam şeklimizi, planlar üzerine kurduğumuz düzenimizi öngördüğümüzden fazla etkiledi. Ancak ben bu süreçten daha başarılı daha güçlü çıkabilmek adına zihinsel ve fiziksel olarak performansımı yükseltecek çalışmalar yapmaktan vazgeçmedim. Kazandığım zamanı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. 

12. Sadece sporcu olarak düşünmeden, başarılı bir genç olarak çocuklara ne gibi önerilerin olur?
Hayatın her alanında iyi de kötü de her şey bizim için. Olumsuz olduğunu düşündüğümüz şeyler bize tecrübe katıyor. Hayalini kurup hedeflediğin her ne ise o yolda emek sarf etmenin ve istikrarlı olmanın başarıyı getirdiğini, kendini geliştirerek hayatına yeni bir şeyler katmanın ise insana her zaman bir artı kattığını düşünüyorum. “

Buse Naz Çakıroğlu: Olimpik Anneler projesi hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor



Buse Naz’ın bizi gururlandıracağına inanıyoruz”


Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve P&G işbirliğiyle yürütülen Olimpik Anneler projesi ile ilgili konuşan P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, güçlerini iyilik için kullandıklarını, hayata geçirdikleri sosyal sorumluluk projelerinin odağında yaşamları iyileştirme ve topluma katkı sağlama hedeflerinin bulunduğunu söyledi. “Özellikle çocukların ve gençlerin özgüven gelişimine destek olma konusunda eşsiz bir rol oynuyoruz” diyen Turnaoğlu, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en çok destek oldukları alanlardan birinin spor olduğunu belirtiyor. Turnaoğlu “Sporun sağlıklı ve özgüveni yüksek nesiller yetiştirebilmemizde oldukça önemli olduğuna inanıyoruz. Olimpik Anneler projemiz ile Türkiye’de spor kültürünün gelişmesi ve çocukların spora yönlendirilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Tabii çocuğun hayatında en önemli figür anne. Bu yüzden annelerimize elimizi uzattık ve “Çocuğuna spor yaptıran her anne Olimpik Annedir” diyerek ve aileleri, özellikle anneleri bu konuda bilinçlendirmek, ön yargıları yıkmak istiyoruz. Bu projemizin bir diğer bacağı olarak, Türkiye’deki 30’uncu yılımızı kutladığımız 2017 yılında 30 Olimpik Sporcumuza desteğimizi açıklamıştık. Bugün ülkemizdeki 34’ncü yılımızda Buse Naz da desteğimizi sunduğumuz 34 sporcumuzdan biri ve Tokyo’da kendisinin bizi gururlandıracağına inanıyoruz” dedi.
Desteğimizi 2028 yılına kadar uzatma kararı aldık

”Turnaoğlu “Olimpik Anneler projemiz bunlarla da sınırlı değil. Daha başlarken Türkiye’nin ilk ‘Spor Kültürü Araştırması’nı gerçekleştirmiştik. Düzenli aralıklarla tekrarladığımız bu araştırmamızla Türkiye’deki ailelerin spor alışkanlıkları, karşılaştıkları engeller ve motivasyonlarını kamuoyuna sunduk. Araştırmamızla haftada 2 – 3 kere spor yapanların oranının, her 10 çocuktan 2 çocuğa yükseldiğini gördük. Aynı zamanda bu harita ile Türkiye’deki tüm spor tesislerini tek bir noktada buluşturmayı hedefledik. Ayrıca gerçekleştirdiğimiz seminerler ile 24 binden fazla anneye ulaştık ve çocuklarını nasıl “doğru spora” yönlendirebilecekleri konusunda bilinçlendirmeye çalıştık” dedi.

Olimpiyat Oyunları’nın P&G için ayrı bir öneminin daha olduğunun altını çizen Turnaoğlu, şöyle devam etti:

“P&G herkesin eşit temsil edilebildiği bir dünya hayal ediyor, aynı Olimpiyat Oyunları gibi aslında. Tarihin en köklü organizasyonlarından olan Olimpiyat Oyunları; onlarca farklı milletten binlerce sporcuya ev sahipliği yapıyor. Yani farklılığınız ne olursa olsun, Olimpiyat Oyunlarında bunun hiçbir önemi yok ve siz ancak yeteneğinizle ön plana çıkabilirsiniz. Bu nedenle P&G, globalde Olimpiyat Oyunları’nın en büyük 8 sponsorundan biri ve bu kapsamda biz de P&G Türkiye olarak ülkemizde Olimpik Anneler projemizi gururla sürdürüyoruz. Üstelik yakın bir tarihte duyurduğumuz üzere globalde Olimpiyat Oyunlarına gururla verdiğimiz desteğimizi Paralimpik Olimpiyatları da içine alacak şekilde 2028 yılına kadar uzatma kararı aldık. Türkiye’de Olimpiyat Oyunlarında ülkemizi temsil edecek sporcularla anlaşmamızı, yeni sporcularımızla çeşitlendirerek devam ettireceğimizi açıkladık. Bu desteğimiz geçmişte olduğu gibi Tokyo yolunda ve Tokyo’da da çok önemli bir rol oynayacak.” 

Buse Naz Çakıroğlu: Olimpik Anneler projesi hem bugüne hem de geleceğe önemli katkılar sağlıyor

250 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

False